SÖZCÜKLERİN İÇ SESLERİNİ DİNLEMEK

SÖZCÜKLERİN İÇ SESLERİNİ DİNLEMEK

Uzun bir aradan sonra, yeniden okumaya yazmaya ısınmaya çalışırken böyle bir yazı çıktı ortaya. Ne diyeceksiniz bilemem sevgili okurlar.

 

Başkaları bir şeyler okurken hangi iç süreçleri yaşar bilemem. Ben bir yazıyı, bir şiiri okurken, “Nasıl algılıyorum, doğru mu yanlış mı anlıyorum, ben de hangi duygular, hangi düşünceler uyanıyor?” sorularını sorarım. Bununla  yetinmem. “Acaba yazar, yazarken tam da bunları mı düşündü,  duyumsadı, acaba arka planında dışa yansıyandan başka duygular, düşünceler, itiler var mı  benim görmediğim, anlamadığım?” gibi belki de hastalık sayılacak bir okuma yapmaya çalışırım.

 

Haksız yargılara varmamak için de,  aynı yazarın çok eserini okumaya çalışırım. Örneğin bir yazar, Nobel alır. Bir kitabını okurum, hoşuma gitmez. Hemen kendimi suçlarım. “Sıradan bir okursun, sen anlamamışsındır” der, koşup başka kitaplarını alırım. Nobel’in hangi ölçütlerle verildiğini bilmezmiş gibi. Sanki benim yargım çok önemliymiş ve o yazarı çok ilgilendiriyormuş gibi.

 

Bu yaklaşımımın nedenini ben de çözmüş değilim. Kendimi çok önemsememin bir göstergesi mi yoksa adalet duygum ve merakımla mı ilgili? Bilemiyorum. Öğretmenlik mesleğinin geliştirdiği, çocuğu iyi tanıma çabasının bir ürünü olabilir belki de.

 

Bu okuma yöntemini, sözcüklerin iç seslerini dinlemek, şarkılarını duyumsamak olarak tanımlıyorum. Sözcüklere bu ilginin, bu dinleyişin, beni görünürdeki anlamın ötesine, düşüncelerin, duyguların art alanına götürdüğüne inanıyorum. Sanki yazarın dünyasına tam nüfuz ediyormuşum gibi duyumsuyorum.

 

Kendini gizlemenin bin bir çeşit yolunu tam öğrenememiş, kendini anlatmakta zorlanan, öğrencilik çağındaki gençleri tanımada, onlara ulaşmada bu yöntemin çok yararı oldu bana. Tam hedefe ulaşan saptamalar yapabildiğimi gördüm. Yetişkinlerde ve yazar  çizerde  test etme olanağım yok ne yazık ki... Bu olanağın olmaması demek, aynı yöntemi uygulamayacağım anlamına gelmiyor elbette. Artık alışkanlık haline gelmiş, ne yapayım?

 

21.12.2018

Vildan Sevil

21.12.2018 (Vildan Sevil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR