Satılan, Kirletilen Cennet

Arzu KÖK

Satılan, Kirletilen Cennet

İnsanlarımıza cenneti vaad ediyorlar her gün. Ama cennetten farksız olan güzel ülkem yok ediliyor, satılıyor parsel parsel. Kimlere mi, rant sağlayıcılara tabii ki. Maden şirketlerine, termik santral açmak isteyenlere, nükleer santrallere,  inşaat sektörüne… vb…

 "Bize dünya üzerinde cenneti vaat edenler cehennem dışında hiçbir şeyi üretememiş olanlardır."  diyor Karl Popper. Türkiye’de olanları düşündüğünüzde ne kadar haklı olduğunu görebiliyoruz. Anayasamızda"Türkiye Cumhuriyeti'nin milli marşı İstiklal Marşı’dır" diye bir hüküm var. Bu durumda İstiklal Marşımızın anayasal bir manzume olduğunu söyleyebiliriz. Ve herkes bilir ki marşımızda bir mısra; "Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı" der. Peki bu durumda bir vatan parçasını ne karşılığında olursa olsun yabancılara vermek pardon satmak Anayasa'ya temelden aykırı değil mi? Bu bir anayasal suç değil mi? Ama nedense bu suç son zamanlarda en çok işlenen suç durumunda.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, son 5 yılda 6292 sayılı kanun kapsamında 1 milyar 170 milyon metrekare büyüklüğünde 245.337 adet taşınmazın satıldığını açıkladı. 6292 sayılı kanun, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ve Hazine'ye ait tarım arazilerinin satışını öngörüyor. (Şimdi bir düşünün isterseniz son zamanlarda çıkan yangınların neden özellikle deniz manzaralı yerlerde çıktığını.)

Son 5 yılda satışı yapılan Hazine arazileri, mera alanı olmaktan çıkarılıp satışı yapılan araziler ve kirada bulunan Hazine arazilerine ilişkin önergeyi cevaplayan Bakan Kurum şöyle dedi: “2015-2019 döneminde; 6292 sayılı kanunun 6'ncı maddesi uygulamaları kapsamında toplam yüzölçümü yaklaşık 561.7 milyon metrekare olan toplam 166 bin 452 adet, 6292 Sayılı Kanunun 12 madde uygulamaları kapsamında toplam yüzölçümü yaklaşık 541.7 milyon metrekare olan 48 bin 358 adet, diğer hükümlere göre toplam yüzölçümü yaklaşık  66.4 milyon metrekare olmak üzere 30 bin 527 adet taşınmazın satış işlemi gerçekleştirilmiştir.”

İktidar son olarak önceki gün aralarında Bodrum Bitez'deki ve Kuşadası'ndaki taşınmazların olduğu değerli Hazine arazilerini satışa çıkarmıştı. AOÇ taşınmazları satışa çıkarıldı. Sivas Divriği'deki hidroelektrik santrallerin ise özelleştirilmesinin önü açılmıştı. Toplam 29 taşınmazın biri Adıyaman Besni'de, 2'si Aydın Kuşadası'nda, 2'si İstanbul Büyükçekmece'de bulunuyor. İzmir Karşıyaka Şemikler ile Menderes Gümüldür'de de araziler özelleştirme kapsamına alındı. Mersin Anamur'da 7, Erdemli'de 3 taşınmaz özelleştirilecek. Muğla'da ise özelleştirme kapsamına alınan 12 taşınmaz var. Bunlardan 6'sı Bodrum Gökçebel'de, diğer 6'sı ise Bodrum Bitez'de bulunuyor. Özelleştirme kapsamındaki taşınmazların büyüklükleri ise 873 metrekare ile 45 bin 961 metrekare arasında değişiyor. Peki sizce neler olacak o arazilere?

Mavi ile yeşilin iç içe geçtiği, Anadolu uygarlıklarının derin izlerini taşıyan bir ülke oysaki ülkemiz. İşte bu canım ülkem yazıktır ki bir bina yığınına dönüştürülüyor her geçen gün. Sonra orman yangınları sayesinde peyzajı bozuluyor. Arılara bal yaptıran envai çeşit bitki örtüsü yok edilip doğanın ekolojik dengesi bozuluyor. Yangınlarda yanan ağaçlar sanki öç alır gibi yağmurlarla beraber köklerinde bulunan verimli toprakları yağmur sularıyla beraber denize yolluyor. Bir bakıma kızgınlıklarını suyla söndürme çabasına girmiş gibi görünüyorlar. Doğal olarak zaman içerisinde bunlar deniz kıyısında küçük adacıklar olarak çıkacaklar karşımıza. Tıpkı Dalyan Kaunos, Selçuk Efes limanlarında olduğu gibi… Kurulan balık çiftlikleriyle denizlerimizin de doğal dengesi bozulma yoluna girmiştir. 

Her alanda yaratılan kirlilik doğal çevrenin de olumsuz yönde etkilenmesine, kâr hırsı ve yağma politikaları insan yaşamının çekilmez hale gelmesine neden olmaktadır. Doğal felaket diye adlandırılan sel ve depremler ciddi kayıplara neden olurken, ozon tabakasının tahribatı küresel ısınma ve iklim değişikliklerini, yoğun bir şekilde devam eden erozyon tarım alanlarının ortadan kalkmasını, hava ve su kirliliği beraberinde bitki ve canlı türlerinin her geçen gün tükenmesine işaret etmektedir.

Emekçilerin insani taleplerini duymazlıktan gelenler, ulus ötesi sermayenin istediği güvenceleri hızla yasallaştırmakta ve ulusal hukukun denetimi ortadan kaldırılmaktadır. Özellikle son yıllarda, çevrenin korunmasına dönük uluslararası ve ulusal çevre mevzuatıyla ilgili yasaları ihlal etmek alışkanlık haline getirilmiştir. 

Yaşanabilir doğal çevrenin korunmasıyla ilgili yasalar ya uygulanmamakta ya da komik cezalarla geçiştirilerek çevrenin katledilmesine göz yumulmaktadır. Ne yazık ki toplumda olması gereken çevre bilinci ise, konu ciddiye alınmadığı için hobi olarak kalmaktadır.

Ancak bugünlerde çevre ve doğa duyarlılığı zirvede... Çünkü Burdur'daki Salda Gölü'nden Çanakkale'deki Kazdağları'na kadar katliam var, vahşet var, dehşet var, barbarlık var!!!

Tertemiz göller, "park" adı altında yok edilmeye çalışılıyor, Kazdağları'nda doğa vahşeti "siyanür"le birlikte aynı zamanda ekosistemi vuruyor, çevreyi katlediyor, insanlığı tehdit ediyor...

Tüm bunlara göz yuman ya da bu kararlara imza atanlara sormak istiyorum: Çocuklarınızı nasıl bir havayı solutarak büyüteceksiniz? Nükleerden, termikten kirlenen gıdalarla beslenmelerine nasıl göz yumacaksınız? İçtiği suyun doğal olduğu konusunda net olabilecek misiniz? 

Meydanlarda vatan, millet, toprak diye bas bas bağırıyorsunuz ama iş ranta geldiğinde en değerli kamusal varlıklarımızı bile satışa çıkarıyorsunuz. Yazıktır ki hiçbir değer, hiçbir mantık, hiçbir itiraz durduramıyor sizleri. Zeytinlikler, mera ve kıyılarla ilgili Meclis’e sunulan şu son yasa tasarısı tam da böyle bir örnek. Tepkiler üzerine değişiklik yapıldı, buna göre güya zeytinliklerin imara açılması yasaklandı, ama maden sahası ve sanayi tesisi için sonuna kadar izin veriliyor. (Kazdağları en güzel örnek tabii ki?

Türkiye’de 118 yabancı firmaya ait 593 maden ruhsatı bulunuyor. Bu korkunç bir rakam. Türkiye'deki madenlerle en çok ilgilenen şirketlerden biri de Rothschild ailesinin kontrolünde olan Rio Tinto şirketi. Şirketin Türkiye'deki varlığı çok eskiye dayanıyor: 1889! Yanlış okumadınız, evet: 1889!

Sayısız örnekte gördüğümüz gibi, madene, sanayiye izin vermek zaten bir bölgenin dokusunu, ekolojisini mahvedecek hareketler değil midir? Peşi sıra bir torba yasa daha çıkarılarak imara da başka faaliyetlere de açılmayacağının bir garantisi var mı? 

Turizm artık resmen yerlerde geziyor. Turizmciler kan ağlıyor, Batılı turist ayağını kesti. Kıyılara tatile gelen yok. Ama ne gam değil mi? Kıyıları da açarız imara olur biter… Madencilik öyle değil nasılsa; maşallah altın yumurtlayan tavuk mübarek. 117 milyon zeytin ağacı tehdit altında mıymış, kimin umurunda? Bütün kıyıları kele çevir, imara aç, patronlara ihaleleri dağıt; kazansın garibanlar. Nasılsa yakında Tunus’tan, Yunanistan’dan ithal ederiz zeytini de. Buğdayı, balı, pamuğu, samanı…vb… olduğu gibi. O da sorun mu yani? Maden sektörü kadar kazandıran başka ne var ki?

Lütfen cevap verin: “Çocuklarınız maden yiyerek mi beslenecek?”

Gezegeni, suyu, toprağı, hayvanı, insanı sırf kâr sağlamak üzerinden değerlendiren bir anlayış, sadece bilimsel gerçeklerden, akıl ve mantıktan yoksun değil, maneviyattan da nasibini almamış sayılır oysa. Hadi maneviyatı geçelim… Kuran’daki doğa sevgisi ve önemini anlatan ayetlerden, İslam âlimlerinin bu konudaki sözlerinden örnekler verecektim ama vazgeçtim. Çünkü biliyorum ki bunları defalarca da yazsam bir faydası olmayacak.

Yalnız sonra kimseler sızlanmasın: ‘Hava çok kirli, çocuklarımız nasıl nefes alacak?’ diye. Ekolojik yıkımın yarattığı tahribatlardan dolayı siz ve çocuklarınız kim bilir hangi hastalıklara yakalanacak, düşündünüz mü?

Gerçi bende ki de soru değil mi? Tepedekiler olarak kendi çocuklarınız için nasılsa bir yaşam alanı düşünmüşsünüzdür. Ne mutlu size… Hayırlı işler…

Nasılsa gariban halk kimin umurunda… Nasılsa halk geçin kavgasında günü kurtarma çabası içerisinde; size itiraz da etmezler… 

Aydınlar mı? Onu göreceğiz işte…

20.08.2019 (Arzu KÖK)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Batan Gemi

Geleceğini Vuran Ülke

Yeni Kitaplarım ve İmza Günü

Çocuk İstismarına Susma!...

Gençlerden Mesaj!...

Şaşırmak...

23 Nisan ve Çocuklar

Ne Olacak Bizim Halimiz?

Laiklik Vazgeçilir Değildir

Bu Vatan Bizim

Ne Olacak?

Üniversiteye Kelepçe

Bitmeyen Yıl

The Truman Show

Akılla İnananlara...

Atatürk’ü Anlamak…

Bitmeyen Senfoni

100. Yıl…

Corona ve Doğa

Vicdan!...

Yarın Çok Geç Olabilir!...

Corona ve Dua

Ulusal Yas

Suriye Çıkmazı

Ölmek mi Kalmak mı?

Deprem!...

Çankaya’nın Işıkları

Vicdanınız Var Mı?

2020’nin Yıldız Falı

Anadolu ve Cumhuriyet

Kaz Dağları ve Knidos

Toplumu Ayrıştırmak…

Ölmek İstemiyorum!...

Eğitim Sınıfta Kaldı…

Tohumu Ekebilecek Var mı?

Ağaç Dikme Bayramı

Çankaya Köşkü

Ankara Numune Hastanesi

Gençler Neden Mutsuz Acaba?

Doğmamış İşçiler

Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…

Visionary

Kadın...Kimdi Kadın?

Elden Ayaktan Kesilmek!…

Sorun Çözmek!...

Cahillik!...

Hazırcılık!...

2018’den Mektup

Çocuk ve Şeytan!...

Hatay Cumhuriyeti Meclisi

Atatürk’ü Özlemek…

Cumhuriyet Bayramı

Türkiye İş Bankası!...

AF!...

Geçmiş Olsun!..

İMZA GÜNÜ

Havalimanı…

Savaş ve Barış Üzerine

Cumartesi Anneleri

Eğitim Sistemimiz!...

Çocukluğum ve Şimdi

Beter Olsunlar!...

Kayıp Çocuklar ve İdam!...

Cargill

Kambur Felek!...

Kıraathane!..

Karar Sizin!...

Düşman!...

Ankara Demiryolları Müzesi

Gençlerden Mesaj!...

Hakkını Aramak!...

Bekçi Murtazalar

Eğitim ve Köy Enstitüleri

Akkuyu!...

Simgeler Üzerinden Siyaset…

Korkuyorum!...

Bir heykel… Aylardır gözaltında…

Nasıl Oldu?...

Yaşamı Sevmek!…

Yerli ve Millî

Ölüyoruz!…

Çocuklar Size Ne Yaptı?

Ötekileştirmek!...

9 Yaşında!...

Tehlikeli Kitaplar!...

Bitmeyen Yıl

Müzik!...

Korku!...

Spastik Yaşamlar

Öğretmen!…

Çıkmaz Sokak

Kültür - Sanat ve AKM

Anadolu ve Cumhuriyet

Ulus’u Yıkmayın!...

Müftü Nikâhı

YOKSULLUK

Dil Giderse…

Eğitim ve Yeni Müfredat

Yıkın ODTÜ’yü!...

Çocuk İstismarına Susma!...

Kooşş Vatandaş Kooşş!...

Suç Kimde?

Sevgisiz Vicdanlar...

Matematik ve Cihat

Yozlaşan Demokrasi ve Çirkinleşen Politika

Ubuntu

Destan!...

Bizdik!...

Kimdir Yazar?

Kadınlara Özel!...

Karar Sizin!…

Satın Bu Cenneti!...

Zeytin!...

İnsan Hakları…

Bugün 19 Mayıs

Ses Verin!...

Daha Bitmedi

1 Mayıs!…

23 Nisan

Sevgili Ulusum!...

Milletin Parası…

Ulus Atatürk Anıtı

Doğa İçin Hayır...

Gençler!...

Ankara’da Adalet Var mı?

KADINLARIMIZ

Kültür-Sanat!...

Anlayacak mısınız?...

Kadınlar!...

Çok Şükür!...

MIHLI DEĞİLMİŞ!...

2016’ten Mektup

Düşünüyorum da…

Yangın Ülkesinin Yanan Çocukları…

Atatürk’ü Anlamak…

Basın Özgürlüğü…

CUMHURİYET

Şehitlik Siyaseti

Anne- Babaya Açık Mektup

Demokrasi Gelecekmiş!...

Bir Bebekten Katil Yaratan Karanlık

Çaresizliğin Resmi Yapılabilir mi?

Eğitim Onurumuz Köy Enstitüleri

Ders alacak mıyız

Dikkat!...

Çağdaş Kölelik

Nereye?

ELEKTRİK ÜZERİNE

MADEN, GREV, AÇLIK…

A.Ü. Ziraat Fakültesi Müzesi

Şaşırmak...

Tecavüzü Kanıksamak

AN-KARA

Cadı Avına Son!..

ANAYASA

Oku...

Bülbülü Öldürmek!..

GÜLMEK YAŞAMAKSA!..

2015'ten Mektup

Bir Çocuk ve Atatürk

Timsah Gözyaşları

KORKMA

Sözcükler

BATAN GEMİ VE BİREYLER

Çaresizliğin Resmi Yapılabilir mi?

Barış

Yabancıların Mülk Edinmesi

AYDIN OLMAK

MADIMAK YANIYOR...

YAŞAM VE MÜCADELE

Babam

Cehaletin Sesi Aklı Susturuyor

Gençler Neden Mutsuz Acaba?

GENÇLERİ ELEŞTİRMEK

GENÇLERDEN MESAJ VAR

ANNEM'E

Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak...

Özgürlüğümüzü istiyoruz!..

YA SEV YA TERK ET Mİ?

ÇANAKKALE ZAFERİ

Özgürlüğümüzü İstiyoruz!..

Müsait Cinayetler