“YERLİLERİ ÇOCUKKEN YOK EDİN”

“YERLİLERİ ÇOCUKKEN YOK EDİN”

“Beyazların uyduğu hangi anlaşmayı Kızılderili bozdu? Hiç. Beyaz adam bizle yaptığı hangi anlaşmaya uydu? Hiç.” Oturan Boğa (Tatanka Yotanka)

 

Kanada’da kadim yerli halklar yasal olarak üç ana grupta toplanıyor. Indianlar (Kızılderililer),Inuitler (Eskimolar), Metisler (Anne yerli, baba Avrupalı olan melezler). Elbette her gruba bağlı alt kabileler de var.

 

  1. yüzyıldan 21. yüzyıla gelene değin yerlileri yok etmeye yönelik savaşlar,sürgünler, zoraki göçer sürüyorKanada’da. Bunların yanı sıra en baştan beri, Avrupalılarla gelen, yerlilerin hiç alışkın olmadıkları mikropların yarattığı salgın hastalıklar sonucu da on binlerce yerli yok oluyor. 

 

Savaşların yanı sıra yakmalar, ateşe vermeler de kırımda kullanılan yöntemlerden. Arda kalanların da çocukları toplanıp sözünü ettiğimiz yatılı okullarda benzeştirmeye (Asimilasyon) uğratılıyor.

 

1840’larda uygulanmaya başlayan yatılı okullar politikası 1996’ya kadar sürdürülüyor. Sonuncusu ancak 1996’da kapatılıyor.

 

Yerlilerin savaşımı ve insan hakları konusunda duyarlılığın artması sonucu devlet yerlilerle anlaşma yapıyor. 2008’de zamanın başbakanı Herper yerli halklardan özür ve af diliyor. 2009’da konuyu inceleyecek bir  komisyon (Indian Residential Schools Truth and Reconciliation Commission) kuruluyor.

 

Konuyla ilgili Türkçe yayınların azlığı nedeniyle, bu okullarda yapılanlarla, bugünkü sonuçları açısından komisyonun yaptığı en özet, en çarpıcı açıklamayı bulduğum Sputnik’teki haberi aşağıda aktarıyorum.

 

“Kanada'da kiliselerin açtığı ve yerli halkın çocuklarının ailelerinden zorla alınarak eğitildiği yatılı okullarla ilgili rapor açıklandı. Komisyon Başkanı Sinclair, "Trajediyi anlatacak kelime yok. Yaşananlar için sadece özür dilemek yetmez" dedi.

 

Komisyon başkanı hakim Murray Sinclair, başkent Ottawa'da düzenlediği, yatılı okullarda kalmış ve bugün hayatta olan yerlilerin de katıldığı basın toplantısında, ilki 1840 yılında açılan bu okullarda 5 bin 995 çocuğun hayatını kaybettiğini açıkladı.

İlki 1840 yılında Batı Kanada'da açılan yatılı kilise okullarında defalarca yangın çıktığını, bu yangınlarda 40 çocuğun yanarak öldüğünü saptadıklarını kaydeden Sinclair, "Trajediyi anlatacak kelime yok. Yaşananlar için sadece özür dilemek yetmez. Eğitilecek diye anne-babalarının kollarından zorla alınan çocuklar, oyun bahçeleri yerine isimsiz mezarlara konuldular. Birçoğunun neden öldükleri, ölenlerin çoğununsa isimleri bile bilinmiyor" dedi.

 

Uzlaşma çağrılarının yanlış anlaşılmaması gerektiğini dile getiren Sinclair, "Uzlaşma yerlilerin değil, Kanada'nın sorunudur. Uzlaşmanın olacağına inanmak zorunda değilsiniz ancak olmak zorunda olduğuna inanmak zorundasınız. Buna bütün Kanada'nın dahil olması gerekir" diye konuştu.

 

'YEDİ NESİL ÖZÜNDEN KOPARILDI'

Ülkede yerlilere karşı yapılan uygulamalarla, bu kesimin dilinden, kültüründen, manevi geleneklerinden ve ortak tarihinden koparıldığını savunan Murray Sinclair, "Bugün yerli ebeveynler, çocuklarının bu konulardaki sorularını cevaplamaktan acizdir, çünkü onların kimlikleri ve kendilerine olan saygıları ellerinden alınmıştır" dedi.
Aynı zamanda Manitoba eyaletinin ilk yerli kökenli hakimi olan Murray Sinclair, şöyle devam etti:


"Çocukların çoğunluğu yetersiz beslenme ve hastalıklardan öldü. Bazı çocuklar deneylerde kullanıldıkları sırada, bazıları da çok ağır cinsel tacizlerde hayatını kaybetti. Okullarda 130'a yakın yangın çıktığını saptadık. Tespitlerimize göre bu yangınlarda 40 çocuk yanarak ölmüş."

 

KÜLTÜREL SOYKIRIM SUÇLAMASI

Kanada Yerlileri Büyük Şefi Perry Bellgarde, geçmişte kendilerine karşı kültürel soykırım yapıldığını söyledi. Bellgarde, "Yatılı okullar, Kanada tarihinin kara sayfasıdır. Bu okullarda bize, çocuklarımıza kültürel soykırım yapılmıştır" diye konuştu.

Kanada Başbakanı Stephen Joseph Harper'ın 2008 yılında federal parlamentoda yerli halktan özür dilediğini kaydeden Bellgarde, "Aksiyona ve uygulamaya dönüşmeyen özür dileme, içi boş ve anlamsızdır. Bugüne kadar bu özür doğrultusunda bir iyileşme yaşanmadı" diye konuştu.

 

Toplam 6 cilt tutan komisyon raporu için 6 bin 750 kişinin ifadesine başvuruldu. Komisyon, toplam bin 355 saat çalıştı. Raporun özeti bile 300 sayfayı geçti. Raporda, federal devletin 1883 yılında "yerlileri çocukken yok edin" prensibinin uygulama merkezleri haline geldiği savunulan okullara kaydedilen çocukların yüzde 24'ünün kısa süre sonra öldükleri belirtildi.

 

Sonuncusu 1996 yılında Regina kentinde kapatılan toplam 139 yatılı kilise okuluna, 150 binin üzerinde yerli çocuğun alındığı biliniyor. Komisyon kayıtlarına göre, bu okullarda eğitime tabi tutulanlardan 80 bini halen hayatta ve Kanada'da yaşıyor.”     (05.10.2015 Sputnik)

 

Aynı zamanda  yerli çocuklarının tek eğitim olanağı olan bu ölüm kamplarında, bu haberde yer almayan başka cezalar ve uygulamalar da vardı. 

 

Zorla Hıristiyanlaştırılan yerli çocukların isimleri değiştirildi. Kısırlaştırıldılar; cinsel taciz, tecavüz sonucu hamile kalan kız öğrencilerin bebekleri öldürüldü. 

 

Almanya’dan gelen Nazi doktorları aracılığıyla üzerlerinde deneyler yapıldı. Kasıtlı mikroplar bulaştırıldı. Türlü işkenceler uygulandı. Kırbaç, at kemeri, vidalı metal kemer ve bilardo istekasıyla dövülmek, aç ve susuz bırakılmak, elektrik şoku verilmesi, kış soğuğunda dışarda uyumak bunlardan bazılarıydı.

 

Bugün bizim resmi ya da gayrı resmi dinsel eğitim kurumlarından basına yansıyabilen olaylara baktığımızda bu yatılı okullarla benzerlik bulmamamız olası mı?

 

Gerek Kanada’da gerekse ABD’de, hatta sömürgeciliğin girdiği Afrika ülkelerinde de uygulanan bunca vahşet, kıyım, sömürgeci ülkelerin devletleri  tarafından hâlâ soykırım olarak görülmemektedir. Evet özürler dilenmektedir. Ancak bu olgular “İnsan hakları ihlali” çerçevesinde ele alınıp  özür dilenmektedir.

 

Yerliler ve insan hakları savunucuları, soykırım olarak kabul edilmesi gerektiği konusunda savaşımlarını sürdürmekte, devlette ve kamuoyunda tartışmalar devam etmektedir.

 

Peki, özür dilemelerin günlük yaşama, devlet politikasına eğitime yansıması günümüzde nasıl? Bu ayrı bir yazı konusu olacaktır ve sanırım Kanada, bu konuda ABD’den hayli ilerde.

 

  1. 10 2018

Vildan Sevil

 

16.10.2018 (Vildan Sevil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR