KÖYLÜLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ ?

Atilla Karaduman

KÖYLÜLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ ?

Gaziantep'ten ayrılalı 6. yılın sonuna doğru geliyor...

Bu dönem genellikle Kaz Dağları'nın ( İDA) eteklerinde geçti...

6 ay kadar da bir köyde yaşadım...

Dün, gaziantephaberler.com sitemizde manşetten bir haber yayımlandı.

Bir baba, arazi için hem oğlunu hem de gelinini öldürmüş...

Gazeteciliğimin uzun bir dönemini de televizyon yayıncılığı alır...

Bir programda, Şükrü Erbaş'a ait olan " Köylüleri niçin öldürmeliyiz " şiirini okumuştum...

Aman tanrım...

Yemediğim küfür kalmamıştı.

Edebiyat dünyasının en çok tartışılan bu şiirini, son cinayet yeniden aklıma getirdi.

Lütfen sıkılmadan okuyunuz.

İŞTE O ŞİİR

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünemezler…
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir.
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denilince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler!

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, Tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler…
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…

KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM?

8.08.2020 (Atilla Karaduman)

Yorumlar (3)

Yorum Yaz
Atilla abim bu şiiri yayımlandığında köylüler aynı anlatıldığı gibiydiler ve aradan geçen onca zaman köylüleri bu tutumundan hiç birşey değiştirmedi halâ kurnaz yobaz komşunun malını nasıl malıma katarım düşüncesi eğitimsizlik okul değil ailenin eğitimi selamlar
Orhan satar 9 Ağu 2020 11:12:09
Ben bu şiiri ilk Atilla Karaduman'dan tv de canlı olarak okuduğunda duymuştum. Sövmemiştim ne Karaduman'a ne yazan şaire. Çünkü gerçeklere ancak aptallar söver. Şükür aptal değilim. Tekrar bellek tazelediğin için teşekkürler sevgili Karaduman.
B.Gülyuva9 Ağu 2020 09:10:18
İlk duyduğumda kızmıştım şimdi tekrar tekrar okudum hele şurası beni can evimden vurdu binlerce yılın kabuğu altında yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır. aldanmak korkusu içinde sürekli birbirlerini aldatırlar." Sonuç benim anladığım burada köylüleri değil köylü zihniyetini eleştiriyor. Yok hakkını verelim Şükrü dayı 10 numara tespit yapmış
ahmetgl2727@gmail.com 8 Ağu 2020 17:32:55

DİĞER YAZILAR

BAHÇENİZ BAHAR GÖRMESİN

Mahalle Yanarken Orospu Saçını Tararmış...

AKP Mantığı :Davutoğlu ve Babacan parti kurarsa kötü, İnce kurarsa iyi

Öyle sarhoş olsam ki" dedim ve oldum

Sosyal Medya Yasası'nda hedef : Z KUŞAĞI

Hırsızı sever misiniz?

Kenan Evren'in takımı küme düştü, Erdoğan'ın takımı şampiyon oldu!

Sağlık Bakanlığına Sunulan " ÇOK GİZLİ " Gaziantep Raporu

Gaziantep'in ' FIRILDAK KUBİLAY' ı Kimdir ?