Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

A. Mümtaz İdil

Başbakanlık'ı onun Kürtçe şarkılarıyla inlettik

1973 yılının Mayıs ayında, serin bir Paris’e, Gare du Nord’a elinde sazıyla Rahmi Saltuk iniyor. Şaşkın, tedirgin ama umutlu. Saçları omuzlarında iki genç adam yanaşıyor, biri Rahmi Saltuk’un elindeki sazı göstererek yanındaki adama soruyor. Şişmanca olan diğeri önce İngilizce, ardından Türkçe Rahmi Saltuk’a soruyor: “Nereden geldiğinizi soruyor.”

Rahmi Saltuk şaşkın, “Türkiye’den geliyorum,” diyor. “Nazım Hikmet’i anma gününde türkü söyleyeceğim. Neden sordunuz?”

Şişmanca olanı diğerini göstererek, “Sazınızla indiğiniz için merak etti üstad,” diyor. “Onun da Olimpia’da konseri var.”

Tam o sırada yaşları 15-20 arasında bir grup koşarak çevrelerini sarıyorlar. Ellerinde kocaman posterler... Daha zayıf olanına uzatıp imzalamasını istiyorlar.

İmzalıyor: George Moustaki...

Rahmi Saltuk sandalyesinde şöyle bir gerinip, “düşünebiliyor musun,” dedi. “George Moustaki’ye o kadar yaklaştım, ama tutamadım.

Giderken, o yanında çevirmen olarak dolaştırdığı şişman adam beni konsere çağırdı. Mutlaka gel, diye de ısrar etti, ama ben gitmedim.”

“Haydi Rahmi abi, Kurthan’ın yanına gidelim. Geleceğini biliyordu, uğrayın dedi.”

BAŞBAKANLIK VE ÇANKAYA ÖNÜNDE O KÜRTÇE ŞARKIYLA GİDİP GELDİK

Beraber Hürriyet gazetesinin Cinnah üzerindeki binasına gidiyoruz. Kapıda Muharrem Sarıkaya ile karşılaşıyoruz. Kurthan Fişek’in yukarıda, odasında olduğunu söylüyor. Büyük bir keyifle, neredeyse Rahmi abi türkü çığıracak halde yukarı, Kurthan’ın odasına çıkıyoruz.

Kurthan hoca her zamanki halinde. Yine gömleğinin kollarını kıvırmış, yine kahve fincanı sağında, sol tarafına yerleştirdiği bilgisayarında bir şeyler yazıyor. Bizi görünce gözlüklerini alnına götürüp önce Rahmi’yi, ardından beni kucaklıyor (oysa hiç öyle şeyler yapmaz).

“Durun,” diyor. “Yavuz Gökmen’i çağırayım.” Rahmi abiye dönüyor, “seni görünce çok şaşıracak.”

Kurthan Fişek ile Rahmi Saltuk benden de önce çok yakın dostlar. Sabah gazetesinin çıkardığı Aktüel dergisinde birlikte çalışırken, Rahmi Saltuk’un “Oy Nare” adlı kaseti gelmişti Kurthan Fişek’e. Türkiye’deki ilk Kürtçe kaset olarak biliyorum onu. Kurthan Fişek, sevgili şoförümüz Recep ile birlikte her sabah bana uğrardı, birlikte gazeteye giderdik. Yine öyle bir sabah Rahmi abiden gelen kaseti arabanın kaset çalarına taktı ve sesi de sonuna kadar açtı. Birlikte gazeteye gitmeden önce Çankaya Köşkü’nün ve Başbakanlık Konutu’nun önünde belki on kez ses sonuna kadar açık gidip geldik. Rahmi abi bağırıyordu Oy Nare diye, Kurthan da hiç oralı olmadan gazeteleri karıştırıyordu. Bense şaşkın, ne yaptığımızı bilmeden arabanın arkasında öylece oturuyordum.

O sıralarda Sabah gazetesinin Ankara bürosu, Hilton Oteli’nin tam karşısında, Mete Tan’a ait dört katlı binadaydı. Biz ikinci kattaydık, spor servisi ile birlikte. Köşe yazarları da aynı kattaydı. Önceleri Muammer Yaşar, Teoman Erel, sonraları Bekir Coşkun ve Ahmet Tan.

Yarım saat geçti geçmedi, gazeteye polisler geldi. Rahmi abinin “Oy Nare”sini sonuna kadar açıp Köşk’e ve Başbakanlık’a dinlettiğimiz için, plakamızı bulmuşlar, emniyete sormuşlar ve bizi de ziyarete gelmişler. Kurthan Fişek oralı bile olmadı. Bütün iş idari müdür Kaya’ya kaldı. Sonunda olay kapandı ve biz bir daha Rahmi Saltuk’un kasetiyle Başbakanlık ve Köşk etrafında dolaşmayacağımıza söz verdik, gittiler.

Ertesi sabah Kurthan hoca yine kapıdaydı. Saat sekiz bile olmamıştı. Recep aşağıdan zile basıp, “bekliyoruz,” dediğinde ben daha dişimi bile fırçalamamıştım. Toparlanıp indim. Yine Kurthan hoca elinde gazeteler, kaset çalara Rahmi abinin Oy Nare’sini koydu, Recep’e “dünkü gibi,” dedi.

BİLEN BİLİYOR

Biz yine Köşk’ün ve Konut’un önünden, sesi sonuna kadar açarak bu kez yirmi kez gittik, döndük.

Gazeteye döndüğümüzde büyük bir tedirginlikle polisleri bekledim, ama gelmediler.

Kurthan hoca için işin keyfi kaçmıştı. Bir daha da kaseti hiç dinlemedik.

İşte böyle anıların üzerine Kurthan hocayı ziyaret etmiştik.

Yavuz Gökmen girdi ve doğrudan Kurthan hocanın tahta dolabının üzerine elini uzattı. “Burada bir yerde ulan puşt,” dedi. “Benden niye saklıyorsun?”

Boş bir votka şişesi sağ elindeydi...

Tam o sırada Rahmi abiyi gördü. Beni hiç tanımazdı, hiç karşılaşmamıştık. Rahmi abiyi görür görmez “Enternasyonal”i söylemeye başladı.

Tam sarhoşlar meclisindeydim. İnanılmaz soyut bir tablo vardı önümde. Önündeki bilgisayarda yazısını yetiştirmeye çalışan bir Kurthan hoca, sadece ziyaret etmek için oraya uğramış bir Rahmi Saltuk ve Türkiye’de en iyi onun söylediği ifade edilen Enternasyonal marşını bağıra bağıra söyleyen bir Yavuz Gökmen...

Şaşkınlıkla onları izlerken Yavuz Gökmen Rahmi Saltuk’a dönüp, “Rahmi seni meşhur etmeye karar verdim,” dedi.

Rahmi abi, “ben zaten yeteri kadar meşhurum, beni bilen biliyor,” diye geveledi.

Yok,” dedi Yavuz Gökmen, “daha büyük işler yapmalıyız. Mesela sen elinde sazınla, Avşa’ya giden yerli turistlerin feribotuna bineceksin, merak etme ben de yanında olacağım, orada sancak tarafında mesela türkünü söyleyeceksin. Bak o zaman tüm Türkiye yeniden seni hatırlayacak. Ama bir de şort giymen lazım. Öyle resmi kıyafetle olmaz.”

Rahmi abi şöyle bir koltuğunda döndü. Kibar adam, söyleyecek sözleri tartıyor. “Yahu Yavuz, bunu sen bana daha önce de teklif ettin. Yine aynı şekilde teklif ettin üstelik. Daha yeni yeni bu piyasada adım duyuluyordu. Sene 1973, İstanbul’da... Hiç unutmadın mı? Beni tanıtmanın tek yolu kısa pantolonla Avşa feribotuna binmek mi?”

Yavuz Gökmen Kurthan hocaya dönüp, “buna iyilik yaramıyor,” dedi. Ardından bambaşka konuya geçti: “Emin gelir de bizi bu halde görürse senin suratına bir daha bakmaz.”

Emin dediği, Emin Çölaşan. Odası Kurthan hocanın odasının tam karşısındaymış.

Halimizde ne var lan,” diye bağırdı Kurthan hoca.

Yavuz Gökmen masanın üzerine bıraktığı boş votka şişesini gözleriyle işaret etti.

Rahmi abiye baktım. “Gidelim Mümtaz,” dedi. Kurthan hoca “Nereye lan,” diye yine kükredi. Yavuz Gökmen odadan çıkmak üzere kapıyı açmıştı bile.

Haydar Veziroğlu’na bir uğrayacağız Mümtaz’la,” dedi Rahmi abi. Daha önce hiç sözünü etmemişti oysa. Oradan bir an önce sıvışmak gibi geldi bana, ama gerçekten oradan çıkıp, yüz elli-iki yüz metre ötedeki Vinsan’a uğradık.

Hüsran orada da Rahmi Saltuk’u bekliyormuş meğer, bilemezdik...

Mümtaz İdil
Odatv.com

20.07.2014 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İdam tartışmalarına hiç bu açıdan bakmadınız

Hala çözülemeyen cinayet

SMS diliyle Anna Karenina

AKP Cadı Avını Kimden Öğrendi

Tek rüzgar buradan geliyor

3. Dünya Savaşı buradan çıkmaz

Vezir'in yetkileri Şah'a devredilse satranç nasıl bir oyun olurdu.Başkanlığı Birde Böyle Okuyun

Yaşantımızı "Evet" ile "Hayır" arasına sıkıştıranlara inat

KİTAPLAR SUÇ ALETİ OLURSA...

BENİ KRALDAN DAHA YETKİLİ KILIN

Referandumlardan hep bu sonuç çıkıyor

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Bilinmeyen Marlon Brando

İşte yine yakalandın alçak!

" Fidel Arkadaşımdı"

Türbanlılar TÜYAP'ta en çok hangi kitapları aldı

Ölüm... Seni yazmak hep bana mı düşecek

Emre Kongar'ın odasında unuttuğum mektup

Terk ettim...

İşte Gerçek Bu...

Mastroianni ve Cep Telefonu

Asrın satranç maçı Erdoğan: Beyaz, Fethullah: Siyah

Hollywood'u ilk kim boyadı

Mastroianni, Connery ve Tarık Akan

Adım adım anarşizme

Erdoğan'ın tek şansı kaldı

ABD bugüne kadar başarısız olmamıştı

Erdoğan, dimdik ayakta kalacağını sanıyordu

Erdoğan tarihe nasıl geçmek istiyor

Numan Kurtulmuş’un pervasızlığı nereden geliyor

Zarrab olayı öyle bir patlayacak ki, bazıları Nagazaki ya da Hiroşima'yı arayacak..

Soruyorum: Topyekün savaşı istiyor musunuz?

Binali Yıldırım bunalacak ve bir süre sonra istifa etmek zorunda kalacak .göreceksiniz

Günün özeti...

O ülkeyi düşük profilli başbakan yönetmişti

ABD kimin başkan olmasını istiyor

Attila Özdemiroğlu'nu yazdı.Kanser yakamıza yapıştı hep güzel insanlarımızı seçiyor

Yandaş gazetecilik tarihinin en önemli örnekleri ne zaman ortaya çıktı

Yandaşlara basın tarihi dersi

En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Bu diktatör size çok tanıdık gelecek

Cezayir ' kurtarıcı 'olarak bir diktatöre sığınınca neler olmuştu

Marks'tan sonra en büyük beyindi

İslamiyet'teki bu 'mezhep kavgaları'yüzyıllar sürmeyecek

Tek tek avlıyorlar hepimizi

Editörden: Göreve davet ...

Kara Yorgi

Seçimin asıl galibi sosyal medyadır

Alis kâbuslar diyarında

Kadınların umutları ne zaman çiçeğe duracak

SENİ ESKİMEYEN YAŞLI ELLERİNDEN TANIDIM

Çetin Altan ' Kandırıldığını bile anlayamadan ' veda etti

On gün neredeydin be kadın!

IŞİD'i bir kenara koyun yapanı kutladığına göre...

Artık korkmuyorum Vehbi, arayabilirsin...

Dengesiz

1 Kasım kaosuna doğru adım adım

Neydi Rosenbergler olayı?

Müzik ve dans devrimdir

BİR EYLÜL SABAHIYDI ŞEYTANIN KIPIRDANMAYA BAŞLADIĞI GÜN

Anayasayı ortadan kaldırmak istiyorsunuz

Yanılıyorsun Cemil Bayık

Kavramları pistoletle vuramazsın Yiğit...

Uğur Mumcu hiç beklemediğim bir şey yaptı

Gelen gideni aratır kuralını yaşayacağız gibi.

DARBE KELİMESİNİN İÇİNİ BOŞALTIRSANIZ, YERİNİ DEVRİM ALIR

Osmanlıcayı biz öğreniriz, siz önce Türkçe öğrenin

Rennan Pekünlü

SOSYALİST DEVLET BÖYLE OLUR İŞTE

Halit Çelenk

Unuturuz, çok çabuk unuturuz. Yeni felaketler gelinceye kadar.

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi

Erdoğan; Berkin'i en azından mezarında rahat bırak

Floransa'dan İstanbul'a uzanan cinayetin içyüzü

IŞİD'ten Spartacus taktiği

Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Türk siyasetindeki zarafeti kim bitirdi

Bırakın o polisler bedelini ödesin

Bazı Arkadaşlarım Kemal Kılıçdaroğlu'na bu kadar yüklendiğimi sorguluyor

Şimdi öldüm ve cennetteyim

Bizim kuşak kaybolup gitti

Gece bu mevsimde karabasan gibi çökmüyor

muhalefetin aklına gelmemiş olması mümkün mü

SOMA ÖNCESİ, ÇOK ÖNCESİ BİR YAZI

BİR İNAT UĞRUNA CUMHURBAŞKANI DAYATMASI

Madımak yobazlar kadar sosyal demokratların da katliamıdır

21 Milletvekili ve BlackJack Örneği

EMine Ülker Tarhan'ın Adaylığı...

Güldal Mumcu, Uğur Mumcu , Ekmeleddin İhsanoğlu

Düzgün bir aday göster, kaybet

Bunu yazmadan edemeyeceğim.

İşler tuhaflaşıyor.

Gelelim şu bayrak indirme işine.

Yanılmışım..

Enver Aysever- Sırrı Süreyya Önder Üzerine

PİRUS ZAFERİ

UTANMADIN MI HASAN KARAKAYA?

Ali İsmail'i eve gönderen doktor hala hastalara ilaç yazıyor

BEKİR BOZDAĞ ARTIK NEMESİS'TİR GERİSİ BOŞ

'HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR...'

İran'ın paralel devleti neler yapmıştı

Dünya ülkeleri arasında yolsuzlukta durumumuz ne

O kutunun içinde bilmek istemeyeceğiniz şeyler var

DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Çarşı'ya yapmadıkları bir bu kalmıştı

Dostoyevski verdiği o sözü niye tutmadı

CHP'nin ABD seyahati geleceğini belirleyecek

Muhalefet rahatını bozmak istemiyor

AKP- Cemaat kavgası Katolik- Protestan kavgası

Eminağaoğlu'na polis tuzağı

Kiraz resmi yapıyorsan kuşlar için yapma

Haddinizi bilin. Yalakalığın sonu ayakçılıktır

İran'ı öpüp başınıza koyun

Ekim Devrimi'nden alacağınız çok ders var

O devlet başkanı Che Guevara'yı neden ziyaret etmişti

' O o..pu Cumhuriyeti başlarına yıkacağız '

Hâlâ bunlardan utanmıyorsan Koyver Türkiye'yi rahvan gitsin

SİLİVRİ ÖLÜLER EVİ

Bu Nobel ödülü muhteşem bir dönüşün habercisidir

Devlet sanatçısı bal gibi olur

O kadar çok kendinde çoğaldın ki...

DERSİM VALİSİ KİM OLUR DERSİNİZ?

Çarşı o maçta hangi sloganı atardı

Bu tartışmaları Türkiye'de asla göremezsiniz

Ali İsmail'in annesi: Utana utana yaşasınlar..

Türkiye yeni bir parti ile Suriye oyununa dahil edilir mi ?

Ulusal Kanal ve Halk tv'ye bu filmleri öneriyorum

AKP TRAMVAYDAN İNDİ, MUHALEFET TREN İSTASYONUNDA TRAMVAY BEKLİYOR

Hangi partilerin karnesinde koca bir sıfır var

Ali'yi bir avukat ordusu savunmalı, yoksa...

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişkisi var

Erdoğan'ın Çapı Yetmedi: Konu Mısır...

İşte bu dönemin unutulmayacak isimleri

Bundan sonra Tarhan değil CHP düşünsün

Duran adamlar akil adamları geçti

AKP bundan sonra ne yapacak

Günü kurtarabilirsin yarını asla

Şapkadan hangi renk tavşan çıkacak?

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Sözün Bittiği Yer: Suriye'de şehit olan Türkler var"

Filmci Genel Kurmay Başkanımız

Gündem Değiştirmek için , Bu kadar da aşağılara inilir mi?

CHP'ye biraz anarşizm lazım

Murat Bardakçı Eyfel'i yıkıp avm yapar mı ?

Doğru dürüst yanıt verin Sayın Vali

YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

ABD' DEN EN SERT FIRÇA

Bu karar Fazıl Say'ın susturulmasıdır

Akil adamlar Erdoğan'ın Goebbelsler'i mi

Akil değil sakil adamlar

LEONARDO DA VİNCİ DÖNEMİ BİTTİ...

Dört Bir Taraf müzikten ne anlar

BÖYLE BİR SAHAF VAR MI SİZDE?

ATA SOYER...

Yazar olmak isteyenler bu yazıyı okusun

' ŞEYTAN DÜN BURADAYDI '

HASAN PAŞA KÜTÜPHANESİ

HESAPLAŞMA...

Merhaba...