19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ! ( 2 )

Temel Demirer

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ! ( 2 )

2002’de 55 bin 609 tutuklu ve hükümlü ile iktidarı devralan AKP hükümeti Nisan 2016’ya kadar tutuklu ve hükümlü sayısını 4 kat artırarak 187 bin 647’ye çıkardı. 2004’de cezaevlerinde 57 bin 930 mahpus olmasına rağmen çatışmalı sürecin tekrar devreye girmesiyle birlikte bu rakam, 2007 Aralık’ında 90 bin 837’e ulaştı.

Yine 2013’de tutuklu ve hükümlü sayısı 145 bin 478 iken, 2015 sonunda bu rakam artarak 178 bin 89’a çıktı. 2016’nın ilk 60 gününde toplam 9 bin 558 kişi cezaevlerine alındı ve sayı 178 bin 89’a ulaştı. AKP iktidarı devraldığında 903 kadın ve 352 çocuk hükümlü bulunmasına rağmen, 2016 Mart’ında bu sayı 5 bin 631 kadın hükümlüye, çocuk hükümlü sayısı da 432 kişi artarak 784’e yükseldi.[63]

  • Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların toplam sayısı 2018’de önceki 2017’ye göre yüzde 14’lük bir artışla 265 bine ulaştı. 2018’de en çok hırsızlık suçu işlendi; cezaevi mevcudu 265 bine ulaştı.[64]
  • ‘Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 2010 ile 2013 arasında cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 24 bin artarken, 2014 ile 2017 arasında ise tam 88 bin kişilik bir artış oldu. 2017 sonunda 232 bin olan cezaevlerindeki hükümlü ve tutuklu sayısının, 2019’un ilk altı ayının sonunda 270 binlere ulaştı.[65]
  • Türkiye hapishanelerinin 220 bin kişilik kapasitesi bulunmasına rağmen; 2019 verilerine göre hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlü sayısı 280 bindir. Hapishanelerde kapasite fazlası 60 bin tutuklu- hükümlü var.[66]
  • 11 bin kapasitelik ‘Silivri Kapalı Hapishanesi’nde 22 bin 781 kişinin kalıyor.[67]
  • ‘Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) raporuna göre, bin 44 kişilik kapasitesi olan Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bin 630 kişi kalıyor. Koğuşlarda genel olarak kurum kapasitesinin aşıldığının belirtildiği raporda, “Bu nedenle, kalabalıklaşma ve kalabalıklaşma sonucu ortaya çıkan sorunlar gözlemlenmiştir,” ifadesine yer verildi.[68]

 

III.2) DEVLET TERÖRÜ VE ŞİDDETİ

 

(C)Ezaevlerindeki devlet terörü ve şiddetinin tutsaklara her şeyi reva gördüğü bir “sır” değil. Uygulamaların tamamının sistematik bir işkence olduğu bir gerçek: Sürgünler, görüş yasakları, telefon kısıtlamaları, spor ve sohbet engellemelerine kadar en temel haklar gasp ediliyor.

Evet, ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza ve işlemlere tabi tutulamaz,” maddesi; hem de bu maddeyi kabul ettiğini beyan eden anayasa maddesini aleni biçimde ihlâl ediliyor.

Ailelerinden uzaklara sevkler, çıplak arama (özellikle kadınlarda uygulanan, tacize varacak boyuta ulaşan çıplak aramalar), temizlik malzemelerinin verilmemesi, havalandırma süresinin kısıtlanması, tedaviye ulaşmanın engellenmesi, askeri içtima dayatmaları, görüş, mektup ve avukat haklarının kısıtlanması, kitap yasağı, yayınlara ulaşma engeli, dışarıdan gönderilen bazı kitapların kimi cezaevlerinde içeriye alınmıyor olması, vb’leri… Hiçbir dayanağı olmayan, tümüyle keyfî ve kimse tarafından denetlenemeyen uygulamalar…

Adana Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu Başkanı Avukat Tugay Bek’in, “Cezaevlerinde işkence, mazide kalmış bir yara değil,”[69] vurgusuyla sıralayarak aktaralım:

  • Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 4 Ağustos 2019’da yan odalardaki arkadaşlarıyla konuştukları için gardiyanlar tarafından 15 tutuklu arkadaşıyla birlikte darp edilen ve konuşma yetisini kaybeden Medeni Kiye, yaşadıklarını görüşüne giden ailesine yazarak anlattı. Vücudunda işkence izleri duran Kiye, saldırıların organize olduğunu belirterek, “Yarın daha kötü şeyler olabilir,” dedi.[70]
  • Manisa’da, tedavi için hastaneye getirilen tutsaklar, cezaevi otobüsüne bindirildikleri esnada, “Siyasi tutsaklara işkence yapılıyor. Herkese söyleyin işkence yapıyorlar” şeklinde bağırdı. Çevrede bulunan yurttaşlar ise tutsakların haykırışını cep telefonları ile kaydetti. Polisler durumu kameraya alan yurttaşları engellemeye çalışırken yurttaşlar, “Adaletinizi gösteriyoruz,” diyerek tepki gösterdi.[71]
  • Manisa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan tutsaklar, bir kez daha gardiyanların saldırısına maruz kaldı. Saldırı sırasında cezaevi müdürünün “Kameraların olmadığı yerde vurun. Vurduğunuz yerde iz bırakmayın, onlara ne yaparsanız yapın,” şeklinde talimatlar verdiği aktarıldı.[72]
  • Hanife Köseoğlu, Silivri L Tipi Kapalı Cezaevi’nde hükümlü olan oğlu Mustafa Özgür Mulla’nın gardiyanlar tarafından darp edildiğini öne sürerek, gardiyanlar ve cezaevi müdürü hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Köseoğlu, oğlunun gözünde morluk, kolunda yara izleri ve ayakkabısız bir şekilde görüşe getirildiğini söyledi.[73]
  • Bandırma 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde kalan Süleyman Gültekin, infaz koruma memurları tarafından darp edildiklerini belirterek, “Mahmut Demirel, Cemil Yeğin, Halil İdiz, Osman Bozkur ve ben, disiplin cezası nedeniyle İnfaz Hâkimliği’ne götürülmek üzere koğuşlardan çıkarıldık. Arama bahanesiyle saldırıya uğradık. Ellerimi ters kelepçe yapıp yerde, tüm askerler öldürmek kastıyla tekmelediler. Diğer arkadaşlar da gardiyanlar tarafından darp edildi. Mahmut Demirel’in yırtılan kaşına dört dikiş atıldı. Rapor alıp suç duyurusunda bulunduk. Şu ana kadar cevap alamadık. İşkence zanlıları kameraların önünde işkence yapıyor. Yargılamayı bir yana bırakalım, soruşturmaya dahi gerek duyulmuyor,” dedi.[74]
  • Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü olan Cemal Bozkurt, çok sayıda gardiyanın saldırısına uğradı.[75]
  • Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu mahpuslar Rıdvan Güven ve Selman Çetiner çıkarıldıkları mahkemeyi protesto etmek için slogan atınca, heyetin önünde jandarmanın saldırısına maruz kaldı.[76]
  • Ankara Barosu Cezaevi Sorunları İzleme Komisyonu, tutuklu avukat Aytaç Ünsal’ın 17 Aralık 2018’de duruşmadan tekrar Burhaniye Hapishanesi’ne götürülürken jandarmalar tarafından kötü muameleye uğradığı bildirildi.[77]
  • Tokat T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, gardiyanlar tarafından darp edilen tutukluların tekli hücrelere alındıkları bildirildi.[78]
  • Amasya E Tipi Cezaevi’nde tutuklu Rıza Şahin ve Akil Nergüz cezaevi müdürü ve gardiyanlar tarafından darp edildi.[79]
  • Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsakların gardiyanlar ve askerler tarafından darp edildiği iddia edildi.[80]
  • İnebolu Cezaevi’ne oradan da Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Abdullah Kaya’nın (21) sürgün sırasında askerler tarafından darp edildiği ortaya çıktı.[81]
  • Saime Afşin, Van M Tipi Kapalı Cezaevinde gardiyanlarca darp edildi.[82]

 

III.3) HASTA TUTSAKLAR

 

İHD verilerine göre, cezaevlerinde 457’si ağır en az bin 333 hasta tutuklu veya hükümlü bulunuyor. Ancak İHD’nin verileri, çoğunlukla kendilerine ulaşan ‘sol siyasi tutuklu ve hükümlüler’le sınırlı olduğu için gerçek sayının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de cezaevlerinde yaklaşık 286 bin tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Bunların 15 bine yakını ise siyasi tutuklular.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, 26 Kasım 2019’da cezaevinde nefes almakta güçlük çekerek bilinç kaybı yaşamasına rağmen hastaneye sevk edilmemesi ve durumun sosyal medyada gündem olmasının ardından, rahatsızlanmasından 6 gün sonra hastaneye sevk edilmesi hasta tutuklulara ilişkin tartışmayı yeniden gündeme getirdi. 

‘Türkiye’de Hasta Mahpus Olmak’ kitabının yazarı Berivan Korkut, “Revire çıkmaları 3 haftayı, hastaneye gitmeleri 3 ayı bulabiliyor,”[83] diyor!

Yine İHD Hapishane Komisyonu’nun 1 Mart 2018’de tarihli hasta tutuklu raporuna göre, 386 cezaevinde bin 154 hasta tutuklu bulunuyor. Verilerde, 402 tutuklunun durumunun ağır ve acil olduğu belirtiliyorken; 17 yılda cezaevlerinde yaşamını yitiren tutuklu sayısının ise 3 bin 500’e yakın olduğu kaydediliyor.[84]

Tam da bu tabloda devletin marifetlerine gelince!

  • Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu, cezaevinde 4 yıl 2 aylık cezadan hükümlü olan akciğer kanseri Erdinç Tulay’ın “hayati tehlikesi” olduğu gerekçesiyle cezasının ertelenmesi gerektiği yönünde rapor verdi. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı, rapor üzerine 16 Temmuz 2019’da Tulay’ın cezasının infazının 6 ay geri bırakılmasına ve serbest bırakılmasına karar verdi. Ancak Tulay’ın örgüt üyeliğinden aldığı 8 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından görüşülmediği için hasta mahkûm serbest bırakılamadı.[85]
  • Tarsus 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan felç hastası tutuklu Orhan Alkış, Adli Tıp Kurumu (ATK) ve Mersin Şehir Hastanesi’nin verdiği “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen, Mersin Cumhuriyet Savcılığı’nca; “Toplum için tehlikeli” denilerek serbest bırakılmıyor.[86]
  • Kanser olduğu için tahliye edilen Kemal Avcı, yeniden cezaevine konuldu. Avcı, 2011’de Kandıra F Tipi Cezaevi’nde kalırken kansere yakalandı. Buradan tahliye edildikten sonra tedavi için gittiği hastanenin önünden 2012’de yeniden gözaltına alınarak Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne konuldu. Hastalığı burada ilerleyen ve midesinin 4’te 3’ü alınan Avcı, Edirne’de 20 gün hastanede kaldıktan sonra cezaevine yeniden yollandı.[87]
  • Ağır hasta tutuklular listesinde yer alan Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki Mehdi Boz’a Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen diyet yemek verilmiyor. AİHM, diyet yemek konusunda 2018’de Türkiye’yi mahkûm etmişti.[88]
  • Menemen R Tipi Cezaevi’nde hasta mahpuslara kötü muamele ve darp iddiası Avrupa’ya taşındı.[89]
  • Hasta tutuklu Kemal Gömi’nin AİHM başvurusu sonuçlandı. Türkiye “işkence ve kötü muamele yasağını ihlâl”den tazminata mahkûm oldu. Gömi, 19 Aralık Harekâtı’ndan sonra Ümraniye Cezaevi’nden Kandıra F Tipi Cezaevi’ne gönderildi ve tek kişilik hücrede tutulmaya başlandı. Tek kişilik hücredeki Gömi’ye 2003’de Adli Tıp Kurumu’nca “psikosomatik bozukluk” teşhisi kondu. Adli Tıp Kurumu, 22 Eylül 2010’da Gömi’ye “rezidüel şizofreni” teşhisi koyarak “Hapishane koşullarında yaşayamaz, Cumhurbaşkanlığı affına uygundur” şeklinde 9269 numaralı raporunu verdi. Avukatı Özkan Köylüoğlu, bu raporla birlikte, Gömi’nin cezasının kaldırılması için 25 Şubat 2011’de Cumhurbaşkanlığı’na sunulmak üzere Adalet Bakanlığı’na dilekçe verdiklerini açıkladı. Ancak başvuruları reddedildi. Gömi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası mahkûmu olduğundan birçok hakkı kısıtlı ve günde sadece bir saat havalandırma hakkı var, bunun dışında hücresinde kalıyor.[90]
  • “Cezaevinde kalamaz” raporu olmasına karşın tahliye edilmeyen Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde hükümlü Celal Şeker yaşamını yitirdi.[91]
  • Urfa T Tipi 2 No’lu Cezaevi’nde tutuklu bulunan 64 yaşındaki Emine Aslan Aydoğan, Urfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde vefat etti.[92]
  • Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 67 yaşındaki hasta tutuklu Burhan Karatay 6 Kasım 2018’de kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. 3 yıl 10 aydır tutuklu yargılanan Karatay’ın ilerleyen yaşı nedeniyle birçok hastalığının nüksettiği, ancak raporlar sunularak tahliyesi için yapılan başvuruların kabul edilmediği öğrenildi. Karatay’ın oğlu İsmail Karatay, babasının 5 ay önce kendilerini arayarak anjiyo olması gerektiğini fakat cezaevi idaresinin buna izin vermediğini de aktardı.[93]
  • Antalya’nın Alanya ilçesinde hasta mahpusları hastaneye götüren cezaevi ring aracının içindeki bir tutuklunun fenalaşarak yaşamını yitirdiği ortaya çıktı. Olayı Adalet Bakanlığı da doğruladı.[94]
  • Tutuklu HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü kelepçe takılmasını reddettiği için hastaneye götürülmedi.[95]
  • Düzenli muayene olması gereken hasta tutuklu Sabri Kaya, hastaneye götürülmüyor. Kalp hastası siyasi tutuklu Sabri Kaya’nın (50) tedavisi hükümlü bulunduğu Karabük M Tipi Cezaevi idaresi tarafından engelleniyor.[96]
  • Edirne F Tipi Cezaevi’nde bedenini ateşe veren hasta tutsak Mehmet Yamaç, vücudundaki yaralar iyileşmeden hastaneden taburcu edildiğini belirterek, tedavisinin cezaevi yönetimi tarafından engellendiğini söyledi.[97]
  • Kayseri Bünyan 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan tutuklular, hasta tutukluların tedavi edilmediğini belirterek, “İnsanlar ölüme terk ediliyor. Biz tutsaklar olarak tüm kesimlere duyarlılık çağrısında bulunuyoruz,” dedi. [98]

 

III.4) ÇOCUKLAR

 

‘Hak İnisiyatifi’ raporuna göre, annesiyle cezaevinde kalan çocuk sayısının 2019 Kasım’ında 780’e ulaştığı[99] coğrafyamızda; anneleriyle birlikte cezaevinde kalan çocukların sayısı, üç ayda yüzde 20 oranında arttı. 2017 Nisan’ında 560 olan cezaevindeki çocuk sayısı, Temmuz itibarıyla 108 çocuğun daha annesiyle birlikte “tutsaklığı” ile 668’e ulaştı.[100] 2019 Kasım’ı itibariyle ise bu sayı 780’i buldu!

Bunların yanında 205 çocuğun bulunduğu, kamera bulunmayan alanlarda şiddet olaylarının yaşandığı belirtilen Sincan Çocuk Cezaevi’nde bir yılda bin 428 disiplin cezası verildi.[101]

Özetle ‘Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) hazırladığı rapora göre, çıplak arama, istem dışı sevk, işkence, hücre cezası, akran şiddeti cezaevlerindeki çocukların yaşadıkları başlıca ihlâllerden...

Türkiye’de 7 Nisan 2017 tarihli verilere göre 2 bin 800 çocuk mahpus var. Rapora göre en fazla şikâyet Sincan Çocuk Hapishanesi’nden geliyor. Şikâyette bulunan 203 çocuktan 111’i işkence ve kötü muamele mağduru olduğunu belirtiyor.

Türkiye hapishanelerinde 2009’dan Mart 2017’ye kadar 18 çocuk yaşamını yitirdi. İki yılda ölen çocukların sayısı ise 6. Ölen çocukların 10’u tutukluydu. Ölümlerin 9’unun sebebi intihar olarak kayıtlara geçti.[102]

Örneğin İzmir Şakran Hapishanesi müdürünün imzasının bulunduğu, 24 Şubat 2015’de basına yansıyan kurum içi yazışmada, “Zayıf çocukların büyüklerce cinsel istismara uğradığı, bu suçlardan ötürü cezaevine düşenlerin içeride de küçüklere tecavüz ettikleri ve bunu topluca yaptıkları, çocukların anüslerinden vücutlarına ne kadar uzunlukta hortumu alacakları yönünde kendi aralarında iddiaya girip denedikleri, metal çay kaşığını dörde bölerek yuttukları gibi korkunç ifadeler yer almıştı.

27 Şubat 2015’te Muğla E Tipi hapishanesinde yaşları 12 ile 15 arasındaki 4 çocuğa aynı koğuşta kalan 17 yaşındaki diğer çocuklar tarafından işkence yapılıp, tecavüz edildiği ortaya çıkmıştı. Çocukların vücutlarında sigara söndürüldüğü, ayaklarına gazete bağlanıp ateşe verildiği öne sürülmüştü.

2012’de güvenlik güçlerine taş attıkları gerekçesiyle Pozantı Çocuk Cezaevine gönderilen dört çocuk cezaevi görevlileri tarafından tacize ve tecavüze uğramıştı. Yargılananlar hakkında takipsizlik kararı verildi. Tecavüz zanlıları hakkında davacı olan Pozantı mağduru 4 çocuk ise, davalı duruma getirilerek müebbet hapis cezası istemiyle yargılandı.[103]

Dahası mı? Aktaralım:

  • Maltepe’de işkence iddiaları üzerine gittiği hapishanede darp edilen Av. Güray Dağ, çocuklara namaz ve dini toplantı dayatması yapıldığını, tekmilli sayım, dayak, süngerli oda ve tecrit gibi uygulamaların yürürlükte olduğunu belirtti.[104]
  • Maltepe Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde, koğuştakilerden gördüğü şiddet sonucu beyin kanaması geçiren 15 yaşındaki Onur Önal’ı ölüme götüren ihmaller zinciri dönemin cezaevi müdürü tarafından itiraf edildi. “Görevi ihmalden” yargılanan cezaevi eski müdürü Naci Yıldız’ın, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın soruşturma raporuna giren ifadesine göre; cezaevinde yeterli güvenlik kamerası yok. Hiçbir personel kurumda isteyerek çalışmıyor. İdareci, uzman ve öğretmenler dahil hiçbir personel, çocuk ve ergen davranışları, çocuk psikolojisi konusunda eğitim almamıştı...

Yine Yıldız, çocuk cezaevlerinin “eğitim ve öğretime dayalı” kurumlar olduğuna dikkat çekerek, “Ancak, Maltepe Cezaevi’nin yapısı, personel durumu, işleyiş durumunun incelenmesinde, eğitim ve öğretime dayalı bir kurum olmadığı ortaya çıkmaktadır,” dedi.[105]

  • Pilavcı dükkânından 20 lira çaldığı için Silivri Cezaevi’nde kalan yüzde 75 zihinsel engelli M.Y, diğer mahkûmlar tarafından dövüldü ve sıcak suyla bacağı yakıldı. Oğlunun “sara hastalığı ile zihinsel engelli olduğunu” gösteren raporun ardından 12 gün sonra kendilerine haber verilmeden tahliye edildiğini söyleyen anne Nalan Y., “Çocuğu cezaevinde kaldığı süre boyunca her gün dövmüşler. Çıktığı günde sıcak suyla bacağından yakmışlar,” diye isyan etti.[106]
  • Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cezaevinde annesiyle kalmak zorunda olan, 4.5 yaşındaki atipik otizimli Poyraz Ali’ye verdiği sözleri unuttu. Poyraz Ali’nin annesi Zeynep Bakır’ın, “denetimli serbestlik” ve “infaz erteleme” taleplerinin tümü reddedildi. Poyraz Ali, şimdi de, tutuklu ve hükümlülere getirilen eşya sınırlaması gibi uygulamalardan etkileniyor.[107]

 

III.5) DEVLET VE (C)EZAEVLERİ

 

(C)Ezaevleri nüfusu rekor düzeyde artarken, burada kalan tutuklu ve hükümlüler yaşadıkları sorunlarla ilgili TİHEK’e, 2019’da 10’a yakın başvuruyu görüşerek karara bağladı. Ancak hiçbirinde ihlâl kararı çıkmadı;[108] devletin tutumunun özeti budur; hatta ötesidir..

Mesela dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman, milletvekili Utku Çakırözer’in Silivri Cezaevi’nde başta gazeteciler olmak üzere tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı tecrit ve diğer hak ihlâllerine ilişkin soru önergesini işleme koymadığı[109] gibi…

Bir veri daha: Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin haksız bulunduğu ve tazminat ödediği davalara ilişkin açıkladığı 3 yıllık verilere göre, 2013 Haziran’ından Eylül 2016’ya AİHM kararlarıyla verilen tazminatların toplam miktarı 11 milyon 974 bin 531 avro oldu. Anayasa Mahkemesi tarafından 2016 Mart’ına kadar verilen ihlâl kararlarında ise, devlet 12 milyon 449 bin 730 TL tazminat ödedi. AİHM tarafından Türkiye aleyhine 2012’de 117, 2013’de 118, 2014’de 94 ve 2015’de 79 ihlâl kararı verildiği açıklandı.[110]

Birkaç somut veriyi de sıralarsak:

  • Adana E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu 5 çocuğa işkence yaptıkları ileri sürülen dört infaz koruma memuru hakkındaki soruşturma takipsizlik kararıyla bitti.[111]
  • Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Maltepe Çocuk Cezaevi’ne giden bir avukatın müdür ve gardiyanlar tarafından darp edilmesini soran milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’ye, “Avukat kendi kendisini darp etmiş” yanıtını verdi.[112]
  • Adalet Bakanlığı, iki eli de olmayan hükümlü Ergin Aktaş’ın diğer mahkûmlara bomba eğitimi verebileceği gerekçesiyle Menemen R Tipi Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutulduğunu belirtti.[113]
  • Bakırköy Kadın Cezaevi’nde siyasi tutukluların koğuşları ateşe vermesiyle çıkan olaylar nedeniyle aralarında cezaevi hekimi Alp Çetiner’in de bulunduğu 4 kişi tutuklandı. Çetiner’in tutuklanma nedeni “Gizli tanık ifadesi ve mahkûmların kendisine şişe atmadığı” iddiası.[114]
  • Balıkesir L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda adli hükümlü olarak kalırken diğer mahkûmlar tarafından işkence edilerek öldürülen Ulaş Yurdakul’un ölümüne ilişkin 8 görevliye “Görevi kötüye kullanmak” suçundan dava açılırken, 26 görevli hakkında takipsizlik kararı sürüyor. Soruşturmada hakkında takipsizlik kararı verilen 26 kişi hakkında hazırlanan Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Baş kontrolörlüğü raporunun iddianamede delil olarak gösterilmesi dikkat çekti.[115]
  • Balıkesir Kepsut Cezaevi’nde diğer hükümlüler tarafından işkenceyle öldürülen Ulaş Yurdakul için açılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi.[116]

 

III.6) ÇİFTE STANDART(LAR)

 

(C)Ezaevlerine ilişkin devlet tavrının bir başka boyutu da, alengirli, müphemlikten malûl çifte standart(lar)ıdır.

İşte defalarca okunması gereken gerçekler!

İlki: Antalya Başsavcı Vekili Gürkan Kütük ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Ahmet Kürşat Köhle, yanında iki kadın ve bir erkekle Antalya L Tipi Cezaevi’ne “kayıt dışı” girerek, hükümlüsü Yüksel Uğurlu ile görüştü... Özel görüşme için göz retina okuma sistemi kapatıldı... Ziyarete ilişkin soruşturma yürüten savcılık, usulsüz girişi tespit etti ancak rüşvet iddiasına ilişkin delil bulunamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi...

Savcılığın soruşturması kapsamında Antalya L Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü, 1 Mart 2019’da, olaya ve cezaevine giriş kurallarına ilişkin bilgi verdi. Yazıda, “Kurumumuzda genel işleyiş, kuruma gelen hükümlü tutuklu yakınları, avukat, noter veya savcılık izni ile ziyarete gelen kişilerin, ilgili belge veya nüfus cüzdanını ibraz etmesi koşuluyla kurumumuz ziyaret kabul biriminde göz retina kaydı yapılıp, kayıt oluşturularak kuruma girişi sağlanmaktadır. Olay tarihindeki Başsavcı Vekili Gürhan Kütük ve yanındaki şahısların kuruma girişleri esnasında, herhangi bir göz retina kaydı oluşturulmadığından, sistem merkez kamera kontrol biriminde görevli infaz ve koruma memuru M.Ş. tarafından devre dışı bırakıldı,” denildi.[117]

İkincisi: FETÖ soruşturmasında tutuklanan Ömer Faruk Kavurmacı, sağlık sorunları gerekçe gösterilerek tahliye edildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı olan Kavurmacı’nın avukatlarının sağlık sorunlarını gerekçe göstererek tahliye talebinde bulunduğu, talebi değerlendiren nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’nin de tahliye kararı verdiği belirtildi.[118]

Üçüncüsü: 1999’da önce okuduğu şiir yüzünden ceza alan Erdoğan için Pınarhisar Cezaevi yarı kapalı otele dönüştürülmüştü.

Şiir okuduğu için tutuklanan şimdiki Cumhurbaşkanı Erdoğan için, çok büyük ayrıcalıklar yapılmıştı. 4 ay 10 gün hapis yatan Erdoğan’ın da konuşmasında dilinden düşürmediği cezaevi dönemine ilişkin arkadaşı Hasan Yeşildağ’ın anlatımıyla Hüseyin Besli’nin ‘Bir Liderin Doğuşu’ isimli kitabında yer alan ayrıntılar inanılacak gibi değil.

Erdoğan’ın yakın arkadaşlarından Hüseyin Besli’nin ‘Bir Liderin Doğuşu’ kitabında sayfa 224’te yer alan Hasan Yeşildağ’ın anlatımına göre Erdoğan’ın koşulları şöyleydi:[119]

  • Öncelikle Erdoğan ve beraberinde kalacağı Yeşildağ’ın hangi hapishanede yatacakları konusunda ihtimaller gözden geçirdiler. Erdek, Karamürsel, Çorlu, Akyazı derken, Pınarhisar Cezaevi kesinlik kazanır.
  • Hasan Yeşildağ, önceden gidip cezaevini gezer. Yapılacak işlerin bir listesini çıkarır.
  • Kendilerine tahsis edilen koğuşu bir güzel temizletir. Duvarları kâğıt kaplatır, zemine, boydan boya hâli döşetir.
  • Koğuşun elektrik ve sıhhi tesisatı yeniler. Sıcak su temini için şofben taktırır.
  • Koğuşun bahçeye ve koridora açılan kapılarını boyatıp yalnızca içeriden açılabilen ilave sürgüler yaptırır. Çatıya manyetik bariyerler, bahçeye elektronik sensörler yerleştirir.
  • Gerekli gördüğü kör noktalara kamera sistemi kurdurur.
  • Derin donduruculu büyük boy bir buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, toplantı ve çalışma masaları, deri koltuklar, oturma grupları ve büyük ekran bir televizyonla, kalacakları koğuşu ve cezaevi kütüphanesini, sıkıcılıktan uzak bir yaşam ve çalışma alanına dönüştürürler. (Ödemeleri Erhan Şenol yapar.)
  • Bu arada öteki mahkûm ve gardiyanların hepsine de pantolon, gömlek, ayakkabı ve eşofman takımı alınır.[120]

Ne âlâ değil mi? Ama bu elbette birileri için!

 DEVAM EDECEK

22.01.2020 (Temel Demirer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

TRUMP KÂBUSU VE EMPERYALİST ABD

DOĞAN HIZLAN VESİLESİYLE ELEŞTİRİ VE YAZMAK ÜSTÜNE

BİR “İZMİRKOLİK”İN SERÜVENİ

TÜRKÜLER(İMİZ) VE BİZ

HAYALLERİMİZİ EMZİREN YAZMAK EYLEMİ

LAİKLİK ZARURETTİR

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR ( 2 )

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR

DOĞAN GÜNÜN OZANLARI