İKTİSADÎ ÇÖKÜŞ, BEŞERÎ ÇÖZÜLME

Temel Demirer

İKTİSADÎ ÇÖKÜŞ, BEŞERÎ ÇÖZÜLME

“Çöküntü de bir çözümdür.”[1]

 

Müthiş bir alt üst oluşla yüz yüzeyiz. Hem yerel, hem de evrensel bir soru(n) bu.

İsteyen istediği gibi adlandırabilir; ancak nasıl sunulursa sunulsun; sürdürülemez kapitalizmin içinde debelendiği III. Büyük Bunalımı’dır yaşanan…

“Yaşanan” dedim; o, “küreselleşme” söylencelerinin karaya oturduğu koordinatlarda müthiş gerileme, köklü çöküş ve devasa bir çürümede somutlanıyor.

Kapitalizmin “bütünleştirmekte olduğu” dünya, eşitsiz gelişimin basıncıyla yeniden parçalanıyor. Küreselleşmenin kapitalizmi yerini yine ulusal kapitalizmlere bırakıyor. Bu da yeni bir paylaşım tehdidini getiriyor gündeme.

Bu kadar da değil: ‘The Economist Intelligence’ın raporuna göre, dünyanın yalnızca yüzde 8.4’ünde “tam anlamıyla demokrasi” uygulanıyor(muş)…

‘The Washinton Post’ da analizinde, “Küreselleşmenin demokrasiyi değil baskıyı kürselleştirdiği öne sürer”ken; ‘Freedom House’, 2016’dan beri “demokrasi ve insan hakları”nın tüm dünyada gerilediğinin altını çiziyor.[2]

Evet, “Liberal demokrasi çöküyor ama gündemdeki seçenekler, en az onun kadar karanlık. Bunların hiçbiri, bir süredir artık canavarlaşmaya başlamış kapitalizmin tetiklediği uygarlık krizine çare değil. Liberal demokrasinin çöküşüne bir cevap, ırkçı milliyetçi nostaljilerle, bir başkası da ‘tekno-totaliter’ kapitalist önerilerle geliyor.”[3]

Kapitalist sermaye birikim modeli tıkanıyor. Örneğin, ‘Ekonomi Araştırma Enstitüsü’nün (Ifo) Alman iş dünyası şubat anketine göre, “Her beş Alman şirketinden birisi var olma tehdidi altında”![4] Benzer bir durum, hemen her yer için söz konusu; elbette Türkiye için de…

Bu kadar da değil: “Yeni bir silahlanma yarışı”[5] tırmanırken; “Dünya savaşına sebep olan tüm faktörler var… Durum kaygı verici,”[6] demeden edemiyor Simon Jenkins! Haksız da değil hani; Dünyadaki savaşların yüzde 81’inin ABD tarafından çıkarıldığı anımsanırsa...[7]

“Yeni bir dünya savaşı riski var mı?”[8] sorusunun tartışıldığı kesitte Eric J. Hobsbawm’ın, “İngiliz soylularının parlamentoları ve hükümetleri savaşı da barışı da kâr, sömürgeler ve pazarlar elde etmek ve ticari rakiplerini ezmek için yapardı,”[9] saptamasını hatırla(t)makta yarar var.

Ve bir şey daha: BM raporlarına göre, 271 milyon 642 bin göçmen var dünyada[10] yersiz/ yurtsuz; eşitsizliklerin kurbanı ve geleceği olmayan!

Malûm, her yıl dünyanın küresel elitlerinin genel kurulu denilebilecek Dünya Ekonomik Forumu (DEF) efendileri Davos’ta toplanırken, İngiliz insani yardım kuruluşu Oxfam da “küresel eşitsizlikler” raporunu yayınlar.

2021’de özellikle pandemi ortamında ortaya çıkan adaletsizlikleri teşhir etmeye odaklanan çalışmanın başlığı “eşitsizlik virüsü” idi. Metinde şu çarpıcı bulgulara yer veriliyor:

En zengin bin kişinin servetlerinin pandemi öncesi döneme ulaşması için sadece 9 ay yeterliyken, dünyanın en yoksul insanlarının eski konumlarına dönmesi için tam 14 kat zaman geçmesi gerekiyor.

En zengin 10 dolar milyarderinin servetlerindeki artış miktarı virüsün yoksulluğa sürüklediği tüm insanları kurtarmak, üstüne herkese Covid-19 aşısı yapmak için gereken paradan daha fazladır.[11]

Şimdi “Her şey yolunda, soru(n)lar geçici, aşılacak” diyenlere,

“Yalan söylediklerini biliyoruz, yalan söylediklerini biliyorlar, yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar, yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz. Ama hâlâ yalan söylüyorlar,” diyen Alexandr Isayevich Solzhenitsyn’in veciz ifadesini anımsatalım…

 

HÂL(İMİZ) VE GİDİŞAT(IMIZ)

 

“En yakınımızda olan şeyi çoğu zaman fark etmeyiz,” diyen Henri Barbusse sonuna dek haklıdır.

Örneğin coğrafyamızda (Türkiye’de) olan çok şeyi görmüyor, fark edemiyoruz! Mesela…

  1. i) Merkezi yönetim bütçesi 2020’nin aralık ayında 30.8 milyar TL açık verdi. 2019’un tamamındaki açık 123 milyar 693 milyon TL oldu…[12]
  2. ii) “Hazine, on altı yıl boyunca iç ve dış borç faizine her saniye 821 dolar, yani 6.075 lira ödeme yapmış ve yapmaya devam ediyor...”[13]

iii) 2020’de Merkez Bankası’nın döviz rezervleri 65.5 milyar dolar azaldı…[14]

  1. iv) TCMB’nin yurt dışı ve yurt içindeki bankalardan swap (takas) ile ödünç aldığı döviz ve altınlar düşüldüğünde brüt rezervi 2020’da 55.7 milyar dolar azaldı. IMF verilerine göre, rezerv kaybında Türkiye 2020 yılında birinci oldu…[15]
  2. v) Türkiye’de ekonomik-mali kriz derinleşirken cari işlemler açığı da büyümeye devam ediyor. Resmi verilere göre cari açık, 2020’nin Şubat ayına göre, 2021 Şubat’ında 1 milyar 233 milyon dolar artarak 2 milyar 610 milyon dolara yükseldi.
  3. vi) 10 ayda 26.968 işyeri kepenk indirdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) verilerine göre 2020’nin Ocak-Ekim döneminde kapanan gerçek kişi ticari işletmelerin sayısı yüzde 16.61 artışla 15.745’e ulaştı…[16]

vii) İcra dairelerinde icra ve iflas dosyası sayısı 22 milyon 127 bini aşarken 1 yılda 99 bin, 16 yılda yaklaşık 2 milyon esnaf kepenk indirdi. Kapanan şirket sayısı yarım milyona yaklaştı. 2 milyon esnaf, 446 bin şirket battı![17]

viii) Vatandaş Türkiye’nin en önemli sorununun ekonomi ve işsizlik olduğunu düşünüyor. Halkın yüzde 64’ü borçlu olduğunu, yüzde 90’ı ise borçlarını ödemekte zorlandığını belirtiyor…[18]

  1. ix) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2019 yılı İl Bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) verilerine göre, 86 bin 798 TL ile ilk sırada yer alan İstanbul’u 81 bin 228 TL ile Kocaeli ve 71 bin 27 TL ile Ankara izledi. Kürt illeri ise son sıralarda yer aldı. Kişi başına düşen gelirin dağılımına göre 18 bin 708 TL ile Van, 17 bin 465 TL ile Urfa ve 16 bin 727 TL ile Ağrı son üç sırada yer aldı. Milli gelir dağılım verilerini bölgesel bazda değerlendiren ve ayrışmanın büyüklüğüne dikkati çeken ekonomi-politikçi Mustafa Durmuş, “refahın temel göstergesi kabul edilen tüketim harcamalarından ülkenin Doğu ve Güneydoğu’su payını yeterince alamıyor,” dedi…[19]

Çoğaltmak mümkün olsa da; 24 Ocak 1980’den 2021’e, farklı hükümetler, ama tek siyasetin yıkım ve talanından söz etmek mümkün; elbette denizin tükenmekte olduğunu da hatırlatarak…

Bu noktada iki şeyi aktarmakta büyük yarar var!

İlki: Dün, AKP Türkiyesi bölgenin gelişmekte olan ülkelerine örnek gösteriliyordu. Ancak ‘The Forbes’tan ‘The Economist’e, ‘The Wall Street Journal’dan ‘The Financial Times’a ekonomistlerin yorumlarına bakınca görüyoruz ki AKP Türkiyesi, ibret alınacak bir ülke hâline gelmiş…[20]

İkinci de şu: Çöken sektörlerle işsiz kalan gençler ve köyden göçüp şehirde günlük hayatlarını sürdüremez hâle gelen milyonlar olduğuna dikkat çeken Yurt Partisi lideri Saadettin Tantan, “Sosyal patlama ülke için risk hâline geldi!”[21]

Hâl(imiz) ve gidişat(ımız) böyleyken; mevcut durum(umuz)u “döviz hareketleri”, “borsa göstergeleri” vb.’leriyle değil; kapitalizmin sürdürülemezliği ve beşeri yıkımı ekseninde ele almak “olmazsa olmaz” oluyor.

 

İŞSİZLİK PARADOKSU

 

Öncelikle Erinç Yeldan’dan aktararak uyaralım: “TÜİK’in resmi verilerinde paylaşılan işsizlik oranı ve sayısı Covid-19’un yarattığı depremi yansıtmamaktadır.”[22]

DİSK-AR’ın ILO standartlarını gözeten uyarısına göre, işsizlik oranı yüzde 12.7 değil, yüzde 26.4’ü aşmaktayken;[23] geniş tanımlı işsizlik yüzde 28.8, geniş tanımlı işsiz sayısı 10 milyon 382 civarındadır.[24]

İŞKUR’a göre, 2020’nin ilk 10 ayında işsizlik ödeneği almak için başvuran işsiz sayısı 1 milyon 298 bin 375 kişiye yükseldi. İşe yerleştirilen kişi sayısı 2020 Ocak-Kasım’da yıllık yüzde 42.8 azaldı.

İşsizlik ödeneğine en çok 25-29 yaş grubundakiler başvurdu bunu 30-34 yaş grubu izledi.[25]

Ayrıca iş bulma umudunu yitirenlerin sayısı bir yılda 2.3 kat artış gösterip; TÜİK’in işsiz saymadığı bu kesimin sayısı ilk kez 1.6 milyonu aşarken;[26] ‘Ipsos’ ve ‘Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF)’un araştırmasına göre, Türkiye’de 3 kişiden 2’si işini kaybetmekten korkuyor.[27]

2 milyon 560 bin 15-34 yaş arası gencin işsiz olduğu Türkiye’de, gençlerin iş bulma ümidi de giderek azalmaktayken; ‘İşsizlik ve İstihdam Kasım 2020 Raporu’na göre bir yıldan fazla süredir iş arayan 15-34 yaş arası genç sayısının 2019’a göre, 87 bin artarak 541 bin oldu.[28]

Genç işsizlik oranının yüzde 25’e vardığı, yani dört gençten birinin işsiz olduğu ve 15-34 yaş grubu genç işsiz sayısının 2 milyon 609 bin kişiye ulaşıp;[29] yeni mezun gençlerin yüzde 38’inin iş arayışında, yüzde 26’sının da 1-2 yıldır beklemekte olduğu bir hâldir hâlimiz...

Mevcut ekonomik durum, gençlerin beklentilerini düşürürken; 18-22 yaş aralığındaki işsiz gençlerin yüzde 74.3’ü, sadece yol-yemek veren bir yerde çalışmaya razı hâle geldi.[30] Yani kelimenin tam anlamıyla “boğaz tokluğuna” çalışmaya…

 

BORÇ(LANMA) ÇUKURU

 

Bir borç(lanma) çukurundayız evet; ancak dibinde dibi olduğunu unutmamalı!

Merkez Bankası verilerine göre, 2020 Kasım’ı sonu itibariyle kısa vadeli dış borç stokunu 184.3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleştiği[31] Türkiye’de borçların milli gelire oranı yüzde 137.6’dan 167.2’ye, toplam borç ise 1.24 trilyon dolara ulaştı. Bu borcun yüzde 50.9’u TL, yüzde 49.1’i döviz cinsinden.

Uluslararası Finans Enstitüsü, ülke borcunun milli gelire (GSYH) oranları dikkate alındığında, en büyük artış gösterdiği üç ülkenin Çin, Malezya ve Türkiye olduğunu açıkladı.

Türkiye’de borçların milli gelire (GSYH) oranları dikkate alındığında, 2020’nin üçüncü çeyreğinde 2019’un aynı çeyreğine göre hanehalkı borçları yüzde 14.7’den yüzde 18’e, finansal olmayan şirket borçları yüzde 65’ten yüzde 77.5’e, banka gibi finansal şirketlere ait borçlar yüzde 25.2’den yüzde 28.7’ye ve kamu borçları yüzde 32.3’ten yüzde 43’e yükseldi.[32]

Böylece merkezi yönetimin brüt borç stoku, 31 Ocak 2021 itibariyle 1.8 trilyon liraya ulaştı ve borç 501 milyar TL arttı.[33]

AKP’nin iktidara geldiği 2002 sonunda ülkenin dış borcu 124.9 milyar dolarken, 2021’de dış borç 435.1 milyar dolara yükseldi. Artık ülkenin bir yılda elde ettiği 100 dolarlık gelirine karşılık 59.2 dolar da borcu var.[34] Yani AKP hükümetlerinin 62 milyar dolarlık özelleştirme gelirine rağmen 2002’de devraldığı dış borç 435.1 milyar dolara yükseldi.[35]

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye adlandırılan rejiminin resmî olarak yürürlüğe konulduğu 24 Haziran 2018’in üçüncü çeyreğinde 665 milyar TL olan kamu sektörü iç borç stoku, 2020’nin eşdöneminde 1 trilyon 196 milyar TL’ye yükseldi (birikimli yüzde 75 artış). Kamunun dış borç stoku ise aynı dönemde 139 milyar dolardan 166 milyar dolara çıkmıştı.[36]

Bunlar böyle olunca da Türkiye, yabancılara 1 saniyede 563, 1 dakikada 33 bin 821, 1 saatte 2 milyon 29 bin, 1 günde 48 milyon 703 bin, 1 ayda 1 milyar 461 milyon 105 bin, 1 yılda 17 milyar 533 milyon 270 bin dolar faiz ödedi.[37] (Geçerken anımsatmamış olmayalım: İmamların maaşının faizsiz katılım bankaları üzerinden ödenmesi talimatı veren Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 yılda 7.4 milyon lira faiz geliri aldı![38])

Sözünü ettiğim borç(lanma) çukurunda mikro ölçekli işletmelerin borçları 1 yılda yüzde 44 oranında arttı.[39] İcra dairelerinde bir yılda dosya sayısı 1 milyonun üzerinde arttı. Sadece 2021’in ilk ayında günde 24 bin 650 yeni icra, iflas dosyası açıldı. Borcunu ödeyemeyen yurttaşın varlığına haciz yoluyla el konuluyorken; günde 24 bin 650 icra dosyası açıldı.[40]

‘ADA Araştırma’nın anketi, 2021’in Ocak’ında toplumun yüzde 64’ünün borçlu olduğunu, yüzde 90’ının da borcunu ödemekte zorlandığını açıkladı.[41] Vatandaşın yüzde 87’si borçlu.[42]

4.7 milyon kişinin kredi ve kart borcunu ödeyemediği[43] coğrafyamızda kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile 2021’in Ocak’ındaki toplam ödeme tutarı 2020’nin aynı dönemine göre yüzde 16 artarak 103 milyar TL oldu.[44]

Ve nihayet Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin 19 Şubat 2021’de açıkladığı verilere göre, 2020 sonu itibarıyla bireysel kredi borcu olanların sayısı 34 milyon kişiyi aştı. Salgının da etkisiyle bireysel kredi kullanan kişi sayısı 1 yılda 2 milyon 107 bin kişi artarken toplam borç da 618.5 milyar liradan 866.6 milyar liraya çıktı.[45]

 

YOKSULLUK DEHŞETİ

 

Coğrafyamızda da, yerkürede de yaşanan yoksullukla Mahatma Gandhi’nin, “Yeryüzünde öylesine aç insanlar var ki Tanrı’yı ancak bir ekmek biçiminde tahayyül edebiliyorlar,” diye betimlendiği yere gidiliyor sanki!

“Nasıl” mı?

Dünyada çalışan yoksulluğu yüzde 9, Türkiye’de yüzde 14.4’ü buldu. Her 10 kişiden 7’si borçlu. Yoksulluk riski Türkiye’de diğer ülkelere göre yüksek. Kadınların yoksulluk riski, erkeklerden fazla. Her iki çocuktan biri yoksulluk riski altında…[46]

Bu kadar da değil; Dünya Bankası verilerine göre pandemi, Türkiye’de yoksul nüfusu 1.2 milyon kişi artıracak. TÜİK verilerine göre ise, sürekli yoksulluk oranı 2018’de 12.7 idi. Bu oranın 2021’de yüzde 15’i aşması bekleniyor.[47]

Kiralar ödenemiyor, ev sahipleri kapıda bekliyor, çocuklar okuldan kopuyor. Derin yoksulluk yaşayan insanları öncesinde yarı aç yarı tok tutarak kendi siyasetine bağımlı hâle getirenler, şimdi onları açlığa ve yalnızlığa mahkûm etti. Ruhsal olarak özellikle bebekli, çocuklu ailelerin çocuklarının önüne bir şey koyamama hâli inanılmaz bir biçimde insanları depresyona, yalnızlığa, umutsuzluğa ve güvensizliğe itti.

Türk-İş’in araştırmasına göre, yoksulluk sınırı 8 bin 856 lira. Pandemi, yoksulluğu daha da belirgin hâle getirdi. Zeytinyağı bazı mahallelerde bardakla satılmaya başlanmış, bebek bezi taneyle… KOAH hastası karı-koca çalışmıyor, nefes açıcılarını da çalıştıramıyor; ödenmemiş elektrikleri kesik çünkü…[48]

Kolay mı?

İBB’nin 23 Mayıs 2020 araştırmasına göre İstanbul halkının üçte biri açlık sınırında yaşıyorken; TÜİK verilerine göre, yoksul sayısı 2017’de 10 milyon 622 bin kişi iken; 2018’de yüzde 4.4 oranında artarak 11 milyon 91 bin kişiye çıkmıştı.

DİSK/ Genel İş araştırmasına göre, 2019’da yoksul nüfus sayısı 16 milyon 501 bin kişiydi.

OECD’ye göreyse, Türkiye’de toplam yoksulluk oranı yüzde 17’dir. Yani 14.2 milyon kişi yoksuldur.[49]

Ve nihayet Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer hatırlatıyor: “Fakirlik belgesi alan vatandaşların sayısında büyük bir artış var”![50]

 

ZENGİNLİK VAHŞETİ

 

Eugene Debs’in, “Yararlı hiçbir şey yapmayan bir adam yüz milyonlarca dolarlık bir servete hükmederken, yaşamlarının her gününü çalışarak geçiren milyonlarca kadın ve erkeğin sadece sefilane bir var oluşu güvence altına alabildiği bir toplumsal düzen” notunu düştüğü kapitalist yağmanın ürünü olan zenginlik vahşetine gelince!

Milyoner mevduatları 2020 sonunda 2.5 trilyon liraya yaklaştı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) verileri 2020 Ekim’i itibariyle milyonerlerin sayısının 10 ayda 96 bin 784 artarak 322 bin 225’e yükseldiğini gösteriyor. Milyonerlerin toplam mevduatı da 2 trilyon 61.5 milyar liraya ulaşmış. Milyoner başına ortalama mevduat 6 milyon 398 bin lirayı bulmuş ve 10 ayda milyonerlerin toplam mevduatı yüzde 48 artış kaydetmişti.[51]

Böylelikledir ki 20 yılda Türkiye’de servet dağılımında en zenginlerle halk arasındaki uçurum sürekli arttı: 2000’de nüfusun en zengin yüzde 10’luk kesimi toplam servetin yüzde 66’sına sahipken, 2018’de yüzde 81’ine sahip hale geldi. Halkın yüzde 90’ı toplam servetin yüzde 20’sine bile sahip değil. Uçurum ürkütücüydü![52]

Yani Covid-19 döneminde Türkiye’de dolar milyarderlerinin serveti 15 milyar dolar arttı!

‘The Forbes’ listesine giren 26 Türkiyeli dolar milyarderinin serveti 1 yılda 38.3 milyar dolardan 53.2 milyar dolara yükseldi!

Covid-19 döneminde Türkiyeli dolar milyarderlerinin serveti yüzde 39 arttı![53]

Türkiye’nin en zengin 10 kişisinin serveti ise 29.8 milyar dolara ulaştı!

Murat Ülker, 6.3 milyar dolarlık servetiyle ilk sırada yer aldı. 2020’ye göre servetini yüzde 46.5 artıran Ülker, dünyada da 421. sırada yer aldı.[54]

 

EŞİTSİZLİK YA DA EMEK CEPHESİ

 

Hâl buyken, yani Türkiye’de yüzde 10’luk bir kesim tüm hasılanın yüzde 71’ini alırken, yüzde 90’ı ise yüzde 29’u bölüşüyor. Yüzde 90’ın yüzde 70’ine ise yüzde 10 bile düşmüyor. Bu durum adaletsizliğin vardığı noktayı ise tüm çıplaklığı ile göstermeye yetiyor![55]

Eşitsizlik ağırlaşırken emek cephesinin yaşamı cehennemi andırmaktadır!

“Nasıl” mı?

  1. i) Türkiye’de asgari ücret 2 bin 324 TL iken, açlık sınırı 2 bin 500 lirayı aştı. Bir ailenin aylık temel ihtiyaçları bir yılda 1348 TL zamlandı![56]
  2. ii) ‘İstanbul Barometresi’ne göre borç altında ezilen yurttaş geçinecek parayı kazanamıyor. Borçlananların oranı bir ayda yaklaşık 3 puan arttı. Yurttaşın yüzde 56.5’i geçinecek kazancı sağlayamadığını söyledi![57]

iii) Cebimizdeki 100 TL ile 2003’te 87 kilogram ekmek alabiliyorduk, bugün sadece 15 kilogram ekmek almaya yetiyor. 2003’teki 100 TL’nin enflasyon oranında arttırılması hâlinde 31 Aralık 2020 tarihindeki değeri 480 lira. Ancak 480 liranın alım gücü de 2003’teki 100 liranın yerini tutamıyor![58]

  1. iv) Türkiye, gıda fiyatlarında yıllık yüzde 20.6’ya ulaşan artışla OECD ülkeleri arasında şampiyon oldu![59]
  2. v) Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, üretici ve market fiyat farkının 5.3 kata kadar ulaştığına dikkat çekerek, kuru incirin 5.3 kat, salatalığın 5.1 kat, elmanın 4.5 kat, maydanoz, kuru soğan ve nohudun 3.9 kat fazlaya tüketiciye satıldığını ifade etti![60]
  3. vi) Asgari ücrete yapılan 500 liralık zammın alım gücü bir ay içinde 7 kilogram makarna, 8 kilogram kuru soğan, 20 kilogram patates, 70 adet yumurta azaldı![61]

vii) Sadece aylık gıda harcaması düşüldüğünde asgari ücretliye 173 TL kalıyor. Maaşlara yapılan zamlar yüzde 8.36’da kalırken, yurttaşa yansıtılan zamlar yüzde 33’ü buldu![62]

viii) Yıllık enflasyon yüksek seviyeye çıkıp, işsiz ya da kısa çalışma ödeneğine mahkûm kalan milyonlarca vatandaş da artık eti hayal eder duruma gelip karbonhidratla beslenince, TÜİK’in sepetinde de ekmek ve makarnanın ağırlığı arttı, etinki azaldı. Salgınla birlikte artan ekonomik krizle yoksullaşmanın etkisi, gıda sepetinde yer alan maddelerin ağırlıklarındaki değişimde de görüldü. Ekmeğin ağırlığı yüzde 2.17’den yüzde 2.47’e; makarnanın ağırlığı yüzde 0.15’den yüzde 0.16’ya; pirincin ağırlığı yüzde 0.30’den yüzde 0.36’ya yükseldi. Dana etinin ağırlığı yüzde 2.14’den yüzde 2.01’ye; kuzu etinin ağırlığı yüzde 0.97’den yüzde 0.98’ye; tavuk etinin ağırlığı yüzde 0.83’den yüzde 1.14’e; sakatatın ise ağırlığı yüzde 0.03’den yüzde 0.05’e yükseldi![63]

  1. ix) Bir ailenin faturalara ödediği para asgari ücretin dörtte birine ulaştı![64]
  2. x) Üç yılda yurttaşın elektrik faturası yüzde 70-80 oranında arttı. Pandemiyle birlikte ekonomik kriz derinleşirken elektriğe zam yağmuru nedeniyle yurttaş faturasını ödeyemez oldu![65]
  3. xi) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in verdiği bilgiye göre 2020’nin ilk 10 ayında 2 milyon 530 bin elektrik faturası, 579 bin 642 doğalgaz faturası ödenmediği için bu abonelere geçici olarak kesinti uygulandı. Aynı dönemde 53 bin 840 elektrik abonesi ile 123 bin 657 doğalgaz abonesinin faturalarını ödeyemediği için haklarında yasal işlem başlatıldı.[66]

xii) Ülkelerin insani gelişmişlik seviyesinin artmasında önemli etkenlerden sosyal harcamalarda Türkiye OECD ülkelerinde en düşük orana sahip iki ülkeden biri. Ligin en altında ise yüzde 12 ile Türkiye ve yüzde 7.5 ile Meksika var. Türkiye’nin OECD ülkelerinin sosyal harcamalarının milli gelirdeki payının 10 yılda azalma eğilimine girdiği ülkelerden![67]

xiii) Yeni hükümet sistemine geçişle birlikte 300 bin esnaf kepenk kapattı, 17 yılda 4 bin 801 kişi geçinemediği için intihar etti![68]

Emek cephesinin hâli “kabaca” bu!

 

AYLAK(LARIN) İSRAFI

 

Pyotr Kropotkin’in, “Emekçiler ücretleriyle kendi ürettikleri şeyi satın alamazlarken, omuzlarına basarak yaşayan aylaklar sürüsünü cömertçe beslerler,” tarifinde somutlanan aylak(ların) coğrafyamızdaki israfı müthiş bir talandır.

Somut verilerle madde madde ilerlersek!

Öncelikle ve elbette Saray!

  1. i) Cumhurbaşkanlığı’nın uçaklarının sayısı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, milletvekili Utku Çakırözer’in önergesine verdiği yanıt ile Cumhurbaşkanlığı envanterine kayıtlı 8 uçağın bulunduğunu açıkladı. Çakırözer, “Türkiye, dünyanın en fazla VIP uçağına sahip ülkesi,” dedi. Her uçağın yıllık bakım giderinin ise 800 bin dolar olduğu iddia ediliyor![69]
  2. ii) 2021 Yılı Yatırım Programı’na göre, Okluk Koyu’nda 130 futbol sahası büyüklüğündeki alanın yapılaşmaya açıldığı 300 odalı yazlık saray için 2021 yılında da Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 20 milyon TL’lik kaynak ayrıldı. Yapımı devam eden yazlık sarayın toplam maliyeti ise 640 milyon 500 bin TL olarak açıklandı. Yazlık sarayın maliyeti 640 milyon TL![70]

iii) “Müminin görevi yoksullukta sabretmektir” diyen Erdoğan, TBMM’de görüşülen 2021 bütçe teklifine göre, 81 bin 250 TL olan maaşına 6 bin 750 TL zam yapacak. Teklife göre Cumhurbaşkanlığı’nın ödeneği de bir yılda 886 milyon TL artacak![71]

  1. iv) 2020’nin 1 trilyon 202 milyar TL’lik harcamasının yüzde 7.8’i, dağıtma inisiyatifi Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olan yedek ödenekten yapıldı. 2019’da 58 milyar 331 milyon lira olan yedek ödenek toplamı 2020’de 93.5 milyar TL’ye çıktı. Cumhurbaşkanlığı’na mal ve hizmet alımı için 800 milyon TL, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne 22.7 milyar TL aktarıldı. Başlangıç ödeneği 8.7 milyar, kullanılan 93.5 milyar TL: Yedek ödenek fren tutmuyor![72]
  2. v) Öngörülmeyen hizmetler için kullanılabilen yedek ödenek kaleminden Saray’a 2019’da 1.9 milyar TL aktarıldı. 2019 harcaması 3.9 milyara çıkan Saray’a mal ve hizmet alımı için yedek ödenekten 1.4 milyar TL, yatırımlar için de 500 milyon TL ödenek verildi. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın açıklamasına göre, yedek ödenekten Cumhurbaşkanlığı’nın yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’na büyük tutarlar aktarıldı![73]
  3. vi) Cumhurbaşkanı kararı ile birisi 11.7 milyar TL’lik dev sermayeli 3 yeni şirket kuruldu: Yetki süper, denetim yok… Cumhurbaşkanı kararı ile BOTAŞ ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) bağlı ortaklığı olan Turkish Petroleum Overseas Company Limited (TPOC) tarafından 3 yeni şirket kuruldu. Aralarında Kamu İhale Yasası’nın da bulunduğu birçok yasa, bu şirketler için uygulanmayacak. Kurulan şirketlerin ortaklık yapısı, yeni şirket kurabilmesi ya da ortak olabilmesi konusunda tek yetkili ise Cumhurbaşkanı olacak.[74]

vii) 245 milyar dolarlık bilançosuyla, en büyük holdinglerin 4-5 katı büyüklüğünde. Başındaki isim Cumhurbaşkanı Erdoğan, denetleyen Cumhurbaşkanı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu. Borcu kamu borcu değil ama borçlarının teminatı kamu şirketleri. Türkiye ekonomisine ne tip bir katkısı olduğu bilinmiyor![75]

viii) Uluslararası fonların ülkeye çekilmesinden, Türkiye’nin insan kaynakları envanterinin çıkarılmasına kadar birçok konuda yetkilendirilen Cumhurbaşkanlığı ofislerine, 2020 yılı bütçesinden toplam 330 milyon TL aktarılacak![76]

  1. ix) AKP iktidarı döneminde “ilan verilmeden, ihale yapılmadan, bir görevlinin kararıyla” yapılabilen kamu alımlarının tutarı 84.2 milyar TL oldu. Cumhurbaşkanlığı 2019’daki 323 mal, hizmet ve yapım işi alımından sadece 45’ini ihale ile 278’ini ise “doğrudan” yapmayı tercih etti![77]

Sonra da sermaye…

  1. x) Osmangazi Köprüsü’nde 2020 yılın ilk yarısında araç geçişlerinin garanti sınırının altında kalması nedeniyle yüklenici firmaya 1 milyar 750 milyon lira ödendi![78]
  2. xi) Avrasya Tüneli ile Osmangazi Köprüsü kamuya devredilene kadar yapımcı firmalara toplam 10 milyar 735 milyon dolar kâr bırakacak. Avrasya’nın 24 yıllık kârı 1 milyar 527 milyon dolar, Osmangazi’nin 19 yıllık kârı ise 9 milyar 208 milyon dolar oldu. “Cebimizden 5 kuruş çıkmayacak” denilerek yaptırılan yap-işlet-devret (YİD) projelerinin müteahhit firmalara inanılmaz miktarlarda kâr bırakacağı ortaya çıktı. Avrasya ve Osmangazi Köprüsü, kamuya devredilene kadar yapımcı firmalarına 10 milyar 735 milyon dolar kâr getirecek![79]

xii) Sayıştay’ın inceleme raporu skandalı ortaya çıkardı… Arifiye-Karasu demiryolu hattı projesi için AKP’nin eski adayının ortak olduğu firma ile 2011’de sözleşme imzalandı. İşin yüzde 23’ü tamamlandı, firmaya ihale bedelinin 2 katı ödeme yapıldı. Rapora göre yüklenici firmaya 751 milyon 538 bin lira fazla ödeme yapıldı![80]

xiii) Ziraat Bankası, yasal takipten kurtulmak isteyen patronların başvurduğu konkordato istismarına alet oldu; bankanın 20 milyon TL kredi verdiği şirket, krediyi aldıktan 28 gün sonra konkordato ilan etti![81]

xiv) 2016’da krizini Kredi Garanti Fonu (KGF) kredileriyle ertelenen borç krizinde takibe düşen borç 1 yılda yüzde 100 arttı, enerjinin takipteki borcu neredeyse 3’e katlandı. Kimlerin kurtarılacağını şirketlerin Saray’a olan yakınlığı belirliyor![82]

  1. xv) 2019’da 4 milyon abonenin 2.4 milyar TL’lik borcunu ödememesinden dolayı elektriği kesildi. Elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketlerine verilen 3.7 milyar TL’lik cezanın ise zaman aşımına girmek üzere olduğu belirlendi![83]

xvi) Sayıştay’ın 2019’da yaptığı denetim, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun el konulan gruplardan alacakların hesaplanmasında yaptığı “hata”ların milyonlarca dolarlık kayba yol açtığı ortaya çıkarırken; bir bankadan 23 milyon 225 bin dolarlık faiz tahsil edilmedi. Ayrıca TMSF’nin “hesap hatası” sonucu kamunun kasasına girmesi gerekirken şirkette kalan tutarın, 116 milyon dolar ile sınırlı kalmadığı tespit edildi. Bir başka işlemde de borçlu bankadan 23 milyon dolarlık faizin tahsil edilmediği ortaya çıktı![84]

xvii) TMSF’nin tartışmalı işlemlerine bir yenisi eklendi. Fona borçlu bir bankadan yapılacak tahsilat “yanlış” hesaplandı. Hesaplama hatası borçlu bankadan, borcuna karşılık 116 milyon 363 bin dolar eksik tahsilat yapıldı. Söz konusu bankanın ismi ise açıklanmadı![85]

Hepsi bir yana, iktidar çevresinden hiçbir merciin akla yakın ve tutarlı izah getiremediği, Merkez Bankası rezervlerinden 128 milyar doların “kayıp” olması, başlı başına ele alınması gereken bir konu…

Ve elbette Diyanet!

xviii) Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Türkiye Diyanet Vakfı’nın bütçesi de katlandı. Vakfın, 201 gelirleri 2014’e oranla yüzde 116 arttı. Türkiye Diyanet Vakfı’na para akıyor: Gelir 1.2 milyar. Vakfın, “Amaca Yönelik Giderler” kalemine kaydettiği 901.8 milyon TL’lik harcamanın detayları ise mali tablolara yansıtılmadı![86]

xix) Diyanet İşleri Başkanlığı 4 ayda yaptığı 3.8 milyar liralık harcama ile 7 bakanlığı geride bıraktı. Cumhurbaşkanlığı’nın 4 aylık harcaması 875.1 milyon lira oldu![87]

  1. xx) 2020 bütçe teklifine göre, 10.5 milyar TL ödenek ile 16 bakanlıktan sekizinin bütçesini geride bırakan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) yurtdışındaki cami inşaatları için harcadığı para dudak uçuklattı. Diyanet Vakfı, yurtdışındaki cami inşaatları için yarım milyar lirayı aşkın para harcadı. Vakfın Rusya’da yapımına devam ettiği Karaçay Çerkesya Külliyesi’nin yaklaşık maliyetinin 26 milyon avro olduğu öğrenildi![88]

xxi) Elazığ Harput Külliyesi için 65 milyon TL harcayan Diyanet’in, 2021’de tamamlanması planlanan Denizli Yüksek İhtisas Merkezi’nin maliyetinin de 45 milyon TL olduğu öğrenildi. Yalnızca 2019 yılında 35 milyon TL harcanan 28 bin metrekarelik merkezde, sekiz süit odanın yanı sıra Türk hamamı ve spor salonlarının da olacağı bildirildi![89]

xxii) “Tıbbi konularda fetva” konulu sempozyumla gündeme gelen Diyanet’e bağlı İslâm Araştırmaları Merkezi’nin bütçesi, 2019’da 2003’e göre yüzde 600 arttı. Diyanet Vakfı, 2019’da 24.6 milyon TL’lik bütçesinin yüzde 75’ini personel giderlerine harcayan merkez, yıllık bütçe artışını enflasyonla açıkladı. İSAM’ın bütçesi 16 yılda yüzde 600 arttı![90]

Bir de bütçe israfı…

xxiii) Hazine’nin net borçlanması ile bütçe açığı arasında 69 milyar TL fark varken; Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aziz Konukman, 2020 ‘Kamu Borç Yönetimi Raporu’ ile bütçe sonuçları arasındaki çelişkilere dikkati çekti![91]

xxiv) Birçok bakanlık ve kurum, 2020’de Bütçe Yasası ile verilen başlangıç ödeneklerini aştı. 2020 yılı daha bitmeden 6 bakanlığa 2020 Yılı Bütçe Yasası ile verilen bütçe başlangıç ödeneklerini aştı; Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Kuruluş Bazında Ödenek ve Harcamalar Tablosu’na göre, bu bakanlıklar şöyle:

Adalet Bakanlığı’nın bütçe başlangıç ödeneği 19.7 milyar liraydı, 11 aylık harcama 20.1 milyar lira oldu…

İçişleri Bakanlığı, 9.6 milyar lira olan başlangıç ödeneğine karşın 9.8 milyar lira harcama gerçekleştirdi…

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın başlangıç ödeneği 125.8 milyar liraydı. Kasım itibarıyla 141.1 milyar lira harcama yapıldı…

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2.8 milyar liralık başlangıç ödeneğine karşılık 4.4 milyar lira harcama gerçekleştirdi…

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın başlangıç ödeneği 17.8 milyar liraydı. 19.3 milyar lira harcama yapıldı…

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da başlangıç ödeneği 29 milyar lira olmasına karşın 44.4 milyar lira harcama gerçekleştirdi…

Bakanlıklar dışındaki kurumlarda ise MİT Başkanlığı’nın bütçe başlangıç ödeneği 2.1 milyar liraydı. 11 aylık gerçekleşme 2.2 milyar lira oldu…

Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı başlangıç ödeneği 157.3 milyon liraydı. Harcama 195.4 milyon liraya çıktı…

İletişim Başkanlığı bütçe başlangıç ödeneği 368.1 milyon liraydı, 11 ay sonunda 371.6 milyon lira harcandı…

AB Başkanlığı 656.6 milyon liralık başlangıç ödeneğine karşın 1.1 milyar lira harcama yaptı…[92]

Sonra da militarist harcamalar…

xxv) Sayıştay raporuna göre, Milli İstihbarat Teşkilâtı (MİT) Başkanlığı, 2018’de 2 milyar 884 milyon TL harcadı. MİT’in personel gideri ise 941 milyon 705 bin TL olarak belirlendi. Mal ve hizmet alım giderleri için 302 milyon 454 bin TL harcandı. Görev giderleri olarak ise 302 milyon 444 bin TL harcanması dikkati çekti. MİT’in kira gelirinin de 11 milyon 160 bin TL olduğu açıklandı. Sayıştay Denetim Raporu’nda istihbarat faaliyeti yürüten MİT’in bazı harcama kalemlerine yer verilmedi. Sayıştay raporu, MİT’in bütçesindeki artışı da gözler önüne serdi. 2017’de 2 milyar 192 milyon TL harcayan MİT’in 2019’daki harcaması 600 milyon daha fazla oldu. Rapora göre ayrıca istihbarat personeli giderleri için 2017’de 827 milyon TL harcanırken 2018 yılında bu rakam yaklaşık 120 milyon TL artarak 941 milyon TL’ye ulaştı![93]

xxvi) Türkiye’nin toplam 27 milyar lira ödediği S-400 ve F-35’ler ABD’ye takıldı![94]

xxvii) İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye’de 211 yurttaşa bir polis düştüğünü söyledi. AB ülkelerinde ise 314 kişiye 1 polis düşüyor![95]

Ayrıca örtülü ödenek…

xxviii) “Dengelenme” hedefiyle yola çıkan 2020 bütçesi 11 ayda 132.1 milyar lira açık verdi. Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki ve nereye gittiği açıklanmayan ödenek 20 milyondan 280 milyona çıktı![96]

xxix) Örtülü ödenek harcamaları 2020 Kasım’ında rekoru kırdı. Bir önceki Ekim ayına göre 14 kat artarak 279 milyon liraya çıkan harcamanın 11 aylık toplamı 1 milyar 858 milyon lira oldu![97]

Bir de “şuna, buna” yani çevreye saçılanlar…

xxx) Manisa Milletvekili Özgür Özel’in Borsa İstanbul’dan 18 bin liralık “huzur hakkı” aldığını söylediği Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, ücreti aldığını doğrulayarak, bu ücreti “hayır işleri” için kullandığını ifade etti![98]

xxxi) Bütçe verilerine bakıldığında, 2019’un ilk 11 ayında Ziraat Bankası’nın görev zararı 3 milyar lira, Halk Bankası’nın 1.7 milyar lirayken; 2019 dahil 10 yıla bakıldığında ise bütçelenen toplam görev zararları, Ziraat Bankası için 15.4 milyar lira, Halk Bankası için 7.5 milyar liraya ulaştı![99]

xxxii) 2020 Ekim’inde 1.6 milyar TL’lik savunma harcamasına imza atan AKP, rekorunu kırdı: On ayda müteahhitlere 5.8 milyar, kiralara 7 milyar TL harcandı. Örtülü ödenek ise 1.5 milyar TL’yi buldu![100]

xxxiii) Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Zekiye Bacaksız, Sağlık Bakanlığı’nın şehir hastanelerine bütçe ayırıp, sağlık çalışanlarına bütçe ayırmadığını belirterek “Sağlık çalışanlarına ücret artışı için bütçe bulamayan Sağlık Bakanlığı, şehir hastaneleri için bir ayda 1.4 milyar kira bedeli ödemesi yapmıştır. Pandemi ile mücadele eden beton binalar değil, can taşıyan sağlık çalışanlarıdır. Sağlık çalışanları sağlık hizmetlerinin belkemiğidir ve hak ettiği değer verilmelidir,” deyip; 2019’da şehir hastanelerine kira ve hizmet bedeli için 5 milyar TL ödeme yapan Sağlık Bakanlığı’nın 2020’nin ilk 7 ayında 4.7 milyar TL kira ve hizmet bedeli ödediğini anımsatarak ekledi: “Yılın ilk 6 ayında şehir hastaneleri için 1.6 milyar TL kira bedeli ödenirken Temmuz ayında bu tutar 3 milyar TL’ye ulaştı”![101]

xxxiv) Yurttaşlara, “Ucuz et” satma iddiasındaki Et ve Süt Kurumu’nun Ankara’daki Genel Müdürlük binasının aylık kirasının 293 bin TL olduğu öğrenildi. Milletvekili Mustafa Tuncer, kurumun yıllık kirasının 4 milyona yaklaştığını ifade ederek, “Kurum 10 yıldır bu binada. Bu sürede ödenen kira 35 milyon TL’ye yaklaştı” dedi. Et ve Süt Kurumu’nun kendisine ait bir binası olmamasını eleştiren Tuncer, “Yaklaşık on senedir kiradalar, devasa kira bedelleri ödüyorlar. 2020 yılında KDV dahil 292 bin 640 TL aylık kira ödeniyor,” dedi![102]

xxxv) TOKİ iki ayda sekiz millet bahçesi projesinin ihale sonucu açıkladı. İstanbul, Düzce, Tekirdağ, Konya, Giresun ve Kars’a yapılacak sekiz millet bahçesi için yaklaşık 200 milyon TL harcandı![103]

xxxvi) Bir bakanlık, “Görev ve yetki alanımızla ilgili, misafirlerimiz oluyor” savunmasıyla bakan, müsteşar ve danışman odalarındaki televizyonlar için “süper lig”, “film” ve “şampiyonlar” paketleri satın aldı. Sayıştay denetçileri, bir bakanlıktaki denetimleri sırasında bakan ve müsteşar makam odaları ile danışman odalarındaki televizyonlara “sporsever, belgesel, çocuk, müzik ve eğlence, haber ve dünya paketleri” ile “süper lig”, “film” ve “şampiyonlar” paketleri satın alındığını ve bunların abonelik bedellerinin de bütçeden ödendiğini tespit etti![104]

 

SİLAHLANMA KALEMİ!

 

Rosa Luxemburg’un, ‘Sermaye Birikimi’ başlıklı yapıtında işaret ettiği üzere kapitalizmi ihya eden militarist birikim dalıdır ve kapitalizmin savaşsız yapamaz.[105]

“Efendilerin sınıfı hep savaşları ilan eden olmuştur, kulların sınıfı ise hep savaşanlar olmuştur. Efendilerin sınıfının kazanacağı pek çok şey vardı, kaybedeceği hiçbir şey yoktu; kulların sınıfının ise kazanacağı hiçbir şey yok, ama kaybedeceği pek çok şey vardı,” diyerek uyarır herkesi haklı olarak Eugene Debs!

“Savaş generallere şeref, askerlere ölüm, tüccarlara para, fakirlere işsizlik getirdi,” der Howard Zinn; haklıdır!

“En zengin ve en güçlülerin cephanelerinde yığılan gelişkin silahlar cahilleri, hastaları, yoksulları ve açları öldürebilir; ama cehaleti, hastalığı, yoksulluğu ya da açlığı öldüremez,” diye ekler Fidel Castro; sonuna dek haklıdır!

O hâlde silahlanma veya militarist birikimin, yerkürede de, coğrafyamızda da emek cephesinin doğrultulmuş bir silah olduğunu unutulmamalıdır.

Hızla aktaralım: NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarına ilişkin 2019 verilerine göre, Türkiye’nin askeri bütçesi 18 milyar dolardır.

2020 bütçesinden yüzde 12.8’inin askeri harcamalara ayrıldığı coğrafyamızda Milli Savunma Bakanlığı harcamaları 2004-2017 kesitinde toplam 241.230 milyon TL iken; 2004’de 9.440 milyon TL’den 2017’de 30.270 milyon TL’ye yükseldi.

Türkiye’nin askeri ve iç güvenlik harcamaları üzerine araştırma yapan Profesör Nurhan Yentürk’e göre, 2006’da 19.5 milyar lira olan askeri harcamalar, 2018’de 96 milyar liraya çıktı. Bu dönem içinde en büyük askeri harcama Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılırken; Savunma Sanayi Destekleme Fonu ve Jandarma Genel Komutanlığı da en fazla harcama yapan diğer iki kurum oldu.

Türkiye’nin askeri harcamaları katlanarak büyürken; harcamaları on yılda yüzde 86 arttı; 12 yılda yaklaşık 5 kat artış yaşandı, güvenlik harcamaları eğitim harcamalarının üstüne çıktı.

2020 bütçesi, yine savunmaya ve güvenlik harcamalarına ayrılan payla dikkat çekti. 2019’da savunma ve güvenlik harcamalarına 102.8 milyar TL ayrılırken, 2020 için öngörülen ödenek miktarı 141.1 milyar TL’ye yükseltildi. Bu da bütçenin yüzde 12.8’ine tekabül ediyor.[106]

Milli Savunma Bakanlığı’nın 2020 Bütçe teklifi, 2019’a göre 7 milyar TL artarak 46 milyar TL’den 53 milyar TL’ye yükseldi. MSB’nin bütçe büyüklüğü, 11 bakanlığı geride bırakarak beşinci sırada yer aldı.[107]

Meclise sunulan 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’ne göre, Türkiye’nin savaşa ayırdığı miktarda artışlar oldu. Milli Savunma Bakanlığının bütçesi, 61 milyar 484 milyon 939 bin TL’ye yükseldi.

Merkezi yönetim bütçesinde, ülke güvenliğinde görev alan savunma ve güvenlik kurumlarına 2021’de 138 milyar liralık ödenek tahsis edildi.

Hatırlatarak ilerleyelim…

  1. i) ‘Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2019 raporuna göre tüm dünyada askeri harcamalar 1.8 trilyon dolara ulaştı. Birinci sırayı her zamanki gibi ABD çekerken, Türkiye ise 15’inci sıradaki konumunu korudu![108]
  2. ii) SIPRI’nin ‘Dünyada Silah Ticareti’ raporuna göre, Türkiye 2014-2018 döneminde 2009-2013 dönemine kıyasla silah ihracatını yüzde 170 artırdı![109]

iii) SIPRI’nin araştırması, dünyada silah üretiminin yarısından fazlasının ABD’li şirketler tarafından yapıldığını ortaya koyuyor. Silah üreten Türk şirketler de 2017’de kârını yüzde 24 artırdı![110]

  1. iv) SIPRI’nin, 2018’de dünya çapında silah ve askeri teçhizat üretimi yapan en yüksek cirolu yüz şirketten oluşan listesinde ilk beş sırayı ABD’li şirketlerin paylaştığı listede Türkiye de iki şirketle yer aldı. İlk yüze giren iki Türk şirketi ASELSAN ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’nin (TUSAŞ) toplam silah satışlarının yüzde 22 oranında artarak 2 milyar 800 milyon dolara yükseldiği kaydedildi. Askeri elektronik şirketi ASELSAN silah satışlarını yüzde 41 oranında artırarak cirosunu 1 milyar 700 milyon dolara yükseltti. ASELSAN uluslararası alanda en büyük yüz silah satıcısı arasında 54’üncü sırada yer alırken yüzde 0.5’lik artışla 1 milyar 100 milyon dolarlık ciro yapan TUSAŞ 84’üncü sırada bulunuyor. Raporda, başka çok sayıda Türk silah üreticisinin de 2018 yılında önemli büyüme kaydettiği belirtildi![111]
  2. v) Almanya’nın 2021’in ilk üç ayında Türkiye’ye toplam 8 milyon 975 bin Avro değerinde silah ticaretine onay verdiği ortaya çıktı![112] Almanya 2020’de ise Türkiye’ye 22 milyon 900 bin Avro tutarında silah ihracatına onay vermişti![113]

 

BİR KAÇ NOKTA

 

İmkân ya da tehdit anlamındaki köklü dönüşümlerin eşiğindeyiz. Verili hâlin egemenler açısından “böyle gelmişse de böyle gitme” ihtimali giderek azalıyor.

Siz bakmayın her şeyi yıkan krizin korkak, güvensiz, işsiz, geleceksiz, kararsız yığınlar yarattığına; aynı zamanda zıtları birliği diyalektiği de devrede…

Kriz, sadece “ekonomik” yıkımla sınırlı kal(a)maz. Zincirleme reaksiyonlara yol açan beşerî boyutu da vardır. Doğal olarak sonuçları, en yıkıcı hâliyle ekonomik alanda görülse de siyasal istikrarı alt üst edecek sonuçları kaçınılmazdır.

Kolay mı? Bir fay hattının gerilmesi gibi, bastırıldıkça şiddeti artar krizin. Çünkü her daim eli kulağındaki soru(n)ların, keskin biçimde negatife düşmesi imkânıdır kriz.

En önemlisi de ekonominin oturtulduğu temellerle, paylaşımla, sınıf mücadelesiyle ilgilidir.

Elbette hiçbir kriz sadece bir nedenden dolayı ortaya çıkamaz. Ancak kapitalist ekonomik çevrimin kısır döngünün devreye soktuğu istikrarsızlık döneminin, daha büyük bir istikrarsızlıkları körüklemesine yol açar.

Bu bağlamda kriz resesyonun başlangıcına denk düşer ve depresyonun cehennemi kapısını açıp; ciddi sosyal ve siyasal etkiler yaratır.

Kapitalizmin onmaz hastalığı olarak kriz belirsizliğe çağrıyken; Latince de “crisis”, “bir hastalıkta dönüm noktası” anlamında kullanılır.

Grekçe de “yargılama”, “duruşmanın sonucu” anlamına gelen “krei”den türeyen “crisis” kelimesinin, kadim Almanca da “kapanan bir kapının yanlış tarafında olma korkusu” anlamına gelmesi de tesadüfî olmasa gerek!

Ekonomide küçülme hâli olarak resesyonun sürekliliği ve diğer ekonomik faaliyetlerin uzun süre canlılığını yitirmesi hâli depresyonun önünü açarken; stagflasyon (enflasyon içinde durgunluk) hâlini devreye sokar ki, coğrafyamızın içinde debelendiği durum budur.

Kırılganlıkların tetikleyicisi kriz toplumsal ölçekte patladığı anda karşısında dur(dur)ulamaz!

Coğrafyamızda “teğet geçeceği” iddia edilen kriz meselesinde artık deve kuşu gibi başını kuma gömmek de çare olmaktan çıkmıştır.

O hâlde Nelson Mandela’nın, “Yoksulluğu yenmek bir hayırseverlik sorunu değildir. Bir adalet sorunudur,” vurgusuyla aktarıyorum: Aristoteles’in, “Yoksulluk devrimin ve suçun ebeveynidir”; La Rochefoucauld’un, “Yokluk basit tutkuları azaltır, büyük tutkuları ise güçlendirir; tıpkı rüzgârın mumu söndürmesi ve ateşi harlaması gibi,” uyarılarının kulaklara küpe edilmesi geren bir kesitten geçiyoruz.

Şimdi Victor Hugo’nun, “Eşitlik, kardeşlik, özgürlük ha? Öldükten sonra bile eşitlik yok! Zenginleri süslü mezarlara gömer, bizi de adi bir çukura atarlar! Ah, dünyayı içindekilerle birlikte yiyesim geliyor! Hayır, hayır! İçindekilerle birlikte ateşe veresim geliyor!” ya da Yılmaz Güney’in, “Korkunuzu, telaşınızı anlıyoruz. Bugün otlandığınız toprakları, fabrikaları, madenleri korumak için her türlü vahşete hazırsınız. Ama bilmelisiniz ki, korkunun ecele faydası yoktur,” saptamaların feyz alınarak davranma zamanıdır.

 

14 Nisan 2021 19:25:5, İstanbul.

5.05.2021 (Temel Demirer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

TRAJİK AFGANİSTAN DERS(LER)İ

İNSAN(LIK)I YAZMAK HÂL(LER)İ

‘ATEŞTEN YAŞAMLAR’IN, DÜŞLERİN ROMANI

“EHLİLEŞTİRİLEMEYEN” TİYATRO(CU)NUN GEREKLİLİĞİ

ŞİİR İNCE İŞTİR; KALIN KAFALARA TESİR ETMEZ!

NURHAK AYAKTAYKEN “ÖLDÜ MÜ DENİR ONLARA”?!

HAKLAR(IMIZ) İÇİN DEVLETE KARŞI ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ

MADIMAK’TA YAKILIP YIKILAN HEPİMİZDİK

SEVDİĞİ RENK MAVİ; TUTKUSU DA AŞK VE DEVRİMDİ

HAKLAR(IMIZ) İÇİN DEVLETE KARŞI ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ

FUTBOL FELAKETİ

MAFYASIZ KAPİTALİZM OL(A)MAZ

BUGÜNDE ‘68/ ‘71’İ ANLAMAK

1830’DAN 1871’E -AVRUPA’DA- SINIF SAVAŞLARI

GENÇLİK(İM)DEN KALAN(LAR) FİKRET İLE TİMUR

NEFRETİN, AYRIMIN BOY HEDEFİ: ÖTEKİLEŞTİRİLEN ALEVÎ(LER)

1 MAYIS’A GİDERKEN

ANIN YAZARI: ADALET AĞAOĞLU

KARDEŞİM(İZ)İN “DAVA”SI (MI?)![*]

SAHNE (DURUŞU) PERFORMANSININ POLİTİKASI

YEDİ NOKTA YA DA YETER ARTIK

YAZMAK SERÜVENİNE BİR BAKIŞ

ÇİN DEYİNCE...

KLASİK MÜZİĞİN ÖNEMİ[*]

ÖZGÜRLÜK YERKÜREYİ KURTARIP, GÜZELLEŞTİRME UMUDU VE İRADESİDİR

KAHVERENGİ TONLU COVİD-19 GÜNLERİNDE (C)EZAEVLERİ

“İŞÇİ SINIFI” DEYİNCE

ANILAR, SESLER, ŞARKILAR

ÖZGÜR İFADE “HAZIR OL”DA DUR(A)MAZ

MİZAH/GÜLMECE ŞAH(LAR)I MAT EDER

DEDE EFENDİ’Lİ, İTRÎ’Lİ, LİMONCİYAN’LI KLASİK MÛSİKÎ

EKONOMİK VAZİYET(İMİZ) İLE BEŞERİ TABLO(MUZ)[1]

“ADINI SİZ KOYUN” 3

“ADINI SİZ KOYUN” 2

“ADINI SİZ KOYUN”

“AZ YAZIP ÇOK SÖYLEYEN” CEMAL SÜREYA

İSYAN SANCAĞINI YÜKSELTENLERİN KUŞAĞINDANDIR GENÇLİK

ÖRNEKLERİYLE -OLMASI GEREKEN- AYKIRI[*]

YAPITLARIYLA HAFIZALARDAN SİLİN(E)MEYEN AGNÈS VARDA

“ŞİMDİLERDE KARAMSARLIĞI DAHA İYİ ZAMANLARA BIRAKALIM”

GOMİDAS’LI HALK MÜZİĞİ(MİZ)

ŞAİRLER GALERİSİ

RUMLARA DAİR TARİH (B)İLGİSİ

GEÇMİŞTEN (BUGÜNDEKİ) GELECEĞE

IRKÇILIK/ FAŞİZM SUÇU

COVID-19 GÜNLERİNDE SORU(N)LAR, SORUMLUKLAR

V. İ. LENİN VE EKİM DEVRİMİ

HÂLÂ ONLARLAYIZ; ONLARDANIZ

“MED CEZİR”Lİ ‘ÇETİN’ KALEM

AYDIN DURUŞU VE SORUMLULUĞU

VATAN’IN F3’ÜNDE DÖRT GÜN

SORU(N)LAR, YANIT(SIZLIK)LAR

TRUMP KÂBUSU VE EMPERYALİST ABD

DOĞAN HIZLAN VESİLESİYLE ELEŞTİRİ VE YAZMAK ÜSTÜNE

BİR “İZMİRKOLİK”İN SERÜVENİ

TÜRKÜLER(İMİZ) VE BİZ

HAYALLERİMİZİ EMZİREN YAZMAK EYLEMİ

LAİKLİK ZARURETTİR

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR ( 2 )

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR

DOĞAN GÜNÜN OZANLARI

SURUÇ’UN 33’LERİ VE ONLARIN ÇAĞDAŞ AYDIN’I

ARKADAŞ(IMIZ) Z. ÖZGER

“DİNEN BİR FIRTINA”YI ANLA(T)MAK

“MODAYI BİLİP DE ONA KAPILMAYAN”DI AHMET OKTAY

ÖZLEMLERİN İSYAN ÇIĞLIĞIDIR ŞİİR

PINAR YOLDAŞA KALKAN ELLER KIRILIR

BİR SEVDADIR TİYATRO

ÖMER ŞERİF’İN OYUNCULUĞU

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

YER İLE GÖK ARASINDAKİ UYUM: KLASİK MÜZİK

6 MAYIS HAKİKÂTİ ÖLÜMSÜZDÜR

ÖLÜM ORUCUNUN 320. GÜNÜNDE İBRAHİM GÖKÇEK İÇİN

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020 ( 2 )

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020

ÖĞRENCİSİ OLDUĞUM ‘İNSANCIL’A DAİR

BUGÜNÜ VE SONRASI İLE COVID-19

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR ( 2 )

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR

UNUTAMADIĞIM FİLM(LER), YÖNETMEN(LER), OYUNCU(LAR

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ ( 2 )

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ

TARIM(IN) HÂL(LER)İ

KLASİK MÜZİĞİN FARKLI İKİLİSİ: MOZART İLE STRAUSS

AŞIKTI, “GARİP”Tİ, HALK DERVİŞİ NEŞET ERTAŞ

TARİH(İMİZ)E HAYRANLIKLA, MİNNETLE, SAYGIYLA

ÇOKSESLİ MÜZİĞİN DEVRİMCİ DEHASI BEETHOVEN

SİNEMAMIZIN DERVİŞİ: AYTAÇ ARMAN[*]

EYGİ VESİLESİYLE -BALIK HAFIZALILAR İÇİN- 50 YIL SONRA “KANLI PAZAR

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ! ( 2 )

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ!

KRİZ İLE GELEN(LER)

USTANIN KADİM DOSTU, YADİGÂRI BALABAN

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? ( 3 )

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? (2)

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR?

IŞIĞIN RESMİNİ ÇİZEREK, TARİHİ ZAPT ETMEK

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER ( 2 )

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ! ( 2 )

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ!

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ ( 2 )

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ…

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK) ( 2 )

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ ( 2)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ?!

HAS BİR TİYATROCU: CÜNEYT TÜREL

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR

KAVGADAN BESLENİP; ONU ÇOĞALTAN ŞİİRİN ŞAİRİ: ADNAN YÜCEL

33’LER İLE ÇAĞDAŞ’INDAN ÖĞRENDİKLERİM(İZ)[*]

ULUSLARARASI KAOSUN GELECEĞİ

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI ( 2)

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK ( 2 )

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK

KÖLELİĞE KARŞI MÜCADELENİN BİRLİĞİ İÇİN (YA DA “NE OLUYOR; NASIL; NE YAPMALI” MI?)

ELEŞTİREL ARABESK HİKÂYESİ

SÖZÜN MİLİTAN EYLEMİ; HAKİKÂTİN BEDELİ ÖDENMİŞ SÖZCÜSÜ

KIPIR KIPIR, NEŞE DOLU “DELİ KADIN”: AYŞEN GRUDA

CUMHURİYET İLE MÜZİK(İMİZ)

BAŞKALAŞANLARDAN DEĞİL, GELİŞENLERDENDİ GÜLRİZ SURURİ

KİTLE ÖRGÜTLERİ VE DEMOKRATİK İŞLERLİK

“SANAT UZUN, YAŞAM KISA”YDI MELİH CEVDET İÇİN

ZOR(UNLU) BİR MESELE: ALTERNATİF DEVRİMCİ-HALKÇI YEREL YÖNETİM

YAZDIĞINIZ YAŞAM YA DA SAFSATADIR!

HALKIN -BAŞKALDIRAN- ARZUHÂLCİSİ: YAŞAR KEMAL

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)[2]

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)

MAYIS KIZILLIĞINDA ‘71 KOPUŞU VE KAYPAKKAYA

BUGÜN(ÜMÜZ)DE FAŞİZM(LER)

SİNEMANIN MÜSTESNA İSİM: METİN ERKSAN

İNSAN OLMAK ZORKEN, ‘İNSAN’DI ZEKİ ALASYA

ÖLÜMSÜZLÜK BAĞLAMLI KIZILDERE(MİZ)

SAİT FAİK’İN DÜŞ(ÜNCE)LERİ

İSYANA DÖNÜŞ(EME)YEN İTİRAZ VEYA MÜSLÜM GÜRSES HİKÂYESİ (Mİ?

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 3 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 2 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF ( 2 )

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ) 2

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ)

DİZELERİYLE REFİK DURBAŞ ÖYKÜSÜ

AFORİZMALARDAN BUGÜN(ÜMÜZ)E UYARILAR

‘KEL MAHMUT HOCA’ + ‘YAŞAR USTA’ + ‘TURŞUCU KAZIM’ + ‘AYYAŞ EMİN’Dİ O…

hatırlamiyorum-nakaratlarina-hatirlatalim

“NETAMELİ BİR KONU”: ULUSAL SORU(N)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 3)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 2 )

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI

ABD EMPERYALİZMİ VE VENEZÜELLA 2019

AYKIRI DİZELER, ŞAİRLER

ÇEŞİTLİ VECHELERİYLE BEŞERİ (EKONOMİ-POLİTİK) KRİZ

“BÜYÜK FOTOĞRAFÇI”NIN GERÇEĞİ VE DRAMI

KRİZ “İMKÂN, TEHDİT VE KARAR” BİLEŞKESİDİR

İNSANI İNSANLAŞTIRAN DEĞERLER: AŞK, SANAT, BAŞKALDIRI, MÜCADELE

HİÇLEŞTİRİLME KAYGISINDAN ÖFKEYE SARI YELEKLİLER

68 HAREKETİ, MAYIS(IMIZ), KAYPAKKAYA VE 1971

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM ( 2)

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM

NBC SİNEMASI (MI?)

DÖRT GÜNLÜK “Bİ ŞEY”

ISINMANIN ÖTESİNDE -YANIYOR!- YERKÜRE

YEŞİLÇAM’LI TÜRK(İYE) SİNEMASI

YAZMAK EYLEMİNE MÜNDEMİÇ NOTLAR

SANAT (VE TİYATRO) İLE HAYAT

EYYAMCI DEĞİL, HER DEVİRDE İNSANDI TARIK AKAN

YIKA YIKA YARATARAK YAZMAK

SIRILSIKLAM BİR ÂŞIK: BEDRİ RAHMİ

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR) ( devam)

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR)

ÖNCESİYLE 15-16 HAZİRAN’DAN BUGÜN(ÜMÜZ)E

HAKKÂRİ’DEKİ PARİS’Lİ: FERİT EDGÜ

TİYATRONUN UNUTULMAZ İNSAN(LAR)I

KARL MARX İLE MARKSİZMİ

LATİN AMERİKA VE EDEBİYAT ve GRUP YORUM'la dayanışma videosunu

ÜTOPYALAR(IMIZ)IN TARİHSEL ZEMİNİ

TÜKETİLE(MEYE)N İNSAN(LIK

KAPİTALİST KENT(LEŞMEMİZ)İN HÂL-İ PÜR MELALİ

KRİZİN, SAVAŞIN, VAHŞETİN “YDD”Sİ

POLİTİK SİNEMA İHTİYACI BÜYÜRKEN

O SES PEŞİNDEN SÜRÜKLENEN YILDIZ KENTER

MART’IN 10 KIZIL KARANFİLİ (VE ANIMSATTIKLARI

“DERİN AŞKLARIN, BAĞLILIKLARIN, HASRETLERİN, ŞEFKATİN ŞARKILARINI SÖYLEDİ” YILMAZ GÜNEY

DEVRİMCİ BİR DERVİŞ: OKTAY ETİMAN

İTİRAZ EDEN MÜLKSÜZLER İÇİNDİR LE GUIN

İRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI

SAF IŞIĞIN, ŞEFFAF SİMGELERİN ŞAİRİ: TOMAS TRANSTRÖMER

KAPİTALİZM KİRLİDİR, KİRLETİR

HRANT’IN KOLEKTİF KATLİNİN ANATOMİSİ

OHAL’(LERİN)İN EKONOMİ-POLİTİK DÖKÜMÜ

ŞİMDİLERDE ŞİİRE DAHA ÇOK MUHTACIZ GİRİZGÂHI

İSYANCI ŞEYH BEDREDDİN GERÇEĞİ

ORTADOĞU SARMALI VE T.“C”

DÜŞÜN(ECEĞİZ), YAZ(ACAĞIZ), KONUŞ(ACAĞIZ), SUSMA(YACAĞIZ)![

FAŞİZM(LER)İN GÜNCELLİĞİ VE IRKÇILIK

AŞK -İNSAN(LIK)A DAİR- HER ŞEYDİR![

EKİM DEVRİMİ İLE TARTIŞMALI “TARTIŞMALAR”I

GÜNCELDEN TARİHSELE İŞÇİ SINIFI

KAPİTALİST İKTİDARIN EĞİTİM(SİZLİĞ)İ VE COĞRAFYAMIZ

YENİ(DEN) ‘68’İ ANIMSA(YALIM)

AN-KARA’DA BİR KIPKIRMIZI CUMARTESİ

GÜLTEN AKIN: KENDİ GİTTİ, ŞİİR(LER)İ KALDI

BOYACI HALİL’İN MÜŞFİK KENTER’İ

EMPERYALİST YERKÜREDE BARIŞ (YALANI) VE SAVAŞ (GERÇEĞİ )

SİNEMA VE YÖNETMEN(LER)

PARİS KOMÜNÜ(MÜZ) HÂLÂ GÜNCEL

KAPİTALİZM VE TARIM(IMIZ)

“DUYARLILIĞIN İNCELİĞİN ESENLİĞİN YAZARI”: OKTAY AKBAL

KAPİTALİZMİN YARATTIĞI TABLO MU DEDİNİZ?

ÖĞRENCİ HAREKETİNİN TOPLUMSAL MÜCADELEDEKİ YERİ VE ROLÜ

HAYAT(LAR)IMIZA DOKUNMUŞ BİR MÜZİSYEN: ATTİLLA ÖZDEMİROĞLU

ADALETSİZLİK KARŞISINDA DEVRİMCİ SANATIN KONUMU VE İŞLEVİ

KATLEDİLDİĞİMİZ SURUÇ’LA ÇOĞALDIK

ŞİİRE KOÇAKLAMA

ÖZGÜRLÜĞE MUHTAÇ VE MAHKÛMUZ!

AYDIN/ ENTELEKTÜEL MESELESİNE DAİR

ŞİİR GİBİYDİ JOHN BERGER

SEVDİKLERİMDENDİR ÜÇÜ BİRDEN

YAZMAYI YAZMAK YAPAN

BAHAR(LAR)IN HALKI: ROMANLAR

ESKİ(MEYEN) SESLER, TINILAR

ORHAN KEMAL: USTADIR, YERİ AYRIDIR, MÜHİMDİR

“CULPA VACARE MAXIMUM EST SOLATIUM”

UNUTUL(A)MAZLAR YA DA HATIRLAYIN ONLARI

FİRARİ YAŞAM(IN)IN YAZMAK EYLEMİ

15’LER DAİR: GEÇM(EM)İŞ BUGÜNÜ(MÜZÜ)N ÖNSÖZÜDÜR !

SATIRLARDA AKAN YAŞAMIN BİLGELİĞİ

İNKÂRA ORTAK OLMA(K)!

“EVET”(İN EKONOMİSİN)E HAYIR!

ALAYINA İSYAN: “EVET”İN REFERANDUMU’NDA “HAYIR”![

“ÖZGÜRLEŞME DİLDE BAŞLAR”[

İNSAN(LIK), ONA İNANAN ŞAİR(LER)İN ŞİİR(LERİN)E MUHTAÇ

ALAYINA İSYAN, HEPSİNE “HAYIR”![

EKİM’İN 100. YILINDA KAVRAMLAR, GERÇEKLER

ZULA(NIZ)DAKİ ŞİİR, MAVZER(İNİZ)DEKİ MERMİ GİBİDİR

İKTİDAR, EĞİTİM, ÜNİVERSİTELER VE GENÇLİK

AKP’NİN -KAPİTALİZM PATENTLİ- ÇEVRE PRATİĞİ

“TEKÇİLİK” GÜZERGÂHINDA NEYİ, NASIL YAPMALI?

KÖTÜLÜK(LER) TABLOSU MU? “PANTE REI”![

ŞEYH BEDREDDİN: “SÖZÜ, BAKIŞI, SOLUĞU ARAMIZDAN ÇIKIP GELECEKTİR

UMUDU -TÜKETMEDEN- ÇOĞALTANDI SENNUR SEZER

“KIRIK MOZAİK”(İMİZ)İN PARÇASI SÜRYANÎLER

ORTADOĞU: BÜYÜK FOTOĞRAF İLE “KÜÇÜK” AYRINTI(LAR)

“İNSANLIK HÂLİ”NİN TERCÜMANI: FRANZ KAFKA

RESİM “SÜS” YA DA “AKSESUAR” DEĞİLDİR, OLAMAZ!

FUTBOL: GERÇEK VE BAĞINTILARIYLA TARTIŞALIM MI, TARTIŞMAYALIM MI?

EKİM’İN LENİN, LENİN’İN EKİM DESTANI

EGEMEN KLİKLER ARASI HESAPLAŞMA VEYA 15 TEMMUZ’UN ŞECERESİ[*]

SİYONİZM KARŞISINDA FİLİSTİN İLE ARAFAT’I[*]

ZEKÂ, YARATICILIK KADAR YÜREKLİLİKTİR KARİKATÜR(İST)[*]

BARIŞ (=HAYAT) İLE SAVAŞ (=ÖLÜM) HÂLİ[*]

TARTIŞILAN ASLÎ SORU(N) ÖZGÜRLÜKTÜR[*]

EGE MAVİSİNİN -HALİKARNAS- BALIKÇISI[*]

101. YAŞINDA AZİZ NESİN USTA[*]

68 BAŞKALDIRISI VE ÖĞRENCİ HAREKETİ[1]

“ÇORUMLU ‘BAUDELAİRE’PEREST”: SAİT MADEN[*]

KARAR VERİN: “SİZİN MUHAMMED ALİ’NİZ HANGİSİ?”[*]

HAYAT VE SANAT = GENÇLİK VE MÜCADELE[1]

GİDEN(LERİN) İKİ(SİN)DEN KALAN(LAR)[*]

BAŞYAPITI ‘GABO’NUN KENDİSİYDİ, HAYATIYDI[*]

YAZMAK EYLEMİNİN KADINLARI[*]

MİLLİYETÇİLİK VİRÜSÜ VE FUTBOL[*]

ANAYASA, BAŞKANLIK SİSTEMİ VE LAİKLİK[*]

33’LER SURUÇ’TUR; BİZ 33’LERİZ![*]

SYRIZA: NEYDİ? N’OLDU?![*]

“GEZİ”(/HAZİRAN) SANATI[*]

YENİDEN -VE BİR KEZ DAHA- FAŞİZM[*]

TÜRK(İYE) PATENTLİ PANOPTİKON HÂLİ[1]

ÇÖZÜLME, PARÇALANMA VE KUTUPLAŞMA GÜZERGÂHINDA[*]

DİK DURAN NİKBİNLİK: SABAHATTİN ALİ[*]

AŞKLARIN, KAVGALARIN, BARUT KOKAN DİZELERİN ŞAİRİ: HASAN HÜSEYİN[*]

SOYKIRIMDAN SÜRGÜNE ÇERKESLER[*]

44 YIL SONRA ONLAR YANİ SONSUZLAR[*]

AŞK, TRAVMA, TOPLUMSAL İNŞA VEYA DEVRİM, KAPİTALİZM, SOSYALİZM[1]

PEKİYİ YA İSYANCI KAZIM’DAN SONRA BİZ?![*]

TARİHSELDEN GÜNCELE İBRAHİM KAYPAKKAYA[1]

HAYATI ÖRGÜTLEYEN AŞKINLIKTIR SANAT (İLE TİYATRO)[*]

KAPİTALİZMİN “ÇEVRE”Sİ YA DA EKOLOJİK KÂBUS![1]

BUGÜN(ÜMÜZ)DE ENTELEKTÜEL, EĞİTİM, AKADEMİ[*]

MÜLKİYET, İKTİDAR, DEVLET (=DEMOKRASİ) VE…[1]

RADİKAL SOSYALİZM HÂLÂ GÜNCEL!

2015 1 MAYIS’INDAN 2016’YA YİNE, YENİDEN, ISRARLA TAKSİM!

KIZILDERE TARİHİ(MİZ) HEPİMİZİNDİR[1]

KÜLTÜREL YOZLAŞMA KARŞISINDA DEVRİMCİ SANAT[1]

KOMÜN’DEN EKİM’E ESKİ(MEYEN) SOSYALİZM

YALNIZLIĞIN ÇOĞUL SENFONİSİ: SAİT FAİK ABASIYANIK[*]

SAVAŞIN BATI CEPHESİNİN SORU(N)LARI İLE “DOĞU”[*]

ORTADOĞUDA T.CNİN HÂLİ VE ROJAVA

SANATIN SINIFI VEYA SANAT SİYASAL VE SINIFSALDIR

ORTADOĞUNUN KANAYAN YARASI FİLİSTİN

VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ) VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE

FAİLİ MEÇHUL -OLMAYAN- KAYIP(LAR)

80'Lİ YILLAR = İNSAN(SIZLIK) + UMUT(SUZLUK) + EYLEM(SİZLİK)

ERMENİLERİN BUGÜNÜ=HRANT+KAMP ARMEN

KÜRTLER VE ORTADOĞU

chavez venezüella'sında ne(ler)oluyor? bolívarcı halkçılık mı, sosyalizm mı