Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

A. Mümtaz İdil

Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

18 Şubat 1943’te, Berlin meydanında dünyanın ilk ve en ilginç referandumu gerçekleşiyordu. Bildiğimiz referandumlardan farklıydı bu belki, ama yine de referandumdu. Zira Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels, meydanda toplanan halka sözlü referandum oylatıyordu.

“Korkmayın” diyordu Goebbels o konuşmasında. “Savaş uzamayacak, emin olun. Daha da kısalacak, çünkü en radikal savaş en kısa olandır.”

Ve hemen ardından soruyordu:

“Führer’in inandığı gibi topyekün savaşın Alman silahlı kuvvetleri tarafından kazanılacağına inanıyor musunuz?”

Onbinleri aşan kalabalık hep bir ağızdan bağırıyordu: “Evet!”

Goebbel meydan referandumunun ikinci sorusuna geçiyordu ardından:

“İngilizler, Alman ulusunun savaş istemediğini ve hükümetin topyekun savaş politikasını desteklemediklerini iddia ediyorlar. Soruyorum: Topyekun savaş istiyor musunuz?”

“Evet!”

“Gerektiğinde hayal ettiğinizden daha büyük ve çaplı radikal bir savaş istiyor musunuz?”

“Evet!”

“Führerimizi ulusumuzun önüne bir bayrak gibi takip ederek, büyük bir kararlılıkla savaşmaya, zafer bizim olana kadar omuz omuza durmaya razı mısınız?”

“Evet!”

“Soruyorum: İyi günde veya kötü günde, sonunda ok büyük sıkıntıları sırtlanmak bile olsa Führer’i takip etmeye kararlı mısınız?”

“Evet!”

Oysa tam o sıralarda, yani 1943 yılının Şubat ayının hemen başında Hitler’in orduları 23 Ağustos 1942’de başlattıkları Rusya seferinin sonuna gelmiş, 2 Şubat 1943’te Stalingrad önlerinde perişan olmuş, dağılmıştı.

Goebbels, geride kalan ve savaş kabiliyeti olmayan halktan yeni bir ordu yaratmaya  çalışıyordu.

Sözlü “referandum” bunun içindi.

Oysa, Nazi Partisi 1934 yılında Alman Parlamentosu’nda çoğunluğu ele geçirince, partinin lideri Hitler cumhurbaşkanlığı ile başbakanlık makamlarının birleştirilmesini talep etmiş ve bu anayasa değişikliğini referanduma götürmüştü.

Bildiğimiz anlamda “referandumu” on yıla yakın bir süre önce yapmıştı.

Halk oylaması pusulasında sorulan soru şuydu: “Cumhurbaşkanlığı makamı, başbakanlık makamı ile birleştirilmiştir. Cumhurbaşkanının tüm yetkileri ile başbakanlığın yetkileri führer ve şansölye Adolf Hitler’e verilmiştir. Vekilini kendisi atayacak olann Hitler için Alman halkı bu yasa ile önerilen düzenlemeyi onaylıyor mu?”

19 Ağustos 1934’te Hitler referanduma gitti ve sorulan sorunun karşığını yüzde 90’a yakın “evet” oyu ile aldı (yüzde 89.93).

...ve bildiğiniz gibi dünya 55 milyon insan kaybetti.

Oysa, kağıt üzerinde Hitler’in referanduma ihtiyacı yoktu. Zaten tüm yetkileri üzerinde toplamıştı, ama oturduğu koltuğu “meşrulaştırmak” adına referanduma gitmeye razı olmuştu.

Aslında bu tam anlamıyla referandum değil de “plesibit” sayılırdı. Referandum ile plesibit arasındaki en önemli fark, referandumda birkaç madde ile halkın görüşü sorulurken, plesibitte tek bir soru soruluyordu.

Ama yine herkesin bildiği gibi AKP hiçbir referanduma tek maddelik soru ile gitmedi. Bir çok maddeyi halkın oyuna sunarak “şark” kurnazlığı yapıldı. Asıl amaç gizlenip, vitrine halkın hoşuna gideceği bilinen maddeler konuldu.

Ama o maddeler ya hayata geçirilmedi ya da hayata geçirilmesi hiçbir şeyi değiştirmedi.

Kıta Avrupa’sında gerçekten halkın karar vermesi gereken konularda yapılan referandumlar (İspanya’nın bölünmesi, İngiltere’nin AB üyeliği gibi) hariç tutulursa, referandum tarihine bakıldığında hep “tek adam” yönetimi için yapılan bir girişim olduğu görülür.

EKONOMİK ÇÖKÜNTÜ

Fransız siyaset bilimcisi Maurice Duverger, “Diktatörlük Üzerine” adlı eserinde, Hitler’in “referandum” ile başbakanlık ve cumhurbaşkanlığını birleştirmesini ve tüm yetkileri üzerinde toplamasını şöyle açıklar: “Hitler cezaevinden istediği ünü yapmış bir adam olarak çıkmıştı. Almanya’da bunalım devam ediyordu. “Ekonomik çöküntü ve işsizliğin büyümesi Komünist Parti’nin gücünü ve patronların korkusunu arttırmıştı.Orta sınıflar kendi meşruiyetlerinin uyuşmazlığı içndeydi ve bunun için de Hitler’in düşünceleri çekici geliyordu. Bozgun ve ulusal onurun kaybıyla ilgileri bulunduğu düşünülen 1919’un demokratik Alman kuruluşları, ükenin büyük çoğunluğunca reddediliyordu. Yapılanlar zaten 1914 öncesi Almanya’sının otoriter ve askeri geleneklerine de uymamaktaydı.”

Aynı eserinde Duverger, bu koşulların Hitler’i iktidara yaklaştırdığını belirterek, “I. Dünya Savaşı nedeniyle dengesizleşen enflasyon ve bir çok faktörün yarattığı manevi buhran, dünya ekonomik buhranının etkileri gibi vahim hoşnutsuzluklar olmasaydı, Hitler’in çapı bir diktatörlük kurmaya yetmezdi” diyor.

Hitler Almanyası’nın tüm dünyanın başına ördüğü felaketi hazırlayan referandumu bir kenara bırakırsak, hemen her ülkede şu veya bu biçimde, üstelik de “demokrasinin gereği” gibi gösterilerek referandum yoluna gidiliyor. Konu eğer birinin “devlet başkanlığı” olmazsa eğer, ki bu çok azdır, genellikle siyasi yönetim biçimini değiştirmenin en kuvvetli aracı olarak görülmüştür. Pakistan, İran, Mısır, Irak’ta gerçekleşen referandum “oyunları”gibi.

PAKİSTAN’DA REFERANDUM

Pakistan’da askeri darbe ile ülke yönetimini 1999 yılında ele geçiren Pervez Müşerref, 2002 yılında devlet başkanlığının onanması için referanduma gitti. Referandumdan türlü hilelerle “evet” oyunu çıkartan Müşerref, bir hafta sonra referandum sırasındaki usulsüzlükler nedeniyle halktan özür dilemek zorunda kaldı.

IRAK REFERANDUMU

Amerika'nın 2 yıllık işgalinden sonra hazırlanan anayasanın halk oylamasına gitmesi ile Irak’ta artık bir federasyon ve Saddam yönetiminin aksine resmi din olarak İslam'ı seçen bir ülke haline geldi. Ancak söz konusu referandum, ülkenin istikrarlı ve düzenli bir ülke haline gelmesine yetmedi.

İSPANYA REFERANDUMU

Yine bir faşist lider olarak tarihe geçen İspanya devlet başkanı Franco, 1950’li ve 60’lı yıllarda yumuşamış ve bazı “liberal” eğilimlere yönelmiştir. Ama ipin ucunu da kaçırmamak için “baskı” yönetimini de sürdürmüştür. Referandumu biraz da ülkedeki liberallerin desteğini almak için yaptığı söylenir. Falanj partisi gözden düşmüştü, günlük siyasi çatışmalar başarısız uygulamaları gözler önüne seriyordu. Kısacası Franco’nun bir “güven tazelemeye” ihtiyacı vardı. Faşist kimliği de iyiden iyiye azalmıştı.

Franco’nun asıl hedefi, ölümünden sonra da kendi yönetiminin sürmesiydi. 1947 yılında gerçekleşen referendum ile İspanya’da “monarşi” yönetimi yeniden kurulmuş oldu ve Franco da yaşam boyu İspanya “kralı” ilan edildi. Nitekim, 1969 yılında torunu Juan Carlos’u veliaht ilan etti. 1973 yılında başbakanlık görevini bıraktı bırakmasına Frano, ancak devlet başkanlığı ve baş komutanlık makamlarını sürdürdü.

Franco’nun ölümünden sonra gerçekleşen ve ülkenin demokratik bir yapıya geçmesinin yolunu açan referandumda ise ülkenin yüzde 94’ü “evet” dedi.

YUNANİSTAN REFERANDUMU

Yunanistan’ın Avrupa Birliği’nin dayatması karşısında hükümetin bunalıp, bazı ekonomik önlemleri hayata geçirip geçirmemesi ile ilgili bir referandumdu 2015 yılında gerçekleşen Yunanistan referandumu ve yüzde 61 oranında “hayır” oyu çıkınca Yunanistan genel seçimlere gitmek zorunda kalmıştı.

Yunanistan, referandumda oldukça kararsız bir tablo çizmişti. Bir taksi şoförü, “Kalbimiz hayır, aklımız evet diyor” sözleriyle referandumu özetlemişti.

MACARİSTAN REFERANDUMU

2016 yılında gerçekleşen bu referandumu hafızalarda çok taze olduğundan herkesin aklındadır. Macaristan’da “siyasi bir çalkantı” da yaratmamıştır. Konu mülteci konusuydu ve Macar halkı, ülkelerine AB tarafından yerleştirilmek istenen bin 300 mülteci için düşünceleri soruldu. Halkın yüzde 98’lik oranı, mültecileri istemediğini belirten yönde oy kullandı.

KIRIM REFERANDUMU

Rusların ani bir kararla Ukrayna’nın bir parçası olan Kırım Özerk Bölgesi’ni işgalinden sonra, bu bölgede 2014 yılında Rusya Federasyonu’nda kalmak ya da ayrılmak yönünde tek soruluk referandum yapıldı. Halkın çoğunluğu (yüzde 97) Kırım’ın Rusya Federasyonu’nda kalması yönünde “evet” dedi.

İNGİLTERE REFERANDUMU

Yine yakın tarihlerde gerçekleşen referandumda İngiltere, Avrupa Birliği üyeliğinden ayrılıp ayrılmama konusunu referandum ile halka sordu. Ayrılmak isteyenlerin oranı yüzde 52 gerçekleşti.

ŞİLİ REFERANDUMU

Yine siyasi anlamda önemli bir ölçü olan, Şili’nin faşist lideri Pinochet’nin yerini sağlamlaştırmak içi 1973’te yaptırdığı referandumdur. Daha sonra, hemen aynı gerekçelerle Kenan Evren ve darbe konseyi de benzer bir referanduma gitmişti. Şili’de Pinoche’nin kendine destek amacıyla götürdüğü referandumdan yüzde 74 oranında halk desteği çıktı, ama ülke tamamen karıştı. Zira, kimse Pinochet’nin o kadar destek alacağını ummuyordu. Referanduma hile karıştığı ileri sürüldü. Daha sonraları, 1988’de yeniden bir referandum gerçekleşti ve bu referandum Pinochet’nin sonu oldu. Halk, yüzde 55 ile Pinochet ve yönetimini istemediğini belirtti.

TÜRKİYE’DE REFERANDUMLAR

Tıpkı Şili’de olduğu gibi bir darbeyle başa geçen faşist Kenan Evren ve ordu yönetimi, yeni bir Anayasa hazırlayarak referandum ile halka sundu. Dönemin tüm karışıklığına, tüm hoşnutsuzluklara rağmen konseyin hazırlattığı anayasa yüzde 91,4 ile kabul edildi. Kenan Evren bu referandum ile Cumhurbaşkanı olarak görevine devam etti. Darbeci komutanlar kendilerini güvenceye almanın maddelerini anayasaya geçirdiler. Sandıktan çıkan “evetlerin” asla halkın isteğini yansıtmadığı çok tartışıldı, konuşuldu.

Türkiye, 1987 yılında yeniden bir referanduma gitti. Siyasi yasakların kaldırılmasıyla ilgili bir referandumdu bu ve evet ile hayır oyları birbirine çok yakındı. Yine de evet oyları fazla geldi ve 1982 Anayasa’sından siyasi yasaklarla ilgili geçici maddeler kaldırıldı.

2010 yılında Türkiye yeniden bir referandum ile karşı karşıya kaldı. “Yetmez ama evet” diyenlerin bile daha sonradan dizini dövdüğü bu referandum, Türkiye’nin “batıya” dönük yüzünü “doğuya” çevirmesindeki en önemli adımlardan biri olarak görüldü. Referanduma sunulan madde sayısı 26’ydı ve bunların arasında “darbecilerin” cezalandırılması da bulunuyordu, ama AKP asla bu yola girmedi ve kendi önemsediği maddeleri hayata geçirdi. Referandumda “evet” oylarının oranı yüzde 57 çıkmıştı.

Mümtaz İdil

17.03.2017 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İdam tartışmalarına hiç bu açıdan bakmadınız

Hala çözülemeyen cinayet

SMS diliyle Anna Karenina

AKP Cadı Avını Kimden Öğrendi

Tek rüzgar buradan geliyor

3. Dünya Savaşı buradan çıkmaz

Vezir'in yetkileri Şah'a devredilse satranç nasıl bir oyun olurdu.Başkanlığı Birde Böyle Okuyun

Yaşantımızı "Evet" ile "Hayır" arasına sıkıştıranlara inat

KİTAPLAR SUÇ ALETİ OLURSA...

BENİ KRALDAN DAHA YETKİLİ KILIN

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Bilinmeyen Marlon Brando

İşte yine yakalandın alçak!

" Fidel Arkadaşımdı"

Türbanlılar TÜYAP'ta en çok hangi kitapları aldı

Ölüm... Seni yazmak hep bana mı düşecek

Emre Kongar'ın odasında unuttuğum mektup

Terk ettim...

İşte Gerçek Bu...

Mastroianni ve Cep Telefonu

Asrın satranç maçı Erdoğan: Beyaz, Fethullah: Siyah

Hollywood'u ilk kim boyadı

Mastroianni, Connery ve Tarık Akan

Adım adım anarşizme

Erdoğan'ın tek şansı kaldı

ABD bugüne kadar başarısız olmamıştı

Erdoğan, dimdik ayakta kalacağını sanıyordu

Erdoğan tarihe nasıl geçmek istiyor

Numan Kurtulmuş’un pervasızlığı nereden geliyor

Zarrab olayı öyle bir patlayacak ki, bazıları Nagazaki ya da Hiroşima'yı arayacak..

Soruyorum: Topyekün savaşı istiyor musunuz?

Binali Yıldırım bunalacak ve bir süre sonra istifa etmek zorunda kalacak .göreceksiniz

Günün özeti...

O ülkeyi düşük profilli başbakan yönetmişti

ABD kimin başkan olmasını istiyor

Attila Özdemiroğlu'nu yazdı.Kanser yakamıza yapıştı hep güzel insanlarımızı seçiyor

Yandaş gazetecilik tarihinin en önemli örnekleri ne zaman ortaya çıktı

Yandaşlara basın tarihi dersi

En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Bu diktatör size çok tanıdık gelecek

Cezayir ' kurtarıcı 'olarak bir diktatöre sığınınca neler olmuştu

Marks'tan sonra en büyük beyindi

İslamiyet'teki bu 'mezhep kavgaları'yüzyıllar sürmeyecek

Tek tek avlıyorlar hepimizi

Editörden: Göreve davet ...

Kara Yorgi

Seçimin asıl galibi sosyal medyadır

Alis kâbuslar diyarında

Kadınların umutları ne zaman çiçeğe duracak

SENİ ESKİMEYEN YAŞLI ELLERİNDEN TANIDIM

Çetin Altan ' Kandırıldığını bile anlayamadan ' veda etti

On gün neredeydin be kadın!

IŞİD'i bir kenara koyun yapanı kutladığına göre...

Artık korkmuyorum Vehbi, arayabilirsin...

Dengesiz

1 Kasım kaosuna doğru adım adım

Neydi Rosenbergler olayı?

Müzik ve dans devrimdir

BİR EYLÜL SABAHIYDI ŞEYTANIN KIPIRDANMAYA BAŞLADIĞI GÜN

Anayasayı ortadan kaldırmak istiyorsunuz

Yanılıyorsun Cemil Bayık

Kavramları pistoletle vuramazsın Yiğit...

Uğur Mumcu hiç beklemediğim bir şey yaptı

Gelen gideni aratır kuralını yaşayacağız gibi.

DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

Osmanlıcayı biz öğreniriz, siz önce Türkçe öğrenin

Rennan Pekünlü

SOSYALİST DEVLET BÖYLE OLUR İŞTE

Halit Çelenk

Unuturuz, çok çabuk unuturuz. Yeni felaketler gelinceye kadar.

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi

Erdoğan; Berkin'i en azından mezarında rahat bırak

Floransa'dan İstanbul'a uzanan cinayetin içyüzü

IŞİD'ten Spartacus taktiği

Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Türk siyasetindeki zarafeti kim bitirdi

Bırakın o polisler bedelini ödesin

Bazı Arkadaşlarım Kemal Kılıçdaroğlu'na bu kadar yüklendiğimi sorguluyor

Şimdi öldüm ve cennetteyim

Bizim kuşak kaybolup gitti

Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

Gece bu mevsimde karabasan gibi çökmüyor

muhalefetin aklına gelmemiş olması mümkün mü

SOMA ÖNCESİ, ÇOK ÖNCESİ BİR YAZI

BİR İNAT UĞRUNA CUMHURBAŞKANI DAYATMASI

Madımak yobazlar kadar sosyal demokratların da katliamıdır

21 Milletvekili ve BlackJack Örneği

EMine Ülker Tarhan'ın Adaylığı...

Güldal Mumcu, Uğur Mumcu , Ekmeleddin İhsanoğlu

Düzgün bir aday göster, kaybet

Bunu yazmadan edemeyeceğim.

İşler tuhaflaşıyor.

Gelelim şu bayrak indirme işine.

Yanılmışım..

Enver Aysever- Sırrı Süreyya Önder Üzerine

PİRUS ZAFERİ

UTANMADIN MI HASAN KARAKAYA?

Ali İsmail'i eve gönderen doktor hala hastalara ilaç yazıyor

BEKİR BOZDAĞ ARTIK NEMESİS'TİR GERİSİ BOŞ

'HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR...'

İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

Dünya ülkeleri arasında yolsuzlukta durumumuz ne

O kutunun içinde bilmek istemeyeceğiniz şeyler var

DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Çarşı'ya yapmadıkları bir bu kalmıştı

Dostoyevski verdiği o sözü niye tutmadı

CHP'nin ABD seyahati geleceğini belirleyecek

Muhalefet rahatını bozmak istemiyor

AKP- Cemaat kavgası Katolik- Protestan kavgası

Eminağaoğlu'na polis tuzağı

Kiraz resmi yapıyorsan kuşlar için yapma

Haddinizi bilin. Yalakalığın sonu ayakçılıktır

İran'ı öpüp başınıza koyun

Ekim Devrimi'nden alacağınız çok ders var

O devlet başkanı Che Guevara'yı neden ziyaret etmişti

' O o..pu Cumhuriyeti başlarına yıkacağız '

Hâlâ bunlardan utanmıyorsan Koyver Türkiye'yi rahvan gitsin

SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

Bu Nobel ödülü muhteşem bir dönüşün habercisidir

Devlet sanatçısı bal gibi olur

O kadar çok kendinde çoğaldın ki...

DERSİM VALİSİ KİM OLUR DERSİNİZ?

Çarşı o maçta hangi sloganı atardı

Bu tartışmaları Türkiye'de asla göremezsiniz

Ali İsmail'in annesi: Utana utana yaşasınlar..

Türkiye yeni bir parti ile Suriye oyununa dahil edilir mi ?

Ulusal Kanal ve Halk tv'ye bu filmleri öneriyorum

AKP TRAMVAYDAN İNDİ, MUHALEFET TREN İSTASYONUNDA TRAMVAY BEKLİYOR

Hangi partilerin karnesinde koca bir sıfır var

Ali'yi bir avukat ordusu savunmalı, yoksa...

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişkisi var

Erdoğan'ın Çapı Yetmedi: Konu Mısır...

İşte bu dönemin unutulmayacak isimleri

Bundan sonra Tarhan değil CHP düşünsün

Duran adamlar akil adamları geçti

AKP bundan sonra ne yapacak

Günü kurtarabilirsin yarını asla

Şapkadan hangi renk tavşan çıkacak?

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Sözün Bittiği Yer: Suriye'de şehit olan Türkler var"

Filmci Genel Kurmay Başkanımız

Gündem Değiştirmek için , Bu kadar da aşağılara inilir mi?

CHP'ye biraz anarşizm lazım

Murat Bardakçı Eyfel'i yıkıp avm yapar mı ?

Doğru dürüst yanıt verin Sayın Vali

YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

ABD' DEN EN SERT FIRÇA

Bu karar Fazıl Say'ın susturulmasıdır

Akil adamlar Erdoğan'ın Goebbelsler'i mi

Akil değil sakil adamlar

LEONARDO DA VİNCİ DÖNEMİ BİTTİ...

Dört Bir Taraf müzikten ne anlar

BÖYLE BİR SAHAF VAR MI SİZDE?

ATA SOYER...

Yazar olmak isteyenler bu yazıyı okusun

' ŞEYTAN DÜN BURADAYDI '

HASAN PAŞA KÜTÜPHANESİ

HESAPLAŞMA...

Merhaba...