Mastroianni,  Connery ve Tarık Akan

A. Mümtaz İdil

Mastroianni, Connery ve Tarık Akan

Tarık Akan’ı hemen hiç tanımadım. Kültür Bakanlığı’ndaki görevim nedeniyle aynı ortamda birkaç kez olduk, aramızda bir dostluk oluşmadı.

Ama hep yakından izledim...

Benden yalnızca iki yaş büyükmüş, ama benden daha genç duruyordu her zaman.

Bir anda onu ünlü İtalyan aktör Marcello Mastroianni’ye ve İskoç Sean Connery’e benzettim. Daha bir çok benzeyen vardır mutlaka, ama benim aklıma bu ikisi takıldı. Benim için “mahşerin” üç atlısından bir tek Sean Connery hayatta kalmış durumda.

Benzemeleri ne fiziksel, ne aktörlük gücü açısından ne de yakışıklı olmaları...

Benzemeleri, her üçünün de sinema sanatını “sanat” olarak görüp, tüm fiziksel “şöhretlerini” bir kenara bırakmaları ve kariyerlerinde en üst noktaya müthiş toplumsal-sanatsal değişimleriyle tırmanmaları.

Tarık Akan için çok şey yazıldı, onu en sona bırakalım.

Marcello Mastrioanni içlerinde en yaşlı olanı. Onunla başlamak belki “kronolojik” açıdan daha doğru olacak.

“BİR İŞ TUTABİLDİN Mİ MARCO, İYİ BİR İŞ?”

Marcello Mastrioni’nin yakın arkadaşı ve onunla ilgili ”Tatlı Hayat” adında bir de kitap yazmış olan Enzo Biagi, Kazanova diye bilinen Marcello’nun hayatının ünlü İtalyan yönetmen Luchio Visconti’nin onu keşfetmesiyle değiştiğini söyler.

1948 yılına kadar, yani ünlü İtalyan yönetmen Luchino Visconti tarafından keşfedilinceye kadar sinema dünyasında “yakışıklılığıyla” ün yapmış, kızların kendini parçalarcasına sevdiği, ucuz İtalyan komedi ve melodramlarında oynayan Mastroianni, kendisini sinema dünyasında adam eden kişinin Visconti olduğunu asla reddetmedi.

Yeni gerçekçi akımın en ünlü isimlerinden Visconti için “sinemanın yıldız fabrikası” deniyordu. Visconti’nin Marcello Mastroianni’ye üç kez filmlerinde baş rol vermesi, onu bir anda dünyanın en ünlü aktörlerinden biri haline getirdi. Sonra da sinema onu asla bırakmadı.

FELLİNİ DÖNEMİ VE KAZANOVA’YI TERK EDİŞ

Ardından Federico Fellini, 1949 yılında Marcello’yu ikinci kez keşfeden yönetmen oldu. Mastroianni ile “Dolce Vita (Tatlı Hayat, 1960) filmini çekti. Film sayesinde Marcello, zaten dünya çapında yayılan ününü bir daha silinmemek üzere pekiştirdi.

Artık Marcello için “ciddi ve önemli” filmler dönemi başlamıştı...

Marcello Mastroianni’nin yaşamını ve özellikle de Dolce Vita filminin ünlü Trevi Çeşmesi’ndeki çekim maceralarını bir başka yazıya bırakıyorum, zira konumuz o değil.

Enzo Biagi, “Tatlı Hayat” adını verdiği kitabında Mastroianni’nin 160’da fazla film kariyerinde Sophia Loren, Faye Dunaway, Catherine Deneuve, Anita Ekberg, Ursula Andress,  gibi dünya yıldızlarıyla rol paylaşırken, Mastroianni’nin yarattığı tipin aksine hiç de çapkın biri olmadığını belirtiyor.

Benzer sözleri annesi de söyler sık sık.

Çevresinde dolaşan birbirinden güzel kadınları görenler, Marcello’nun “cennette yaşadığını” düşünüyordu. Özellikle de erkekler. Ama arkadaşı Enzo Biagi aynı şekilde düşünmüyordu:

“Bugün emin olun ki, dünyada cennet yok. Bu, ona dokunmayı başarmış, elinden geçmiş ünlü kadınların dileğinden dolayı kendinden zalimce öç ölmak isteyen erkeklerin gözünde ve kadınların ‘anlamlı düşlerinde’ yer alan çağdaş Kazanova Marcello Mastroianni için bile cennet bu dünyada değildi.”

Enzo Biagi’nin Kazanova effsanesi için söyledikleri bunlar. Biagi, “Marcello her zaman aşıkları tarafından terk edilmek gibi bir şansa sahipti. Eğer bu böyle olmasa kendisine nasıl çeki düzen verebilirdi bilemiyorum,” diye de ekliyor.

Biagi’ye Marcello Mastroianni her zaman kendi yaşamının kıskanç bir gardiyanıydı.

“ADIM BOND... JAMES BOND...”

Benzer bir kariyeri ünlü İskoç aktör Sean Connery gösterdi.

Bir Londra gazetesi, Londralılara “Majestelerin yenilmez ajanı 007 James Bond rolünde kii görmeyi düşündüklerini” anket yoluyla sorunca, Sean Connery ismi önerildi. Connery o sıralarda tam anlamıyla ünlü değildi, ama televizyondan tanınıyordu.

Yapımcılar anket sonucundan memnun olmadılar. Onlara göre daha “kalıplı” biri gerekiyordu. Daha sert suratlı, daha az yakışıklı falan. Ama başka birini bulamayınca, çaresiz Connery ile pazarlığa oturmak zorunda kaldılar. Hatırı sayılır bir ücretle, üstelik Connery’nin ayağına kadar giderek onu James Bond olarak ilan ettiler.

Connery’nin de talihi, Mastroianni gibiydi. Kadınlar tarafından müthiş beğeniliyordu. James Bond filmleriyle bu ilgi en tepelere kadar fırlamıştı. Artık peşinden koşan yüzlerce genç kız vardı. Kızlar açık saçık, ağıza alınmaz, utanılacak tekliflerle karşısına çıkıyor ve ünlü aktörün kendilerini kabul etmesi için yalvarıyorlardı. Histerik bayılma nöbetleri geçiren oluyor, Connery’nin posta kutusu binlerce aşk mektubuyla dolup taşıyordu. Bazıları iç çamaşırlarını gönderiyordu.

Connery’nin Edinburgh’ta oturan ve orayı asla terk etmeyen annesi de, tıpkı Mastroianni’nin annesi gibi oğlunun içine kapanık biri olduğunu ve asla kadınlarla ilgilenmediğini söyleyip duruyordu.

“Benim oğlum,” diyordu, kendisiyle bu konuda söyleşi yapan bir gazeteciye, “iddia edildiği gibi sert, kırıp-döken, kabadayı biri değildir. Aksine uysal ve yufka yüreklidir. Kızlara düşkünlüğünü, birlikte yaşadığımız süre içinde hiç fark etmedik. Eve asla kız arkadaşını getirmemiştir. Dansa bile gittiğimizde, hep beni dansa kaldırmıştır. Muhallebi çocuğunun biridir Sean. Sert bir tokat yesin, düşer bayılır. Öyle kolay kolay da yerden kalkmaz.”

“Bond”un kız kardeşi Neil de benzer şöyle söylemiş ve “Sean’ın kadınlarla ciddi bir ilgisi yoktur,” demiştir.

Sinema eleştirmenleri, James Bond tipinin tam tersi olan böyle bir karakterin, kendisine zıt bir tipi dünya çapında başarı getirecek kadar iyi canlandırmasını, Connery’nin oyunculuk yeteneğine bağlarlar.

Sean Connery’yi şöhretin en üst basamağına kadar yükselten 007 James Bond, Connery’nin aksine her türlü içkiyi bilir, her silahtan anlar, her türlü oyunu çok iyi oynar ve soğukkanlılıkla adam öldürür, dövüşür. Connery ise biradan başka içki içmez, annesiyle kibrit çöpü karşılığı poker oynamak dışında oyun bilmez vb.

İlk James Bond filmi olan “Dr. No (1962) başlarda fazla ilgi görmedi. Ama ikinci Bond filmi olan “Rusya’dan Sevgilerle (1963)” bir anda her şeyi değiştirdi ve dünya sinemalarında 007 fırtınası başladı.

Daha sonraki Bond filmlerini kronolojik olarak herhangi bir internet sitesinden bulmak mümkün. Burada bizim için önemli olan, en çok parayı ve şöhreti Bond filmlerinden kazandığını bildiği halde Sean Connery daha fazla Bond filminde oynamayı reddederek, kendini “saygın” sinema filmlerinde göstermek istediğini belirtmiş ve büyük ısrarlarla ve paralarla 1971 yılında çevirdiği “Diamonds are Forever” filminden sonra bir daha James Bond olarak setlere dönmemiştir.

YEŞİLÇAM JÖNLÜĞÜNDEN DÜNYA YILDIZLIĞINA

Gelelim Tarık Akan’a...

Aslında yazının en kısa bölümü de bu olacak, zira Tarık Akan hakkında o kadar çok şey yazıldı ve çizildi ki, burada onları yazmak tekrardan öteye gitmeyecek.

Burada dikkat çekmek istediğim nokta, Tarık Akan’ın tıpkı Mastroianni ve Connery gibi sinemayı bir “jönlük, yakışıklılık, şöhret ve kızları peşinden sürüklemek” olarak görmeyip, bir anda kararını değiştirerek gerçek sinema sanatına dönmesidir.

Bu uğurda hapisler de yatmıştır Akan, işsiz de kalmıştır... Ama dönmemiştir.

Türk sinema tarihinin en önemli ve bilinen filmlerinden “Hababam Sınıfı” ile başlayan toplumsal oyunculuk serüveni, bu filmin ikincisinde de rol alarak kısmen devam etmiş, ama ardından gelen filmler tam anlamıyla toplumsal sorunları sokağa dökecek filmler olmuştur.

Bu değişim her üç örnekte de siyasal ve kültürel bir üst yapı olarak ortaya çıkar. Kendilerini fiziksel olarak bir yerlere getiren görünümlerinin çok daha ötesinde, sinemanın gereği olan“her kılığa girebilme ve bunun hakkını verme” görevini yerine getirmişlerdir. Şöhretlerinin ve kazançlarının en tepesindeyken bunu elinin tersiyle itip, sosyal sorunlara ya da sinema sanatının gereklerine dönmek az fedakarlık değil.

Mastroianni ve Connery’de sinema sanatına olan saygı ön plandadır ve bu yüzden takdire değer. Ama Tarık Akan’da olay sadece sinema sanatına olan saygı değil, aynı zamanda içinde yaşadığı topluma saygı olarak kendisini göstermesi açısından çok daha önemlidir.

Olaya bu açıdan bakıldığında, Tarık Akan’ın değil Türk sinema tarihinde, dünya tarihinde de önemli bir yeri olduğu ortaya çıkar.

Mümtaz İdil

21.09.2016 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İdam tartışmalarına hiç bu açıdan bakmadınız

Hala çözülemeyen cinayet

SMS diliyle Anna Karenina

AKP Cadı Avını Kimden Öğrendi

Tek rüzgar buradan geliyor

3. Dünya Savaşı buradan çıkmaz

Vezir'in yetkileri Şah'a devredilse satranç nasıl bir oyun olurdu.Başkanlığı Birde Böyle Okuyun

Yaşantımızı "Evet" ile "Hayır" arasına sıkıştıranlara inat

KİTAPLAR SUÇ ALETİ OLURSA...

BENİ KRALDAN DAHA YETKİLİ KILIN

Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Bilinmeyen Marlon Brando

İşte yine yakalandın alçak!

" Fidel Arkadaşımdı"

Türbanlılar TÜYAP'ta en çok hangi kitapları aldı

Ölüm... Seni yazmak hep bana mı düşecek

Emre Kongar'ın odasında unuttuğum mektup

Terk ettim...

İşte Gerçek Bu...

Mastroianni ve Cep Telefonu

Asrın satranç maçı Erdoğan: Beyaz, Fethullah: Siyah

Hollywood'u ilk kim boyadı

Adım adım anarşizme

Erdoğan'ın tek şansı kaldı

ABD bugüne kadar başarısız olmamıştı

Erdoğan, dimdik ayakta kalacağını sanıyordu

Erdoğan tarihe nasıl geçmek istiyor

Numan Kurtulmuş’un pervasızlığı nereden geliyor

Zarrab olayı öyle bir patlayacak ki, bazıları Nagazaki ya da Hiroşima'yı arayacak..

Soruyorum: Topyekün savaşı istiyor musunuz?

Binali Yıldırım bunalacak ve bir süre sonra istifa etmek zorunda kalacak .göreceksiniz

Günün özeti...

O ülkeyi düşük profilli başbakan yönetmişti

ABD kimin başkan olmasını istiyor

Attila Özdemiroğlu'nu yazdı.Kanser yakamıza yapıştı hep güzel insanlarımızı seçiyor

Yandaş gazetecilik tarihinin en önemli örnekleri ne zaman ortaya çıktı

Yandaşlara basın tarihi dersi

En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Bu diktatör size çok tanıdık gelecek

Cezayir ' kurtarıcı 'olarak bir diktatöre sığınınca neler olmuştu

Marks'tan sonra en büyük beyindi

İslamiyet'teki bu 'mezhep kavgaları'yüzyıllar sürmeyecek

Tek tek avlıyorlar hepimizi

Editörden: Göreve davet ...

Kara Yorgi

Seçimin asıl galibi sosyal medyadır

Alis kâbuslar diyarında

Kadınların umutları ne zaman çiçeğe duracak

SENİ ESKİMEYEN YAŞLI ELLERİNDEN TANIDIM

Çetin Altan ' Kandırıldığını bile anlayamadan ' veda etti

On gün neredeydin be kadın!

IŞİD'i bir kenara koyun yapanı kutladığına göre...

Artık korkmuyorum Vehbi, arayabilirsin...

Dengesiz

1 Kasım kaosuna doğru adım adım

Neydi Rosenbergler olayı?

Müzik ve dans devrimdir

BİR EYLÜL SABAHIYDI ŞEYTANIN KIPIRDANMAYA BAŞLADIĞI GÜN

Anayasayı ortadan kaldırmak istiyorsunuz

Yanılıyorsun Cemil Bayık

Kavramları pistoletle vuramazsın Yiğit...

Uğur Mumcu hiç beklemediğim bir şey yaptı

Gelen gideni aratır kuralını yaşayacağız gibi.

DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

Osmanlıcayı biz öğreniriz, siz önce Türkçe öğrenin

Rennan Pekünlü

SOSYALİST DEVLET BÖYLE OLUR İŞTE

Halit Çelenk

Unuturuz, çok çabuk unuturuz. Yeni felaketler gelinceye kadar.

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi

Erdoğan; Berkin'i en azından mezarında rahat bırak

Floransa'dan İstanbul'a uzanan cinayetin içyüzü

IŞİD'ten Spartacus taktiği

Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Türk siyasetindeki zarafeti kim bitirdi

Bırakın o polisler bedelini ödesin

Bazı Arkadaşlarım Kemal Kılıçdaroğlu'na bu kadar yüklendiğimi sorguluyor

Şimdi öldüm ve cennetteyim

Bizim kuşak kaybolup gitti

Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

Gece bu mevsimde karabasan gibi çökmüyor

muhalefetin aklına gelmemiş olması mümkün mü

SOMA ÖNCESİ, ÇOK ÖNCESİ BİR YAZI

BİR İNAT UĞRUNA CUMHURBAŞKANI DAYATMASI

Madımak yobazlar kadar sosyal demokratların da katliamıdır

21 Milletvekili ve BlackJack Örneği

EMine Ülker Tarhan'ın Adaylığı...

Güldal Mumcu, Uğur Mumcu , Ekmeleddin İhsanoğlu

Düzgün bir aday göster, kaybet

Bunu yazmadan edemeyeceğim.

İşler tuhaflaşıyor.

Gelelim şu bayrak indirme işine.

Yanılmışım..

Enver Aysever- Sırrı Süreyya Önder Üzerine

PİRUS ZAFERİ

UTANMADIN MI HASAN KARAKAYA?

Ali İsmail'i eve gönderen doktor hala hastalara ilaç yazıyor

BEKİR BOZDAĞ ARTIK NEMESİS'TİR GERİSİ BOŞ

'HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR...'

İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

Dünya ülkeleri arasında yolsuzlukta durumumuz ne

O kutunun içinde bilmek istemeyeceğiniz şeyler var

DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Çarşı'ya yapmadıkları bir bu kalmıştı

Dostoyevski verdiği o sözü niye tutmadı

CHP'nin ABD seyahati geleceğini belirleyecek

Muhalefet rahatını bozmak istemiyor

AKP- Cemaat kavgası Katolik- Protestan kavgası

Eminağaoğlu'na polis tuzağı

Kiraz resmi yapıyorsan kuşlar için yapma

Haddinizi bilin. Yalakalığın sonu ayakçılıktır

İran'ı öpüp başınıza koyun

Ekim Devrimi'nden alacağınız çok ders var

O devlet başkanı Che Guevara'yı neden ziyaret etmişti

' O o..pu Cumhuriyeti başlarına yıkacağız '

Hâlâ bunlardan utanmıyorsan Koyver Türkiye'yi rahvan gitsin

SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

Bu Nobel ödülü muhteşem bir dönüşün habercisidir

Devlet sanatçısı bal gibi olur

O kadar çok kendinde çoğaldın ki...

DERSİM VALİSİ KİM OLUR DERSİNİZ?

Çarşı o maçta hangi sloganı atardı

Bu tartışmaları Türkiye'de asla göremezsiniz

Ali İsmail'in annesi: Utana utana yaşasınlar..

Türkiye yeni bir parti ile Suriye oyununa dahil edilir mi ?

Ulusal Kanal ve Halk tv'ye bu filmleri öneriyorum

AKP TRAMVAYDAN İNDİ, MUHALEFET TREN İSTASYONUNDA TRAMVAY BEKLİYOR

Hangi partilerin karnesinde koca bir sıfır var

Ali'yi bir avukat ordusu savunmalı, yoksa...

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişkisi var

Erdoğan'ın Çapı Yetmedi: Konu Mısır...

İşte bu dönemin unutulmayacak isimleri

Bundan sonra Tarhan değil CHP düşünsün

Duran adamlar akil adamları geçti

AKP bundan sonra ne yapacak

Günü kurtarabilirsin yarını asla

Şapkadan hangi renk tavşan çıkacak?

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Sözün Bittiği Yer: Suriye'de şehit olan Türkler var"

Filmci Genel Kurmay Başkanımız

Gündem Değiştirmek için , Bu kadar da aşağılara inilir mi?

CHP'ye biraz anarşizm lazım

Murat Bardakçı Eyfel'i yıkıp avm yapar mı ?

Doğru dürüst yanıt verin Sayın Vali

YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

ABD' DEN EN SERT FIRÇA

Bu karar Fazıl Say'ın susturulmasıdır

Akil adamlar Erdoğan'ın Goebbelsler'i mi

Akil değil sakil adamlar

LEONARDO DA VİNCİ DÖNEMİ BİTTİ...

Dört Bir Taraf müzikten ne anlar

BÖYLE BİR SAHAF VAR MI SİZDE?

ATA SOYER...

Yazar olmak isteyenler bu yazıyı okusun

' ŞEYTAN DÜN BURADAYDI '

HASAN PAŞA KÜTÜPHANESİ

HESAPLAŞMA...

Merhaba...