HAYSİYET MESELESİ

Lale Dilligil

HAYSİYET MESELESİ

 

damın biri, Köln'den yola çıktı, "Herkesin doğduğu yerde haysiyetiyle yaşama hakkı vardır" sloganıyla yürümeye başladı. Yolculuk 3 Haziran'da başladı ve hâlâ sürüyor. Lo Smaelo Saxarat (İsmail Atay) 7 ülke geçti, 11 Eylül'de Edirne'den giriş yaptı Türkiye'ye ve şu günlerde Maraş'a vardı. Hedefi, Gaziantep'in Nurdağı ilçesine bağlı Emirler (Saxarat) köyü. Yani doğduğu yer, yani baba ocağı.
“Doğduğu yerde haysiyetiyle yaşamak hakkı”, bunca tartışılabilir hale nasıl geldi ki, böylesi bir olağanüstü eyleme gerekçe olabildi? 
Biz nasıl bir toplum olduk ki, içimizden birilerinin bunu bize tekrar tekrar hatırlatma ihtiyacı doğdu? 
Dün, facebook'taki sayfasına aynen şöyle bir not düşmüş Atay: 
"her gün akşam saatlerinde jandarmaya ihbar edilmekten yoruldum. maraş'ın tekir kasabasında ben erken davranıp telefonla buradayım dedim, gecikmişim, ihbar sonucu ekip beni arıyormuş. oysa ben hemen karakolun yanındaki lokantada çay içerek bir iki ahlaksızdan yediğim küfürleri hazmetmeye uğraşıyordum. neyse sorun yok, lokantanın mescid'inde geceleyeceğim..." 
Üzerinde yolculuk için gerekli malzemesi bulunan sırt çantasından başka bir şey taşımayan, tek başına, kimseden bir şey talep etmeden, kimseyle bir sorunu olmaksızın kendi toprakları üzerinde, kendi evine doğru yürüyen bir adam, nasıl oldu da bu kadar rahatsızlık, tedirginlik yaratır oldu? 
Ne oldu insanımıza; kim, bize neler yaptı da birbirimize bu kadar düşman, bu kadar kuşkucu etti hepimizi? Nasıl bir oyunun kurbanlarıyız biz? 
Yine bu toprakların 683 çocuğu, her gün adım adım, göz göre göre ölüme yürüyor, ve biz, tıpkı İsmail Atay'a söylediğimizi söylüyoruz: 
"Yürüme her nereye olursa olsun, evine-köyüne yürüme, ölüme bile yürüme, hakkın yok buna. Çünkü bizi sarsıyorsun, ırgalıyorsun, düzenimizi bozuyorsun, bizi bizle yüz yüze getiriyorsun, ayna oluyorsun. Yürüme!" 
Nasıl böyle olduk demek giderek anlamsızlaşıyor artık. Belki de artık şu soruları sormanın zamanıdır: 
"Nasıl olup da kurtulacağız bu ruhsal bataklıktan, bütün bu insanların bize sadece bunun için uzattıkları bir dal olan yaşamlarının değerini daha ne olursa anlayacağız? 
Türk değil, Kürt değil, başka hiçbir etnik ya da inanç grubundan değil, hiçbir cinsel kimliğe bakmadan, sadece insan olmanın ve insan yaşamını her şeyden daha kutsal saymanın öncelikle bir “haysiyet” sorunu olduğunu ne zaman kavrayacağız? 
Burası hepimizin baba ocağı, doğduğumuz yer, toprağımız... 
Yalnızca kendimizin değil, bu toprakları vatanı bilmiş herkesin burada “haysiyetiyle yaşama hakkını” ne zaman gönülden teslim edeceğiz?" 
İyi yolculuklar Lo Smaelo Saxarat, baba ocağın seni bekliyor. 
Lâle DİLLİGİL
04.11.2012

Adamın biri, Köln'den yola çıktı, "Herkesin doğduğu yerde haysiyetiyle yaşama hakkı vardır" sloganıyla yürümeye başladı. Yolculuk 3 Haziran'da başladı ve hâlâ sürüyor. Lo Smaelo Saxarat (İsmail Atay) 7 ülke geçti, 11 Eylül'de Edirne'den giriş yaptı Türkiye'ye ve şu günlerde Maraş'a vardı. Hedefi, Gaziantep'in Nurdağı ilçesine bağlı Emirler (Saxarat) köyü. Yani doğduğu yer, yani baba ocağı.


“Doğduğu yerde haysiyetiyle yaşamak hakkı”, bunca tartışılabilir hale nasıl geldi ki, böylesi bir olağanüstü eyleme gerekçe olabildi? 


Biz nasıl bir toplum olduk ki, içimizden birilerinin bunu bize tekrar tekrar hatırlatma ihtiyacı doğdu? 


Dün, facebook'taki sayfasına aynen şöyle bir not düşmüş Atay: 


"her gün akşam saatlerinde jandarmaya ihbar edilmekten yoruldum. maraş'ın tekir kasabasında ben erken davranıp telefonla buradayım dedim, gecikmişim, ihbar sonucu ekip beni arıyormuş. oysa ben hemen karakolun yanındaki lokantada çay içerek bir iki ahlaksızdan yediğim küfürleri hazmetmeye uğraşıyordum. neyse sorun yok, lokantanın mescid'inde geceleyeceğim..." 


Üzerinde yolculuk için gerekli malzemesi bulunan sırt çantasından başka bir şey taşımayan, tek başına, kimseden bir şey talep etmeden, kimseyle bir sorunu olmaksızın kendi toprakları üzerinde, kendi evine doğru yürüyen bir adam, nasıl oldu da bu kadar rahatsızlık, tedirginlik yaratır oldu? 


Ne oldu insanımıza; kim, bize neler yaptı da birbirimize bu kadar düşman, bu kadar kuşkucu etti hepimizi? Nasıl bir oyunun kurbanlarıyız biz? 


Yine bu toprakların 683 çocuğu, her gün adım adım, göz göre göre ölüme yürüyor, ve biz, tıpkı İsmail Atay'a söylediğimizi söylüyoruz: 


"Yürüme her nereye olursa olsun, evine-köyüne yürüme, ölüme bile yürüme, hakkın yok buna. Çünkü bizi sarsıyorsun, ırgalıyorsun, düzenimizi bozuyorsun, bizi bizle yüz yüze getiriyorsun, ayna oluyorsun. Yürüme!" 


Nasıl böyle olduk demek giderek anlamsızlaşıyor artık. Belki de artık şu soruları sormanın zamanıdır: 


"Nasıl olup da kurtulacağız bu ruhsal bataklıktan, bütün bu insanların bize sadece bunun için uzattıkları bir dal olan yaşamlarının değerini daha ne olursa anlayacağız? 


Türk değil, Kürt değil, başka hiçbir etnik ya da inanç grubundan değil, hiçbir cinsel kimliğe bakmadan, sadece insan olmanın ve insan yaşamını her şeyden daha kutsal saymanın öncelikle bir “haysiyet” sorunu olduğunu ne zaman kavrayacağız? 


Burası hepimizin baba ocağı, doğduğumuz yer, toprağımız... 


Yalnızca kendimizin değil, bu toprakları vatanı bilmiş herkesin burada “haysiyetiyle yaşama hakkını” ne zaman gönülden teslim edeceğiz?" 


İyi yolculuklar Lo Smaelo Saxarat, baba ocağın seni bekliyor. 




Lâle DİLLİGİL


04.11.2012

 

izmirizmir.net de yayınlanmıştır...

 

4.11.2012 (Lale Dilligil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

SİNDİRMEK

İLETİŞİM KAZALARI

TIRMANIŞ

MAVİ, MAVİ, MASMAVİ...:)))))

BİR ÇERÇEVE MASALI

UNUTMADIM... UNUTAMAM... UNUTMAYACAĞIM.

SAKIN ÖLME

EH, BAZEN DE...

BİR BENCİLLE YÜZLEŞME

"TUTKUYLA YAŞAMAK"... EVET!

YIK ŞUNLARI...

NE OLDU ŞU AŞK DENEN ŞEYE?

BEKLENMEDİK BİR RÜYANIN ARDINDAN

BİR ÖNERİ

"LIII YILMAZ ODABAŞI" üzerine bir esin-ti

İKİ KİŞİ GİBİ

YÜZLEŞME- 3

YÜZLEŞME- 2

YÜZLEŞME- 1

SIRÇA GÜĞÜMLER

DÖNEK'lik

Barışın Baharı

Şiirime, öyküme, romanıma dokunma!

TAŞLAR

Bugün benim doğum günüm.

UMUT

'Barış Kahramanları'

Yannis, Halil ve Barışa Yürümek

Neden bu kadar çekicidir hüzün?