SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

A. Mümtaz İdil

SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

“Sibirya maden ocaklarının derinliklerinde
O gururlu sabsırınızı koruyun.”

Aleksandr Sergyeviç PUŞKİN
Arjantin ve Şili’deki darbe hükümetleri, işledikleri siyasi cinayetler sonrası elindeki cesetleri ne yapacağını uzun süre bilemediler. Gömülmeleri halinde, bir gün ortaya çıkacağından ve kemiklerin bile intikam alabileceğinden korktular. Hitler’in yaptığı gibi kematoryumlar kurup yakmaları da göze batacaktı, buna da cesaret edemediler.
Ne yaptılar biliyor musunuz? Uçaklara doldurdular, iki bin metre veya daha fazla irtifaya çıkınca cesetleri (veya canlı tutsakları) denize attılar. Bu, en sorunsuz kurtuluştu. O kadar yüksekten atılan cesetlerden geriye hiçbir şey kalmıyordu, ama hiçbir şey. Milyonlarca parçaya bölünen cesetlerin geride kalanları balıklar tarafından tüketiliyordu.
Arjantin darbelererden hiç kendini kurtaramadı. Sivil idarelerin en kabadayısı bile ancak beş yıl askerere dayanabiliyordu. Askerler hep aynı bahaneyle hükümete el koyuyorlar, işlerini gördükten, akıllarınca ülkeyi düze çıkarttıktan sonra sivillere teslim ediyorlardı; ama yeniden el koymak üzere.
Şili’de Pinochet darbe yapınca, darbenin sıcak günlerinde insanları stadyumlara doldurup öyle öldürüyordu Pinoche’nin askerleri, ama iş dış dünya ile temasa geçmeye gelince, Hitlervari öldürmelerden vazgeçmek zorunda kaldılar. Böylelikle de yeni “öldürme” planları yürürlüğü girdi. Pinoche’nin denize kıyısı oldukça fazla olduğu için, uçaklara doldurduğu bedenlerden kurtulması daha da kolay oluyordu.
Dünya hep gözünün önünde gerçekleşen ölümlerle ilgileniyordu. Sivil ya da askeri yönetimler darbe sonrası kıyımlarını “halkın güvenliği” gibi inanılmaz bir gerekçeyle, dünya kamuoyunun gözü önünde gererçekleştirdi. Darbeler sakinleşip, yönetim sivil görünüm kazanmaya, kimi hukuk sistemleri çalışır gibi görünmeye başladığı andan itibaren de kapalı ölümler devresine geçildi. İşkence bütün darbe hükümetlerinde hiç hız kesmeden südürüldü. Askerler, çekiliyormuş gibi yaparak, göstermelik seçimlerle sivil hükümetleri başa geçirdiler ama hep perde arkasında beklediler.
Bütün darbeler kayıp insanlar listesi ile gündeme geldi. Açıkça yapılan cinayetler “darbe” kılıfı arkasına saklanabiliyordu, ama sivil bir yönetim işbaşına geçtiğinde ölümleri açıklamak güçleşiyordu. Bu yüzden de “kayıp” olarak kayıtlara düşülmesi uygun görülüyordu.
İşte bu kayıp insanlar, bir daha bulunamayacak şekilde yok ediliyorlardı. Bunlarda biri de Chritoper Grange’nin de romanında belirttiği gibi, çok yüksek irtifadan insanları veya cesetlerini suya atmakla çözülüyordu.
Giderek, başta ABD olmak üzere, dünyanın egemen emperyalist güçleri uyandılar: Artık bu tür darbeleri askerler üzerinden değil de, siviller üzerinden yapmaları gerektiğini fark ettiler. Böylelikle hem iş “darbe” formatından çıkıyordu hem de ülkede demokrasi olduğu rahatlıkla savunulabiliyordu.
Elbette demokrasi kelimesinin de içi boşaltıldı. Neyin demokrasi olduğu konusu hiç tartışılmadan, kişiliksiz bir kelime olarak tüm yönetimlerin ağzında pelesenk oldu. Demokrasi, ilk çağdan beri gırtlağını patlatan felsefecilerin söylediklerinin çok dışına çıkartıldı ve buna bir de “hukuk devleti” kavramı eklendi.
Oysa saman altında çok büyük fırtınalar esiyordu. Ülkenin tüm devrimci dinamikleri yok ediliyor, bu yok etme biçimi ise inanılmaz “buluşlarla” gerçekleştiriliyordu. Kemiklerinin bile ortadan yok edildiği ülkelerin aydın insanları bir sabah evlerinden alınıyor ve bir daha geri dönmemek üzere götürülüyordu.
Bu da dikkat çekmeye başladı. Bir ülkede kayıp insan sayısı “faili meçhul” ile açıklanmaya başlanınca, bu insanların yok edilmesinden vazgeçildi. Bu en azından kitle olarak imhaları yolunu tıkadı, ama bu kez de aynı insanlar, yani devrimci ve aydın konumundaki insanlar tutsak edildi.
Olumsuz hapishane koşulları, tecrit, kötü muamele ile insanlar önce bilinçlerinden soyutlandırıldılar, dirençleri kırıldı ve umutsuzluğa terk edildiler. Bu, dışarıda var olan devrimci güçlerin de sinmesine neden oluyordu. Zira kimse, ne zaman bu işkenceye tabi tutulacağını bilemez oldu. Adam sendecilik başladı, işkencenin bu boyutlarda uygulanması her zaman için El Beşir türü katliamlardan daha “ehveni şer” olarak görüldü ve daha da korkuncu, “suçları olmasa içerde olmazlardı” düşüncesi hakim kılındı.
Daha da korkunç olanı, bütün dünya buna inandırıldı. Sonuçta ortada ölüm olayı yoktu. Ölenler, kötü hapishane koşullarından da ölmüyorlardı. Denetime açıktı bütün hapishaneler. Tecrit, dünyanın en büyük işkence yöntemlerinin başında gelmesine rağmen, batının insan hakları savunucuları bunu öyle görmemekte direniyordu ve diyorlardı ki, “ölümler yok. Ölümler olmadığı, insanlar yaşadığı sürece umut her zaman vardır.”
Gözler Ortadoğu’daki vahşi insan katliamlarına çevrildi ve bu vahşetler ön plana çıkarılarak, tutsak durumda olanlara “halinize şükredin” mesajı veriliyordu.
Öyle ya, sonuçta tüm ülkeyi hapishaneye çeviren Türkiye gibi ülkelerde sivil yönetimler iş başındaydı. Askerler kışlalarına çekilmişlerdi. Uygulanan işkenceler ne kadar ağır olursa olsun, yok etmeler hangi yöntemlerle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, “demokrasi” ve “hukuk devleti” teranelerini sık sık yineleyen “sivil” bir hükümet iş başındaydı. Batı dünyasının jargonunda, sivil yönetimlere müdahale etmek asla söz konusu olamazdı.
Şimdi anlıyor musunuz, hapishaneleri dolduran binlerce insanımızın aslında diri diri gömüldüklerini?
Çarlık Rusyası bunu Sibirya maden ocaklarında yapardı.

Mümtaz İdil

13.10.2013 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İdam tartışmalarına hiç bu açıdan bakmadınız

Hala çözülemeyen cinayet

SMS diliyle Anna Karenina

AKP Cadı Avını Kimden Öğrendi

Tek rüzgar buradan geliyor

3. Dünya Savaşı buradan çıkmaz

Vezir'in yetkileri Şah'a devredilse satranç nasıl bir oyun olurdu.Başkanlığı Birde Böyle Okuyun

Yaşantımızı "Evet" ile "Hayır" arasına sıkıştıranlara inat

KİTAPLAR SUÇ ALETİ OLURSA...

BENİ KRALDAN DAHA YETKİLİ KILIN

Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Bilinmeyen Marlon Brando

İşte yine yakalandın alçak!

" Fidel Arkadaşımdı"

Türbanlılar TÜYAP'ta en çok hangi kitapları aldı

Ölüm... Seni yazmak hep bana mı düşecek

Emre Kongar'ın odasında unuttuğum mektup

Terk ettim...

İşte Gerçek Bu...

Mastroianni ve Cep Telefonu

Asrın satranç maçı Erdoğan: Beyaz, Fethullah: Siyah

Hollywood'u ilk kim boyadı

Mastroianni, Connery ve Tarık Akan

Adım adım anarşizme

Erdoğan'ın tek şansı kaldı

ABD bugüne kadar başarısız olmamıştı

Erdoğan, dimdik ayakta kalacağını sanıyordu

Erdoğan tarihe nasıl geçmek istiyor

Numan Kurtulmuş’un pervasızlığı nereden geliyor

Zarrab olayı öyle bir patlayacak ki, bazıları Nagazaki ya da Hiroşima'yı arayacak..

Soruyorum: Topyekün savaşı istiyor musunuz?

Binali Yıldırım bunalacak ve bir süre sonra istifa etmek zorunda kalacak .göreceksiniz

Günün özeti...

O ülkeyi düşük profilli başbakan yönetmişti

ABD kimin başkan olmasını istiyor

Attila Özdemiroğlu'nu yazdı.Kanser yakamıza yapıştı hep güzel insanlarımızı seçiyor

Yandaş gazetecilik tarihinin en önemli örnekleri ne zaman ortaya çıktı

Yandaşlara basın tarihi dersi

En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Bu diktatör size çok tanıdık gelecek

Cezayir ' kurtarıcı 'olarak bir diktatöre sığınınca neler olmuştu

Marks'tan sonra en büyük beyindi

İslamiyet'teki bu 'mezhep kavgaları'yüzyıllar sürmeyecek

Tek tek avlıyorlar hepimizi

Editörden: Göreve davet ...

Kara Yorgi

Seçimin asıl galibi sosyal medyadır

Alis kâbuslar diyarında

Kadınların umutları ne zaman çiçeğe duracak

SENİ ESKİMEYEN YAŞLI ELLERİNDEN TANIDIM

Çetin Altan ' Kandırıldığını bile anlayamadan ' veda etti

On gün neredeydin be kadın!

IŞİD'i bir kenara koyun yapanı kutladığına göre...

Artık korkmuyorum Vehbi, arayabilirsin...

Dengesiz

1 Kasım kaosuna doğru adım adım

Neydi Rosenbergler olayı?

Müzik ve dans devrimdir

BİR EYLÜL SABAHIYDI ŞEYTANIN KIPIRDANMAYA BAŞLADIĞI GÜN

Anayasayı ortadan kaldırmak istiyorsunuz

Yanılıyorsun Cemil Bayık

Kavramları pistoletle vuramazsın Yiğit...

Uğur Mumcu hiç beklemediğim bir şey yaptı

Gelen gideni aratır kuralını yaşayacağız gibi.

DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

Osmanlıcayı biz öğreniriz, siz önce Türkçe öğrenin

Rennan Pekünlü

SOSYALİST DEVLET BÖYLE OLUR İŞTE

Halit Çelenk

Unuturuz, çok çabuk unuturuz. Yeni felaketler gelinceye kadar.

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi

Erdoğan; Berkin'i en azından mezarında rahat bırak

Floransa'dan İstanbul'a uzanan cinayetin içyüzü

IŞİD'ten Spartacus taktiği

Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Türk siyasetindeki zarafeti kim bitirdi

Bırakın o polisler bedelini ödesin

Bazı Arkadaşlarım Kemal Kılıçdaroğlu'na bu kadar yüklendiğimi sorguluyor

Şimdi öldüm ve cennetteyim

Bizim kuşak kaybolup gitti

Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

Gece bu mevsimde karabasan gibi çökmüyor

muhalefetin aklına gelmemiş olması mümkün mü

SOMA ÖNCESİ, ÇOK ÖNCESİ BİR YAZI

BİR İNAT UĞRUNA CUMHURBAŞKANI DAYATMASI

Madımak yobazlar kadar sosyal demokratların da katliamıdır

21 Milletvekili ve BlackJack Örneği

EMine Ülker Tarhan'ın Adaylığı...

Güldal Mumcu, Uğur Mumcu , Ekmeleddin İhsanoğlu

Düzgün bir aday göster, kaybet

Bunu yazmadan edemeyeceğim.

İşler tuhaflaşıyor.

Gelelim şu bayrak indirme işine.

Yanılmışım..

Enver Aysever- Sırrı Süreyya Önder Üzerine

PİRUS ZAFERİ

UTANMADIN MI HASAN KARAKAYA?

Ali İsmail'i eve gönderen doktor hala hastalara ilaç yazıyor

BEKİR BOZDAĞ ARTIK NEMESİS'TİR GERİSİ BOŞ

'HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR...'

İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

Dünya ülkeleri arasında yolsuzlukta durumumuz ne

O kutunun içinde bilmek istemeyeceğiniz şeyler var

DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Çarşı'ya yapmadıkları bir bu kalmıştı

Dostoyevski verdiği o sözü niye tutmadı

CHP'nin ABD seyahati geleceğini belirleyecek

Muhalefet rahatını bozmak istemiyor

AKP- Cemaat kavgası Katolik- Protestan kavgası

Eminağaoğlu'na polis tuzağı

Kiraz resmi yapıyorsan kuşlar için yapma

Haddinizi bilin. Yalakalığın sonu ayakçılıktır

İran'ı öpüp başınıza koyun

Ekim Devrimi'nden alacağınız çok ders var

O devlet başkanı Che Guevara'yı neden ziyaret etmişti

' O o..pu Cumhuriyeti başlarına yıkacağız '

Hâlâ bunlardan utanmıyorsan Koyver Türkiye'yi rahvan gitsin

Bu Nobel ödülü muhteşem bir dönüşün habercisidir

Devlet sanatçısı bal gibi olur

O kadar çok kendinde çoğaldın ki...

DERSİM VALİSİ KİM OLUR DERSİNİZ?

Çarşı o maçta hangi sloganı atardı

Bu tartışmaları Türkiye'de asla göremezsiniz

Ali İsmail'in annesi: Utana utana yaşasınlar..

Türkiye yeni bir parti ile Suriye oyununa dahil edilir mi ?

Ulusal Kanal ve Halk tv'ye bu filmleri öneriyorum

AKP TRAMVAYDAN İNDİ, MUHALEFET TREN İSTASYONUNDA TRAMVAY BEKLİYOR

Hangi partilerin karnesinde koca bir sıfır var

Ali'yi bir avukat ordusu savunmalı, yoksa...

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişkisi var

Erdoğan'ın Çapı Yetmedi: Konu Mısır...

İşte bu dönemin unutulmayacak isimleri

Bundan sonra Tarhan değil CHP düşünsün

Duran adamlar akil adamları geçti

AKP bundan sonra ne yapacak

Günü kurtarabilirsin yarını asla

Şapkadan hangi renk tavşan çıkacak?

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Sözün Bittiği Yer: Suriye'de şehit olan Türkler var"

Filmci Genel Kurmay Başkanımız

Gündem Değiştirmek için , Bu kadar da aşağılara inilir mi?

CHP'ye biraz anarşizm lazım

Murat Bardakçı Eyfel'i yıkıp avm yapar mı ?

Doğru dürüst yanıt verin Sayın Vali

YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

ABD' DEN EN SERT FIRÇA

Bu karar Fazıl Say'ın susturulmasıdır

Akil adamlar Erdoğan'ın Goebbelsler'i mi

Akil değil sakil adamlar

LEONARDO DA VİNCİ DÖNEMİ BİTTİ...

Dört Bir Taraf müzikten ne anlar

BÖYLE BİR SAHAF VAR MI SİZDE?

ATA SOYER...

Yazar olmak isteyenler bu yazıyı okusun

' ŞEYTAN DÜN BURADAYDI '

HASAN PAŞA KÜTÜPHANESİ

HESAPLAŞMA...

Merhaba...