SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-4

SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-4



KAPATMA DAVASI:

Kapattınız mı? Kapatabileceğinize gerçekten inandınız mı? Ya da, neyin üstünü kapattınız?

Yalçınkaya, AKP’ye kapatma davası iddianamesini Anayasa Mahkemesi’ne sunduğunda tarih 14 Mart 2008’i gösteriyordu. 31 Mart 2008 de Anayasa Mahkemesi iddianameyi kabul etti.

Davayı duyar duymaz ben de herkes gibi, acaba iddianame hangi temel üzerine kuruldu, içine hangi suçlar alındı diye merak ettim. Günlerce bekledik ve bu sırada ko

nu üzerine forumlarda yazmaya, tartışmaya da devam ettik.

Sonra iddianame açıklanıp da basına ve internete düşünce, bende büyük bir hayal kırıklığı oldu. Aslında tahmin etmem gerekiyordu ama herşeyin üstüne atlayan bir yapıya sahibiz toplum olarak.

İddianamenin,” laiklik karşıtı odak olma” temelli olması benim en son beklediğim şeydi. Bu ancak alt şıklardan biri olabilirdi. Bunu aşağıda açacağım.

“ben BOP’ un eş başkanıyım” dediği gün vatana ihanetten kapatılabilirdi.

Abdullah Öcalan’ a “ sayın” şehitlerimize “kelle” dediği için,

Askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde ki pasiflik ve devlet adamlığından uzak görüntülerinden ötürü,

(Kaldı ki, askerin “kulağının çekilmesini” ABD’ den talep ettikleri de bilinmektedir)

1 Mart teskeresi olarak bilinen ve Türkiye’ nin işgali demek olan teskereyi Meclise getirme cüretini gösterdikleri için,

Memleketin tersanelerini, limanlarını, fabrikalarını emperyalizme peşkeş çektikleri için,

Vakıflar Yasasını Meclisten geçirdikleri için bu dava açılabilirdi.

Kısaca bütün bunlar alt alta yazılıp vatana ihanetten dava açılması gerekiyordu. 

Bu şekilde olsaydı, Anayasa Mahkemesi yine kapatmazdı ama, BOP Eşbaşkanlığı’nın vatana ihanet olduğu konuşulur hale gelirdi. AKP vatan hainliği ile yargılanan bir parti olarak tarihe geçerdi.

Psikolojik savaş bunu gerektirir. Siz AKP’ye “laiklik karşıtı odak” damgasını vurduğunuzda, laiklik nedir anlatmadığınız halktan bolca oy almasını sağlarsınız.

Laik olmadığı için vatan haini olmaz kimse, ama kendi devletinde yöneticiyken, bir başka devletin de memurluğunu yapıyorsa vatan haini olur. Kendi devletinin gizli bilgilerini, bir başka devlete sızdırıyorsa vatan haini olur. Anayasamızda en ağır suç da budur.

İddianameye, BOP eşbaşkanlığı girmiş fakat tali olarak. Ufacık bir paragraf olarak. Zaten bakın o günkü basına ve tartışmalara bu konu hiç konuşulmadı bile. Oysa en büyük suç buydu ve üstü kapatıldı. Hatta suç olmaktan da çıkmış oldu.

Siz bu davayı açtınız ve AKP’yi kapatamadınız. Böylece laiklik karşıtı olmayı suç olmaktan çıkarttınız. Daha doğrusu suç olsa da korkulacak bir şey olmadığını göstermiş oldunuz.

Satranç ustası Tartakover’in meşhur bir lafı vardır: “ bir tehhlike, onun hayata geçmesinden daha korkutucudur.” Yani bir şey yaptığınızda sonuç alacaksınız, alamazsanız karşı tarafı güçlendirir, korkularını yenmesine sebep olursunuz.

Bunun etkisini mesela referandum da gördük. Erdoğan “yargıda dedeler var” dedi ve MHP’nin tabanını yanına aldı.

Ama esas büyük mesele, o günlerde ülke bir genel grevin eşiğindeydi. Genel grev bir efsanedir. Genel grev olduğunda karşısında hiçbir güç duramaz.

Genel grev hangi ülkede olursa, o ülkede kelleler uçar. Bu değişmez kaidedir. Bakın bugün Avrupa genel grevlerin eşiğindedir. Eğer süreç böyle devam eder ve emperyalizm buna kendi açısından bir çözüm üretemezse, bugüne kadar doğru bildiğiniz herşeyi unutun. Yepyeni bir sürece ve bambaşka bir dünyaya hazır olun.

İyi ya da kötü ama mutlaka bambaşka bir dünyanın kapıları açılacaktır. Sistemler değişir, kelleler uçar, savaşlar olur. Her büyük savaşın altında mutlaka böylesi büyük ekonomik krizler ve grevler vardır. Savaş, emperyalizmin, bu tür krizlerden çıkış yoludur.

Kapatma davasından önce ülkede “genel grev” sesleri yükseliyordu. Sendikalar mitingler düzenliyor, bizler de katılıp destek veriyorduk. Sonra bu davayla herşey bıçakla kesilmiş gibi durdu. Normal akışına döndü herşey.

Laiklik bir siyasi yöndür. Fikirseldir. Bu tür düşünceler siyaseten yargılanır. Bunları yargılama yeri suç teşkil etmedikten sonra, bir başka düşünceye zarar vermedikten sonra mahkemeler değil, beyinlerdir.

Eğer mahkemelere taşıyorsanız çok dikkatli olmalısınız. Sonuç alacağınızdan emin olmalısınız. Eğer sonuç alamazsanız, karşı tarafı yüreklendirmekten, aynı şeyi fazlasıyla tekrar yapmasını sağlamaktan başka işe yaramaz.

AKP bu davayla siyasi kimlik kazandı ve kendine oy buldu. Oysa diğer suçların ideolojik bir zemin bulması mümkün değildi. Düpedüz vatan hainliği zeminindeydi.

İşte bu zemin elimizden kaydı, gitti.

Vural Savaş’ın “gerçek suçu örtme” operasyonu, Yalçınkaya ile devam etmiş oldu böylece.

Vural Savaş ile ilgili olumlu bir düşüncem olmadığını ilk yazıda zaten yazmıştım. Yalçınkaya, belki de iyi niyetle bunu yaptı, ya da tuzağa düşürüldü.

Elbette laiklik karşıtı olmak suçtur hatta insanlık suçudur. Lakin bizim halkımız için durum böyle algılanmaz. Bunun suçlusu da biziz, anlatamadık.

Fakat bu seviyeye gelmiş bir insan, strateji nedir bilecek. Psikolojik savaş nedir, bilecek. Halkını tanıyacak. Halkınızı tanımadan yaptığınız her hamle, yine o halka zarar verecektir.

Biliyorsun ki kapatamayacaksın, öyle bir adalet yok; bırak vatan haini damgası üzerlerinde kalsın. Yine kapatılamaz evet, ama o leke de kalır.

Emrah Akgün

 

28.11.2012 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR