Umudun Med Cezirinde Bir Umut

Umudun Med Cezirinde Bir Umut

Uzun süredir siz sevgili okurlardan, yazıdan ayrı kaldım. Bir süre daha bu durum devam edecek.

Bir buçuk yıldır oğulcuğum dişli, yaman bir hastalıkla savaşıyor. Başta kendisinin, sonra çocuklarının, anasının, karısının, tüm yakınlarının aklı ve yüreği de savaşıyor, direniyor.

Ellerimiz birbirine kenetlenirken,  kırılgan fay hatlarının süregen salladığı, med cezirlerin oynaştığı, tsunamilerin oluştuğu, gürültülü volkanların binlerce kıpkızıl diliyle kavurduğu içsel dünyamıza gömüldük. Aslında ne içe gömülebildik ne de dışa taşabildik. Hem içerdeyiz hem dışarıda. Hem yukarıdayız hem aşağıda.

Biliyoruz elbette hastalık, ölüm her canlı içindir. İnsanlık ne hastalıklar, ne kırımlar gördü. Veba, kolera, sıtma, verem salgınları… Bunlar şimdi görülmüyor. “Çağımızın moda hastalıkları, kirletilen, acımasızca bozulan, yok edilen doğanın intikamı” gibi bir bilginin açımlanmasına girmeyeceğim. Bilmek başka, kabullenmek hep başkadır. Bilmekle kabullenmek eşgüdümlü, eşzamanlı işlemez insanda. İşleseydi, dünya böyle olur muydu?

Geçen akşam kendi med cezirlerim sırasında FACEBOOK’ta bir not paylaştım dostlarımla. “Umut” üzerine. Şöyle demiştim:

“UMUT

UMUT, tutku mudur, sevda mıdır?

Kandırmaca mıdır, sığınak mıdır?

İçsel bir deprem midir UMUT?

Düş ya da düşlem mi?

Sonsuz olasılıkların toplamı ya da her biridir UMUT belki.

Ya da şair Fahri Işık’ın dediği gibi sadece “Yaşanır mı hayat umut olmazsa
Umut fakirin ekmegi ye memet ye” midir UMUT?”

Hepsi moral veren,  açıklayıcı, buram  buram dostluk, sevgi, destek kokan sayısız yorum yazdı dostlarım. Sağolsunlar, var olsunlar…

Ama bir yorum vardı ki bir yorum… Bir şiir… Kırk beş yıl öncesine götürüp bugün umudun içine düşürüveren bir yorum-şiir…

Nice güzel umutlarla okuttuğum öğrencilerimden birinin yüreğimi ışıtan bir şiiri… Görkemli bir armağan.

UMUT, soyut bir kavramdı ama işte gözle görünen, sesle duyulan, yürekle ve akılla tutuluveren bir gerçeklik olmuştu.

Bu yazı ile sizlerle dertleşmek istedim. Sevgili öğrencim, meslektaşım Sevinç Uçar’ın şiirini, onun deyişiyle bir “Cebel-i Umut açmak”,  “umut belediğim kozayı gün yüzüne çıkarmak” için paylaşmak istedim.

''Acının ipleriyle ördüm kozamı,
Götürüp dipsiz bir kuyuya attım,
Buzdan kılıçlarla kuşattılar
Kor yangını yüreğimi ...
Bir Cebel-i Umut açmalıyım
Bu ateş denizinde.
Mumdan gemilerim
erimeden.
İnci köpüklü kıyılarda ,
Bir martı gagasında asılı
İpten merdivenim.
Artık, zamanıdır kozanın
Çıkmalıdır günyüzüne,
''umut''belediğim.''
Sevinç Uçar


Hep birlikte “umutla beleyelim kozalarımızı” gün olur aniden çıkıverir günyüzüne.

13.11.2017

Vildan Sevil

13.11.2017 (Vildan Sevil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR