Şiirime, öyküme, romanıma dokunma!

Lale Dilligil

Şiirime, öyküme, romanıma dokunma!

Okullarımızda Türkçe ve Edebiyat derslerinde müfredata göre "yer alan/yer alması gereken/yer almaması gereken" şair ve yazarlar-yapıtlar-metinler tartışmaları bildik bileli sürer gider ve bunlar her dönemde değişikliklere uğrar durur. Ama son zamanlarda, bu tartışmalara yeni bir başlık eklendi ve örnekleri hızla artıyor: Türü ne olursa olsun, edebi metinlere yapılan "yönetimin görüş ve eğilimlerine uygun müdahaleler!"... Bu uygulamaya son eklenen örneklerden biri şu: 


Melih Cevdet Anday'ın "Rahatı Kaçan Ağaç" adlı şiiri, M.E.B. tarafından 9. Sınıflar için Türkçe kitabına alındı. 

Ancaaakk... 

Şiirin ilk dörtlüğü aslında şöyle: 

"Tanıdığım bir ağaç var 

Etlik bağlarına yakın 

Saadetin adını bile duymamış 

Tanrının işine bakın..." 

Oysa ders kitabına ancak "ufak bir düzeltme" ile girebildi bu şiir: 

Bu dörtlüğün son dizesi "Tanrının işine bakın..." yerine "Allah'ın işine bakın..." olduktan sonra... 

Tıpkı, 12. sınıflar için Türkçe Edebiyat kitabına giren, Edip Cansever'in "Masa da Masaymış Ha" adlı şiiri gibi... Yani: 

"..... 

Üç kere üç dokuz ederdi 

Adam koydu masaya dokuzu 

Pencere yanındaydı gökyüzü yanında 

Uzandı masaya sonsuzu koydu 

Bir bira içmek istiyordu kaç gündür 

Masaya biranın dökülüşünü koydu 

Uykusunu koydu uyanıklığını koydu 

Tokluğunu açlığını koydu. 

...."
 

bölümünden 

"Bir bira içmek istiyordu kaç gündür 

Masaya biranın dökülüşünü koydu" 

dizeleri çıkartıldıktan sonra... 

Bunlar, son zamanlarda sıkça karşılaşır olduğumuz örneklerden ilk akla geliverenler... Tümden yasaklanan kitapları saymıyoruz bile... 

Edebiyatın hangi türünde olursa olsun, yazalım-yazmayalım, hepimizi çok yakından ilgilendiren vahim gelişmeler bunlar. Geleceğimizi ciddi biçimde tehdit eden fütursuzluklar... 

İster Edebiyat alanında olsun, isterse sanatın herhangi bir dalı, her yaratıcı-sanatçı için her bir yapıtı çocuğu gibidir, ruhunu katarak, duygularını yoğurarak, yaşamını akıtarak yarattığı çocukları... 

Kaldı ki yasalar da "Eser Sahibi" gibi bir tanım kullanarak sanatçının yapıtı üzerindeki haklarını tanımış, güvence altına almıştır. Ama öyle bir ülkede ve öyle bir zamanda yaşıyoruz ki hepsi gözardı edilebiliyor, giderek yok sayılabiliyor. Hem de açıkça, hiç sakınmadan. 

Bu ülkenin kültürüne, diline, bu alanda üretilmiş bütün yapıtlara, dolayısıyla çocuklarına bırakacağı zengin kültür mirasına, geleceğine sahip çıkma niyetinde olan yurttaşlarına, yani bizlere, öncelikle bu gidişe karşı sesimizi yükseltmek, itirazımızı haykırmak düşüyor. 

Cemal Süreya, 1989 yılında yayınlanan "Hükümet" adlı şiirinde şöyle diyor: 

"Bu hükümet 

Pir Sultan'a pasaport vermiyor, 

Onu anladık. 

Yunus Emre'ye de 

Basın kartı vermiyor, 

Onu da anladık. 

Ama bu hükümet 

Ferman çıkarmış 

Karacaoğlan'ı 

Otobüse bindirtmiyor."
 

Aradan çeyrek asır gibi bir zaman geçmiş, ve değişen pek bir şey yok. Ne dersiniz, çok mu sustuk? Çok mu tekrar ettik, "Beni ilgilendirmez," cümlesini? 

Ve haydi, gelin bir imza da biz atalım ve görelim bakalım, bu konuda gelecek kaygısı taşıyan kaç kişiyiz: 

http://imza.la/siirimedokunma

Lâle DİLLİGİL

23.02.2013

24.02.2013 (Lale Dilligil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

SİNDİRMEK

İLETİŞİM KAZALARI

TIRMANIŞ

MAVİ, MAVİ, MASMAVİ...:)))))

BİR ÇERÇEVE MASALI

UNUTMADIM... UNUTAMAM... UNUTMAYACAĞIM.

SAKIN ÖLME

EH, BAZEN DE...

BİR BENCİLLE YÜZLEŞME

"TUTKUYLA YAŞAMAK"... EVET!

YIK ŞUNLARI...

NE OLDU ŞU AŞK DENEN ŞEYE?

BEKLENMEDİK BİR RÜYANIN ARDINDAN

BİR ÖNERİ

"LIII YILMAZ ODABAŞI" üzerine bir esin-ti

İKİ KİŞİ GİBİ

YÜZLEŞME- 3

YÜZLEŞME- 2

YÜZLEŞME- 1

SIRÇA GÜĞÜMLER

DÖNEK'lik

Barışın Baharı

TAŞLAR

Bugün benim doğum günüm.

UMUT

HAYSİYET MESELESİ

'Barış Kahramanları'

Yannis, Halil ve Barışa Yürümek

Neden bu kadar çekicidir hüzün?