FAŞİZM ADIM ADIM İLERLİYOR, PEKİ BİZ NE YAPIYORUZ

Mahmut Alınak

FAŞİZM ADIM ADIM İLERLİYOR, PEKİ BİZ NE YAPIYORUZ

DUDAK UÇUKLATAN ÖNGÖRÜSÜZLÜĞÜMÜZ VE YETERSİZLİĞİMİZLE BU OPERASYONLARA GİDEN YOLU BİZ AÇTIK DEVLETE

            Zulüm bu düzenin can suyudur. Bir vampir nasıl ki, ancak kan içerek yaşamını sürdürebilirse, bunlar da ancak halkın üzerine yıldırımlar yağdırarak varlıklarını sürdürebilirler.

            AKP/ MHP faşist cephesi zulüm siyaseti uygulamakla kendi işini yapıyor. Peki, biz muhalifler ne yapıyoruz?

            Bizler devrimci muhalefetin hakkını verebilseydik, bugün HDP ve İsimsizler Hareketi' ne karşı bu keyfi operasyon başlatılamazdı.          

            Aslına bakılırsa..

Dudak uçuklatan öngörüsüzlüğümüz ve yetersizliğimizle bu operasyona giden yolu biz açtık devlete.

Nasıl mı? İsterseniz yakın tarihe bir göz atalım:

İlk kırılma 2015'de HENDEKLERLE başladı.

Yasaklı olan MEHMET TUNÇ VE BÊKES kitabımda uzun uzun yazdım. Devlet kontrol edemediği gençleri imha etmek ve halkı sindirmek için HENDEKLERİN KAZILMASINI İSTİYORDU.

             Bunun için Cizre, Silopi, Sur, Şırnak, Nusaybin ve diğer şehirlerin sokaklarında gençleri amansızca avlama operasyonları başlatıldı. Gençler de ele geçmemek için sokak başlarında hendekler kazdılar.

HENDEKLER ÖZERKLİĞİN İNŞASI MIYDI?

Bazı çevreler hendekleri ÖZERKLİĞİN İNŞASI olarak lanse etti. Gençler de o hayale inandılar. Hâlâ bu iddiada olanlar gidip bir de o felaketi yaşayan halktan sorsunlar!

Gerçek söylendiği gibi değildi, hendekleri devlet istedi ve de başardı.

Hendek faciası yerleri döve döve gelirken, biz ölüm uykusuna yattık.

            Ne mi yapabilirdik?

Birincisi, bütün yol ve yöntemleri kullanarak hendeklerin kazılmasının önüne geçilebilirdik. Böylece onca canı kurtarmış olurduk. Gelin görün ki, bu basireti gösteremedik.

İkincisi, hendekler kazılıp şehirler tank ve toplarla kuşatmaya alınınca, iç ve dış kamuoyunun etkin sivil baskısıyla ablukanın kalkmasını sağlayabilirdik.

Ancak biz göstermelik bir iki girişimden sonra kapağı Ankara'ya attık.

Şehirler top atışlarıyla harabeye çevrilirken, Ankara'da basına demeçler veriyorduk.  

Halk ise o cehennem ateşinde yapayalnız kaldı.

AKP bizim ürkekliğimizden cesaret alıp, sonra da belediyelere yöneldi.

Diyarbakır eş belediye başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı tutuklandıklarında..

Eskiden bir işaretle ayağa kalkan milyonlar kılını bile kıpırdatmadı. Çünkü önderlerine güvenlerini kaybetmişlerdi.

Halkın bin bir emekle kazandığı Diyarbakır belediyesine kayyum atandığında da biz yine ortalıkta yoktuk.

SELÇUK MIZRAKLI ŞİMDİ MAKAMINDA OTURUYOR OLACAKTI

Oysa belediyeye kayyum atanınca, dünyada belki de hiç denenmemiş bir sivil projeyi uygulayıp kayyum belediyesini boşa çıkarabilirdik. Böylece iktidar bir daha da belediyelere yönelme cesaretini kendinde bulamazdı.

(Sonraki dönem seçilen Selçuk Mızraklı ve diğer belediye başkanları da şimdi makamlarında oturuyor olacaklardı.)

Gültan Kışanak ve Fırat Anlı'dan sonra sıra diğer belediye başkanlarına ve siyasetçilere geldi. Onlar binler halinde tutuklanırken, biz yine yerimizden kımıldamadık ve yapılanlar kadermiş gibi boyun eğdik.

Ve bir sabah HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve milletvekilleri evlerine baskın yapılıp gözaltına alındıklarında..

Zor zamanlarında sahipsiz bırakılan halk "intikam alırcasına" sadece seyretti.

PEKİ ŞİMDİ NE YAPMALI?

Bence yapılacak ilk iş, sandık siyasetinden çekildiğimizi açıklamaktır. Bunu sadece Kürtler için değil, muhalif Türk ve diğer tüm emekçi halklar için söylüyorum. Bu açıklama bile siyasette deprem etkisi yaratacaktır.

Sandık siyaseti, düzenin vitrininde süs ağacı olmak ve onun çürümüş ciğerlerine oksijen taşımaktır.

"AKP bizi meclisten atmak istiyor," sözü pek çok nedenle yanlış ve maksatlı bir tespittir.

Seçimden çekilmek, "Küstüm oynamıyorum," demek değil, aksine rest çekmektir.

Ve siyasal iktidarlara ekonomik, sosyal ve siyasal alanda aktif projelerle diz çöktürmektir.

Ya bunları yaparız, ya da gidenlerin arkasından şimdiki gibi ağıt yakmaya devam ederiz.

 

27.09.2020 (Mahmut Alınak)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

BU HÂKİM VE SAVCILARI ÖRGÜT ÜYELİĞİNDEN ŞİKÂYET YAĞMURUNA TUTMALI

BUGÜN YAŞANANLAR YİRMİ DOKUZ YIL ÖNCEKİ STRATEJİK HATALARIN SONUÇLARIDIR

İRANLI KÜRT GENCİ ALİ HAJILON NEREDE?

PANDEMİLİ DEVRİM GÜNLERİ

DEVLETİN YÜZ YILDIR ÇÖZMEMEKTE DİRETTİĞİ KÜRT SORUNUNU VE DİĞER ŞU SORUNLARI BİR YILA KALMADAN ÇÖZERİZ

DAWO- TANRI'NIN SESİ

ONLARIN ÇOCUKLARI ÖZGÜR BİREYLER, HALKIN ÇOCUKLARI İSE BAŞ EĞMİŞLER ORDUSU OLARAK YETİŞİYOR

KÖYDEKİ EVİME PARAŞÜTLE İNECEĞİM

HENDEKTEKİ GELİNCİK YARIN OKURLARIYLA BULUŞUYOR