DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

A. Mümtaz İdil

DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

Konvansiyonel ya da nükleer silahların kullanılmadığı kıran kırana bir kavganın içindeyiz. Bizler konu mankeni olarak olan biteni yalnızca izleyebiliyoruz.

Türkiye, büyük bir gerilim taşıyan ve zihinsel savaşın verildiği bir satranç tahtasına benziyor şu sıralarda. Ortada hareket yok gibi görünse de, tahtanın üzeri hiç olmadığı kadar karışık ve her hamlenin müthiş önemi var. Oyunun tarafları arasında bile bir anlaşmazlık, güvensizlik hakim. Rakibe saldırmak için iki taraf da tetikte bekliyor. Her an her şey olabilir havası yaratılıyor.

Kelimelerin içi boşaltılıyor, hukuk kelimesinin anlamı kalmıyor, demokrasi tarifi mümkün olmayan bir garabete dönüşüyor, insan hakları zaten yok. “Darbe” kelimesi öylesine ucuzladı ve içeriksizleşti ki, duş alıp çıksanız darbeci olabiliyorsunuz. Oysa darbe ağır bir sözdür ve öyle uluorta da kullanılamaz. Bir gün gerçek darbe ile karşılaşırsa bu ülke (ki şu anda sivil olarak içinden geçmekte), kullanılacak “darbe” sözcüğü yapılan eylemi asla karşılamayacak.

Ama hükumet aklı sıra akıllı davranıyor ve en ufak toplumsal hareketi bile “darbe” olarak niteleyerek, kendi darbesinin üzerini örtmeye çalışıyor. Başarılı oluyor mu, elbette kendi seçmeni gözünde oldukça başarılı. Algı yönetimiyle “darbe” sözcüğünün artık hükumete karşı yapılan her eleştirinin öz suyu olduğunu beyinlere kazımış durumda.

Oysa darbe, Salazar’ın gerçekleştirdiği eylemdi. Dünyanın en uzun soluklu diktatörü ünvanını da taşıyan Salazar, dönemin yönetim boşluğundan yararlanarak koltuğuna bir kez oturdu ve yıllarca halkının soluk almasına bile karıştı. Hukuğu askıya aldı, insan haklarını görmezden geldi ve en önemlisi de yaptığı her şeyi ülkesi için yaptığı yalanını halkına yutturmayı bildi. Kendisine karşı yöneltilen her türlü başkaldırıyı “darbe” olarak niteledi, şiddet uygulayarak bastırdı ve kendisi bir “darbe” unsuru olduğu halde, kendisi dışındaki her eylemi “darbe” gerekçesiyle bastırdı.

Nisan 1925’te Portekiz’in durumu kısaca şöyleydi: Siyaset tamamen çıkmaza girmişti. Portekiz, dünyanın en büyük sömürgeci imparatorluklarından biriyken, bu özelliğini bağımsızlık savaşları sonucu hızla yitiriyordu. Halkta geleceğe yönelik en ufak umut yoktu. Darbelerin baş mimarı olan “ekonomik” göstergeler başaşağı hızla düşüyordu. Sonunda General Costa bir bildiri yayınladı: “Portekizliler, şerefli ve onurlu insanlar olarak sizler için ülkenin politik durumu, tahammül edilemeyecek bir hal almıştır.”

Kenan Evren’in 1980 darbesinde söylediği sözlerin bir benzeriydi bu. Gerekçe hazırdı: Ülkenin siyasi gidişi son derece tehlikeli ve Portekiz parçalanmaya doğru gidiyordu. Bunu toparlamak da askerlere düşüyordu.

28 Mayıs 1826’da halk ayaklandı ve Lizbon’a doğru yürümeye başladı. Kitle giderek kalabalıklaşıyor ve ürkütücü bir hal alıyordu. Hükumet, büyülenmiş gibi hiçbir karşı duruş göstermeden öylece bekliyordu.

Salazar daha sonra bu durumu şöyle özetliyordu: “Portekiz bir hükumete, ülkenin içine düştüğü feci durumu biraz olsun kımıldatarak düzeltebilecek herhangi bir hükumete, siyasi inancı ne olursa olsun, hatta isterse geçici ve temelsiz olsun, düzen ve huzuru getirecek herhangi bir gerçek hükumete susamıştı. Ordunun 28 Mayıs 1926’da yaptığı ağırlığı sivil güçlerce gerçekleştirilen darbe, bu yüzden halk tarafından desteklendi.”

Ancak darbenin baş mimarı General Costa, hukukun üstün olduğu demokratik bir rejim istemiyordu. Onun için parlamenter sistem yerine merkeziyetçi bir yönetim (monarşi) daha başarılı olacaktı. Ancak, siyasi rejimin adı konmasına rağmen, ekonomik göstergelerin baş aşağı gidişine bir çözüm bulunamıyordu. Costa 1826 yılında çekilip de yerini General Carmona’ya bırakıncaya kadar da bir çözüm üretilmedi. Carmona sadece askerdi ve siyasi hiçbir deneyimi yoktu. Bu nedenle alabildiğine bocaladı, ama sonuçta kendini cumhurbaşkanı seçtirmeyi başararak, siyasi yaşamın aktif bölümünden çekildi. İşte tam bu noktada Salazar ortaya çıktı. Salazar o sıralarda üniversitede görevliydi ve ekonomik reformlarla ilgili yazılar yazıyordu. Carmona hiç vakit kaybetmeden Salazar’ı göreve çağırdı. Portekiz tam anlamıyla “iflas” etmiş durumdaydı ve tüm iyi niyetine rağmen Carmona bunu engelleyemiyordu. Aslında Portekiz’in ekonomik olarak perişan olmasının nedeni, maddi kaynakların yetersizliği değil, Carmona’nın beceriksizliğiydi. Sistemi bir türlü oturtamayan Carmona, çareyi Salazar’ı davette bulmuştu.

Salazar bu daveti kabul etti ve kendini saydırmayı becerdi. Maliyenin başına geçtikten sonra şu sözleri söyledi: “İktidarda asla gözüm yok. Her gün Lizbon’dan yaşadığım yer olan Coimbre’ye tren kalkıyor.” O trene bir daha asla binmedi.

Bu sözleri etkili oldu. Mütevazı bir görüntü çiziyor ve halkın hoşuna gidecek cümleler kullanıyordu. 1933’te başbakan oldu, ama maliye hala onun kontrolündeydi.

Salazar’ın diktatörlüğünde şiddet hiç kullanılmadı. Tek kurşun atılmadı, askerler ve polisler parlamentoyu basmadı. Ama gelen bir diktatördü ve ülkenin başında daha uzun yıllar kalacak, kan kusturacaktı. Zira, başbakan olduğu yıl, yani 1933 yılıyla birlikte Portekiz, nur topu gibi bir diktatörü kendi eliyle başbakanlık koltuğuna oturtmuştu. Sembolik bir özelliği olan cumhurbaşkanını da Salazar seçecekti.

1926 yılında General Costa’nın hükumet darbesi girişiminde aktif rol oynamış olan Galvao adında bir subay, Ocak 1961’de bir Portekiz gemisini Brezilya’ya kaçırınca, dünyanın ilgisi birdenbire Avrupa’nın bu küçük ülkesine döndü. Galvao’ya göre Salazar’a muhalefet giderek şiddetleniyor, Salazar ise kendine yapılan her karşı hareketi “darbe” olarak niteliyordu. Salazar o sıralarda değişmez başbakan olarak koltuğunda yıllardır oturmaktaydı ve tüm seçimleri hile ve baskıyla kazanıyordu. Ülkedeki seçim tam bir maskaralıktı. Muhaliflerin hemen hepsi ya sürgündeydi ya da cezaevinde. Bu arada faili meçhul cinayetler de alabildiğine artmıştı.

Darbe işte böyle olur. Salazar istediği kadar kendisine muhalefet edenleri darbecilikle suçlasa da, asıl koltukta o oturduğu için, sivil darbenin de baş mimarı olarak tarihe geçti. Bundan kurtulması da mümkün olamadı.

Darbe sözcüğünü anlamsızlaştırır, her muhalif hareketi hükumete karşı yapılmış bir darbe olarak nitelerseniz, asıl darbenin gerçekleştiğini fark etmeniz mümkün olmayabilir. Ondan sonra da, diktatörlüğe karşı yapılacak bir eylemin de tarihe “devrim” diye geçmesini engelleyemezsiniz. Nitekim buna benzer çok şey yaşanmıştır dünya tarihinde ve darbe korkusuyla yaşayan tüm liderler, “devrim” tokatıyla koltuklarından olmuştur.



Mümtaz İdil

24.12.2014 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İdam tartışmalarına hiç bu açıdan bakmadınız

Hala çözülemeyen cinayet

SMS diliyle Anna Karenina

AKP Cadı Avını Kimden Öğrendi

Tek rüzgar buradan geliyor

3. Dünya Savaşı buradan çıkmaz

Vezir'in yetkileri Şah'a devredilse satranç nasıl bir oyun olurdu.Başkanlığı Birde Böyle Okuyun

Yaşantımızı "Evet" ile "Hayır" arasına sıkıştıranlara inat

KİTAPLAR SUÇ ALETİ OLURSA...

BENİ KRALDAN DAHA YETKİLİ KILIN

Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Bilinmeyen Marlon Brando

İşte yine yakalandın alçak!

" Fidel Arkadaşımdı"

Türbanlılar TÜYAP'ta en çok hangi kitapları aldı

Ölüm... Seni yazmak hep bana mı düşecek

Emre Kongar'ın odasında unuttuğum mektup

Terk ettim...

İşte Gerçek Bu...

Mastroianni ve Cep Telefonu

Asrın satranç maçı Erdoğan: Beyaz, Fethullah: Siyah

Hollywood'u ilk kim boyadı

Mastroianni, Connery ve Tarık Akan

Adım adım anarşizme

Erdoğan'ın tek şansı kaldı

ABD bugüne kadar başarısız olmamıştı

Erdoğan, dimdik ayakta kalacağını sanıyordu

Erdoğan tarihe nasıl geçmek istiyor

Numan Kurtulmuş’un pervasızlığı nereden geliyor

Zarrab olayı öyle bir patlayacak ki, bazıları Nagazaki ya da Hiroşima'yı arayacak..

Soruyorum: Topyekün savaşı istiyor musunuz?

Binali Yıldırım bunalacak ve bir süre sonra istifa etmek zorunda kalacak .göreceksiniz

Günün özeti...

O ülkeyi düşük profilli başbakan yönetmişti

ABD kimin başkan olmasını istiyor

Attila Özdemiroğlu'nu yazdı.Kanser yakamıza yapıştı hep güzel insanlarımızı seçiyor

Yandaş gazetecilik tarihinin en önemli örnekleri ne zaman ortaya çıktı

Yandaşlara basın tarihi dersi

En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Bu diktatör size çok tanıdık gelecek

Cezayir ' kurtarıcı 'olarak bir diktatöre sığınınca neler olmuştu

Marks'tan sonra en büyük beyindi

İslamiyet'teki bu 'mezhep kavgaları'yüzyıllar sürmeyecek

Tek tek avlıyorlar hepimizi

Editörden: Göreve davet ...

Kara Yorgi

Seçimin asıl galibi sosyal medyadır

Alis kâbuslar diyarında

Kadınların umutları ne zaman çiçeğe duracak

SENİ ESKİMEYEN YAŞLI ELLERİNDEN TANIDIM

Çetin Altan ' Kandırıldığını bile anlayamadan ' veda etti

On gün neredeydin be kadın!

IŞİD'i bir kenara koyun yapanı kutladığına göre...

Artık korkmuyorum Vehbi, arayabilirsin...

Dengesiz

1 Kasım kaosuna doğru adım adım

Neydi Rosenbergler olayı?

Müzik ve dans devrimdir

BİR EYLÜL SABAHIYDI ŞEYTANIN KIPIRDANMAYA BAŞLADIĞI GÜN

Anayasayı ortadan kaldırmak istiyorsunuz

Yanılıyorsun Cemil Bayık

Kavramları pistoletle vuramazsın Yiğit...

Uğur Mumcu hiç beklemediğim bir şey yaptı

Gelen gideni aratır kuralını yaşayacağız gibi.

Osmanlıcayı biz öğreniriz, siz önce Türkçe öğrenin

Rennan Pekünlü

SOSYALİST DEVLET BÖYLE OLUR İŞTE

Halit Çelenk

Unuturuz, çok çabuk unuturuz. Yeni felaketler gelinceye kadar.

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi

Erdoğan; Berkin'i en azından mezarında rahat bırak

Floransa'dan İstanbul'a uzanan cinayetin içyüzü

IŞİD'ten Spartacus taktiği

Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Türk siyasetindeki zarafeti kim bitirdi

Bırakın o polisler bedelini ödesin

Bazı Arkadaşlarım Kemal Kılıçdaroğlu'na bu kadar yüklendiğimi sorguluyor

Şimdi öldüm ve cennetteyim

Bizim kuşak kaybolup gitti

Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

Gece bu mevsimde karabasan gibi çökmüyor

muhalefetin aklına gelmemiş olması mümkün mü

SOMA ÖNCESİ, ÇOK ÖNCESİ BİR YAZI

BİR İNAT UĞRUNA CUMHURBAŞKANI DAYATMASI

Madımak yobazlar kadar sosyal demokratların da katliamıdır

21 Milletvekili ve BlackJack Örneği

EMine Ülker Tarhan'ın Adaylığı...

Güldal Mumcu, Uğur Mumcu , Ekmeleddin İhsanoğlu

Düzgün bir aday göster, kaybet

Bunu yazmadan edemeyeceğim.

İşler tuhaflaşıyor.

Gelelim şu bayrak indirme işine.

Yanılmışım..

Enver Aysever- Sırrı Süreyya Önder Üzerine

PİRUS ZAFERİ

UTANMADIN MI HASAN KARAKAYA?

Ali İsmail'i eve gönderen doktor hala hastalara ilaç yazıyor

BEKİR BOZDAĞ ARTIK NEMESİS'TİR GERİSİ BOŞ

'HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR...'

İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

Dünya ülkeleri arasında yolsuzlukta durumumuz ne

O kutunun içinde bilmek istemeyeceğiniz şeyler var

DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Çarşı'ya yapmadıkları bir bu kalmıştı

Dostoyevski verdiği o sözü niye tutmadı

CHP'nin ABD seyahati geleceğini belirleyecek

Muhalefet rahatını bozmak istemiyor

AKP- Cemaat kavgası Katolik- Protestan kavgası

Eminağaoğlu'na polis tuzağı

Kiraz resmi yapıyorsan kuşlar için yapma

Haddinizi bilin. Yalakalığın sonu ayakçılıktır

İran'ı öpüp başınıza koyun

Ekim Devrimi'nden alacağınız çok ders var

O devlet başkanı Che Guevara'yı neden ziyaret etmişti

' O o..pu Cumhuriyeti başlarına yıkacağız '

Hâlâ bunlardan utanmıyorsan Koyver Türkiye'yi rahvan gitsin

SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

Bu Nobel ödülü muhteşem bir dönüşün habercisidir

Devlet sanatçısı bal gibi olur

O kadar çok kendinde çoğaldın ki...

DERSİM VALİSİ KİM OLUR DERSİNİZ?

Çarşı o maçta hangi sloganı atardı

Bu tartışmaları Türkiye'de asla göremezsiniz

Ali İsmail'in annesi: Utana utana yaşasınlar..

Türkiye yeni bir parti ile Suriye oyununa dahil edilir mi ?

Ulusal Kanal ve Halk tv'ye bu filmleri öneriyorum

AKP TRAMVAYDAN İNDİ, MUHALEFET TREN İSTASYONUNDA TRAMVAY BEKLİYOR

Hangi partilerin karnesinde koca bir sıfır var

Ali'yi bir avukat ordusu savunmalı, yoksa...

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişkisi var

Erdoğan'ın Çapı Yetmedi: Konu Mısır...

İşte bu dönemin unutulmayacak isimleri

Bundan sonra Tarhan değil CHP düşünsün

Duran adamlar akil adamları geçti

AKP bundan sonra ne yapacak

Günü kurtarabilirsin yarını asla

Şapkadan hangi renk tavşan çıkacak?

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Sözün Bittiği Yer: Suriye'de şehit olan Türkler var"

Filmci Genel Kurmay Başkanımız

Gündem Değiştirmek için , Bu kadar da aşağılara inilir mi?

CHP'ye biraz anarşizm lazım

Murat Bardakçı Eyfel'i yıkıp avm yapar mı ?

Doğru dürüst yanıt verin Sayın Vali

YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

ABD' DEN EN SERT FIRÇA

Bu karar Fazıl Say'ın susturulmasıdır

Akil adamlar Erdoğan'ın Goebbelsler'i mi

Akil değil sakil adamlar

LEONARDO DA VİNCİ DÖNEMİ BİTTİ...

Dört Bir Taraf müzikten ne anlar

BÖYLE BİR SAHAF VAR MI SİZDE?

ATA SOYER...

Yazar olmak isteyenler bu yazıyı okusun

' ŞEYTAN DÜN BURADAYDI '

HASAN PAŞA KÜTÜPHANESİ

HESAPLAŞMA...

Merhaba...