Bugün benim doğum günüm.

Lale Dilligil

Bugün benim doğum günüm.

 

Bugün benim doğum günüm. 
Kimliğime bakılırsa, 60'a bir varmış... Ama bana sorarsanız kayıtlarda bir hata var. Sanıyorum, beni nüfusa “erken” kaydettirmişler... 
Bir yerlere doğum tarihimi yazmam gerektiğinde, her seferinde, “Yok yahu, o kadar da değildir,” diyorum. Duygum bu.
Hani, bazıları yaşını söylemekten çekinir ya, bu bana çok anlamsız geliyor. Çünkü biyolojik yaşımız, olsa olsa bedenimize yapıyor yapacağını... Eh, onun da bu devirde onarımı eskiye göre çok daha kolay.. Gerek tıbbi, gerekse estetik boyutta, pek çok kayıp giderilebiliyor, en azından taşınabilir yüklere dönüştürülüyor. 
Asıl yaşlanma, düşüncede-ruhta-yürekte olunca kötü. Kendinizi kendi ömrünüzle ölçüp sınırlamakla yetinince de kaçınılmaz, ve tıp, işte buna çare bulamaz. 
Galiba tam da bu yüzdendir, ben biyolojik yaşımı söylemekten, çoğu kişinin aksine, çok hoşlanıyorum. Zira bu yaşta bu kadar “genç” olmamdan çok hoşnutum, hatta biraz da gurur duyduğumu itiraf etmeliyim. 
Bu elli dokuz yıl, çok da kolay geçmedi. Gerek maddi, gerek manevi az zorluk-sıkıntı-sorun yaşanmadı kuşkusuz. Hem, neden herkesten farklı olsundu ki? 
Ben de bu ülkede doğdum, büyüdüm, yaşadım... 
Herkesin karşılaştığı türden insanlardı, benim yaşamıma girenler de... Yakın-uzak çevresinin insana yaşatabileceği hemen her olumsuzlukla ben de yüz yüze geldim elbette. 
Ülkenin siyasal-toplumsal-ekonomik bütün koşulları benim için de geçerliydi. 
Ana-babamla çatıştım, evlendim-ayrıldım, çocuk büyüttüm, çalıştım... 
Aşık oldum, buldum-kaybettim, ya da ben öyle sandım. Kalp ağrısı da çektim, hem de nasıl... 
İşsiz, parasız, umutsuz kaldığım, kendimi çaresiz hissettiğim çok zamanım oldu. 
Hele o yalnızlık, hele o tek başınalık... 
Böyle gelindi bugüne. 
Ve ben, gencim, yapacak çok şeyim olduğuna inancım tam, hatta nasıl yetişeceğim hepsine, onu düşünüyorum kara kara... 
Dünya, üzerinde yaşamak için çok güzel bir yer, insanoğlu berbat etmek için ne kadar çabalasa da... 
Ülkem, bu dünyanın en güzel yerlerinden biri, bir dostumun dediği gibi neredeyse “Dünyanın ve insanlığın bir özeti”. Bunca sancı içinde olması da bundan belki de; ve ben hepsini izliyor, olan-bitene isyan ediyor ama yine de çok seviyorum. 
İnsanlar, bin bir zorlayıcı etki altında yollarını şaşırsa da, temeldeki iyilik ve güzelliği göremeyen, aramayandır, buna inandım hep. 
Henüz tanıyıp da sevme olanağı bulamadığım öyle çok insan var ki... 
Ve tanıyıp, sevmeye çalışıp sevemediklerim, asla sevemeyecek olduklarım da... 
Ve çocuklarım, ailem, arkadaşlarım, dostlarım ve aşk... İlle de aşk... 
Bunların hepsi, olumlu/olumsuz yaşamımıza giren her şey, bütün o yorgunluklara değmez mi? Kim dedi bize her şey çok kolay olacak diye? 
Yaşam bir okul ve karne almaya daha çok var. Daha görecek, tadacak, kavgasını verecek, yaşayacak çok şey var; tek korkum, bir şeyleri gözden kaçırmak, atlamak. 
Bugün benim doğum günüm, 60'a bir var ve yaşasın hayat! 
Lâle DİLLİGİL
27.01.2013
izmirizmir.net'de yayınlanmıştır...

Bugün benim doğum günüm. 

Kimliğime bakılırsa, 60'a bir varmış... Ama bana sorarsanız kayıtlarda bir hata var. Sanıyorum, beni nüfusa “erken” kaydettirmişler... 

Bir yerlere doğum tarihimi yazmam gerektiğinde, her seferinde, “Yok yahu, o kadar da değildir,” diyorum. Duygum bu.

Hani, bazıları yaşını söylemekten çekinir ya, bu bana çok anlamsız geliyor. Çünkü biyolojik yaşımız, olsa olsa bedenimize yapıyor yapacağını... Eh, onun da bu devirde onarımı eskiye göre çok daha kolay.. Gerek tıbbi, gerekse estetik boyutta, pek çok kayıp giderilebiliyor, en azından taşınabilir yüklere dönüştürülüyor. 

Asıl yaşlanma, düşüncede-ruhta-yürekte olunca kötü. Kendinizi kendi ömrünüzle ölçüp sınırlamakla yetinince de kaçınılmaz, ve tıp, işte buna çare bulamaz. 

Galiba tam da bu yüzdendir, ben biyolojik yaşımı söylemekten, çoğu kişinin aksine, çok hoşlanıyorum. Zira bu yaşta bu kadar “genç” olmamdan çok hoşnutum, hatta biraz da gurur duyduğumu itiraf etmeliyim. 

Bu elli dokuz yıl, çok da kolay geçmedi. Gerek maddi, gerek manevi az zorluk-sıkıntı-sorun yaşanmadı kuşkusuz. Hem, neden herkesten farklı olsundu ki? 

Ben de bu ülkede doğdum, büyüdüm, yaşadım... 

Herkesin karşılaştığı türden insanlardı, benim yaşamıma girenler de... Yakın-uzak çevresinin insana yaşatabileceği hemen her olumsuzlukla ben de yüz yüze geldim elbette. 

Ülkenin siyasal-toplumsal-ekonomik bütün koşulları benim için de geçerliydi. 

Ana-babamla çatıştım, evlendim-ayrıldım, çocuk büyüttüm, çalıştım... 

Aşık oldum, buldum-kaybettim, ya da ben öyle sandım. Kalp ağrısı da çektim, hem de nasıl... 

İşsiz, parasız, umutsuz kaldığım, kendimi çaresiz hissettiğim çok zamanım oldu. 

Hele o yalnızlık, hele o tek başınalık... 

Böyle gelindi bugüne. 

Ve ben, gencim, yapacak çok şeyim olduğuna inancım tam, hatta nasıl yetişeceğim hepsine, onu düşünüyorum kara kara... 

Dünya, üzerinde yaşamak için çok güzel bir yer, insanoğlu berbat etmek için ne kadar çabalasa da... 

Ülkem, bu dünyanın en güzel yerlerinden biri, bir dostumun dediği gibi neredeyse “Dünyanın ve insanlığın bir özeti”. Bunca sancı içinde olması da bundan belki de; ve ben hepsini izliyor, olan-bitene isyan ediyor ama yine de çok seviyorum. 

İnsanlar, bin bir zorlayıcı etki altında yollarını şaşırsa da, temeldeki iyilik ve güzelliği göremeyen, aramayandır, buna inandım hep. 

Henüz tanıyıp da sevme olanağı bulamadığım öyle çok insan var ki... 

Ve tanıyıp, sevmeye çalışıp sevemediklerim, asla sevemeyecek olduklarım da... 

Ve çocuklarım, ailem, arkadaşlarım, dostlarım ve aşk... İlle de aşk... 

Bunların hepsi, olumlu/olumsuz yaşamımıza giren her şey, bütün o yorgunluklara değmez mi? Kim dedi bize her şey çok kolay olacak diye? 

Yaşam bir okul ve karne almaya daha çok var. Daha görecek, tadacak, kavgasını verecek, yaşayacak çok şey var; tek korkum, bir şeyleri gözden kaçırmak, atlamak. 

Bugün benim doğum günüm, 60'a bir var ve yaşasın hayat! 


Lâle DİLLİGİL

27.01.2013

izmirizmir.net'de yayınlanmıştır...

 

27.01.2013 (Lale Dilligil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

SİNDİRMEK

İLETİŞİM KAZALARI

TIRMANIŞ

MAVİ, MAVİ, MASMAVİ...:)))))

BİR ÇERÇEVE MASALI

UNUTMADIM... UNUTAMAM... UNUTMAYACAĞIM.

SAKIN ÖLME

EH, BAZEN DE...

BİR BENCİLLE YÜZLEŞME

"TUTKUYLA YAŞAMAK"... EVET!

YIK ŞUNLARI...

NE OLDU ŞU AŞK DENEN ŞEYE?

BEKLENMEDİK BİR RÜYANIN ARDINDAN

BİR ÖNERİ

"LIII YILMAZ ODABAŞI" üzerine bir esin-ti

İKİ KİŞİ GİBİ

YÜZLEŞME- 3

YÜZLEŞME- 2

YÜZLEŞME- 1

SIRÇA GÜĞÜMLER

DÖNEK'lik

Barışın Baharı

Şiirime, öyküme, romanıma dokunma!

TAŞLAR

UMUT

HAYSİYET MESELESİ

'Barış Kahramanları'

Yannis, Halil ve Barışa Yürümek

Neden bu kadar çekicidir hüzün?