Hollywood'u ilk kim boyadı

A. Mümtaz İdil

Hollywood'u ilk kim boyadı

Hollywood’u ilk kim boyadı

Kadınların bayıldığı Chanel-5’i mucidi tabii ki...

Genç adam, mutfak tarafından gelen sesi duyunca doğruldu. Gecenin geç saatleriydi ve karısı yanında yatıyordu. O halde bu gürültüyü çıkaran neydi, kimdi?

Sessizce yatağından kalktı ve gürültünün geldiği yöne seyirtti. Gürültünün kaynağını bulunca az kaldı küçük dilini yutacaktı. Bir adam, elinde küçük bir el lambası, yüzünde kar maskesiyle mutfağa bitişik salonda eşyaları karıştırıyordu.

Hırsızdı bu...

Genç adam sessizce hırsıza yaklaştı ve sakin bir şekilde, elinde bir silah da olmadan, “teslim olursan birlikte bir yemeğe gidebiliriz,” dedi.

Hırsıın elindeki el feneri yere düştü ve salonda garip bir çizgi oyunu yarattı. O andan itibaren hırsız artık teslim olmuştu. Şaşkındı ve ne yapacağını bilemiyordu.

Genç adam adeta fısıldar gibi, “Şimdi bana cüzdanını ver,” dedi.

Hırsız hala büyük şaşkınlık içinde denileni yaptı. Cüzdanını uzattı.

Genç adam hırsızı kolundan tuttuğu gibi dış kapıya yöneldi: “Haydi, yemeğe gidiyoruz. Bana bir yemek ısmarlayacaksın.”

Birlikte çıktılar ve genç adam gece kıyafetine aldırmadan açık olan en yakın restrona daldı.

Saat oldukça ilerlemişti, ama ikisinin de iştahı yerindeydi. Şakalaşarak, gülerek birlikte yemek yediler. Hesabı hırsızın cüzdanındaki paradan ödediler. Sonra genç adam evine döndü, hırsızla da vedalaştı.

Bu adam, Hollywood’u “boyayan” ünlü Max Factor’dü...

HOLLYWOOD...

Elbette dudaklar Max Factor tarafından keşfedilmedi. Tarihte, Kleopatra bile, çekiciliğini artırmak için dudaklarını kırmızıya boyardı. Max Factor’un belki de en önemli farkı, dudak boyasına kendi adını vermesi ve onu neredeyse kalıcı kılmasıydı.

Profesyonel kozmetikçiler Factor’ün ürünlerine “maquillage” demeyi yeğlerler. Max Factor, kendi fabrikalarında ürettiği ve ün kazandırdığı ruj, rimel, far gibi makyaj malzemelerini çok basit ve kolay anlaşılır sloganlarla dünyaya tanıtarak haklı bir şöhret edindi ve hala da bu şöhreti sürüyor.

Tipik Max Factor ürünlerinin tanıtım panolarında olağanüstü alımlı yüz çizgileriyle tanrıça gibi bakan güzellerin hemen üstünde “saniyede sür, saatlerce güzel kal” gibi sloganları Max Factor’ün pazarlama yeteneğinden başka bir şey değildi.

Bu neye sebep oldu: Milyonlarca kadının, Max Factor sayesinde aynaya bakma sıkıntısından kurtulmuş olmasına. Öyle ki, Max Factor’ün ürünlerini kullanan kadınlar, bir anda kendilerini tanrıça gibi görmeye başladılar.

Böylelikle Max Factor, 1950’li yıllarda artık şirketinde on bin işçi çalıştıran ve satışları bir yılda yüzde 600 artan kozmetik bir şirket haline gelmişti. Bu sırrın altında, Factor’ün Hollywood ile yakın ilişkisi yatıyordu.

1920’lerde adını duyuran Hollywood, otuz yıl sonra bile romantizmin merkezi olmayı sürdürüyordu.

Max Factor ile birlikte büyük bir piyasa açılmıştı kozmetikçilerin önünde. Hepsinin de tek rüyası vardı: Bu alanda rakipsiz olmak.

Max Factor da rakipsiz olmak isteyen bu fabrikalardan birinin başındaydı. Kimleri güzelleştirmemişti ki... Fay Wray, Lana Turner, Betty Grable, Rita Hayworth, Marlene Dietrich ve daha yüzlercesi...

PAN-CAKE...

Hollywood yıldızları,  Max Factor’ün ürettiği “Pan-Cake”(taş pudra) kullanıyordu. Giderek starlar, Max Factor’den aldıkları makyaj malzemelerini evlerine götürüp, dostlarına da tavsiye etmeye başladılar. Sonra da bunlar satışa sunuluyordu. Kimilerine göre o zamandan bu yana üretilmiş en iyi makyaj malzemesiydi Pan-Cake ve 1938 yılında “Vogues of 1938” filminde ilk kez kullanıldı.

Daha sonra, İkinci Dünya Savaşı sırasında Max Factor, Amerikan deniz piyadelerinin kamuflajı için de makyaj geliştirdi.

Factor ailesinin kökeni, Rus imparatorluğundan koparak bağımsız devlet olan Polonya’dan gelmekteydi. Orijinal ismi Maksmillian Faktorowicz’di.

Kendi gibi, ilk ismi Max olan oğul Factor’un babası Max Factor, Çar Nikola’nın sarayında çalışmıştı.

İçgüdüleriyle hareket eden baba Max Factor, Rusya’da açacağı bir peruk ya da kozmetik mağazasının gelecekte iyi iş yapmayacağını sezmişti.

Bu iş için Amerika “biçilmiş kaftandı”...

Bu inatçı ve hırslı göçmen, açlıktan nefesi kokan 4 çocuğuyla birlikte Los Angeles’e yerleşti ve hemen peruk ve parfüm satan bir mağaza açtı.

Kafasındaki tek şey, başarılı ve zengin bir Amerikalı olmaktı. Doğru zamanda doğru yerdeydi. 1911 yılında Hollywood’da ilk film çekimi gerçekleştiğinde, Factor ailesi soluğu stüdyo kapılarında aldı. Genç Max Factor, deliler gibi çalışıyor ve sürekli kperuk üretip dağıtıyordu. Bu hızlı kçalışma temposu, bir gün attan düşüp,  kolunu kırıncaya kadar devam etti. O andan sonra da peruk dağıtım işini bıraktı ve bir kimyager gibi çalışarak, film yıldızlarına makyaj malzemesi üretmeye koyuldu.

1920’li yıllara gelindiğinde oğulları Davis ve Frank makyaj malzemesi işine ağırlıklarını koydular. Davis şirkete genel müdür oldu, Frank ise babasının bir numaralı yardımcısı olarak yeni ürünlerin gelişmesine katkıda bulundu.

1928 yılında, sesli sinema çağının başlamasıyla birlikte, baba Max Factor, siyah-beyaz görüntüye kozmetik ürünlerle yaptığı katkı nedeniyle Oscar ödülüne layık görüldü. Factorların “Pan-Cake” formülü, sinema siyah-beyazdan renkli filme geçtikten sonra, renkli  filmler için yeniden hazırlandı ve üretildi.

Büyük bir olasılıkla da bu yeni üretimde oğul Max’ın büyük rolü oldu. Ancak, Rusya’da doğup büyüyen ve orada aldığı eğitimin etkisi altında kalan baba Max, kendi bildiği yöntemlerden bir türlü kopamıyor ve İngiliz renklendirme sistemini de sonradan kazandığından yeterince başarılı olamıyordu. Ama oğul Max tam bir Amerikalıydı.

CHANEL-5’E UZANAN YOL

Güzellik konusunda genç Max’ın ender rastlanan bir yeteneği vardı: Parfüm için yaratılmış bir burun.

Herhangi bir davette, yüzlerce insanın arasında,  kimin angi parfümü kullandığını söyleyebildiği anlatılır.

Onun, pazar araştırmacılığı yeteneğine küçük bir örnektir bu anlatılan: 1938’de baba Max öldüğünde, Max Factor, dışarıda zengin olması, para kazanması için kendisini bekleyen koca bir dünya olduğunu gördü. Max Factor ile birlikte diğer kozmetikçiler, insan vücudunun süslenmek için bekleyen diğer bölümleri olduğunu fark ettiler.

Şimdi arık geriye tek bir şemsiyenin altında bir sanayi kurmak kalıyordu.

Sadece kadına yönelik güzellik değildi konu olan. Örneğin, askerler, makyaj sayesinde çok daha sert ve acımasız bir görünüm kazanabiliyorlardı. Erkekler, parfüm kullandıklarında daha erkeksi olduklarına çoktan ikna olmuşlardı.

1973 yılında Max Factor kozmetik sanayinden elini çektiğinde, şirketini 480 milyon dolara (bugünkü fiyatlarla yaklaşık 3 milyar dolara) sattı. Şirket bugüne kadar birkaç kez el değiştirdi. Sonunda ihale Procter and Gamle şirketinde kaldı.

Procter and Gamle şirketi de, tıpkı Factor ailesi gibi, İngilere’den mum, İrlanda’dan sabun üretmek üzere Amerika’ya gelen göçmen ailelerin kurduğu bir şirketti.

Max Factor’un uzun yaşamı hiçbir skandala karışmadan bitti.

Hollywood gibi bir yerde yaşayıp da, ei skandallardan uzak yaşamak, bu çevre için alışılmadık bir durumdu. Max Factor bir kez evlendi ve aynı kadınla 37 yıl birlikte oldu.

Max Factor, okullara ve hastanlere bağışlarda bulundu. Bir çok binaya onun adı verildi. Kozmetik tarihiyle yakından ilgilendiğinden, Los Angeles’te bir kozmetik müzesi açıldı. Müzede John Wayne’ın bazı filmlerinde kullandığı takma saçtan tutun da, kadınların dudak boyalarını deneyebilecekleri öpme makinasına kadar bir çok ilginç şeye rastlamak mümkün.

Sonuçta, Hollywood’un ilk Oscar ödüllü bu kozmetikçisi, kadınlara bir çok “güzellik” aparatı bıraktı.

Boyun ve omuzlara düzgün görünüm sağlayan “sıvı beyazlatıcı”, tırnakları güzelleştiren oje, ilk dudak parlatıcısı, Pan-Cake, kolay silinmeyen ruj, ilk su geçirmez makyaj, dünyada ilk kez kullanılan şeffaf ve renksiz maskarası, takma kirpik yerine geçen rimel...

Özellikle kadınların çok şey borçlu olduğu Max Factor böyle biriydi işte..

25.09.2016 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İdam tartışmalarına hiç bu açıdan bakmadınız

Hala çözülemeyen cinayet

SMS diliyle Anna Karenina

AKP Cadı Avını Kimden Öğrendi

Tek rüzgar buradan geliyor

3. Dünya Savaşı buradan çıkmaz

Vezir'in yetkileri Şah'a devredilse satranç nasıl bir oyun olurdu.Başkanlığı Birde Böyle Okuyun

Yaşantımızı "Evet" ile "Hayır" arasına sıkıştıranlara inat

KİTAPLAR SUÇ ALETİ OLURSA...

BENİ KRALDAN DAHA YETKİLİ KILIN

Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Bilinmeyen Marlon Brando

İşte yine yakalandın alçak!

" Fidel Arkadaşımdı"

Türbanlılar TÜYAP'ta en çok hangi kitapları aldı

Ölüm... Seni yazmak hep bana mı düşecek

Emre Kongar'ın odasında unuttuğum mektup

Terk ettim...

İşte Gerçek Bu...

Mastroianni ve Cep Telefonu

Asrın satranç maçı Erdoğan: Beyaz, Fethullah: Siyah

Mastroianni, Connery ve Tarık Akan

Adım adım anarşizme

Erdoğan'ın tek şansı kaldı

ABD bugüne kadar başarısız olmamıştı

Erdoğan, dimdik ayakta kalacağını sanıyordu

Erdoğan tarihe nasıl geçmek istiyor

Numan Kurtulmuş’un pervasızlığı nereden geliyor

Zarrab olayı öyle bir patlayacak ki, bazıları Nagazaki ya da Hiroşima'yı arayacak..

Soruyorum: Topyekün savaşı istiyor musunuz?

Binali Yıldırım bunalacak ve bir süre sonra istifa etmek zorunda kalacak .göreceksiniz

Günün özeti...

O ülkeyi düşük profilli başbakan yönetmişti

ABD kimin başkan olmasını istiyor

Attila Özdemiroğlu'nu yazdı.Kanser yakamıza yapıştı hep güzel insanlarımızı seçiyor

Yandaş gazetecilik tarihinin en önemli örnekleri ne zaman ortaya çıktı

Yandaşlara basın tarihi dersi

En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Bu diktatör size çok tanıdık gelecek

Cezayir ' kurtarıcı 'olarak bir diktatöre sığınınca neler olmuştu

Marks'tan sonra en büyük beyindi

İslamiyet'teki bu 'mezhep kavgaları'yüzyıllar sürmeyecek

Tek tek avlıyorlar hepimizi

Editörden: Göreve davet ...

Kara Yorgi

Seçimin asıl galibi sosyal medyadır

Alis kâbuslar diyarında

Kadınların umutları ne zaman çiçeğe duracak

SENİ ESKİMEYEN YAŞLI ELLERİNDEN TANIDIM

Çetin Altan ' Kandırıldığını bile anlayamadan ' veda etti

On gün neredeydin be kadın!

IŞİD'i bir kenara koyun yapanı kutladığına göre...

Artık korkmuyorum Vehbi, arayabilirsin...

Dengesiz

1 Kasım kaosuna doğru adım adım

Neydi Rosenbergler olayı?

Müzik ve dans devrimdir

BİR EYLÜL SABAHIYDI ŞEYTANIN KIPIRDANMAYA BAŞLADIĞI GÜN

Anayasayı ortadan kaldırmak istiyorsunuz

Yanılıyorsun Cemil Bayık

Kavramları pistoletle vuramazsın Yiğit...

Uğur Mumcu hiç beklemediğim bir şey yaptı

Gelen gideni aratır kuralını yaşayacağız gibi.

DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

Osmanlıcayı biz öğreniriz, siz önce Türkçe öğrenin

Rennan Pekünlü

SOSYALİST DEVLET BÖYLE OLUR İŞTE

Halit Çelenk

Unuturuz, çok çabuk unuturuz. Yeni felaketler gelinceye kadar.

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi

Erdoğan; Berkin'i en azından mezarında rahat bırak

Floransa'dan İstanbul'a uzanan cinayetin içyüzü

IŞİD'ten Spartacus taktiği

Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Türk siyasetindeki zarafeti kim bitirdi

Bırakın o polisler bedelini ödesin

Bazı Arkadaşlarım Kemal Kılıçdaroğlu'na bu kadar yüklendiğimi sorguluyor

Şimdi öldüm ve cennetteyim

Bizim kuşak kaybolup gitti

Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

Gece bu mevsimde karabasan gibi çökmüyor

muhalefetin aklına gelmemiş olması mümkün mü

SOMA ÖNCESİ, ÇOK ÖNCESİ BİR YAZI

BİR İNAT UĞRUNA CUMHURBAŞKANI DAYATMASI

Madımak yobazlar kadar sosyal demokratların da katliamıdır

21 Milletvekili ve BlackJack Örneği

EMine Ülker Tarhan'ın Adaylığı...

Güldal Mumcu, Uğur Mumcu , Ekmeleddin İhsanoğlu

Düzgün bir aday göster, kaybet

Bunu yazmadan edemeyeceğim.

İşler tuhaflaşıyor.

Gelelim şu bayrak indirme işine.

Yanılmışım..

Enver Aysever- Sırrı Süreyya Önder Üzerine

PİRUS ZAFERİ

UTANMADIN MI HASAN KARAKAYA?

Ali İsmail'i eve gönderen doktor hala hastalara ilaç yazıyor

BEKİR BOZDAĞ ARTIK NEMESİS'TİR GERİSİ BOŞ

'HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR...'

İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

Dünya ülkeleri arasında yolsuzlukta durumumuz ne

O kutunun içinde bilmek istemeyeceğiniz şeyler var

DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Çarşı'ya yapmadıkları bir bu kalmıştı

Dostoyevski verdiği o sözü niye tutmadı

CHP'nin ABD seyahati geleceğini belirleyecek

Muhalefet rahatını bozmak istemiyor

AKP- Cemaat kavgası Katolik- Protestan kavgası

Eminağaoğlu'na polis tuzağı

Kiraz resmi yapıyorsan kuşlar için yapma

Haddinizi bilin. Yalakalığın sonu ayakçılıktır

İran'ı öpüp başınıza koyun

Ekim Devrimi'nden alacağınız çok ders var

O devlet başkanı Che Guevara'yı neden ziyaret etmişti

' O o..pu Cumhuriyeti başlarına yıkacağız '

Hâlâ bunlardan utanmıyorsan Koyver Türkiye'yi rahvan gitsin

SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

Bu Nobel ödülü muhteşem bir dönüşün habercisidir

Devlet sanatçısı bal gibi olur

O kadar çok kendinde çoğaldın ki...

DERSİM VALİSİ KİM OLUR DERSİNİZ?

Çarşı o maçta hangi sloganı atardı

Bu tartışmaları Türkiye'de asla göremezsiniz

Ali İsmail'in annesi: Utana utana yaşasınlar..

Türkiye yeni bir parti ile Suriye oyununa dahil edilir mi ?

Ulusal Kanal ve Halk tv'ye bu filmleri öneriyorum

AKP TRAMVAYDAN İNDİ, MUHALEFET TREN İSTASYONUNDA TRAMVAY BEKLİYOR

Hangi partilerin karnesinde koca bir sıfır var

Ali'yi bir avukat ordusu savunmalı, yoksa...

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişkisi var

Erdoğan'ın Çapı Yetmedi: Konu Mısır...

İşte bu dönemin unutulmayacak isimleri

Bundan sonra Tarhan değil CHP düşünsün

Duran adamlar akil adamları geçti

AKP bundan sonra ne yapacak

Günü kurtarabilirsin yarını asla

Şapkadan hangi renk tavşan çıkacak?

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Sözün Bittiği Yer: Suriye'de şehit olan Türkler var"

Filmci Genel Kurmay Başkanımız

Gündem Değiştirmek için , Bu kadar da aşağılara inilir mi?

CHP'ye biraz anarşizm lazım

Murat Bardakçı Eyfel'i yıkıp avm yapar mı ?

Doğru dürüst yanıt verin Sayın Vali

YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

ABD' DEN EN SERT FIRÇA

Bu karar Fazıl Say'ın susturulmasıdır

Akil adamlar Erdoğan'ın Goebbelsler'i mi

Akil değil sakil adamlar

LEONARDO DA VİNCİ DÖNEMİ BİTTİ...

Dört Bir Taraf müzikten ne anlar

BÖYLE BİR SAHAF VAR MI SİZDE?

ATA SOYER...

Yazar olmak isteyenler bu yazıyı okusun

' ŞEYTAN DÜN BURADAYDI '

HASAN PAŞA KÜTÜPHANESİ

HESAPLAŞMA...

Merhaba...