“ŞİMDİLERDE KARAMSARLIĞI DAHA İYİ ZAMANLARA BIRAKALIM”

Temel Demirer

“ŞİMDİLERDE KARAMSARLIĞI DAHA İYİ ZAMANLARA BIRAKALIM”

Soru(n)lar(ımız)ın kavranabilmesi için bir girizgâh, saptamalar dizini gerekli.

Ergin Yıldızoğlu’nun, “Türkiye’de, siyasal İslâmın yaklaşık 17 yıldır ilerleyen “pasif karşıdevrimle restorasyon” sürecinde önemli eşik aşıldı”;[2] Güray Öz’ün, “Rejim değişti devlet dönüşüyor”;[3] Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez’in, “Hukuk devleti sınırları çoktan terk etti”;[4] Ahmet İnsel’in, “Kalıcı OHAL devleti,”[5] betimlemeleriyle müsemma hâl(imiz) iktisadî, siyasî ve beşerî boyutları vahim; alarm sinyalleri veriyor.

 

İKTİSADÎ SORU(N)LAR…

 

İktisadî mesele mi?

Siz bakmayın, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, tüm dünya ekonomilerinin tarihi büyük bir kriz yaşadığını, ancak Türkiye’nin bu durumdan en az etkilenen ülkelerden biri olacağını söylediğine![6]

Kazın ayağı hiç de böyle değil…

Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman şunlara dikkat çekiyor:

“2020’de dünyada pandeminin getirdiği yüzde 4 civarı küçülme beklentisi, ülkemizdeki başkanlık sistemi uygulaması, 2018’den bu yana artan dış politik gerginlik ve jeopolitik sorunlar. Kamu garantili altyapı yatırımlarında gerçekleşen yükümlülüklerin bütçede giderek artan yükünü de sayalım. Kredi piyasalarındaki önemli sorunlar, icra dosyalarının yaklaşık 23 milyona (486 bin 286 kişi kara listede) ulaşması ve esas olarak neo-liberal modeldeki tıkanma temel nedenler olarak gösterilebilir. Türkiye, yüksek özel sektör borcu, yüksek enflasyon, işsizlik ve yeniden artmakta olan cari açığıyla ve siyasi kutuplaşmasıyla en fazla kırılganlık gösteren ülkelerin başında gelmektedir.”[7]

Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy da, “Borcu artık borçla bile ödeyemiyoruz,”[8] diyor.

Karşımızda tam anlamıyla bir çürüme görüntüsü var... TL yine bir çöküşün kıyısında, 500 büyük şirketin borçları 2018’de yüzde 35 artmış; faaliyet kârlarının yüzde 89’u borç geri ödemelerine gitmiş. Türkiye’nin kredi riskini ölçen indeksler rekor üzerine rekor kırıyorlar. Merkez Bankası rezervleri açıklanamaz biçimde dalgalanarak gerilemeye devam ediyor. Bu dalgalanmaların tuhaflığı bir yana, rezervlerin gerilemesi doğal. İki binli yılların borçlanarak büyüme modeli çoktan tükenmiş.

Borçlanmaya dayalı büyümeyi sonuna kadar sömüren akıl, şimdi enflasyon yükselir ekonomi daralırken, işsizlik artarken, tüketici ve ekonomi güven indeksleri düşerken, diğer bir deyişle, stagflasyondan depresyona doğru gidiş yaşanırken, emeklilik fonlarına gözünü dikiyor.[9]

Bunlar böyleyken; fakir daha da fakirleşiyor. Türkiye gelir dağılımı eşitsizliğinde Avrupa ikincisi. En yoksul yüzde 40’lık kesimin milli gelirdeki payı yüzde 17…[10]

2.6 milyon emekli 763 liralık sefalet aylığına mahkûm. Emeklilerin yüzde 60’ının aylığı asgari ücretin altında, yüzde 47’si ya çalışıyor ya iş arıyor.[11]

İşçiler 2012’ye göre yüzde 51 daha fazla üretirken birim ücret aynı dönemde sadece yüzde 14.8 arttı. İşçiler daha çok çalıştı, daha çok üretti; ama bu üretim artışından payını alamadı. Sanayide sömürü yoğunlaştı.[12]

Makarna tüketimi yüzde 25 artarken kırmızı et tüketimi 30 azaldı… Türkiye’de 4 kişilik bir aile 2016’da yıllık toplam 37.2 kilo kırmızı et tüketirken bu yıl 28 kilo tüketebildi.[13]

Milyonlar ekonomik krizle mücadele ederken yap-işlet-devret projelerine para aktarılmaya devam ediyor. Osmangazi Köprüsü’nün işletmecisi Otoyol AŞ’ye 1,75 milyar liralık garanti ödemesi yapıldı.[14]

Aldığı ihale bedeli vergiden istisna tutuldu: 22 Ağustos’ta ATV, Ahaber ve Sabah’ın sahibi Kalyon İnşaat, Bursa Yenişehir Demiryolu Hattı yapım işini 9 milyar 449 milyon lira karşılığıyla aldı. 9 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazete’de ise ihale bedeli kadar tutarın vergiden istisna tutulduğu ortaya çıktı.[15]

2019’da Cumhurbaşkanlığı’nın yıllık harcaması 2018’e göre 4 kat artışla 3.6 milyar TL oldu.[16]

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) Ağustos 2020 verilerine göre, içinde 1 milyon TL’den daha fazla para bulunan hesap sayısı 1 yılda yüzde 39.5 arttı. Tüm hesapların binde 2’si eden milyoner hesaplar tüm paranın yüzde 55’ini elinde tutuyor.[17]

Hasılı zenginler zenginleşirken; emekçilerin açlığı, işsizliği ile sosyal felaket büyüyor! 16 yılda 5 bin 485 kişi yaşamına son verdi, her 20 kişiden bir depresyonda…

2002-2018 kesitinde geçim sıkıntısı ve iflaslar nedeniyle 5 bin 485 kişi intihar etti. Son 10 yılda TBMM’nin önünde intihar edenlerin sayısı 30’u aştı. 2018’de toplam 3 bin 161 intihar vakası yaşanırken geçim zorluğu nedeniyle intihar edenlerin sayısı 246 oldu. 

İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2019’da ülke genelindeki intiharların yüzde 13.8’i “geçim sıkıntısı, borç ve işsizlik” yüzünden yaşandı. Nevşehir’de bir yılda yaşanan intihar vakalarının yüzde 50’si, Hakkâri’de yüzde 40’ı ve Uşak’ta yüzde 33’ü yoksulluk yüzünden meydana geldi

Nevşehir’de intihar edenlerin yüzde 50’sinin nedeninin yoksulluk olduğu bakanlık kayıtlarına geçti. Nevşehir’in ardından yüzde 40’lık oranla Hakkâri ikinci sırada yer aldı. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, geçim zorluğu nedeniyle yaşanan intihar oranları şöyle:

Uşak’ta yüzde 33, Osmaniye’de yüzde 30, Kastamonu’da yüzde 27, Kayseri’de yüzde 26, Bitlis, Karaman, Adıyaman, Samsun ve Sinop’ta yüzde 25, Denizli ve Ordu’da yüzde 23, Afyonkarahisar’da yüzde 22, Bolu’da yüzde 20.[18]

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) raporuna göre, Türkiye nüfusunun yüzde 4.5’i depresyonda. Başka bir deyişle Türkiye’de ortalama her 20 kişiden biri ruhsal çöküntü içerisinde. Resmi verilere göre, son üç yılda psikiyatri kliniklerine başvuranların sayısı 8 milyon olurken, antidepresan kullanımı da son 5 yılda yaklaşık yüzde 27 oranında arttı. 

Türkiye’de 3 yılda psikiyatri kliniklerine 7 milyon 953 kişi başvurdu. Başvuranlardan yüzde 69’unu kadınlar, yüzde 31’ini ise erkekler oluşturdu. Türk Tabipleri Birliği (TTB) üyesi Psikiyatr Doç. Dr. Burhanettin Kaya, bu durumun politik bir sorun olduğunun altını çiziyor.[19]

2018 ve 2019’da gerçekleşen konkordato sayısı 2 bine yaklaşırken, aynı dönemde toplam 27 bin şirket kapandı. 2016’dan 2020’ye kadar ise 53 bin şirket iflas etti. Üç yılda takibe düşen ticari kredi tutarı 3 kat artarak 128 milyar TL’ye ulaştı. 10 yılda takipteki KOBİ kredisi tutarı ise on katına çıkarak 62 milyar TL oldu.[20]

 

POLİTİK BOYUT…

 

Ya siyasî boyut mu?

11 Ağustos 2018 tarihli ‘The New York Times’, “Türkiye’nin iç karartıcı yakın tarihi, İslâmcı değerlerin demokrasiyle yan yana bir arada var olup var olamayacağı sorusunu bir kez daha gündeme getiriyor. Sadece seçimlerle temsil edilen demokrasi değil, eşitlik ve basın, ifade ve inanç özgürlükleri gibi temel değerlere dayanan liberal demokrasi,”[21] derken; ‘The Economist’in 167 ülkenin değerlendirildiği ‘2018 Demokrasi Endeksi Raporu’nda Türkiye 2017’ye oranla on basamak daha gerileyerek 110. sırada yer aldı. Demokrasi puanı ise 4.88’den 4.37’ye geriledi. Türkiye bu sıralama ile Nijerya, Uganda, Zambiya, Lübnan, Sri Lanka gibi ülkelerin gerisinde kaldı.[22]

Kolay mı? Aynı yılda İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre 2018’in ilk 11 ayında 2 bin 710 kişinin yaşam hakkı ihlâl edildi. Mahpus sayısı 16 yılda 4 kat arttı. İHD yöneticilerine 500’den fazla dava açıldı.[23]

Kayyum atama düzenlemesinin başladığı Eylül 2016’dan bir sonraki yerel seçime kadar 103 belediyeye kayyum atanmıştı. 2019 yerel seçimlerden Ekim 2020’ye HDP’nin kazandığı toplam 65 belediyeden 59’una kayyum atandı.[24]

“Bir pasif devrim” sürecinin hızla totaliter bir devlet biçimine doğru ilerlemekte olduğundan… Totaliter devlet inşa süreci tamamlanmakta[25] olduğundan söz etmek hiç de abartı ol(a)maz.

Mustafa Mert Bildirinci, “Polis devleti perçinleniyor,”[26] derken İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “bekçi yasasının” birçok maddesinin Anayasaya aykırı olduğunu belirterek, “parti kolluğu” oluşturma tehlikesi içerdiğini belirtiyor.[27]

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Ankara’nın ardından İstanbul’da da doğrudan merkeze bağlı takviye hazır kuvvet müdürlüğü yani “özel polis örgütü” kuruluyor. Merkezden talimat alarak yönetilecek ekiplerin, seçim mitingleri, büyük toplumsal olaylar gibi olağanüstü durumlarda görev yapacağı ortaya çıktı.[28]

Özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Türkiye’de 211 yurttaşa bir polis düştüğünü açıklarken (AB ülkelerinde ise 314 kişiye 1 polis düşüyor!);[29] “Güvenlik görevlileri dışındaki kişilere 2018 Kasım itibarıyla 273 bin 447 silah ruhsatı düzenlenmiştir,” dediği açıklamada, 2018’de 26 bin 261 silah taşıma, 50 bin 924 silah bulundurma olmak üzere toplam 77 bin 185 silah ruhsatı verildi belirttiği[30] bir hâldir sözümü ettiğim…

Elbette eklenmesi gereken şeyler de var. Hatay’ın Samandağ ilçesinde gece saat 22.00 sıralarında dur ihtarına uymadığı öne sürülen 23 yaşındaki Güven Uğurol’un polis tarafından vurularak öldürüldüğü[31] coğrafyamızda “Dur ihtarına uymadığı” gerekçesiyle 2007’den 2020’ye 403 kişi polisin açtığı ateşle öldürüldü.[32]

Kolay mı? İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “Okul çevresinde uyuşturucu satıcısı görürseniz ayaklarını kırın, suçu bana atın,” dediği gün, Ankara’da bir öğrenci yurduna 200 metre mesafede uyuşturucu sattığı iddia edilen 17 yaşındaki bir çocuğun polis tarafından ayağından vurulabildiği[33] siyasal iklimdir dikkat çekmek istediğim.

Bu kadar da değil! AKP’nin, “Cumhuriyet tarihinin en büyük fişlemesi”ni Meclis’e getirdiği[34] koordinatlarda İçişleri Bakanlığı’na milyonlarca kişinin hangi derneğe üye olduğuna dair bilgileri toplama yetkisi verildi. 114 bin 218 dernekle hemen iletişime geçen İçişleri Bakanlığı; 11.1 milyon dernek üyesinin ad, soyad, T.C. kimlik numarası, meslek, öğrenim durumu, derneğe üyelik tarihi gibi kişisel bilgilerin tamamının “ivedilikle” bildirilmesini istedi.[35]

Bu yetmezmiş gibi AKP’nin trafik cezalarının artırılacağı gerekçesiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği 50 maddelik torba yasa önerisinde, terörle mücadele kapsamında ödüllü muhbirliğin kapsamı genişletilirken, suçun ortaya çıkarılması veya delillerin ele geçirilmesine yardımcı olanlara da ödül verilebilmesi öngörülüyordu.[36]

Kimsenin inkâr edemeyeceği üzere, ülke tarihinde görülmemiş derecede güvenlik ve savunma harcaması yapan AKP, 18 yılda yurttaşları “güvenlikçi politikalarla” kuşattı. Bekçilerinin yetkilerini artırmadan önce jandarmayı kendisine bağladı, güvenlik görevlilerine silah kullanma hakkı, polislere ise “süper yetkiler” verdi.[37]

Özetle tüm totaliter rejimlerde olduğu gibi, AKP-MHP iktidarı da yangından mal kaçırırcasına yeni ayrımcı ve baskıcı yasaları meclisten geçirip, coğrafyamızı 83 milyonluk bir cezaevine dönüştürüyor.

“Nasıl” mı?

Mesela; AKP iktidara geldiğinde cezaevlerinde 59 bin kişi vardı. Haziran 2018 verilerine göreyse cezaevlerinde 246 bin kişi var. Yani 4 kat artmış. Türkiye nüfusu 4 kat arttı mı? Hayır. Ve bunların 200 bine yakını adli suçlu. İlk sırada ise 50 binden fazla uyuşturucu suçlusu var. Demek ki neredeyse uyuşturucudan yatanların 2018’deki sayısı, 2002’deki toplam sayıya yakın. Onunla hırsızlık suçları yarışıyor. Ve Avrupa’da cezaevi nüfusunda birinciyiz.

Türkiye’de 2011’de uyuşturucudan ölen yurttaş sayısı 105’ti. 2017’ye gelindiğinde sayı 10 kat artarak 1020’ye yükseldi. Gençlerde uyuşturucu bağımlılığında 17 kat artış var. Diğer yandan bırakın “huzur”un işaretlerini, mutsuzluk yayılıyor. Bir araştırmaya göre Türkiye’de 2008’den beri anti-depresan kullanımı yüzde 160 arttı. Gerginlik, kutuplaştırma siyaseti yükseldikçe; eşitsizlikler derinleştikçe; kadına, çocuğa şiddet ve istismar arttıkça huzursuzluk da tırmanıyor.

Bitmedi. Bakanlıktan kadın sözcüğü kaldırıldı. Siyasal İslâmcı iktidar maneviyat yoluyla “aile” kurumunu güçlendirecekti. Ama son 10 yılda boşanma oranları da yüzde 29 arttı.

Ve bu iktidar devrinde iş cinayetlerinde rekor kırıldı, 2018’e dek 22 bine yakın işçi öl(dürül)dü.[38]

Tüm bunların yanında silahlı milis yapılanma tepkilerinin ardından kapanan Halk Özel Harekât’ın (HÖH) yerine kurulan Milli Seferberlik Hareketi’nde yeni bir detay ortaya çıktı. İlan edilen “seferberlik” kapsamında para yatırılması istenen IBAN numarası Merkez Bankası’na ait olduğu görüldü.[39]

AKP iktidarda olduğu 187 ay boyunca İhale Kanunu’nu 186 kez değiştirdi. Son değişiklikle doğal afet, salgın hastalık gibi öngörülemez durumlarda kullanılması gereken “istediğine ihale verme”nin kapsamı daha da genişletildi.[40] Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütün etkinliklerinde ücretsiz olarak dağıttığı “Peygamberimiz ve Gençlik” kitabını bastırmak için “doğal afet” kapsamında 10 günde ihale tamamladığı ortaya çıktı. Diyanet’in yarım milyon değerindeki ihalesinde “pazarlık usulü” seçilmesinin gerekçesi ise “Doğal afet, salgın hastalık, can ve mal kaybı tehlikesi” ile açıklandı. Diyanet’in ihaleyi devrettiği yüklenici firma olan Özgün Matbaacılık’a ise 8 yılda onlarca devlet ihalesi verildiği tespit edildi.[41]

Ve RTÜK’ün, Türkiye’nin ilk Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV’de yayımlanan iki Kürtçe şarkıda, “terör örgütünün amacına hizmet edildiği” gerekçesiyle ceza verilebildiği[42] zeminde ırkçılık…

Türkiye’de ırkçılık olmadığı kanaati yaygındır. Böyle bir soru sorulduğunda büyük bir hoşgörü toplumu olduğumuz, bunun Osmanlı-İslâm geleneğinden kaynaklandığı hemen belirtilir. Bize özgü bir durum değil. Irkçılığın yaygın olduğu her yerde, ırkçı söz ve davranışların sahiplerinin ezici çoğunluğu bunu ırkçılık olsun diye, kasıtlı biçimde yapmazlar. Sergiledikleri ırkçı söz ve davranışlar onlar için doğal olan, ailelerinde gördükleri, okulda öğrendikleri, yöneticilerden işittikleri şeylerdir.

Irkçılığı bilinçli bir siyasal tercih, bir ideoloji gibi benimseyen, kendini ırkçı olarak tanımlayanlar, ırkçıların küçük bir azınlığını oluşturur. Günümüzde ABD’de “white supremacist/ beyaz ırkın üstünlüğü” ideolojisini benimseyenler gibi.

Bu bilinçli, benimsenen ırkçılığı Türkiye’de 1950’lerde Nihal Atsız’ın “Türkçü, Türk soyunun üstünlüğüne inanmış kimsedir,” diye dile getirdiği etnik Türk üstünlüğü iddiasında buluruz.

Söz konusu ülkünün daha yumuşatılmış hâlini benimseyerek yetişmiş, gençliğinde bilinçaltına bu söylem kazınmış hatırı sayılır bir kitle vardır bugün Türkiye’de. Türkçü ideolojinin Kürtlere karşı açık ırkçı bir tavır alan bir kanadı da son otuz yılda yerleşti.[43]

 

BEŞERÎ GÖRÜNGÜLER…

 

Beşerî görüngüler mi?

Ozan Çepni’nin aktardığı üzere, “Cihad’ın ibadet sayıldı”ğı[44] bir düzlemdeyiz.

Diyanet, Afrin harekâtı için yayınladığı hutbede cihat çağrısı yaparak, “Silahlı mücadele, cihadın en üst seviyesidir,”[45] diyor.

Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Mehmet Özhaseki’nin, “Devlete hainlik edenlerin çoğuna bakın… Bu devletin, bu milletin aleyhine çalışan insanlara bakın, çoğu üniversite mezunudur. Allah’a hamdolsun, imam hatip gençliği gayet güzel okuyor, devleti ile de asla bir problemi yok,”[46] dediği bir tablo bu.

Diyanet İşleri Bakanı Ali Erbaş’ın, “Bizim Kur’an kurslarımız, kötülüklerden insanları uzaklaştırmanın merkezleridir. Kur’an kurslarında bir tuğlası olana, cennette bir ev verilecek,” açıklamasını yaptığı...[47]

Yine Prof. Dr. Ali Erbaş, Kur’an ile olmayan çocukların şeytan veya şeytani insanlarla beraber olacağını söylediği…[48]

Okuma yazma bilmeyen çocuklara yönelik 4-6 yaş Kur’an kursları tartışma yaratan Diyanet’in çocuklardan oluşturduğu cemaatlere “çocuk imamlarla” namaz kıldırdığının ortaya çıktığı ve Diyarbakır Yenişehir İlçe Müftülüğü “Çocuk Cemaate Çocuk İmam” projesi başlattığı…[49]

Üsküdar Belediye Meclisi’nin Temmuz 2020 oturumuna sunulan teklifte mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait Ahmet Çelebi Mahallesi Sümbülzade sokaktaki Doğancılar Semt Konağı’nın 4-6 yaş arası çocuklara Kur’an Kursu yapılması için protokol yetkisi istendiği…[50]

Diyanet’in, tarikat ve cemaatleri, kurdukları sivil toplum kuruluşlarının dini denetimi adı altında resmileştirmeye çalıştığı...[51]

10 yılda sayıları katlanarak artan imam hatipliler için yeni görev alanı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından başlatılan manevi danışmanlık görevinde, 265 kişinin hastanelerde kadrolu olarak çalıştırılıp; manevi danışmanlığın 38 ilde, 110 sağlık tesisinde yaygınlaştırıldığı…[52]

Diyanet İşleri Başkanlığı turist rehberlerinin, Türkiye’ye gelen turistlere İslâm tebliği yapacağı; turistik camilerde yabancı dilde İslâm, Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed broşürleri dağıtacağı; camilerde çocuklar için imam eşliğinde okuma saatleri düzenleyeceği…[53]

14 Aralık 2019’da Resmi Gazete’de Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun faizsiz finans sektörüne ilişkin kurul kararın giriş kısmında, “Muhasebe, İslâm dininin Farz-ı Kifaye olarak gerekli kıldığı mesleklerden biridir… Adil olma kavramı, Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette geçmektedir… İslâmi bakış açısıyla denetçilerin uyacağı kurallar ise esas olarak İslâm inancının ve fıkhın ilke ve kurallarına dayanır,”[54] denildiği…

Manevi rehberlik adı altında öğrenci yurtlarına ve hastanelere giren Diyanet’in, “Ailede yıkıma yol açabilecek sorunlarla ilgili İslâmi değerlerden beslenen destek çalışmaları yürütmek” için vaizlere ve Kur’an öğreticilere “Aile Bilinci Eğitimleri” vereceği...[55]

Gaziantep Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin adı “İslâm” ibaresi eklenerek Gaziantep İslâm Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak değiştirildiği ve “Çırılçıplak yıkanmak mekruhtur”, “Eşcinsellik hastalıktır”, “Teyze kızıyla evlenmek caizdir” gibi açıklamalarıyla gündeme gelen Nihat Hatipoğlu’nun ise, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından üniversiteye rektör atandığı…[56]

Kütahya Dumlupmar Üniversitesi’nin (DPÜ) ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın açılışına video mesaj gönderdiği ‘IV. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi’nde ‘Kur’an-ı Kerim’e göre yeni embriyoloji tarihi’, ‘Hadid Suresi, 25. ayetin biyokimyasal tefsiri’, ‘Said Nursi’nin evrim düşüncesine karşı yazılmış ilk görüşleri’ ve ‘Risale-i Nur’da insanın hayvaniyeti meselesi’ gibi bildirilerin sunulduğu…[57]

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken, 2017’de Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim görevlilerine ve öğrencilere silah doğrultan Murat Anıl Varol’un, aynı fakülteye araştırma görevlisi yapıldığı…[58]

Ankara’nın Sincan ilçesindeki Akşemsettin İlkokulu Müdürü’nün, dinen caiz olmadığı gerekçesiyle kadın öğretmenlerin topuklu ayakkabı giymesini yasakladığı…[59]

Kocaeli’nde AKP’li Büyükşehir Belediyesi ile il Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Kitap okuma kampanyası” adı altında okullara Sezai Karakoç’un, ‘Diriliş Nesli’nin Amentüsü’ başlıklı ve “Sağcılar Allah topluluğu, solcular şeytan topluluğu,” ifadelerinin yer aldığı kitabın dağıtıldığı…[60]

Zorunlu din dersinden muaf olmak isteyen öğrencinin velisinin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda karşısında Adalet Bakanlığı’nın, -AİHM’in zorunlu din dersi uygulaması nedeniyle Türkiye aleyhine verdiği kararlara rağmen!- zorunlu din dersini, AİHM’in İsviçre’ye karşı açılan “yüzme dersinden muafiyet” kararına dayanarak savunduğu…[61]

Milli Eğitim eski Bakanı İsmet Yılmaz’ın, ‘Hz. Muhammed’in Hayatı’ ders kitabındaki Medeni Yasa’ya aykırı evliliğe ilişkin sözleri savunup, kitaptaki “kadının itaati ibadettir” ifadeleri için “Kadının aile içerisindeki konumuna ve sorumluluğuna işaret etmektedir,” diyebildiği…[62]

İzmir’de okullarda dağıtılan 3. sınıf hayat bilgisi kitabında kız çocuklarının okula gönderilmemesi düşünce özgürlüğü sayıldığı…[63]

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yeni imam hatip okulları açmak için 2018 yılı bütçesinden ayrılan payın yüzde 68 artırılarak 6.6 milyar TL çıkarıldığı…[64]

MEB’in, imam hatip lisesi ve ortaokullarında okuyan öğrencilerin, “Akademik başarıları ve özgüvenlerini geliştirmek” için ezan okuma yarışması düzenleme kararı aldığı…[65]

MEB’in, 10. Uluslararası Din Görevlileri Sempozyumu’nda öğrencilerin katılımı ve etkinlik afişlerinin okullara asılması isteyip; sempozyumda işlenecek konular arasında “Kur’an kursu ve medreseler, İHL ve ilahiyat öğrencilerinde dava bilinci oluşturmak” başlığının yer aldığı…[66]

İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün toplu ibadete açılacak camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlendiği ve okul bahçelerinde 29 Mayıs 2020’de kılınan cuma namazı öncesi ve sonrası temizlik ve dezenfeksiyon, ses sisteminin kurulması, minberin oluşturulması görevinin okul müdürlüklerine verildiği ve ayrıca erkek öğretmenlerin ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildiği…[67]

Anadolu İlahiyat Akademisi, eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun danışmanlığında, 2020 Nisan’ında ‘Değerlerden Pratiğe Ortak Bir Fıkıh-Hukuk Politikası’ başlıklı Çalıştay’ın gerekçesinde, “pozitif hukuk yapılarının ülkenin ve dünyanın ahlâk krizini aşmaya yetmemesi” olarak gösteriliyorken; “Tarihsel, kültürel, sistemsel pek çok yönü olan bu krizin özünde bir ahlâk krizi olduğunu fark etmek zor değildir. Pozitif hukuk yapılarının ülkemizin -ve dünyanın- içinde bulunduğu ahlâk krizini aşmaya yetmediği ortadadır. Ahlâk krizi aşılmadıkça hukuk yapılarının verimli ve adaletli olamayacağı da ortadadır,” denildiği…[68]

Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Nilüfer’deki ek binası genel cerrahi polikliniğinde görevli Operatör Doktor A.T’nin, kendisine muayene gelen hastalara reçete yerine “Senin için dualık” diyerek dua listesi verdiğinin ortaya çıktığı…[69]

Anayasa Hukuku Profesörü Kemal Gözler’in, yayımladığı makalede Resmi Gazetede Kur’an’dan ayetler yayımlayarak Türkiye’ye “İslâm hukuku”nun getirilemeyeceğini ifade ettiği…[70]

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı 1500 araç kapasiteli Otoparkın 55 araçlık bölümünün, pembe tabelalarla ayrılıp; bu alanın “Kadınlara ait park yeri” olduğu belirtildiği ve daha önce kadınlara özel “pembe otobüs” uygulamasıyla kadınların tepkisine neden olan belediyenin, bu alana erkeklerin araçlarını park etmesini yasakladığı…[71]

AKP’li İpsala Belediye Başkanı Mehmet Kerman’ın gerçekleştirdiği halka açık toplantıdaki oturma düzeninin harem-selamlık olarak ayarlandığı…[72]

Çorum İl Sağlık Müdürlüğü’nün, çalışanlara verilen yemek hizmetini ramazan nedeniyle kaldırıp, “Ramazan ayı içerisinde yemek servis hizmetlerinden yararlanmak isteyen personel sayısının yetersiz olması nedeniyle, kamu yararı düşünülerek yemekhane yönetim kurulunun 07.05.2018 tarih ve 2018/3 sayılı kararıyla ramazan ayında yemek servis hizmeti verilmemesi kararlaştırılmıştır,”[73] diyebildiği…

Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği hacamat, akupunktur gibi bilim dışı uygulamaları gündeme taşıyan I. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi İstanbul’da düzenlendiği…[74]

Sakarya Üniversitesi’nde öğrenim gören Betül Ceylan’ın (20), kaldığı yurtta şort giydiği için ifadesinin alındığı...[75]

Eşcinsel olan 34 yaşındaki polis memuru O.G.’nin, meslekten ihraç edildiği...[76]

Ve daha binlercesi beşeri hâl(imiz)e dair somut verilerdir…

Türkiye Batı’dan kopup, Avrasya’ya doğru gidiyorken;[77] Ergin Yıldızoğlu’nun, “Tabutun kapağındaki son çivi”[78] çakılmakta olduğundan söz ettiği; “AKP liderliğindeki siyasal İslâmın, toplumun, rızasını alabildiği kesiminin sınırlarına dayandığını, dahası, bu sınırların gerilemeye başladığını göster”en[79] durum(umuz), “Trajik, komik ve absürd”[80] öğelerden oluşmaktadır.

Çok tehlikeli bir durumdur sözü edilen! Şimdi, ülkede iki açıdan çok tehlikeli durumlar var. Birincisi; bir hegemonya çöktü, iktidar bloku, rejim dağılıyor. Ancak, henüz yeni bir karşıt hegemonya odağı, iktidara aday “tarihsel blok” yok. Böyle kırılma dönemlerinde, Antonio Gramsci’den ödünç alırsak, “türlü canavarlar” kolaylıkla boy gösterebilirler. İkincisi, “ya devlet başa ya kuzgun leşe... Acilen bir şeyler yapmazsak galiba daha çok kuzgun leşe” ruh hâlinde bir siyasi merkez, muhalefetin momentumunu kırmak, karşıt dalgayı söndürmek için kimi maceralara kalkışabilir (ilk anda akla Suriye, Doğu Akdeniz geliyor).[81]

Kolay mı? 26 Haziran 2020’da ‘Washington Institute’deki panelde Alan Makovsky, “Türkiye’de ekonominin ve politikanın dengesiz bir döneme girdiğini” vurguluyor, “Türkiye’nin tarihini düşününce, bu dengesizliğin yasadışı işler için bir formül oluşturmasından” korktuğunu söylüyordu.

Alan Makovsky, 1990’lardan beri ABD dışişleri ve istihbarat çevrelerine Ortadoğu ve Türkiye konularında danışmanlık yapan, Washington Institute’ün kurucularından çok deneyimli bir “siyasetçi”; sözlerini dikkate almakta fayda var.[82]

Bir değişimin değil; alt üst oluşun kıyısındayız…

Hiç şüphe yok: Tarih biz(ler)e, uzun erimde, acılarla dolu bir süreçte değişimin esas, kendini sistemler üstü gören totalitarizmin -dirense de!- yenilmeye mahkûm olduğunu anlatır. Bunun “bekleyin, değişimin üstün geldiğini göreceksiniz” anlamına gelmediğini söylemeye herhâlde gerek yoktur…

Şimdi sorulara geçersek…

 DEVAM EDECEK

13.12.2020 (Temel Demirer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

TRAJİK AFGANİSTAN DERS(LER)İ

İNSAN(LIK)I YAZMAK HÂL(LER)İ

‘ATEŞTEN YAŞAMLAR’IN, DÜŞLERİN ROMANI

“EHLİLEŞTİRİLEMEYEN” TİYATRO(CU)NUN GEREKLİLİĞİ

ŞİİR İNCE İŞTİR; KALIN KAFALARA TESİR ETMEZ!

NURHAK AYAKTAYKEN “ÖLDÜ MÜ DENİR ONLARA”?!

HAKLAR(IMIZ) İÇİN DEVLETE KARŞI ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ

MADIMAK’TA YAKILIP YIKILAN HEPİMİZDİK

SEVDİĞİ RENK MAVİ; TUTKUSU DA AŞK VE DEVRİMDİ

HAKLAR(IMIZ) İÇİN DEVLETE KARŞI ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ

FUTBOL FELAKETİ

MAFYASIZ KAPİTALİZM OL(A)MAZ

BUGÜNDE ‘68/ ‘71’İ ANLAMAK

1830’DAN 1871’E -AVRUPA’DA- SINIF SAVAŞLARI

GENÇLİK(İM)DEN KALAN(LAR) FİKRET İLE TİMUR

NEFRETİN, AYRIMIN BOY HEDEFİ: ÖTEKİLEŞTİRİLEN ALEVÎ(LER)

İKTİSADÎ ÇÖKÜŞ, BEŞERÎ ÇÖZÜLME

1 MAYIS’A GİDERKEN

ANIN YAZARI: ADALET AĞAOĞLU

KARDEŞİM(İZ)İN “DAVA”SI (MI?)![*]

SAHNE (DURUŞU) PERFORMANSININ POLİTİKASI

YEDİ NOKTA YA DA YETER ARTIK

YAZMAK SERÜVENİNE BİR BAKIŞ

ÇİN DEYİNCE...

KLASİK MÜZİĞİN ÖNEMİ[*]

ÖZGÜRLÜK YERKÜREYİ KURTARIP, GÜZELLEŞTİRME UMUDU VE İRADESİDİR

KAHVERENGİ TONLU COVİD-19 GÜNLERİNDE (C)EZAEVLERİ

“İŞÇİ SINIFI” DEYİNCE

ANILAR, SESLER, ŞARKILAR

ÖZGÜR İFADE “HAZIR OL”DA DUR(A)MAZ

MİZAH/GÜLMECE ŞAH(LAR)I MAT EDER

DEDE EFENDİ’Lİ, İTRÎ’Lİ, LİMONCİYAN’LI KLASİK MÛSİKÎ

EKONOMİK VAZİYET(İMİZ) İLE BEŞERİ TABLO(MUZ)[1]

“ADINI SİZ KOYUN” 3

“ADINI SİZ KOYUN” 2

“ADINI SİZ KOYUN”

“AZ YAZIP ÇOK SÖYLEYEN” CEMAL SÜREYA

İSYAN SANCAĞINI YÜKSELTENLERİN KUŞAĞINDANDIR GENÇLİK

ÖRNEKLERİYLE -OLMASI GEREKEN- AYKIRI[*]

YAPITLARIYLA HAFIZALARDAN SİLİN(E)MEYEN AGNÈS VARDA

GOMİDAS’LI HALK MÜZİĞİ(MİZ)

ŞAİRLER GALERİSİ

RUMLARA DAİR TARİH (B)İLGİSİ

GEÇMİŞTEN (BUGÜNDEKİ) GELECEĞE

IRKÇILIK/ FAŞİZM SUÇU

COVID-19 GÜNLERİNDE SORU(N)LAR, SORUMLUKLAR

V. İ. LENİN VE EKİM DEVRİMİ

HÂLÂ ONLARLAYIZ; ONLARDANIZ

“MED CEZİR”Lİ ‘ÇETİN’ KALEM

AYDIN DURUŞU VE SORUMLULUĞU

VATAN’IN F3’ÜNDE DÖRT GÜN

SORU(N)LAR, YANIT(SIZLIK)LAR

TRUMP KÂBUSU VE EMPERYALİST ABD

DOĞAN HIZLAN VESİLESİYLE ELEŞTİRİ VE YAZMAK ÜSTÜNE

BİR “İZMİRKOLİK”İN SERÜVENİ

TÜRKÜLER(İMİZ) VE BİZ

HAYALLERİMİZİ EMZİREN YAZMAK EYLEMİ

LAİKLİK ZARURETTİR

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR ( 2 )

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR

DOĞAN GÜNÜN OZANLARI

SURUÇ’UN 33’LERİ VE ONLARIN ÇAĞDAŞ AYDIN’I

ARKADAŞ(IMIZ) Z. ÖZGER

“DİNEN BİR FIRTINA”YI ANLA(T)MAK

“MODAYI BİLİP DE ONA KAPILMAYAN”DI AHMET OKTAY

ÖZLEMLERİN İSYAN ÇIĞLIĞIDIR ŞİİR

PINAR YOLDAŞA KALKAN ELLER KIRILIR

BİR SEVDADIR TİYATRO

ÖMER ŞERİF’İN OYUNCULUĞU

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

YER İLE GÖK ARASINDAKİ UYUM: KLASİK MÜZİK

6 MAYIS HAKİKÂTİ ÖLÜMSÜZDÜR

ÖLÜM ORUCUNUN 320. GÜNÜNDE İBRAHİM GÖKÇEK İÇİN

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020 ( 2 )

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020

ÖĞRENCİSİ OLDUĞUM ‘İNSANCIL’A DAİR

BUGÜNÜ VE SONRASI İLE COVID-19

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR ( 2 )

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR

UNUTAMADIĞIM FİLM(LER), YÖNETMEN(LER), OYUNCU(LAR

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ ( 2 )

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ

TARIM(IN) HÂL(LER)İ

KLASİK MÜZİĞİN FARKLI İKİLİSİ: MOZART İLE STRAUSS

AŞIKTI, “GARİP”Tİ, HALK DERVİŞİ NEŞET ERTAŞ

TARİH(İMİZ)E HAYRANLIKLA, MİNNETLE, SAYGIYLA

ÇOKSESLİ MÜZİĞİN DEVRİMCİ DEHASI BEETHOVEN

SİNEMAMIZIN DERVİŞİ: AYTAÇ ARMAN[*]

EYGİ VESİLESİYLE -BALIK HAFIZALILAR İÇİN- 50 YIL SONRA “KANLI PAZAR

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ! ( 2 )

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ!

KRİZ İLE GELEN(LER)

USTANIN KADİM DOSTU, YADİGÂRI BALABAN

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? ( 3 )

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? (2)

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR?

IŞIĞIN RESMİNİ ÇİZEREK, TARİHİ ZAPT ETMEK

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER ( 2 )

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ! ( 2 )

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ!

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ ( 2 )

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ…

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK) ( 2 )

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ ( 2)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ?!

HAS BİR TİYATROCU: CÜNEYT TÜREL

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR

KAVGADAN BESLENİP; ONU ÇOĞALTAN ŞİİRİN ŞAİRİ: ADNAN YÜCEL

33’LER İLE ÇAĞDAŞ’INDAN ÖĞRENDİKLERİM(İZ)[*]

ULUSLARARASI KAOSUN GELECEĞİ

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI ( 2)

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK ( 2 )

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK

KÖLELİĞE KARŞI MÜCADELENİN BİRLİĞİ İÇİN (YA DA “NE OLUYOR; NASIL; NE YAPMALI” MI?)

ELEŞTİREL ARABESK HİKÂYESİ

SÖZÜN MİLİTAN EYLEMİ; HAKİKÂTİN BEDELİ ÖDENMİŞ SÖZCÜSÜ

KIPIR KIPIR, NEŞE DOLU “DELİ KADIN”: AYŞEN GRUDA

CUMHURİYET İLE MÜZİK(İMİZ)

BAŞKALAŞANLARDAN DEĞİL, GELİŞENLERDENDİ GÜLRİZ SURURİ

KİTLE ÖRGÜTLERİ VE DEMOKRATİK İŞLERLİK

“SANAT UZUN, YAŞAM KISA”YDI MELİH CEVDET İÇİN

ZOR(UNLU) BİR MESELE: ALTERNATİF DEVRİMCİ-HALKÇI YEREL YÖNETİM

YAZDIĞINIZ YAŞAM YA DA SAFSATADIR!

HALKIN -BAŞKALDIRAN- ARZUHÂLCİSİ: YAŞAR KEMAL

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)[2]

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)

MAYIS KIZILLIĞINDA ‘71 KOPUŞU VE KAYPAKKAYA

BUGÜN(ÜMÜZ)DE FAŞİZM(LER)

SİNEMANIN MÜSTESNA İSİM: METİN ERKSAN

İNSAN OLMAK ZORKEN, ‘İNSAN’DI ZEKİ ALASYA

ÖLÜMSÜZLÜK BAĞLAMLI KIZILDERE(MİZ)

SAİT FAİK’İN DÜŞ(ÜNCE)LERİ

İSYANA DÖNÜŞ(EME)YEN İTİRAZ VEYA MÜSLÜM GÜRSES HİKÂYESİ (Mİ?

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 3 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 2 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF ( 2 )

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ) 2

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ)

DİZELERİYLE REFİK DURBAŞ ÖYKÜSÜ

AFORİZMALARDAN BUGÜN(ÜMÜZ)E UYARILAR

‘KEL MAHMUT HOCA’ + ‘YAŞAR USTA’ + ‘TURŞUCU KAZIM’ + ‘AYYAŞ EMİN’Dİ O…

hatırlamiyorum-nakaratlarina-hatirlatalim

“NETAMELİ BİR KONU”: ULUSAL SORU(N)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 3)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 2 )

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI

ABD EMPERYALİZMİ VE VENEZÜELLA 2019

AYKIRI DİZELER, ŞAİRLER

ÇEŞİTLİ VECHELERİYLE BEŞERİ (EKONOMİ-POLİTİK) KRİZ

“BÜYÜK FOTOĞRAFÇI”NIN GERÇEĞİ VE DRAMI

KRİZ “İMKÂN, TEHDİT VE KARAR” BİLEŞKESİDİR

İNSANI İNSANLAŞTIRAN DEĞERLER: AŞK, SANAT, BAŞKALDIRI, MÜCADELE

HİÇLEŞTİRİLME KAYGISINDAN ÖFKEYE SARI YELEKLİLER

68 HAREKETİ, MAYIS(IMIZ), KAYPAKKAYA VE 1971

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM ( 2)

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM

NBC SİNEMASI (MI?)

DÖRT GÜNLÜK “Bİ ŞEY”

ISINMANIN ÖTESİNDE -YANIYOR!- YERKÜRE

YEŞİLÇAM’LI TÜRK(İYE) SİNEMASI

YAZMAK EYLEMİNE MÜNDEMİÇ NOTLAR

SANAT (VE TİYATRO) İLE HAYAT

EYYAMCI DEĞİL, HER DEVİRDE İNSANDI TARIK AKAN

YIKA YIKA YARATARAK YAZMAK

SIRILSIKLAM BİR ÂŞIK: BEDRİ RAHMİ

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR) ( devam)

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR)

ÖNCESİYLE 15-16 HAZİRAN’DAN BUGÜN(ÜMÜZ)E

HAKKÂRİ’DEKİ PARİS’Lİ: FERİT EDGÜ

TİYATRONUN UNUTULMAZ İNSAN(LAR)I

KARL MARX İLE MARKSİZMİ

LATİN AMERİKA VE EDEBİYAT ve GRUP YORUM'la dayanışma videosunu

ÜTOPYALAR(IMIZ)IN TARİHSEL ZEMİNİ

TÜKETİLE(MEYE)N İNSAN(LIK

KAPİTALİST KENT(LEŞMEMİZ)İN HÂL-İ PÜR MELALİ

KRİZİN, SAVAŞIN, VAHŞETİN “YDD”Sİ

POLİTİK SİNEMA İHTİYACI BÜYÜRKEN

O SES PEŞİNDEN SÜRÜKLENEN YILDIZ KENTER

MART’IN 10 KIZIL KARANFİLİ (VE ANIMSATTIKLARI

“DERİN AŞKLARIN, BAĞLILIKLARIN, HASRETLERİN, ŞEFKATİN ŞARKILARINI SÖYLEDİ” YILMAZ GÜNEY

DEVRİMCİ BİR DERVİŞ: OKTAY ETİMAN

İTİRAZ EDEN MÜLKSÜZLER İÇİNDİR LE GUIN

İRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI

SAF IŞIĞIN, ŞEFFAF SİMGELERİN ŞAİRİ: TOMAS TRANSTRÖMER

KAPİTALİZM KİRLİDİR, KİRLETİR

HRANT’IN KOLEKTİF KATLİNİN ANATOMİSİ

OHAL’(LERİN)İN EKONOMİ-POLİTİK DÖKÜMÜ

ŞİMDİLERDE ŞİİRE DAHA ÇOK MUHTACIZ GİRİZGÂHI

İSYANCI ŞEYH BEDREDDİN GERÇEĞİ

ORTADOĞU SARMALI VE T.“C”

DÜŞÜN(ECEĞİZ), YAZ(ACAĞIZ), KONUŞ(ACAĞIZ), SUSMA(YACAĞIZ)![

FAŞİZM(LER)İN GÜNCELLİĞİ VE IRKÇILIK

AŞK -İNSAN(LIK)A DAİR- HER ŞEYDİR![

EKİM DEVRİMİ İLE TARTIŞMALI “TARTIŞMALAR”I

GÜNCELDEN TARİHSELE İŞÇİ SINIFI

KAPİTALİST İKTİDARIN EĞİTİM(SİZLİĞ)İ VE COĞRAFYAMIZ

YENİ(DEN) ‘68’İ ANIMSA(YALIM)

AN-KARA’DA BİR KIPKIRMIZI CUMARTESİ

GÜLTEN AKIN: KENDİ GİTTİ, ŞİİR(LER)İ KALDI

BOYACI HALİL’İN MÜŞFİK KENTER’İ

EMPERYALİST YERKÜREDE BARIŞ (YALANI) VE SAVAŞ (GERÇEĞİ )

SİNEMA VE YÖNETMEN(LER)

PARİS KOMÜNÜ(MÜZ) HÂLÂ GÜNCEL

KAPİTALİZM VE TARIM(IMIZ)

“DUYARLILIĞIN İNCELİĞİN ESENLİĞİN YAZARI”: OKTAY AKBAL

KAPİTALİZMİN YARATTIĞI TABLO MU DEDİNİZ?

ÖĞRENCİ HAREKETİNİN TOPLUMSAL MÜCADELEDEKİ YERİ VE ROLÜ

HAYAT(LAR)IMIZA DOKUNMUŞ BİR MÜZİSYEN: ATTİLLA ÖZDEMİROĞLU

ADALETSİZLİK KARŞISINDA DEVRİMCİ SANATIN KONUMU VE İŞLEVİ

KATLEDİLDİĞİMİZ SURUÇ’LA ÇOĞALDIK

ŞİİRE KOÇAKLAMA

ÖZGÜRLÜĞE MUHTAÇ VE MAHKÛMUZ!

AYDIN/ ENTELEKTÜEL MESELESİNE DAİR

ŞİİR GİBİYDİ JOHN BERGER

SEVDİKLERİMDENDİR ÜÇÜ BİRDEN

YAZMAYI YAZMAK YAPAN

BAHAR(LAR)IN HALKI: ROMANLAR

ESKİ(MEYEN) SESLER, TINILAR

ORHAN KEMAL: USTADIR, YERİ AYRIDIR, MÜHİMDİR

“CULPA VACARE MAXIMUM EST SOLATIUM”

UNUTUL(A)MAZLAR YA DA HATIRLAYIN ONLARI

FİRARİ YAŞAM(IN)IN YAZMAK EYLEMİ

15’LER DAİR: GEÇM(EM)İŞ BUGÜNÜ(MÜZÜ)N ÖNSÖZÜDÜR !

SATIRLARDA AKAN YAŞAMIN BİLGELİĞİ

İNKÂRA ORTAK OLMA(K)!

“EVET”(İN EKONOMİSİN)E HAYIR!

ALAYINA İSYAN: “EVET”İN REFERANDUMU’NDA “HAYIR”![

“ÖZGÜRLEŞME DİLDE BAŞLAR”[

İNSAN(LIK), ONA İNANAN ŞAİR(LER)İN ŞİİR(LERİN)E MUHTAÇ

ALAYINA İSYAN, HEPSİNE “HAYIR”![

EKİM’İN 100. YILINDA KAVRAMLAR, GERÇEKLER

ZULA(NIZ)DAKİ ŞİİR, MAVZER(İNİZ)DEKİ MERMİ GİBİDİR

İKTİDAR, EĞİTİM, ÜNİVERSİTELER VE GENÇLİK

AKP’NİN -KAPİTALİZM PATENTLİ- ÇEVRE PRATİĞİ

“TEKÇİLİK” GÜZERGÂHINDA NEYİ, NASIL YAPMALI?

KÖTÜLÜK(LER) TABLOSU MU? “PANTE REI”![

ŞEYH BEDREDDİN: “SÖZÜ, BAKIŞI, SOLUĞU ARAMIZDAN ÇIKIP GELECEKTİR

UMUDU -TÜKETMEDEN- ÇOĞALTANDI SENNUR SEZER

“KIRIK MOZAİK”(İMİZ)İN PARÇASI SÜRYANÎLER

ORTADOĞU: BÜYÜK FOTOĞRAF İLE “KÜÇÜK” AYRINTI(LAR)

“İNSANLIK HÂLİ”NİN TERCÜMANI: FRANZ KAFKA

RESİM “SÜS” YA DA “AKSESUAR” DEĞİLDİR, OLAMAZ!

FUTBOL: GERÇEK VE BAĞINTILARIYLA TARTIŞALIM MI, TARTIŞMAYALIM MI?

EKİM’İN LENİN, LENİN’İN EKİM DESTANI

EGEMEN KLİKLER ARASI HESAPLAŞMA VEYA 15 TEMMUZ’UN ŞECERESİ[*]

SİYONİZM KARŞISINDA FİLİSTİN İLE ARAFAT’I[*]

ZEKÂ, YARATICILIK KADAR YÜREKLİLİKTİR KARİKATÜR(İST)[*]

BARIŞ (=HAYAT) İLE SAVAŞ (=ÖLÜM) HÂLİ[*]

TARTIŞILAN ASLÎ SORU(N) ÖZGÜRLÜKTÜR[*]

EGE MAVİSİNİN -HALİKARNAS- BALIKÇISI[*]

101. YAŞINDA AZİZ NESİN USTA[*]

68 BAŞKALDIRISI VE ÖĞRENCİ HAREKETİ[1]

“ÇORUMLU ‘BAUDELAİRE’PEREST”: SAİT MADEN[*]

KARAR VERİN: “SİZİN MUHAMMED ALİ’NİZ HANGİSİ?”[*]

HAYAT VE SANAT = GENÇLİK VE MÜCADELE[1]

GİDEN(LERİN) İKİ(SİN)DEN KALAN(LAR)[*]

BAŞYAPITI ‘GABO’NUN KENDİSİYDİ, HAYATIYDI[*]

YAZMAK EYLEMİNİN KADINLARI[*]

MİLLİYETÇİLİK VİRÜSÜ VE FUTBOL[*]

ANAYASA, BAŞKANLIK SİSTEMİ VE LAİKLİK[*]

33’LER SURUÇ’TUR; BİZ 33’LERİZ![*]

SYRIZA: NEYDİ? N’OLDU?![*]

“GEZİ”(/HAZİRAN) SANATI[*]

YENİDEN -VE BİR KEZ DAHA- FAŞİZM[*]

TÜRK(İYE) PATENTLİ PANOPTİKON HÂLİ[1]

ÇÖZÜLME, PARÇALANMA VE KUTUPLAŞMA GÜZERGÂHINDA[*]

DİK DURAN NİKBİNLİK: SABAHATTİN ALİ[*]

AŞKLARIN, KAVGALARIN, BARUT KOKAN DİZELERİN ŞAİRİ: HASAN HÜSEYİN[*]

SOYKIRIMDAN SÜRGÜNE ÇERKESLER[*]

44 YIL SONRA ONLAR YANİ SONSUZLAR[*]

AŞK, TRAVMA, TOPLUMSAL İNŞA VEYA DEVRİM, KAPİTALİZM, SOSYALİZM[1]

PEKİYİ YA İSYANCI KAZIM’DAN SONRA BİZ?![*]

TARİHSELDEN GÜNCELE İBRAHİM KAYPAKKAYA[1]

HAYATI ÖRGÜTLEYEN AŞKINLIKTIR SANAT (İLE TİYATRO)[*]

KAPİTALİZMİN “ÇEVRE”Sİ YA DA EKOLOJİK KÂBUS![1]

BUGÜN(ÜMÜZ)DE ENTELEKTÜEL, EĞİTİM, AKADEMİ[*]

MÜLKİYET, İKTİDAR, DEVLET (=DEMOKRASİ) VE…[1]

RADİKAL SOSYALİZM HÂLÂ GÜNCEL!

2015 1 MAYIS’INDAN 2016’YA YİNE, YENİDEN, ISRARLA TAKSİM!

KIZILDERE TARİHİ(MİZ) HEPİMİZİNDİR[1]

KÜLTÜREL YOZLAŞMA KARŞISINDA DEVRİMCİ SANAT[1]

KOMÜN’DEN EKİM’E ESKİ(MEYEN) SOSYALİZM

YALNIZLIĞIN ÇOĞUL SENFONİSİ: SAİT FAİK ABASIYANIK[*]

SAVAŞIN BATI CEPHESİNİN SORU(N)LARI İLE “DOĞU”[*]

ORTADOĞUDA T.CNİN HÂLİ VE ROJAVA

SANATIN SINIFI VEYA SANAT SİYASAL VE SINIFSALDIR

ORTADOĞUNUN KANAYAN YARASI FİLİSTİN

VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ) VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE

FAİLİ MEÇHUL -OLMAYAN- KAYIP(LAR)

80'Lİ YILLAR = İNSAN(SIZLIK) + UMUT(SUZLUK) + EYLEM(SİZLİK)

ERMENİLERİN BUGÜNÜ=HRANT+KAMP ARMEN

KÜRTLER VE ORTADOĞU

chavez venezüella'sında ne(ler)oluyor? bolívarcı halkçılık mı, sosyalizm mı