Yandaşlara basın tarihi dersi

A. Mümtaz İdil

Yandaşlara basın tarihi dersi

Bir köpek bir insanı ısırırsa bu haber değildir, ama bir insan bir köpeği ısırırsa, işte bu haberdir.”

Hemen tüm gazetecilerin, hatta gazeteci olmayan bir çok insanın da bildiği bu cümle, kısaca Vikont Northcliffe adıyla tanınan Alfred Charles William Harmsworth’e aittir.

THE TIMES

Çağdaş popüler gazeteciliğin kurucusu olarak bilinen ve “konuşma noktası” yaklaşımını gazeteciliğe kazandıran kişi olarak da bilinen Vikont Northcliffe, 1903 tarihinde ünlü Daily Mirror gazetesini kurdu. 1905’te The Observer gazetesini satın alıp, batmaktan kurtardı ve 1906 yılında da The Times gazetesini ele geçirdi. The Times, 1785 yılında John Walter adlı bir İngiliz tarafından kurulmuş bir gazeteydi ve en büyük özelliği, gazetenin kuruluşundan 1966 yılına kadar birinci sayfasını küçük ilanlara ayırmış olmasıydı. Bu kuralı iki kez, biri 1805 yılında Amiral Nelson’un ölüm haberinde ikinci kez de 1965 yılında Churchill’in ölüm haberinde, ölüm haberlerini birinci sayfadan verdiği için bozmuştur. 1966 yılından sonra ise The Times gazetesi de, birinci sayfasını normal haberlerle doldurmaya başladı.

Bizi ilgilendiren en önemli konu ise, İngiltere’nin bu en köklü ve saygın gazetesinin kurucusu John Walter zamanında hükümetten destek alması ve bütünüyle de “yandaş” olarak hükümet yanlısı yazılar yazması...

Gazete, bugünkü anlamda özerkliğini ve bağımsızlığını oğul ve torun Walter’lar zamanında kazamaya başladı. Gazetenin 1865 yılındaki baskı sayısı yüz bine yakındı, oysa bugün gazete bir milyondan fazla baskı yapmaktadır.

The Times, bütün zamanlar içinde İngiltere’nin en etkili gazetesi özelliğini hep korudu. Gazeteyi bugünkü durumuna 1817 yılında, henüz 31 yaşındayken yazı işleri müdürü olarak göreve başlayan Thomas Barnes’in gazetecilik anlayışının getirdiği söylenir.

Yine ilk kez Barnes’tan sonra yazı işleri müdürlüğü koltuğuna oturan John Thadeus Delane zamanında, gazetenin başbakanları, bakanları ve ordu komutanlarını bile düşürecek bir “güç”olduğu kanıtlanır. Delane, gazeteciliğin aynı zamanda kamuoyunu gizli pazarlıklardan da haberdar etmek olduğunu çok iyi analiz etmiş ve sezmişti. Bunu da, İngiltere Hükümeti’nin, 1917 büyük Ekim Devrimi öncesi Rusya’nın son çarı olan II.Nikola’ya gönderdiği notayı, daha Çar okumadan gazetede yayınlamasıyla kanıtlamıştı.

DIE WELT

Artık Türkiye’de “büyük ve köklü” gazete kalmadığı gerçeğinden yola çıktığımızda, bir gazetenin “köklü” sıfatını taşıması için ilkeli çalışması gerekliliği ortaya çıkıyor. Bir gazetenin“köklü” sıfatını alması için çok uzun yıllar önce kurulmuş olmasını ve yıllar içinde bunu gerçekleştirmesi gerekmiyor. İkinci Dünya savaşından hemen sonra, 1946 yılında yayın hayatına başlayan ünlü Alman gazetesi “Die Welt”, çok kısa süre içerisinde dünyanın sayılı saygın gazeteleri arasına girmeyi başarmıştır. 1960’lı yıllarda gazetenin günlük tirajı 250 binlere dayandığında, Die Welt’in yazı işleri müdürü Hans Zehrer, “Biz bir Alman Times’ı olmak istiyoruz, ama bunu başarıp başaramayacağımızı bilemiyoruz...” demişti. Die Welt, 1946 yılında The Times gibi bir gazete olmak üzere yola çıktığında, ekonomik olarak çok güçsüz durumdaydı, ama inançlı bir kadroya sahipti. 1947 yılında Londra’ya muhabir atayarak, Alman basın tarihinde yurt dışında ilk muhabir gönderen gazete olma unvanını elde etti. Londra muhabiri Almanya için çok önemliydi, çünkü İngiliz işgal güçleri ile Londra arasındaki bağlantıyı daha iyi izlemesi ve bunu siyasi muhabirleri ile de destekleyerek Alman halkına sunması gerektiğine inanılıyordu. Nitekim, bir süre sonra Die Welt’in yorumları uluslararası bir değer taşımaya başladı, bu özelliğini hala da sürdürüyor.

LE SOIR

Brüksel sokaklarında, sabahın erken saatlerinde, üzerinde “Le Soir” yazısını taşıyan siyah kamyonlar görüldüğünde, Belçika’nın ünlü ve en köklü gazetesi “Le Soir”ın dağıtımının başladığı anlaşılır. 1887 yılında Emile Rossel tarafından kurulan Le Soir, 1950’li yıllarda 300  binlik tiraja ulaşmıştı. Bugün ise artık milyonlarla ölçülmektedir. Gazete, halkın da söz hakkını kullanma özgürlüğü olduğunu ve kendi düşüncelerini yazabildiği günümüzdeki “serbest kürsü” anlayışını dünyada ilk uygulayan gazete olmuştur. Yine Le Soir’ı öteki batılı gazetelerden ayıran önemli özelliği, gazetenin içine ayrıca bir küçük gazete “Pettite Gazette”bölümü eklemesidir.

Tuhaftır belki, ama bu “küçük gazete” gazetenin belleğini oluşturur. Le Soir, I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı arasında iki kez yayınını kesmek zorunda kalmıştır. 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar’ın Belçika’yı işgal ettikleri sırada Brüksel’de yayımlanan Le Soir’ın, yukarıda sözünü ettiğimiz ve 1887 yılında kurulan Le Soir ile hiçbir ilgisi yoktur. Ama aynı yıllarda Le Soir, Belçikalı direnişçiler tarafından basılıp el altından dağıtılmıştır. Almanlar bunun farkına varınca, direnişçi bazı Le Soir elemanlarını kurşuna dizmiş, ama gazetenin savaş sonuna kadar el altından basılmasına engel olamamıştır.

LE MONDE

Hala dünyanın en saygın, yorumları en çok tepki getiren gazetelerinden Le Monde, Paris Opera Binasının yanındaki bir binada yayın hayatına başladığında, kurucuları bile gazetenin dünya basınında bu kadar saygın bir yer alacağını düşünememişti. Gazetenin, bugün de yayımlandığı binada, 1944’ten önce, yine Fransa’nın saygın gazetelerinden, Le Temps yayımlanmaktaydı. II. Dünya Savaşı sırasında yayınını kesen Le Temps’ın yerine, aynı binada bir avuç direnişçi (ressistance), aralarında topladıkları 200 bin frankla “Le Monde”u kurdular. Başlangıçta gaetenin üç temsilci grubu vardı: 1. Sosyal kalkınma için çaba gösteren Katolikler,  2. Liberal Protestanlar ve 3. De Gaulle yanlıları.

Bu gruplar, gazetenin belli bir kesimin sesi olmaktan çok, tüm Fransa’nın sesi olmasını sağlayabiliyorlardı. 1951 yılında yazı işlerinde ilk anlaşmazlık patlak verdi ve yazı işleri müdürlerinden Katolik grubun temsilcisi Hubert Beuve Mery istifa etmeye kalkıştı. İstifası kabul edilmedi, ancak gazetede mücadeleyi idealistler kazandı ve gazete “monşerler”tabakasına seslenen, Dışişleri Bakanlığı’nın sözcülüğünü yapan bir konuma geldi. Ama yine de günümüzde Le Monde, gerek imzalı gerek imzasız ama hepsi konusunda uzman kişilerin kaleme aldığı makale ve yorumlarıyla Fransa’nın en etkin gazetelerinden biri olma özelliğini korumaktadır.

THE GUARDİAN

Ve gelelim en çarpıcı duruma: İngiltere’nin en önde gelen gazetelerinden “The Guardian” da ülkenin en köklü ve ilkeli gazetelerinden biri olarak günümüzde saygınlığını korumakla birlikte, gazete artık “kağıt” baskıdan “internet” ortamına taşınmaya karar vermiş durumda. Çarpıcı diyorum, zira bütün gazetelerin sonuçta varacağı nokta bu olacak ve hepsi de günün koşullarına göre kendilerini internet gazeteciliğine hazırlamakla meşguller.

Guardian, “Manchester Guardian” adıyla yayın hayatına başladığında, bir taşra gazetesi olarak pek şans tanınmıyordu. Oysa 1872 yılında gazetenin başına geçen C.P.Scott, Guardian gazetesine öyle bir kişilik kazandırmıştır ki, gazete bugün bile sağlamlığını ve kişiliğini o günlerden almaktadır.

The Guardian aslında liberalizmin sesi bir gazetedir. Gazeteyi bugünkü durumuna getiren Scott’un ölümünden dört yıl sonra, 1936’da mirasçılar “Scott  Vakfı”nı kurdular. Scott’un yerine geçen Wardsworth gazeteyi daha geniş kitlelere yaymayı başardı. Daha sonra yazı işleri müdürü olan Hetherington, 1959 yılında gazetenin logosundaki “Manchester”i çıkarttı ve bugünkü The Guardian doğdu.

LE FİGARO

Fransa’nın efsane gazetesi Le Figaro’yu diğer tüm gazetelerden ayıran en önemli özelliği bir kültür-sanat gazetesi olmasıdır. Gazete, kuruluşundan başlayarak kişinin özgürlük ve vatandaşlık haklarını savundu. Yasalar arasındaki çarpıklıklar ve çelişkiler gözler önüne serildi. Büyük yazarların, örneğin Balzac’ın bazı romanları bu gazetede tefrika edildi. Ünlü Dreyfus savunmasında da Le Figaro gazetecilik kimliğinden ödün vermedi ve Dreyfus’u savundu. O sıralarda başyazarı da Emile Zola’ydı. Ayrıca gazetenin yazı kurulunda Maupassant ve Mallarme gibi yazarlar bulunuyordu. Marcel Proust “Dominique Horatio”takma adıyla gazetede yazılar yazdı. Anatole France da gazetenin yazarları arasındaydı. 1900 yılından sonra Jean Giraudoux,  Andre Gide, Edmund Rostand, Jean Cocteau gibi yazarlar da baş makale yazarı olarak görev aldılar.

II. Dünya savaşndan Le Figaro da nasibini aldı ve gazete 1942 yılında yasaklandı. Paris’in kurtuluşuyla birlikte gazete yeniden yayınlanmaya başlandı.

THE DAILY TELEGRAPH

Ciddi bir düşünce gazetesi olup da 1960’lı yıllarda 1,5 milyon tiraja ulaşabilmiş birkaç gazeteden biri de The Daily Telegraph’tır. Gazete, fiyatını The Times, The Guardian gibi“devlerden” daha düşük tutmakla birlikte, içerik olarak ikisinden de aşağı kalmamaya özen gösterdi. Bu yolla da İngiliz orta sınıf okurunu yakalamayı başardı. Gazete 1855 yılında kurulmasına rağmen hep yenilikler yaparak, dönemin ünlüleriyle ilginç röportajlar gerçekleştirerek kalitesini ve ününü yukarı çekmeyi başardı. Gazete, İngiliz Muhafazakar partilerle ilişkisini hiçbir zaman reddetmedi ama asla da organik bir ilişkiye girmedi.

FRANKFURTER ALLGEMEİNE ZEITUNG

Son olarak Frankfurter Allgemeine Zeitung’a değinmekte yarar var. Gazete, yukarıda söz edilen gazeteler içinde en genç olanı. 1949 yılının Kasım ayında ilk sayısı yayımlanmış olmasına rağmen, yeniden  yapılanma yolunda büyük adımlar atan Almanya’da yayınlanması açısından haber sıkıntısı hiç çekmedi denebilir. Kısa sürede gazete 250 bin tirajını aşarak adını tüm dünyaya duyurmayı başardı.

DİĞERLERİ

Daha incelenecek, ele alınacak bir yığın gazete var kuşkusuz, ama başta Avusturya’nın önde gelen gazetesi Die Presse olmak üzere, Rusya’da yayınlanan İzvestiya, Pravda, İsveç’in Svenska Dagbladet, İspanya’nın El Pais, İsviçre’nin Neue Zürcher Zitung, Hollanda’nın Nieuwe Rotterdamse Courant vb... gibi gazetelerine de yer vermek gerekti.

Sonuç olarak, tüm bu gazeteler artık birer internet gazetesine dönüşme yolunda hızla ilerliyorlar ve internetten hepsini takip etmek şu anda mümkün. Bir süre sonra “kağıt üzerinden gazete okumak” tam anlamıyla nostaljik hale bürünecek gibi görünüyor.

Bu bir şans mı, şanssızlık mı, zaman gösterecek.

 

10.04.2016 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İdam tartışmalarına hiç bu açıdan bakmadınız

Hala çözülemeyen cinayet

SMS diliyle Anna Karenina

AKP Cadı Avını Kimden Öğrendi

Tek rüzgar buradan geliyor

3. Dünya Savaşı buradan çıkmaz

Vezir'in yetkileri Şah'a devredilse satranç nasıl bir oyun olurdu.Başkanlığı Birde Böyle Okuyun

Yaşantımızı "Evet" ile "Hayır" arasına sıkıştıranlara inat

KİTAPLAR SUÇ ALETİ OLURSA...

BENİ KRALDAN DAHA YETKİLİ KILIN

Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Bilinmeyen Marlon Brando

İşte yine yakalandın alçak!

" Fidel Arkadaşımdı"

Türbanlılar TÜYAP'ta en çok hangi kitapları aldı

Ölüm... Seni yazmak hep bana mı düşecek

Emre Kongar'ın odasında unuttuğum mektup

Terk ettim...

İşte Gerçek Bu...

Mastroianni ve Cep Telefonu

Asrın satranç maçı Erdoğan: Beyaz, Fethullah: Siyah

Hollywood'u ilk kim boyadı

Mastroianni, Connery ve Tarık Akan

Adım adım anarşizme

Erdoğan'ın tek şansı kaldı

ABD bugüne kadar başarısız olmamıştı

Erdoğan, dimdik ayakta kalacağını sanıyordu

Erdoğan tarihe nasıl geçmek istiyor

Numan Kurtulmuş’un pervasızlığı nereden geliyor

Zarrab olayı öyle bir patlayacak ki, bazıları Nagazaki ya da Hiroşima'yı arayacak..

Soruyorum: Topyekün savaşı istiyor musunuz?

Binali Yıldırım bunalacak ve bir süre sonra istifa etmek zorunda kalacak .göreceksiniz

Günün özeti...

O ülkeyi düşük profilli başbakan yönetmişti

ABD kimin başkan olmasını istiyor

Attila Özdemiroğlu'nu yazdı.Kanser yakamıza yapıştı hep güzel insanlarımızı seçiyor

Yandaş gazetecilik tarihinin en önemli örnekleri ne zaman ortaya çıktı

En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Bu diktatör size çok tanıdık gelecek

Cezayir ' kurtarıcı 'olarak bir diktatöre sığınınca neler olmuştu

Marks'tan sonra en büyük beyindi

İslamiyet'teki bu 'mezhep kavgaları'yüzyıllar sürmeyecek

Tek tek avlıyorlar hepimizi

Editörden: Göreve davet ...

Kara Yorgi

Seçimin asıl galibi sosyal medyadır

Alis kâbuslar diyarında

Kadınların umutları ne zaman çiçeğe duracak

SENİ ESKİMEYEN YAŞLI ELLERİNDEN TANIDIM

Çetin Altan ' Kandırıldığını bile anlayamadan ' veda etti

On gün neredeydin be kadın!

IŞİD'i bir kenara koyun yapanı kutladığına göre...

Artık korkmuyorum Vehbi, arayabilirsin...

Dengesiz

1 Kasım kaosuna doğru adım adım

Neydi Rosenbergler olayı?

Müzik ve dans devrimdir

BİR EYLÜL SABAHIYDI ŞEYTANIN KIPIRDANMAYA BAŞLADIĞI GÜN

Anayasayı ortadan kaldırmak istiyorsunuz

Yanılıyorsun Cemil Bayık

Kavramları pistoletle vuramazsın Yiğit...

Uğur Mumcu hiç beklemediğim bir şey yaptı

Gelen gideni aratır kuralını yaşayacağız gibi.

DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

Osmanlıcayı biz öğreniriz, siz önce Türkçe öğrenin

Rennan Pekünlü

SOSYALİST DEVLET BÖYLE OLUR İŞTE

Halit Çelenk

Unuturuz, çok çabuk unuturuz. Yeni felaketler gelinceye kadar.

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi

Erdoğan; Berkin'i en azından mezarında rahat bırak

Floransa'dan İstanbul'a uzanan cinayetin içyüzü

IŞİD'ten Spartacus taktiği

Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Türk siyasetindeki zarafeti kim bitirdi

Bırakın o polisler bedelini ödesin

Bazı Arkadaşlarım Kemal Kılıçdaroğlu'na bu kadar yüklendiğimi sorguluyor

Şimdi öldüm ve cennetteyim

Bizim kuşak kaybolup gitti

Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

Gece bu mevsimde karabasan gibi çökmüyor

muhalefetin aklına gelmemiş olması mümkün mü

SOMA ÖNCESİ, ÇOK ÖNCESİ BİR YAZI

BİR İNAT UĞRUNA CUMHURBAŞKANI DAYATMASI

Madımak yobazlar kadar sosyal demokratların da katliamıdır

21 Milletvekili ve BlackJack Örneği

EMine Ülker Tarhan'ın Adaylığı...

Güldal Mumcu, Uğur Mumcu , Ekmeleddin İhsanoğlu

Düzgün bir aday göster, kaybet

Bunu yazmadan edemeyeceğim.

İşler tuhaflaşıyor.

Gelelim şu bayrak indirme işine.

Yanılmışım..

Enver Aysever- Sırrı Süreyya Önder Üzerine

PİRUS ZAFERİ

UTANMADIN MI HASAN KARAKAYA?

Ali İsmail'i eve gönderen doktor hala hastalara ilaç yazıyor

BEKİR BOZDAĞ ARTIK NEMESİS'TİR GERİSİ BOŞ

'HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR...'

İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

Dünya ülkeleri arasında yolsuzlukta durumumuz ne

O kutunun içinde bilmek istemeyeceğiniz şeyler var

DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Çarşı'ya yapmadıkları bir bu kalmıştı

Dostoyevski verdiği o sözü niye tutmadı

CHP'nin ABD seyahati geleceğini belirleyecek

Muhalefet rahatını bozmak istemiyor

AKP- Cemaat kavgası Katolik- Protestan kavgası

Eminağaoğlu'na polis tuzağı

Kiraz resmi yapıyorsan kuşlar için yapma

Haddinizi bilin. Yalakalığın sonu ayakçılıktır

İran'ı öpüp başınıza koyun

Ekim Devrimi'nden alacağınız çok ders var

O devlet başkanı Che Guevara'yı neden ziyaret etmişti

' O o..pu Cumhuriyeti başlarına yıkacağız '

Hâlâ bunlardan utanmıyorsan Koyver Türkiye'yi rahvan gitsin

SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

Bu Nobel ödülü muhteşem bir dönüşün habercisidir

Devlet sanatçısı bal gibi olur

O kadar çok kendinde çoğaldın ki...

DERSİM VALİSİ KİM OLUR DERSİNİZ?

Çarşı o maçta hangi sloganı atardı

Bu tartışmaları Türkiye'de asla göremezsiniz

Ali İsmail'in annesi: Utana utana yaşasınlar..

Türkiye yeni bir parti ile Suriye oyununa dahil edilir mi ?

Ulusal Kanal ve Halk tv'ye bu filmleri öneriyorum

AKP TRAMVAYDAN İNDİ, MUHALEFET TREN İSTASYONUNDA TRAMVAY BEKLİYOR

Hangi partilerin karnesinde koca bir sıfır var

Ali'yi bir avukat ordusu savunmalı, yoksa...

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişkisi var

Erdoğan'ın Çapı Yetmedi: Konu Mısır...

İşte bu dönemin unutulmayacak isimleri

Bundan sonra Tarhan değil CHP düşünsün

Duran adamlar akil adamları geçti

AKP bundan sonra ne yapacak

Günü kurtarabilirsin yarını asla

Şapkadan hangi renk tavşan çıkacak?

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Sözün Bittiği Yer: Suriye'de şehit olan Türkler var"

Filmci Genel Kurmay Başkanımız

Gündem Değiştirmek için , Bu kadar da aşağılara inilir mi?

CHP'ye biraz anarşizm lazım

Murat Bardakçı Eyfel'i yıkıp avm yapar mı ?

Doğru dürüst yanıt verin Sayın Vali

YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

ABD' DEN EN SERT FIRÇA

Bu karar Fazıl Say'ın susturulmasıdır

Akil adamlar Erdoğan'ın Goebbelsler'i mi

Akil değil sakil adamlar

LEONARDO DA VİNCİ DÖNEMİ BİTTİ...

Dört Bir Taraf müzikten ne anlar

BÖYLE BİR SAHAF VAR MI SİZDE?

ATA SOYER...

Yazar olmak isteyenler bu yazıyı okusun

' ŞEYTAN DÜN BURADAYDI '

HASAN PAŞA KÜTÜPHANESİ

HESAPLAŞMA...

Merhaba...