SUUD UÇAKLARINDA NE YÜKLÜ?

SUUD UÇAKLARINDA NE YÜKLÜ?

Ülkemize geleceği söylenen Suudi savaş uçakları, Suudi üretimi değil bildiğiniz gibi.



Lockheed Martin sağ olsun herkese üretip satıyor bu uçakları. ABD ordusuna özel üretimleri de olan firma, ABD ordusunun belkemiğidir.



Konumuza dönersek; Suudi uçaklarına bizim ihtiyacımız var mı?



O uçakların alası bizde var zaten.



Gelecek 4-5 uçak neye yarayacak?



Bu soruları sorunca, cevabın başka yerde gizli olduğunu hemen anlayabiliyoruz.



Rusya bugünlerde neyi tartışıyor ona da bakmak lazım.



Türkiye'yi nükleer bombayla vurup, savaşı başlamadan bitirmeyi, uzarsa Rusya'nın bu işten zarar göreceğini tartışıyorlar.



Peki, ABD'nin bu işle ilgili bir planı yok mudur? Olmaması mümkün müdür?



Bunun için bakılacak en doğru yerlerden biri de Stratfor düşünce kuruluşu raporlarıdır.



Stratfor, önümüzdeki on yıl içerisinde Rusya'nın ve AB'nin çökeceğini, Polonya'nın yükselişe geçeceğini ve Almanya'nın yerini alacağını öngörüyor.



Elbette ki bunlar öngörü değil, hedeftir. Stratfor, CİA'nın hedeflerini stratejik olarak yaymakla görevli kuruluşlardan biridir.

*

Demek ki ABD, Rusya'nın ekonomik olarak bu kadar kısa sürede çökmesini, kendisinin Irak'ta batağa batmasından tecrübeyle, savaşa bağlamaktadır.



O zaman bir daha soralım; Rus uçağını kim düşürdü?



Petrol fiyatları neden bu kadar düştü?



Sovyetlerin dağılmasında etkenlerden biri de Arap ülkelerinin ABD'nin talimatıyla petrol fiyatlarını düşürmesiydi. Sovyetler bu zararın altından kalkamadı.



Rusya'nın tekrar yükselişinde de, Irak savaşıyla birlikte petrol fiyatlarının yükselmesi yatıyordu. Para geldi ve iyi yönettiler.



Şimdi petrol fiyatları tekrar düşürülünce oynanan oyunu gören Rusya, petrol bölgesine dalış yaptı.

*

Suudiler de, "Rusya'yı yıkmak için petrol fiyatlarını düşürdün. Zararım var. Suriye ve Irak'a girip petrol zararımı karşılamak istiyorum" deyince, olay bu noktaya geldi.



Buraya kadar tamam da, Suudi uçakları gelirken yanlarında ne getirdi?



Sevgili hocam Erol Bilbilik, Türkiye'de 90 atom bombası olduğunu söylemişti.



Daha sonra, bu rakam başka kaynaklarca 60 olarak doğrulandı.



Soğuk savaş döneminde ve Küba krizi sırasında Türk savaş uçaklarına bu bombaların yüklendiği ve Moskova'ya uçmak için hazırda bekletildiği, bir pilotumuz tarafından yıllar önce "Cevizkabuğu" programında canlı yayında söylenmişti.



Hatta İlker Başbuğ Genelkurmay Başkanı olduğunda Amerikan mevkidaşı kendisine elinde siyah bir çanta ile ziyaret gerçekleştirince, o çantanın içinde bu bombaların bir haritası olduğu ve Başbuğ'un tehdit edildiği konuşulmuştu.

*

ABD, olası bir Türk-Rus savaşında, Rusların o kadar kolay kurtulmasına müsaade etmez.



Vietnam'da ABD'nin karşısında esas olarak nasıl Sovyetler vardıysa, burada da Rusya'nın karşısında ABD olacak.



Plana göre, gücü kaybettirilen Rusya'ya karşı etrafındaki ülkeler isyan bayrağı açacak. Küçük bir alana sıkışan Rusya'nın nükleer silahları başkasının eline geçmesin diye ABD operasyon yapacak ve bunları ele geçirecek.



Bu planda bizim yerimiz ne? Biz yemiz! Bu arada bizden de kurtulmuş olacak Batı. Kürt devleti kurulacak, Suriye sahipsiz kalacak vb.

*

ABD'nin başındaki "Başkan" ABD'yi yönetmez. Esasen devlet sözcüsü gibi bir durumu vardır. Bizdeki parti sözcüsü gibi. İspatı yukarıda; on yıllık bir plan var ama Obama'nın bu yıl görev süresi bitiyor. Yerine kim gelirse gelsin bu plan devam edecek. Demek ki Başkan'nın pek de bu konulara etkisi yok.

*

Türkiye, Batı'nın tampon bölgesiydi. Laik Cumhuriyet, Ortadoğu bataklığının önünde setti.



ABD ve AB, kontrollerinden çıkan Selefi ve Sünni örgütlerin Türkiye'yi de etkisi altına aldığını gördü. Türkiye etki altına alınınca, set aşıldı ve kendi sokaklarının da bundan etkilendiğini acıyla tecrübe etti.



Ateşle oynadılar ve elleri yandı.



Şimdi, topyekûn Sünnilere karşı bir operasyon yapmak istiyorlar. Bu pozisyonda Şiaları da, selefilere göre daha ılımlı ve medeni gördükleri için partner yapmak istiyorlar.



Cenevre görüşmelerinde Rusya'ya "ya bizimle ol, ya da senin için hazırlanan senaryo işleyecek" dediler bir şekilde.



Putin bu yüzden deli gibi saldırıyor.



Dünyanın bütün teröristlerini Suriye ve Irak'a toplamışken, hepsini temizleyelim, diyorlar.

*

PYD filan kimsenin umurunda değil. Onlar, arada yeşillenme peşinde.



Suriye'de rejim ve Ruslar sahayı temizleyerek geliyor. PYD'nin orada bir devlet kurmasına müsaade etmezler. PYD'nin de bir arka sokağında ABD olduğunu Esad bilmez mi? İŞİD bitince sıra PYD'ye gelecek.



İşte o zaman bizim güneyimiz PYD'nin tek hedefi olacak. Bu şartlarda oradan bir çakıltaşı bile almaları mümkün değil bunu herkes biliyor. Öyleyse şartların değişmesi gerek ve Ruslar da bu yüzden devrede.



Anlaşılan o ki herkes koşar adım kendi kuyusunu kazmak için uğraşıyor.



Bizim devlet tecrübemiz eritildi ama Rusların vardır diye düşünüyorduk ki, Boğazdan omzunda roket tutan askerle savaş gemisi geçirdiler. Gerçekten "çocukça"ydı. Bu onların da panik halinde olduklarını gösterdi.



Ruslar ekonomik krizle hâkimiyet alanlarını kaybetmemek ve çöküşe gitmemek için, saldırmak zorunda olduğunu düşünüyor.



ABD, Rusların bu saldırılardan en fazla zarar görerek çıkması için Suudi uçaklarıyla yeni nesil nükleer bombaları İncirlik'e yolluyor. Böylece suçu da üzerinden atıyor. Oysa uçaklar da bombalar da ABD malı.



Böylece, artık sona geldiği düşünülen ABD hakimiyeti, hem selefi terörden kurtulması, hem Rusya'nın dağılıyor olmasıyla en büyük ekonomi ve güç olarak kalmaya devam edip kendini kurtarmış oluyor.



Bu olaydan tek kurtuluş yolu Türkiye ve Rusya'nın anlaşmasıdır. Bu olmasın diye Davutoğlu, her gün Rusya'ya karşı kullandığı sözleri daha da ağırlaştırıyor.



Belli ki, Rusya'nın dağılacak olması fikrine iyice inandırılmışlar. Lakin bunun bizim üzerimizden yapılacağını fark edemiyorlar mı?



Rusya'nın dağıtılması için bizim ülkemizin feda edilmesine ne hakları var? Bu kararı nasıl alabiliyorlar? Hadi vicdanlarını, delice egolarını geçtik, bunları durduracak hiçbir kurum kalmadı mı? Eğer kalmadıysa ve Rusya bu oyunu bozmak için başka bir formül bulamıyorsa, herkes makarna ve ekmek stoğunu yapsın bu iş çok uzun sürecektir.



Dünyanın bir bölümünün darmadağın olması ve nüfusun azaltılması uzun süredir koşulan bir şeydir.



Bunu ilk Rockefeller söylemişti. Yanılmıyorsam ifade aşağı yukarı şu şekildeydi "dünyanın şu anki nüfusu çok fazla. Bize hizmet etmesi için bir milyar insan yetecektir."



Kapitalizm sona geldi diyoruz ya, haydi buyurun şimdi yeni Ortaçağ'a.

Böylece kapitalizm ve emperyalizm birkaç yüzyıl daha kendini kurtarmış olacaktır.

17.02.2016 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR