TSK, DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERİYOR

TSK, DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERİYOR

Bütün dünya hayretle izliyor.
Bakın, hepsi bizimle ilgili siyasetlerini gözden geçirmeye başladı.
Hepsinin söylemleri değişti.
Bu topraklarda bize rağmen bir şey olamaz, bunu gördüler.

“Neden hala çatışmalar bitmedi?”, “neden şehit veriyoruz” diye soranlara hayret ediyorum. Böyle bir coğrafyada yaşayıp da bu konularda bu kadar cahil olabilmek, ne tür bir akvaryumda yaşayarak olabilir?

Şu an, hiçbir ordu, TSK’nın “şehir savaşında” gösterdiği başarıyı gösteremezdi.

Örnekleri her yerde mevcut, araştırın görürsünüz.

ABD ordusu Irak sokaklarında ne hallere düştü. Kaç sene boğuştu ve nasıl kaçtı hepimiz gördük. Bu konuyu böyle bırakırsak eksik kalır, döneceğiz.

Kaldı ki Iraklı direnişçilerin ellerinde böyle üstün silahlar yoktu. Batı, bütün gelişmiş silahlarını örgüte yollamış. İnsansız hava aracı bile var fakat karşılarındaki ordu farklı bir ordu.

Dünyanın en zor savaşıdır, şehir savaşı. Hele ki, arada vurmak istemediğiniz siviller varsa. Hele ki halk, kendi halkınızsa…

Pirincin taşını ayıklamaya çalışırken öldürülmektir; şehir savaşı.

“Mahalle” denilince bir sokak beş tane de bina zannediyorlar sanırım. Muhtarınızı arayın, olmadı internette biraz araştırın, mahalle nedir, bilgi edinin.

Bir noktadan alana giriyorsunuz ve karşınızda ona yakın büyük cadde, yüzü aşkın ara sokak ve bine yakın konut var. Bir canlandırın gözünüzde. Bir keskin nişancı herhangi bir perdenin arkasından size bakıyor olabilir. Girdiğiniz ara sokak bombalı tuzakla tuzaklanmış ve elinde cep telefonuyla sizi bekleyen biri olabilir.

ABD ve Irak konusuna geri dönelim şimdi;
ABD piyadeleri, özel kuvvetleri yürürken, önlerinden ABD hava kuvvetleri şehirleri yerlebir ediyordu. Şehirleri, köyleri yakıp yıkıyordu. Sonrasında piyadeler geliyordu.

Siz, Sur’da, Cizre’de, Silopi’de şehirleri bombalayan bir hava aracı gördünüz mü? Göğüs göğüse çarpışılıyor.

“Uçak olsa ne olur ki?” diyen varsa, yakınında uçaktan atılmış bomba patlayan birini bulup ona sorsunlar “ne olur ki” diye…

TSK, dünyanın en büyük gerilla ordusudur. Dünyada, ordu olabilmiş hiçbir gerilla topluluğu yoktur. TSK hem düzenli ordudur hem de yeri geldiğinde gerilla savaşı verebilecek seviyede bir ordudur. Bu sayede de dünyada eşi benzeri yoktur. 13 yıllık AKP döneminde özelliklerini kaybetmiş olabilir diye korkuyorduk ama demek ki, genlere işlemiş artık.

Eğriye eğri, doğruya doğru bakın Esad’a, şehir filan dinlemiyor; uçaklar havada, bombaları sallıyorlar. Ruslar, aynı şekilde. Bizde ise sokaklarda yalnızca özel kuvvetler var. Bunu tebrik etmeyecek miyiz?

Bir video var çok açıklayıcıdır: bir asker, düşman tarafına sızıyor ve hayatını tehlikeye atarak, mermiler altında ayağa kalkıp roketi atıyor. Hem de iş olsun diye değil, bekleyerek ve nişan alarak. Bunu görünce dedim ki “bize karada ölüm yok.”

Bir HDP’li ile sohbet ediyorduk, “aynı şeyi ABD’nin bir bölümünde, ya da Fransa’da, Almanya’da yapsanız ne olurdu?” diye sordum, cevapsız kaldı. Dedim ki “bırak normal silahı, uçağı, füzeyi silindirle şehirlerin üzerinden geçerlerdi. İnsanların da içinde olmasına özellikle özen gösterirlerdi.” “Doğru söylüyorsun” demek zorunda kaldı.

Erdoğan’a muhalefet yapacağım diye, kendi ordusuna düşmanlık yapanlar, bu tavırlarını tekrar gözden geçirmelidir. Orada dövüşen Erdoğan veya akrabaları değil, sizin ordunuzdur. Ve ne yapacaklarını da Erdoğan’a sormuyorlar.

Kürtleri hedef alan konuşmalardan da kaçınmak gerekir. Ordumuzun, polisimizin içinde de Kürt vatandaşlarımız var, örgüte karşı dövüşüyorlar. Kürt halkı ne Batı’da, ne Doğu’da örgüte beklediği desteği vermedi. Konuşurken lafın nereye gittiğine dikkat etmek lazım biraz.

“40 yıldır TSK sonuç elde edemedi” diye bir salak söylem de var. Düşünmüyor musunuz hiç; bütün Güneydoğu’yu almayı düşünen bir örgüt, tüm dış desteğine rağmen 40 senede bir tek mahalleyi bile alamadı.

Bunları görmüyor musunuz?

4.02.2016 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR