" Benim Adım Melek"in Kötüsü Kadriye " Gaziantep'e Büyülendim "

" Benim Adım Melek"in Kötüsü Kadriye " Gaziantep'e Büyülendim "

" Benim Adım Melek"in Kötüsü Kadriye " Gaziantep'e Büyülendim "

TRT 1’de ekrana gelen ‘Benim Adım Melek’ dizisinde oynayan Hande Kaptan, “Odaklandığım tek şey, rolüm ve kariyerim. Gücümü buradan alıyorum” dedi.

Hande Kaptan’ın, 10 parmağında 10 marifet... Yer aldığı her projede adından söz ettiren oyuncu, ayrıca yoga ve boks yapıyor. Türkiye Dans Federasyonu’nun lisanslı dansçısı... Kaptan’la projesini, set dışında yaptıklarını ve aşka bakışını konuştuk.

Benim Adım Melek’ dizisiyle yolunuz nasıl kesişti?

Geçtiğimiz sene tiyatro oyunumun turnesi için ilk defa Gaziantep’e gittim ve büyülendim. “Buraya tekrar gelmek istiyorum” diyerek, yöresel şallarından aldım, halayını öğrendim. Bir Gaziantepli gibi kahvaltıda zahter yemeye başladım. Bir ay sonra ‘Benim Adım Melek’ dizisinin senaryosu geldi. ‘Yılanların Öcü’ndeki Şerife rolümden dolayı Kadriye için biçilmiş kaftan olduğum düşünülmüş. Hem şaşırdım hem de Gaziantep’e davet edildiğimin ve Kadriye karakterinin benim için yazıldığının hissiyatıyla rolü oynamaya karar verdim. Böyle büyülü bir karşılaşmadan sonra, Kadriye’nin lezzetini Hande’den başkası sunamazdı diye düşünüyorum.

 

- Çekimler nedeniyle Gaziantep’te yaşıyorsunuz. Oradaki düzene alışmanız zor oldu mu, nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Açıkçası bu benim üçüncü şehir dışı işim, projeyi kabul ederken tecrübelerimi göz önünden geçirdim ve psikolojik olarak hazırlıklı gittim. Odaklandığım tek şey, rolüm ve kariyerim. Gücümü buradan alıyorum. Kendimi yabancı bir şehirde yalnız hissedersem, işimi ve ne kadar şanslı olduğumu düşünerek motive olurum. Modumu hiçbir şey düşüremez.

- Kadriye kötü bir karakter olduğu için tepki alıyor musunuz?

Açıkçası yüzde 100 masum karakterler bana gerçekçi gelmiyor ve seyirci de satın almıyor bu tarz oyunculukları... Artık dünyanın algısı da, filmlerin ana karakterleri de kötüdür. Bu tarz rolleri boyutlandırmak başka bir yetenek. Dolayısıyla kötü karakterler bana teslim edildiği için mutlu oluyorum. Sahnelerimde televizyon kıran, bir şeyler fırlatan çok oluyormuş. Seyircinin tansiyonunu yükseltmek benim işim, başardıysam ne mutlu bana.

- Türkiye Dans Federasyonu’nun lisanslı Latin Amerikan dans sporcususunuz aynı zamanda. Bu yeteneğinizi oyunculuğunuzla harmanlama şansınız oldu mu?

Konservatuara girerken estetize bir sahne duruşuna, ritim duygusu ve müzik kulağına sahip olmamın tercih edilmeme sebep olduğunu düşünüyorum. ‘Şahane Damat’ta dans ettiğim bir sahnem olmuştu. Son iki senedir müzikli ve danslı bir oyunda rol aldım. Sahnede ve beyazperdede dansla var olmayı çok isterim.

‘Aşk enerjimi yükseltir’

- Setten kalan zamanlarınızda yoga yapıyorsunuz, bu hayatınızın neresinde?

Sekiz senedir yoga yapıyorum, eğitmenliğimi de üç sene önce aldım. Aslında yoga, bedenimi, sınırlarımı ve biricikliğimi kabul etmeme aracı oldu. Dolayısıyla da hayatı da olduğu gibi onaylamayı öğrenme sürecim başladı. Kendimi kabul ettikçe, etraftan kabul görme ihtiyacımı da bırakmaya başladım.

Yoga, dans, boks ve set gibi aktivitelerin arasında aşka ayıracak vaktiniz kalmıyor mu? Aşk sizi nasıl etkiliyor?

‘Aşka vaktim yok’ diyenin hayata zamanı yoktur. İnsanın kısmeti nerede karşısına çıkar bilemeyiz. Aşk, benim enerjimi yükseltir her zaman. Fakat hayatımda her şeyi kendi çabamla var ettiğim ve çok çalıştığım bir dönemdeyim. Dolayısıyla önceliğim Hande... Beni destekleyen, parlamasına izin veren biriyle olmayı tercih ederim. Biri bana aşık oldu diye, ilkelerimden vazgeçmem.

Kaynak: Cadde

1.01.2020 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz