İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

A. Mümtaz İdil

İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

1941 yılının sonbaharında Baba Rıza Şah Pehlevi (Büyük Rıza Han), İngiltere’den şöyle bir telgraf aldı: “Oğlunuz Veliaht Rıza Şah Pehlevi’nin yerinize tahta oturmasını kabul ediyoruz, ancak majestelerinin başka seçeneği olmadığını da bilmesini isteriz."

Baba Şah Pehlevi ülkede birçok yeniliklere imza atmış aydın bir yöneticiydi. Kadın hakları onun zamanında hiç olmadığı kadar önemli kazanımlar sağlamıştı. Örtünme, sosyalleşmelerini ve çalışmalarını engellediği için yasaklamıştı. Eğitim reformu tamamen çağdaş dünyaya göre düzenlenmişti, ekonomi iyi durumdaydı ve dinci grupların üzerinde önemli baskı vardı. Bu gelişmeler Batı Avrupa’yı, özellikle de İngiltere’yi çok rahatsız ediyordu.

İngilizler tahtı bırakmasına rağmen Büyük Rıza Han’dan yine de korkuyorlardı. Gözaltına alarak Mauritius adasına götürdüler, hastalanması üzerine Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentine sürgün ettiler. Baba Şah burada 1944 yılında öldü. Ölümünün İngilizler tarafından tezgahlandığı öne sürüldü.

Oğul Muhammed Rıza Pehlevi (Şah Rıza Pehlevi) babasından çağdaş bir İran devralmıştı, ama ülkedeki dinci gruplar ülkedeki İslam dışı hareketlerden memnun değildi. Şah Pehlevi çeşitli baskı unsurlarıyla ülkeyi ayakta tutmayı uzun süre başardı.

PETROL KRİZİ NELERE NEDEN OLDU

1979 yılında Şah rejiminin baskıcı tutumu halkta hoşnutsuzluk yarattığı kadar, yönetimin ABD ile yakınlaşması da hoş karşılanmıyordu. O sıralarda ülkede İslami kurallara göre yönetilme isteğinde olan büyük bir dinci kitle de bu “yakınlaşmayı” her fırsatta kınıyor ve Şah düşmanlığına zemin hazırlıyordu. Bunların en ünlüsü de Fazlullah Nuri’ydi. Şeyh Fazlullah Nuri yakalanarak idam edildi. Şah rejiminin baskısı giderek arttı. Bu sıralarda güçlenen Ayetullah Humeyni, ülkede “Batı” zihniyetinin arttığını bahane ederek Şah rejimine karşı çıkmaya başladı. Bu karşı çıkış Humeyni’nin sürgüne gönderilmesine neden oldu. Humeyni önce Türkiye’de, ardından Irak’ta sürgün hayatı yaşadı. 1978’de Saddam Hüseyin Humeyni’yi Irak’tan kovunca, Fransa’ya yerleşti.

İslam devrimi başlayıncaya kadar Humeyni Paris’te yaşadı. 1 Şubat 1979 tarihinde İran’a döndü. Milyonlarca İranlı tarafından karşılandı ve cumhurbaşkanlığı görevine getirildi. Bu sıralarda Şah’ı devirmek isteyen solcu ve liberal gruplarla da anlaşan Humeyni, cumhurbaşkanı seçildikten sonra bu iki grubu ortadan kaldırdı.

Şah rejiminin genel durumu o sıralarda şu şekilde özetlenebilir: Petrol krizi ülkeyi büyük sıkıntıya sokmuştu. Bunun sebebi İran’ın petrol ve doğalgaz ihracının azalması değil, gelirlerin rüşvet ve yolsuzlukla bir avuç yönetici kesim tarafından bölüşmesi ve ülkenin dış borçlarının dev boyutlara ulaşmasıydı. Ayrıca yoksulluk, adil olmayan kar paylaşımı nedeniyle artmıştı. İran’ın büyük kentlerinde siyasi İslam, Şah rejiminin yolsuzluk ve rüşvete bulaşmış iktidarına karşı örgütlenmeye başlamıştı. Bu arada ülkedeki sol gruplar ve aydınlar, artan baskıya dur demek için demokrasi ve özgürlük talebinde bulunuyor ve seslerini yükseltiyorlardı. Bir yandan da ABD’nin kendilerinin bu taleplerinde yardımcı olacağını umuyorlardı.

İRAN'IN PARALEL DEVLETİ

Kısa süre sonra sokak gösterileri patlak vermeye başladı. Şah protestoları zaman zaman kanlı olmak üzere, orantısız güç kullanarak bastırmaya çalıştı. Polis her yerde göstericilere büyük şiddet uyguluyordu. Şah sık sık halkın karşısına çıkarak, bu kalkışmaların İngilizlerin kışkırtması olduğunu söylüyor, yükselen İran değerinin baltalanmaya çalışıldığını iddia ediyordu.

1970’li yılların başına gelindiğinde ülkedeki protesto gösterilerine müdahaleler çok daha şiddetli olmaya başladı. Tudeh partisine katılım giderek artıyor, öğrenciler sokaklarda gösteriler yapıyor, boykota gidiyorlardı. Şah karşıtı gösterilere subayların da katıldığı oluyordu. Bu subaylar daha sonra, Humeyni’nin başa geçmesinden sonra yok edileceklerdi.

Bir süre sonra, gösterilerden bunalan Şah kontrolü tamamen kaybetti. Bunun üzerine protestocu kesimle anlaşmaya kalkıştı, ancak ok yaydan çıkmıştı bir kere. Şah rejimi, yönetime ortak olmaya çalışan ve bir paralel devlet oluşturan mollaların hareketlerini kontrol edemiyordu.

İran o sıralarda saygın bir devletti. Batı’da ve bölgede ağırlıklı söz sahibiydi. İran’ın güçlenmesi Arap dünyasında hoş karşılanmıyordu. Sol kesim ile molla kesim Şah’ın ülkenin zenginliklerini çar-çur etmekle suçluyorlardı. Ortak hedef ne olursa olsun Şah rejiminin sona ermesiydi. Dünya ekonomisinde ufak tefek de olsa yaralayıcı gelişmeler olsa da, krizlerden etkilenmeyen bir İran yaratılmıştı. Ancak içten içe kaynayan bir “paylaşım” söz konusuydu ve bu açıkça dillendirilmeye başlanmıştı.

SÜREÇ NASIL DEĞİŞTİ

1979 yılının başında büyük grevler ve protestolar önlenemez hale geldi. Şah 16 Ocak’ta Kahire’ye gitti. On beş gün sonra da Humeyni İran’a dönüş yaptı. O sırada Şapur Bahtiyar başbakandı. 11 Şubat 1979’da Bahtiyar istifa etti, 24 Şubat’ta da Halkali, Humeyni tarafından o sıralarda kurulan Devrim Mahkemeleri Başkanı seçildi ve binlerce kendine hizmet etmiş görevliyi, aydını, liberali, solcuyu, bilim adamını “Allah’a karşı gelme” suçundan idama mahkum etti. Sanıkların avukat tutma hakları yoktu ve mahkeme başkanı tek başına bütün görevleri üstlenmişti. Sanık olarak karşısına gelenlere savunma hakkı vermiyordu.

Başlarda Rıza Şah Pehlevi rejiminin düşmesinden sonra sol eğilimli bir İslamcı grupların katıldığı devrimin en önemli aşaması gerçekleşti. Bütün dünya İran’daki devrimi alkışlıyordu, ama ikinci aşamaya geçildiğinde, yani 1983 yılı ile birlikte işler tamamen değişti. Önce Şapur Bahtiyari istifaya zorlandı. İran’a dönmeden önce de Humeyni topluma yönelik konuşmalarında önceleri tüm belediye hizmetlerinin ücretsiz olacağını vaat etmişti ve sürekli özgür bir ülkenin medyasının ve siyasi parti kurmanın hak olmasının gerektiğini vurgulamıştı. Bu vaatler toplumda karşılığını fazlasıyla buluyordu. Humeyni’nin gücü hızla artıyordu. Ülkenin en büyük geliri olan doğal gaz ve petrolün halka ait olduğunu söylüyor ve bu paraların halka dağıtılması gerektiğini anlatıyordu.

Ancak işler beklendiği gibi olmadı. Humeyni İran’a döner dönmez yayınladığı fetva ile kadınların kapanmasını emretti. Bu fetvayı 8 Mart 1979’da, yani Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlar protesto etti ve özgürlüklerinden asla vazgeçmeyeceklerini açıkladılar. Kadınların ve sol eğilimli siyasi grupların tepkisiyle karşılaşan Humeyni verdiği fetvayı yalanladı ve örtünmenin asla bir zorunluluk olmayacağını açıkladı. Bir yandan da Humeyni’ye ait gizli örgütler muhalif grupları evlerinden alıyor ve halkın görünebileceği yerlerde vinçlerin ucuna asıyordu. Bu bir korku yaratıyordu ve insanlar müthiş tedirgin olmaya ve sinmeye başlamıştı.

KİMLERLE İTTİFAKLAR YAPILIYOR

1979 yılının Ağustos’unda Humeyni’nin verdiği sözlerin tam tersini yaptığı ortaya çıktı. Gazeteler üzerine baskı kuruldu. Üniversitelerin bazıları, batılı eğitim verdikleri gerekçesiyle kapatıldı. 1983 yılına kadar süren bu süreçte resmi kurumlardaki Şah yanlısı kadrolar tamamen tasfiye edildi.

Devrimin ilk günlerinde çıkartılan yasaya göre polisin üniversiteye girmeyeceği karara bağlanmıştı, ama bu sadece göstermelik bir karardı. Zira Humeyni istihbaratına bağlı Hraset birimleri tüm devlet dairelerinin yanı sıra üniversitelerde de olacaktı. Diğer yandan bu olaylarla birlikte Humeyni kadınların örtünmesini de zorunlu hale getirmişti. Kadınların direnci karşısında başı açık gezen kadınların saçlarına Besij milisleri tarafından yağlı boya, asit gibi maddeler dökülerek, örtünmeye zorlandı. Yine bu dönemde Humeyni’nin emriyle askeri marşlar dışında müzik çalınması yasaklandı.

Şah rejimini devirmek için solcularla ittifak kuran İran mollaları zafere ulaşır ulaşmaz, solcu ve liberal kesimi yönetimden uzaklaştırmak için türlü oyunlara başvurdu. Önceleri ufak tefek aksilikler olduysa da yollarına yılmadan devam ettiler. Önce Barzargani’yi saf dışı bırakmaları gerekiyordu. İlk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ebu’l Hasan Beni Sadr ezici çoğunlukla Cumhurbaşkanı oldu, ama mollalar bunu içlerine sindiremedi. Beni Sadr, önce devrimin ilk günlerinde yaşanan işkence ve idamlarla mücadele kararı aldı. Bu durum Humeyni’yi çok sinirlendirdi.

1980 yılının yazında patlak veren İran-Irak savaşı, Beni Sadr hükümetini zor durumda bıraktı. Humeyni ve ona bağlı mollalar bu durumdan yararlanmaya çalıştılar. Humeyni tam bu sırada, dünyada da yankı bulan şu ünlü cümleyi söyledi: “Eğer 20 milyon Beni Sadr’a evet dese de ben ona hayır diyorum!”

Beni Sadr, göstermelik mahkemelerden idam kararı çıkaracağını kesin olarak gördüğünden Fransa’ya kaçmak zorunda kaldı. Bu liberallerin ve ülkede artık bir avuç kalmış sol eğilimlilerin etkinliklerini tamamen ortadan kaldırdı. Mollalar, göstermelik mahkemeler kurarak, üretilmiş sahte delillerle Şah döneminde belli yerlerde görev yapmış olanları idama mahkum edip, hiçbir onay almadan kurşuna dizdiler. Daha sonra düzmece mahkeme veya sahte delillere bile gerek duymadan büyük bir sol-liberal kıyımına başladılar.

Humeyni’nin Devrim Mahkemeleri Başkanı Halkhali yıllar sonra yazdığı anılarında yalnızca 1979 yılında en az 2 bin kişiyi idama mahkum ettiğini yazdı. Ama bilinen idamların bu sayının en az beş misli olduğu yönünde. Hatta Halkhali’nin önüne gelen tüm mahkumları idam ile cazalandırdığı ve bunun bütün İran’da büyük bir korku mahkemesi haline dönüştüğü anlatılır. Bu yüzden de Halkhali’nin adı Devrim Celladı olarak anılır ve işin ilginç yanı Halkhali, tıpkı Nürnberg’de yargılanan Nazi subayları gibi, verdiği idam kararlarından hiç pişman olmadığını, geriye baktığında “az bile yaptığını” söylemiştir.

2002 yılında İngiltere’de bir dergiyle yaptığı söyleşide Halkhali bir anısını şöyle anlatır: “1980 yılıydı. Molla Humeyni’nin yanında solcuları nasıl engelleyeceğimizi tartıştık. Aklımda bir çok yol vardı bu namussuzları öldürmek için. Humeyni’nin yanından ayrılıp eve doğru giderken, yolda 15-16 yaşlarında iki çocuğun birbirlerine gizlice bir şey verdiklerini gördüm. Hemen yakalanmalarını emrettim. Hiç unutmuyorum, yakalanan çocuklardan birinin soyadı Şeriati’ydi. Yanındaki arkadaşına sol eğilimli bir gazeteyi gizlice vermeye çalışmıştı. Hemen orada sorguladım ve ikisini de o anda kafalarından vurdum ve arkamda beni bekleyen hizmetlilere, işte bu hayvanlarla böyle mücadele edilir,” dedim, eve gittim.”

AKP’nin gümbür gümbür gidişini ayakta alkışlamayın, bir dakika düşünün ve arkasında kimin olduğuna, kimlerle ittifak içinde bulunduğuna ve “gitsinde kim gelirse gelsin” sahteciliğine sığınmayın. Düşünün, sadece bir dakika...

Mümtaz İdil

29.12.2013 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İdam tartışmalarına hiç bu açıdan bakmadınız

Hala çözülemeyen cinayet

SMS diliyle Anna Karenina

AKP Cadı Avını Kimden Öğrendi

Tek rüzgar buradan geliyor

3. Dünya Savaşı buradan çıkmaz

Vezir'in yetkileri Şah'a devredilse satranç nasıl bir oyun olurdu.Başkanlığı Birde Böyle Okuyun

Yaşantımızı "Evet" ile "Hayır" arasına sıkıştıranlara inat

KİTAPLAR SUÇ ALETİ OLURSA...

BENİ KRALDAN DAHA YETKİLİ KILIN

Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Bilinmeyen Marlon Brando

İşte yine yakalandın alçak!

" Fidel Arkadaşımdı"

Türbanlılar TÜYAP'ta en çok hangi kitapları aldı

Ölüm... Seni yazmak hep bana mı düşecek

Emre Kongar'ın odasında unuttuğum mektup

Terk ettim...

İşte Gerçek Bu...

Mastroianni ve Cep Telefonu

Asrın satranç maçı Erdoğan: Beyaz, Fethullah: Siyah

Hollywood'u ilk kim boyadı

Mastroianni, Connery ve Tarık Akan

Adım adım anarşizme

Erdoğan'ın tek şansı kaldı

ABD bugüne kadar başarısız olmamıştı

Erdoğan, dimdik ayakta kalacağını sanıyordu

Erdoğan tarihe nasıl geçmek istiyor

Numan Kurtulmuş’un pervasızlığı nereden geliyor

Zarrab olayı öyle bir patlayacak ki, bazıları Nagazaki ya da Hiroşima'yı arayacak..

Soruyorum: Topyekün savaşı istiyor musunuz?

Binali Yıldırım bunalacak ve bir süre sonra istifa etmek zorunda kalacak .göreceksiniz

Günün özeti...

O ülkeyi düşük profilli başbakan yönetmişti

ABD kimin başkan olmasını istiyor

Attila Özdemiroğlu'nu yazdı.Kanser yakamıza yapıştı hep güzel insanlarımızı seçiyor

Yandaş gazetecilik tarihinin en önemli örnekleri ne zaman ortaya çıktı

Yandaşlara basın tarihi dersi

En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Bu diktatör size çok tanıdık gelecek

Cezayir ' kurtarıcı 'olarak bir diktatöre sığınınca neler olmuştu

Marks'tan sonra en büyük beyindi

İslamiyet'teki bu 'mezhep kavgaları'yüzyıllar sürmeyecek

Tek tek avlıyorlar hepimizi

Editörden: Göreve davet ...

Kara Yorgi

Seçimin asıl galibi sosyal medyadır

Alis kâbuslar diyarında

Kadınların umutları ne zaman çiçeğe duracak

SENİ ESKİMEYEN YAŞLI ELLERİNDEN TANIDIM

Çetin Altan ' Kandırıldığını bile anlayamadan ' veda etti

On gün neredeydin be kadın!

IŞİD'i bir kenara koyun yapanı kutladığına göre...

Artık korkmuyorum Vehbi, arayabilirsin...

Dengesiz

1 Kasım kaosuna doğru adım adım

Neydi Rosenbergler olayı?

Müzik ve dans devrimdir

BİR EYLÜL SABAHIYDI ŞEYTANIN KIPIRDANMAYA BAŞLADIĞI GÜN

Anayasayı ortadan kaldırmak istiyorsunuz

Yanılıyorsun Cemil Bayık

Kavramları pistoletle vuramazsın Yiğit...

Uğur Mumcu hiç beklemediğim bir şey yaptı

Gelen gideni aratır kuralını yaşayacağız gibi.

DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

Osmanlıcayı biz öğreniriz, siz önce Türkçe öğrenin

Rennan Pekünlü

SOSYALİST DEVLET BÖYLE OLUR İŞTE

Halit Çelenk

Unuturuz, çok çabuk unuturuz. Yeni felaketler gelinceye kadar.

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi

Erdoğan; Berkin'i en azından mezarında rahat bırak

Floransa'dan İstanbul'a uzanan cinayetin içyüzü

IŞİD'ten Spartacus taktiği

Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Türk siyasetindeki zarafeti kim bitirdi

Bırakın o polisler bedelini ödesin

Bazı Arkadaşlarım Kemal Kılıçdaroğlu'na bu kadar yüklendiğimi sorguluyor

Şimdi öldüm ve cennetteyim

Bizim kuşak kaybolup gitti

Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

Gece bu mevsimde karabasan gibi çökmüyor

muhalefetin aklına gelmemiş olması mümkün mü

SOMA ÖNCESİ, ÇOK ÖNCESİ BİR YAZI

BİR İNAT UĞRUNA CUMHURBAŞKANI DAYATMASI

Madımak yobazlar kadar sosyal demokratların da katliamıdır

21 Milletvekili ve BlackJack Örneği

EMine Ülker Tarhan'ın Adaylığı...

Güldal Mumcu, Uğur Mumcu , Ekmeleddin İhsanoğlu

Düzgün bir aday göster, kaybet

Bunu yazmadan edemeyeceğim.

İşler tuhaflaşıyor.

Gelelim şu bayrak indirme işine.

Yanılmışım..

Enver Aysever- Sırrı Süreyya Önder Üzerine

PİRUS ZAFERİ

UTANMADIN MI HASAN KARAKAYA?

Ali İsmail'i eve gönderen doktor hala hastalara ilaç yazıyor

BEKİR BOZDAĞ ARTIK NEMESİS'TİR GERİSİ BOŞ

'HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR...'

Dünya ülkeleri arasında yolsuzlukta durumumuz ne

O kutunun içinde bilmek istemeyeceğiniz şeyler var

DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Çarşı'ya yapmadıkları bir bu kalmıştı

Dostoyevski verdiği o sözü niye tutmadı

CHP'nin ABD seyahati geleceğini belirleyecek

Muhalefet rahatını bozmak istemiyor

AKP- Cemaat kavgası Katolik- Protestan kavgası

Eminağaoğlu'na polis tuzağı

Kiraz resmi yapıyorsan kuşlar için yapma

Haddinizi bilin. Yalakalığın sonu ayakçılıktır

İran'ı öpüp başınıza koyun

Ekim Devrimi'nden alacağınız çok ders var

O devlet başkanı Che Guevara'yı neden ziyaret etmişti

' O o..pu Cumhuriyeti başlarına yıkacağız '

Hâlâ bunlardan utanmıyorsan Koyver Türkiye'yi rahvan gitsin

SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

Bu Nobel ödülü muhteşem bir dönüşün habercisidir

Devlet sanatçısı bal gibi olur

O kadar çok kendinde çoğaldın ki...

DERSİM VALİSİ KİM OLUR DERSİNİZ?

Çarşı o maçta hangi sloganı atardı

Bu tartışmaları Türkiye'de asla göremezsiniz

Ali İsmail'in annesi: Utana utana yaşasınlar..

Türkiye yeni bir parti ile Suriye oyununa dahil edilir mi ?

Ulusal Kanal ve Halk tv'ye bu filmleri öneriyorum

AKP TRAMVAYDAN İNDİ, MUHALEFET TREN İSTASYONUNDA TRAMVAY BEKLİYOR

Hangi partilerin karnesinde koca bir sıfır var

Ali'yi bir avukat ordusu savunmalı, yoksa...

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişkisi var

Erdoğan'ın Çapı Yetmedi: Konu Mısır...

İşte bu dönemin unutulmayacak isimleri

Bundan sonra Tarhan değil CHP düşünsün

Duran adamlar akil adamları geçti

AKP bundan sonra ne yapacak

Günü kurtarabilirsin yarını asla

Şapkadan hangi renk tavşan çıkacak?

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Sözün Bittiği Yer: Suriye'de şehit olan Türkler var"

Filmci Genel Kurmay Başkanımız

Gündem Değiştirmek için , Bu kadar da aşağılara inilir mi?

CHP'ye biraz anarşizm lazım

Murat Bardakçı Eyfel'i yıkıp avm yapar mı ?

Doğru dürüst yanıt verin Sayın Vali

YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

ABD' DEN EN SERT FIRÇA

Bu karar Fazıl Say'ın susturulmasıdır

Akil adamlar Erdoğan'ın Goebbelsler'i mi

Akil değil sakil adamlar

LEONARDO DA VİNCİ DÖNEMİ BİTTİ...

Dört Bir Taraf müzikten ne anlar

BÖYLE BİR SAHAF VAR MI SİZDE?

ATA SOYER...

Yazar olmak isteyenler bu yazıyı okusun

' ŞEYTAN DÜN BURADAYDI '

HASAN PAŞA KÜTÜPHANESİ

HESAPLAŞMA...

Merhaba...