TEE BİR SENE ÖNCE YAZMIŞIZ BUNLARI

TEE BİR SENE ÖNCE YAZMIŞIZ BUNLARI

Sıkılmazsanız lütfen okuyunuz aşağıda ki yazıyı...

Bir sene önce yani 16 Nisan 2017 referandumundan tam 13 ay önce...

 

***

İşte yazımız, buyurun okuyunuz.

 

"NE SÖYLEDİĞİN DEĞİL NE ANLADIKLARI ÖNEMLİ

 

Fazlasıyla önemsediğimiz ve içtenlikle katıldığımız bir uyarı:

 

"Ne söylediğin değil, karşındakilerin  ne anladıkları önemli"

 

Bu sözleri kimin söylediğini kesin olarak anımsamıyoruz ama sanki diktatörlüğün yüz akı (!) Hitler'in söylemiş olduğu gibi bir tahminimiz var...

 

Biliyorsunuz Hitler'e ait bir önemli söz ve vurgu da var ki o da şu; Hitler, ünlü "Kavgam" kitabında diyor ki:

 

"Siyasette başarılar kitapla değil hitapla kazanılır"

 

Yüz de yüz doğru bir saptama.

 

***

Hitabetiniz yoksa ya da zayıfsa; siyasette başarılı olma şansınız imkansız denecek kadar zordur...

 

Bilindiği üzere diktatör Hitler, kurduğu Nasyonal Sosyalist Parti'yi iktidara güçlü hitabetiyle taşımış ve Alman halkının sempati ve beğenisini belagatiyle kazanmıştır.

 

Başlığa dönersek, iyi ve güzel konuşmak da salt yetmiyor.

 

Söylediklerinizi dinleyenlerin ne ölçüde anladığı ve algıladığı önemli...

 

***

Dolayısıyla basında da yazıyla paylaştıklarınızın, okurlar tarafından ne ölçüde algılandığı da fazlasıyla önemli...

 

Okumayı sevmeyen bir toplum olduğumuz biliniyor...

 

Yazdıklarınız beklenen ve istenen ölçüde okur tarafından algılanmıyorsa, tabi ki o da şanssızlıktır...

 

Bunları neden yazıyoruz?

 

Söylenenlere, yazılanlara ve çizilenlere karşı, kaos denecek ölçüde çöküşe gidişi...

 

Halkımızın bir türlü yeteri ölçüde algılamadığı ve sandık başına gittiğinde de, kendisinden normalde beklenen tavrı ortaya koymadığı, muhalif cephelerde sürekli yakınma konusu olmaktadır.

 

Halkımızın önemli bölümü; okumadığı (okumayı sevmediği ) ve araştırmadığı için siyasi hesapları ve geleceğe dönük ufuk kararmasını ne yazık ki göremiyor ve sezemiyor.

 

 

***

Örneğin, ülke başkanlık sistemi hesap ve planı için, iktidar partisi tarafından; adeta ayağa kaldırılmış, sürekli dayatılıyor...

 

Ancak, başkanlık sisteminin ne olduğunu ve nasıl bir yönetim biçimi olduğunu sevgili halkımız bilmiyor, bilemiyor.

 

Fakat bilmediği halde bu konuda yazılan uyarıcı yazıları da önüne gelse de okumuyor çünkü okumayı sevmiyor...

 

O zaman ne oluyor?

 

Sandık başına hiçbir şeyden habersiz, hemen hemen hiç bilgi sahibi olmadan, siyasetçinin doldurmasıyla gidiyor ve oyunu kullanıyor...

***

Neye göre kullanıyor?

 

Hangi siyasetçi çıkıp meydanlarda yağlı ballı konuşuyor, bol bol vaatlerde bulunuyor, dini seçim malzemesi haline getiriyor; gidiyor ona oyunu atıyor?

 

Tabi buna maddeye, materyale bağlı "paketleri" dikkate almamak gibi bir şey olamaz..."  (14 Mart 2016)

 

***

Sevgili okurlar...

 

Bugün için 2017 Türkiye'sinde acımasız gerçeğe eklenecek bir husus var mı?

 

Tabi ki yok...

 

Yukarıda yazılmış olanlar, afakidir ve gerçek dışıdır diye nitelenebilir mi?

 

Yaşadığımız referandum faciası; muhteşem (!) bir örnektir..

 

Başka söze gerek var mı?

01.05.2017 (Burhan Özbey)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR