ÊZİDİ SOYKIRIMINDA IŞİD VE AKP'NİN YOL ARKADAŞLIĞI

ÊZİDİ SOYKIRIMINDA IŞİD VE AKP'NİN YOL ARKADAŞLIĞI

BUNLAR MEZARLARINDA NASIL RAHAT UYUYACAKLAR?

Bilindiği gibi IŞİD adındaki vahşi çete, 2014 yazında Musul ve Şengal'e karşı silahlı bir saldırı düzenleyerek Êzidilere karşı tarihte eşi benzeri az görülmüş bir soykırım gerçekleştirdi.

Şii Türkmenler ile Hristiyan Arapların da maruz kaldıkları bu aşağılık saldırıda..

Binlerce Êzidi erkeği din değiştirmeyi kabul etmedikleri için canavarca katledildiler.

Bu katiller yaklaşık 5 bin Êzidi kadın ve çocuğa da savaş ganimeti diye el koydular.  

Orta yaş ve üzerindeki kadınları katlederken..

Aralarında on yaşındaki kız çocuklarının da olduğu genç yaştaki kadınlarla kızlara topluca tecavüz ettiler

Kadınlar bir hücre evinden diğer hücre evine gönderilirken, her evde ayrıca tecavüze uğradılar. Birçok kadın tecavüze uğradıkları o hücre evlerinde intihar ettiler.

Tecavüz edilen Êzidi kadınları daha sonra Musul ve Rakka'da kurulan köle pazarlarında ve internette açık arttırmayla satışa çıkardılar.

Arap dünyasına ve şeyhlere "cazibeli kâfirler" diye satılan kadınların satış fiyatları 50 ile 500 Dolar arasında değişiyordu.

Bu canice saldırı, apaçık bir etnik temizlikti.

BAZI MÜSLÜMAN KÜRTLER VE ARAPLAR BU ZULME DESTEK OLDULAR

Êzidi halkı, bölgedeki bazı Müslüman Kürt ve Arap işbirlikçilerinin de desteğiyle vatanlarından atılarak, topraklarına ve mal varlıklarına el konulmak isteniyordu.

Etnik temizliğin asıl amacı buydu.

Irak, Suriye ve Kürdistan'da koca bir coğrafyayı kana boğan bu terörist örgüt, bazı devletlerin yardım ve desteği olmadan elbette öyle bir anda çığ gibi büyüyemezdi.

JOE BİDEN'İN ÜRPERTİCİ TAYYİP ERDOĞAN AÇIKLAMALARI

Zamanın ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden 4 Ekim 2014 tarihinde Harvard'da yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan ve Katar'ı IŞİD'i destekleyen ülkeler olarak işaret ederken, "... Ve Türkler... Cumhurbaşkanı Erdoğan- ki eski bir dosttur- bana dedi ki, 'Siz haklıydınız, çok fazla insanın Suriye'ye geçişine izin verdik, dedi."

Tayyip Erdoğan'ın yalanlamadığı Joe Biden sözlerini şöyle bağlıyordu: "Bir Sünni devlet olarak Türkiye'nin, IŞİD'in kendine yönelik doğrudan ve acil bir tehdit olduğunu fark etmesi epey zaman aldı."

Elbette o zamana da kadar Êzidilere olan oldu.

BİR TERÖRİSTİN İBRETLİK İFŞAATLARI

IŞİD emirlerinden Ebu Mansur geçenlerde medyada da yer alan bir röportajda daha da vahim açıklamalar yaptı.

Ebu Mansur el Mağribi, Suriye Demokratik Güçleri (QSD)'ye teslim olan binlerce örgüt üyesinden biriydi.

Irak'a gönderilen el Ebu Mansur şimdi idamla yargılanıyor.

Şiddet İçeren Aşırılıklar Araştırma Merkezi (ICSVE) Direktörü Dr. Anne Speckhard'a konuşan Ebu Mansur, Türkiye - IŞİD ilişkileri hakkında birçok ifşaatta bulundu.

Türkiye ile ilgili açıklamaları şöyle:

"...Yaralanan savaşçılarımız için Türkiye istihbaratıyla IŞİD istihbaratı arasında sınır kapıları konusunda karşılıklı anlaşmalar vardı. Tedavi için gelenlerin pasaportlarına bakmıyorlardı. Kapı her zaman açıktı. Eğer bir ambulansımız varsa sınırı muhakkak geçiyorduk. Türkiye'deki birçok yere girebiliyorduk. Resmi kimlik sormuyorlardı. Bizim sadece haber vermemiz gerekiyordu.

Suriye'de hastane var, biri yaralandığı zaman bu hastane onu arabayla sınıra gönderiyor. Sınırın Türkiye tarafında ambulanslar bu kişiyi bekliyor oluyor.

            MİT her kritik durumdan haberdar ediliyordu ve sınıra ambulans gönderiyorlardı. Sınıra yakın hastaneler de vardı. Kritik durumda olanlar burada tedavi ediliyordu ve MİT diğer yaralıları ihtiyaçları olan tedaviye göre Türkiye genelinde her yere gönderiyordu. Yardım etmek isteyen Türkiyeli ve Suriyeli doktorlar vardı. Dolayısıyla sınırda tedavi edecek hastaneler yoksa tedavi için Türkiye'nin iç kesimlerine gönderiliyorlardı.

IRAK ŞAM İSLAM DEVLETİ ( IŞİD) İLE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARASINDA ANLAŞMA

Bu, yaralılarımız için yapılan 'devletlerarası' bir anlaşmaydı. Bu şartları ben müzakere ettim. Yaralılar, ilaçlar ve diğer kaynakların geçişinin yanı sıra Fırat Nehri ve su konusunda da müzakerede bulundum.

Türkiye'yle IŞİD'in ilişkisi "karşılıklı çıkara" dayanıyordu.

            2014'te Musul'da esir alınan Türkiye konsolosluk çalışanlarına karşılık yaklaşık 500 IŞİD'li Türkiye'den salıverildi.

Benim işim, IŞİD'in Türkiye istihbaratıyla ilişkilerdi. Bu tam olarak sınırda çalıştığım dönemde başladı.

Doğrudan MİT'le birçok toplantı yaptık.

Türk hükümetinden olanlar takımlar halindeydiler. Bazıları Türkiye istihbaratını temsil ediyordu, bazıları Türkiye ordusunu. 3-5 farklı grubun takımları vardı. Toplantıların çoğu Türkiye'de askeri karakollarda ya da ofislerde yapılıyordu. Duruma göre değişiyordu. Bazen her hafta buluşuyorduk. Birçok toplantı sınıra yakın yerlerde yapılıyordu. Bazı toplantılar Ankara'da, bazılarıysa Antep'te yapıldı.

TAYYİP ERDOĞAN'IN OSMANLI RÜYASI

Sınırda Türkler bana hep araba gönderiyordu ve korunuyordum. Bizden iki üç kişilik bir grup benle oluyordu. Bizim heyetin sorumlusu bendim.

Ortak çıkarlar konusu önemli bir meseleydi. Bir devlet yaratmak (Yani Irak Şam İslam Devleti) ve onu dünyadan ayırmak yeni bir şeydi. Görüşmeler kolay değildi. Uzun sürdü ve zaman zaman sert görüşmeler oldu.

Cumhurbaşkanının istihbarat elemanlarından biri, Erdoğan'ın benimle özel görüşmek istediğini söyledi ama bu gerçekleşmedi."

Ebu Mansur'a göre Türkiye'nin faydasına olan şey, IŞİD'in sınır bölgesinde olması ve Türkiye'nin sınırlarıyla Suriye'nin kuzeyinde kontrol sağlamak istemesiydi.

"Aslında arzuladıkları sadece Kürtleri kontrol etmek değildi. Bütün kuzeyi istediler. Ülkenin en kuzeyindeki Kesab'dan Musul'a kadar. Bu Erdoğan'ın İslamcı ideolojisiydi.Tüm Suriye'nin kuzeyini istiyorlardı. Türkiye tarafının söylediği buydu; Suriye'nin kuzeyini kontrol etmek. Çünkü gerçek arzuları buydu. Suriye'nin bu bölümü Osmanlı eyaletlerinin bir parçası. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından gelen anlaşma yapılmadan önce Halep ve Musul Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçasıydı. Bu bölgeleri kaybettikleri Sykes Picot Anlaşması yüz yıllığına imzalandı.

Toplantılarımızda Osmanlı İmparatorluğu'nun yeniden kurulmasını konuştuk. Türkiye'nin vizyonu buydu.

Bunlar Erdoğan'ın vizyonu olarak masaya konuyordu, ancak NATO üyesi oldukları için NATO'yu kızdıramazlardı. O yüzden durumu doğrudan halledemiyorlardı ama Kürtleri de yok etmek istiyorlardı. Bu yüzden durumu IŞİD yoluyla hallederek örgütten faydalandılar.

Onlarla 300 kilometre sınırımız vardı. Türkiye bizim için ilaca, yiyeceğe ve yardım adı altında gelen birçok şeye açılan kapımızdı. Kapılar açıktı.

IŞİD PETROLÜ TÜRKİYE'YE SATILIYORDU

Suriye'de petrol, silah ve ihtiyacımız olan her şeyi almak için yeterliydi. Petrol gelirlerimiz ayda 14 milyon dolardan fazlaydı ve bu petrol parasının yarısı bile silah harcamalarımız için ihtiyacımız olan her şeye yetiyor da artıyordu.

Suriye'den çıkan petrolün büyük bölümü Türkiye'ye, küçük bir bölümü Esad'a gidiyordu. Türk hükümet yetkilileri ile doğrudan bir görüşme olmuyordu, petrol ticareti spontane gerçekleşiyordu.

Bu işi yapacak bir sürü tüccar vardı ve Türkiye petrol gönderilecek tek pazardı. Onların tüccarları Türkiye'ye giden petrol için para ödüyordu. Suriye hükümetine giden petrol bazen boru hatlarıyla bazen kamyonlarla taşınıyordu. IŞİD'den Türkiye'ye gönderilen petrol ise bizim iznimizle Türkiye'den gelen tüccarlar aracılığıyla ulaştırılıyordu. Suriye tarafından da tüccarlar geliyordu.

Türkiye 2014'te Batı'yla ikili bir oyun oynamaya çalışıyordu: Yabancı savaşçıların Suriye'ye girişine izin vermek, ama aynı zamanda bunu engellemek için önlemler alıyormuş gibi yapmak!

IŞİD'Lİ TERÖRİST ANKARA'DA AĞIRLANIYOR

2016'da bir süre Türkiye'de kalmamızı istediler, belki de Cumhurbaşkanı Erdoğan'la tanışmamız için. 2016'nın o döneminde, Mayıs ve Ağustos arasındaki Mınbiç operasyonundan önce, Türkiye IŞİD'den uzaklaşmak istiyordu. Kalmak için Ankara'ya gittim.

Dışarı çıkmak istediğimde beni reddetmediler. Onların koruması altındayım. Ayrıca dinlenmek için bir hafta daha kalmak istersem bunu yapabileceğimi söylediler.

TÜRKİYE' DEKİ BOMBALAMALARI KİM ORGANİZE ETTİ?

Türkiye'deki IŞİD saldırıları Rakka'dan yönetildi. Saldırı emrini IŞİD'in dış istihbaratı verdi. Ve dış istihbaratta MİT'çilerin de olduğunu düşünüyorum. 

Havalimanına saldırının IŞİD'in değil, IŞİD içindeki Türk grupların faydasına olduğunu düşündüm. Ya da IŞİD ile Türkiye arasında ilişki olmasını istemeyen diğer istihbarat örgütlerinin etkisi altında kalmışlardır. Başka türlüsü kulağa hiç mantıklı gelmiyor, çünkü birçok üyemiz o havalimanına uğrayarak buraya geliyor. Bu saldırı emirleri IŞİD'in içindeki MİT'çiler tarafından verildi, IŞİD'in politik kanadı tarafından değil. Erdoğan'ı yok etmek istemediler, sadece Suriye konusunda yönünü değiştirmesini istediler. Suriye'ye ve IŞİD'e saldırmak için ordusunu kullanmasını istediler. Havalimanı saldırısı onun Suriye'ye girmesi için iyi bir bahane oldu.

Müslümanları Suriye'deki otoriter rejimden kurtarmak için IŞİD rüyasını yarattık ve aynı duruma düştüğümüzü görünce şoke olduk. IŞİD yönetiminde diktatör gibi davranan birçok yetkili var. Esad'ı devirmek istedik ama onun yerine daha kötüsünü getirdik."

Türkiye ile IŞİD'in ilişkilerini sağlayan Ebu Mansur'un tüyler ürperten açıklamalarını kısaca böyle.

GÖREV ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ'NDE

Türkiye'nin IŞİD'e verdiği bu desteğin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dönemin İçişleri bakanları, MİT başkanı ve Genelkurmay başkanının bilgisi ve onayı dışında olması elbette düşünülemez. Tayyip Erdoğan'ın Joe Biden'e yaptığı itiraf da bunu doğruluyor. 

Dünyanın en mazlum halklarından biri olan Êzidilere karşı girişilen soykırım açıktır ki, Türkiye'nin de aralarında olduğu Arap devletlerinin desteğiyle gerçekleşti.

Êzidi halkına karşı girilen bu katliam, Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi' ne göre apaçık bir soykırımdır.

Sorumlular ve işbirlikçilerinin yargılanacakları yer, Birleşmiş Milletlerce kurulacak Uluslararası Ceza Mahkemesi'dir.

Dünya, Êzidilerin kanıyla lekelenen vicdanını ancak böyle temizleyebilir. Aksi halde - o katliama ve zulme seyirci kaldığımız için- hepimiz Êzidilere karşı suçlu kalmaya devam edeceğiz.   

 

9.04.2019 (Mahmut Alınak)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR