Sosyalist Namusu

Fevzi Günenç

Sosyalist Namusu

Yılarca önce bankalarda, öyle bugünkü gibi on-line  havale sistemi yoktu. Yıldırım havalesi bile yapsanız, yolladığınız para alıcısının eline en erken üç gün önce ulaşırdı.

İstanbul'da yaşayan adamın biri, hemen ertesi gün İzmir'deki bir ihaleye katılacaktı. Oradaki ortağına yüklücü bir teminat göndermesi gerekiyordu.

"Tanıdık birine rasatlarım da onunla yollarım" umuduyla Atatürk Hava Alanına gitti. Ne yazık ki o gün İzmir'e gidecek yolcular arasında bir tanıdığına rastlayamadı. Çaresizlik içinde kıvranırken adamın birinin ceket cebindeki Cumhuriyet gazetesi gözüne ilişti.

Hemen ona koştu. Durumu anlattı. Lütfen şu zarftaki para'yı, İzmir'de sizi karşılayacak olan beye verin." dedi. Adam şaşırmıştı.

"Beni tanıyor musunuz birader? Tanımadığınız birine bu kadar parayı nasıl emanet ediyorsunuz?" diye sormaktan kendini alamaz.

Adam, "size güveniyorum, çünkü siz Cumhuriyet gazetesi okuyorsunuz, Cumhuriyet gazetesi okuyanlar sosyalisttir. Sosyalist de namuslu insandır," der.

Para gidiyor ve bir saat sonra yerini buluyor.

***

Şimdi de bir başka olayı anlatacağım. Sevgili ustamız, toprağı bol olası, ışıklar içinde uyuyası Hayri Balta, yaşadığı yoksulluk yıllarında, kızlarının isteğine dayanamayıp bakkaldan bir karpuz alır.

Kestirir ki karpuz kabaktır. İtiraz edecek olur. Bakkal: "Bana ne kardeşim. Bu karpuzu ben mi yarattım ki içini dışını bileyim. Kısmetin buymuş," diyerek onu tersler. Balta ustamız da elindeki kabak karpuzla kös kös  evine döner.

Evde, çocukların hiç birisi bu kabak karpuzu yemez. "Kayuz kıymızı oluy baba!" der kızlar. Bunun üzerine Sevgili Balta yeniden sokağa çıkar. Bu kez başka bir bakkala gitmiştir. Eblehan yokuşu ile, Amerikan Hastanesi yokuşunun kesiştiği noktadaki bakkal Şefik Günenç'tir bu.

Ondan bir karpuz ister Hayri Balta. Dayım olan Şafık Günenç bıçağıyla karpuzu yarar. Kabak... Bunu bir yana bırakır, yenisine sarılır. Kabuk olmayan karpuzu ancak dördüncüsünde bulur, sevinçle müşterisine sunar.

Balta ustamız şaşıp kalmıştır. "Ne yapacaksın şimdi o kabak karpuzları?" diye sorar. Dayım, çöpe atacağını söyler. "Ama zararın kazancından fazla oldu?" Dayımın yanıtı ilginçtir. "Sen eyle belle Heyri ağa. Benim kazancım karpuzunkinden fazladır. Ben hiç kimseye sosyalist bir bakkal, müşterisine kabak karpuz sattı dedirtmem."

İşe bu iki olayda sosyalist namusu, sosyalist ahlakı ortaya çıkıyor. Böylece Hayri Balta'yı kazanıyor dayım Şafık Günenç.

Ve ölmeden önce, elma sandıkları üstünde yazdığı "Sosyalistçe" deyişlerden oluşan dosyasını gazeteci yazar yeğeni olan Fevzi Günenç'e değil, bir gazetenin genel yayın müdürü olan Burhan Cahit Günenç'e değil, Hayri Balta'ya emanet ediyor.

Aradan yıllar geçecek... Ne dayım Şafık Güneç var, ne de düşün ustam  Hayri Balta var artık. Ama o kitap var ve hep var olarak kalacaktır.

Balta ustamız, dayımın kendisine emanet edilen dosyasındaki yazıları, noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlayacaktır. Keşke olanağınız olsa da EMANET isimli bu kitabı edinip okuyabilseniz.

Bakın bir önerim var size. Yazın bana, ücretsiz göndereyim o kitabı size. Böylece sosyalist namusu ve ahlakı üzerine bir şeyler daha öğrenmiş olursunuz. Adresim: "gunenc27@gmail.com

11.08.2016 (Fevzi Günenç)

Yorumlar (1)

Yorum Yaz
İşte o güzel insanlar bir bir eksiliyor bu topraklarda.. yerlerine gelenlerin sayısı da eksiliyor bu arada.. Bilgi, kültür ve ahlakını günümüzün toplumsal yapısından alan absürt bir jenerasyon çoğalmakta ve doldurmakta artık. Saygılar..
sihmuslum eren11 Ağu 2016 11:34:19

DİĞER YAZILAR