TIRMANIŞ

TIRMANIŞ

“Eğer varmak istediğin şey ya da kimse bir kuyunun dibindeyse, ona doğru yapacağın yolculuk düşüş değil, bir tırmanıştır.”

Bu sözü, içtenlikle inanarak sık sık tekrarlarım.


Şu hayatta bizi zorlayan, zaman zaman engelleyen pek çok kural ya da dış koşul var, kuşkusuz. Ve bunlardan bazıları ne yapsak aşmanın mümkün olmadığı duvarlar.Ama bir de kendi önümüze çektiğimiz setler var ki, onları görmezden gelip yaşadığımız olumsuzlukların açıklamasını dışımızdaki bir şeylere yüklemeye çalışıyoruz, bunu da itiraf edelim.Kendi önümüze, kimsenin bizden aşmamızı beklemediği yükseklikte çıtalar icat edip koyuyoruz durduk yerde, sonra da boğuşup duruyoruz onlarla… Yani aslında kendimizle…

Hayatının belli dönemlerinde olsun, bunu hiç yapmayanımız var mıdır?


Bir de kendisi aşamadığı için aynı engelin sende de olmasını bekleyenler var ki, yaşamı bir de onlar ağırlaştırıyor. Kendisi var edip, genel kabul görmüş bir şeylerle özdeşleştirerek kendince rasyonelleştirip sonra da ne kadar zıplasa aşamadığı engelleri sana da dayatanlar…


Yapma be dostum, yapma.O kadar da zor değil hayat. O kadar da duvarlarla çevrili değil dört bir yanımız. O gördüğünü sandıklarının hepsi gerçek değil. Hatta belki de tam bu yüzdendir onları bir türlü alt edemediğine haklı olarak inanman, aslında var olmadıklarındandır.


Haydi gel, al başını iki elinin arasına ve düşün: Gerçekten var mı, inanıyor musun aşılmaz olduklarına, yoksa yaptığın onları önce var sayıp sonra arkalarına sığınmak mıdır?Bunu yaparsan eminim ki en azından bir kısmı dağılıp gözden kaybolacak.


Ardından tekrar düşün: İstediklerin, arzu ettiklerin, erişmeyi-dokunmayı dilediklerin hâlâ eskisi kadar uzak mı?Bence bunun da değiştiğini göreceksin.Aynı zamanda fark edeceksin ki bazı şeylerin yerleri değişecek gözünde, bazılarının da değeri. Belki ikisi birden…Böylece uzak ile yakın, yukarıda ya da aşağıda diye tanımladıkların, asıl varlıklarınabulundukları yerden bağımsız olarak kavuşacaklar. 
Ve artık bambaşka bir gerçekliğe dönüşecek, başka bir anlam kazanacak şu cümle senin için de:


“Eğer varmak istediğin şey ya da kimse bir kuyunun dibindeyse, ona doğru yapacağın yolculuk düşüş değil, bir tırmanıştır.”


Evet, -varsa - gerçek duvarlarda - belki yokuş aşağı sürecek - bir ‘tırmanış’.Tırnaklarının dipleri kanayacaksa da, kanatmaya değer bir tırmanış.


Öyle ya, bir şeyi/birini sahiden istiyor, ona ulaşmayı-kavuşmayı-dokunmayı arzu ediyorsak, odaklanacağımız şey ‘yolculuk’un kendisidir, yol koşulları ya da eğim değil.
Bazen, içimden, uzaklık ne olursa olsun, yanına ışınlanabilmeyi diliyorum; şu düşündüklerimi ve hissettiklerimi başını okşayarak kulağına fısıldayabilmek için…

Zaman zaman içinde boğulur gibi olduğuna inandığım –ki gerçek olmasa da ben böyle sanıyorum-, dışarıdan bakınca epeyce karanlık gibi görünen o kuyudan elini sıkıca tutup yavaş yavaş, sakince çıkartmak seni…O duvarların dışına, huzura…


Sen, bunu okuyan sevgili dost; çok mu yabancı geldi bütün bu söylediklerim? Pek mi saçma?

Sahi mi? Yine de iyi düşün derim…


Sevgiler sana...:)

.

20.03.2015 (Lale Dilligil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR