SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-2

SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-2



BALYOZ DAVASI VE DAHA ÖNEMLİ OLAN MESELESİ

Sahte belgeler, sahte CD’ler, yalancı tanıklar ve hoop herkes sepete...

Komutanlar, mahkemede bağırıyor;
“sahte belgelerle bizi içeri attınız. Sizin derdiniz Cumhuriyet. Cumhuriyet’i yıkmak istiyorsunuz. Biz darbe planı yapmadık. Andıç yapmadık. AKP’ye karşı eylem yapmadık. Biz, birşeye karışmadık. Yasalara aykırı iş yapmadık. Yalan söylüyorsunuz...”

Avukatları televizyonlarda, bu sahte belgeleri açıklıyor. Belgeler sahte... Aylardır bu dava ile ilgili sadece belgeler konuşuluyor, ama bu duruma gelinmesini sağlayan AKP’nin politikalarını yargılamıyorlar. Gündem de sadece sahte CD’ler var. 

Evet, yalan söylüyorlar. Siz hiçbir şey yapmadınız!

O zaman ben de soruyorum;

Gerçek suç ne?
Siz ne yapmadınız?
Niye yapmadınız?
Siz kendinizi kime haklı çıkartmaya çalışıyorsunuz?
Neden teslim oldunuz?
Asker teslim olur mu?
Teslim olan asker nasıl kahraman olur?

Ülke işgal edildiğinde, bizler de teslim olup, mahkemede aslanlık yaparsak, kahraman olur muyuz?

AKP gibi, ABD destekli bir parti yerine, sosyalist bir parti iktidar olsaydı. Yine sessiz kalır mıydınız?

Bugüne kadar, saldırı ülkeyi yıkmak amaçlı olduğu için, orduyu dağıtmak ve halkı savunmasız bırakmak amaçlı olduğu için, sizleri destekledik. Gerçekten birşey yapmadığınızı da biliyorduk.

Fakat bir gerçek var! Herkes bunu görmezden geliyor. Kimse cesaret edip soramıyor, ama ben cesaret ediyorum ve söylüyorum;

BEYLER SİZ GÖREVİNİZİ YAPMADINIZ!

Yapmadığınız için de, düşman geldi sizi esir aldı.

Gericiliğe, bölücülüğe, düşmana karşı bu halkı korumak önce sizlerin görevidir. O, “biz yapmadık” dedikleriniz var ya, işte onları yapmanız gerekiyordu.

Size ithaf edilen yüz kızartıcı suçları zaten yapmadığınızı biliyoruz, onlar Türk ordusuna ve subayına yakışacak şeyler değildir. Fakat, sizin, AKP gibi bir başka ülkenin memuru olan, onun projesinde görevli olan bir partiyi yıkmak ve Divanı Harbe göndermek görevleriniz arasındadır. İç Hizmet kanununda da bu vardır. Olmasa ne olur?

Sizler bu yüzden maaş alıyorsunuz. Bu yüzden bu millet sizleri sırça köşklerde, kimsenin ulaşamadığı itibarlarda yaşatıyor. Bir tehlike ortaya çıktığında siz duracaksınız, halk mı eline silah alacak?

Aynı şey polisler için de geçerlidir. Onlarında vatansever olanları merkezden uzaklaştırılıp, pasif görevlere verildi. Aralarında Silivri’ye gönderilenler de var.

Şimdi birileri bana “darbeci” diyecek. Psikolojik savaşta insanları susturmak için böyle sloganlar icat edilir ve her yerde onlar söylenir bu genel bir kuraldır. Onlara şunu söylüyorum;

Taksim Odakule’den çıkın karşınıza Tepebaşı gelecek hah, oradan aşağı Kasımpaşa...

1000 den fazla subay, 100’ün üzerinde General teslim oldu. Siz kime teslim oluyorsunuz? Bilmiyor musunuz, bu işgaldir? Amerikan hukukuyla ve yargısıyla yargılanacağınızı bilmiyor muydunuz? Aranızdan iki taneniz teslim olmasa, dirense belki de herşey farklı olurdu bugün.

Kıvrıkoğlu Paşa, “ben teslim olmam, eğer gelirlerse çatışırım” demiş. Helal olsun. 

Ve yazıklar olsun size ki, boyun eğdiniz Amerikan işgaline...
Yazıklar olsun size yıkamadınız AKP’yi...
Yazıklar olsun bize boyun eğdik ve yıkamadık AKP’yi...

Perinçek mahkemede, “yazıklar olsun bize yıkamamışız AKP’yi! Yazıklar olsun bize ki, yıkamadık bu Cumhuriyet yıkıcılarını” demiş. Evet, doğru söz bu işte.

Ellerini kelepçeye uzatan lider olamaz! Ellerini kelepçeye uzatan kahraman olamaz!

Gazeteciler, yazarlar böyle birşeye hazır olmadıkları ve beklemedikleri için tutuklanabilirler. Ama “liderim” diyen bunu görecek ve teslim olmayacak. Asker bunu görecek ve teslim olmayacak. 

Yıların istihbaratçısı, Kaşif Kozinoğlu, yurtdışından gelip teslim oluyor ve içeride öldürülüyor. Şaka gibi... Sen bunu nasıl öngörmezsin? Seni konuştururlar mı?

Balyoz davasında sonuç açıklanacağı gün, paşalarımız bavullarını hazırlamışlar. Dışarıda hazırlıklar yapılmaya başlamış. Siz, şaka mısınız? Sizler esir alındınız ve bu savaşı biz kazanmadan sizler dışarı çıkamazsınız. En fazla, eğer çok tepki gelirse, Yargıtay bazı indirimler yapar, bazılarınızı da yattığı süreyi gözönüne alarak serbest bırakır. Ama sizi asla aklamazlar.

Amerikan çıkarları doğrultusunda, komünizme karşı tavır aldığınız zamanlarda hiç sorun yoktu. Ama ne zaman, cemaate ayak uydurmadınız, Amerikan çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi bıraktınız, milli çıkarları gözetmeye başladınız; başınıza bunlar geldi.

Evet, bunlar doğru olan, yapmanız gerekenlerdi. Tebrik ederiz ama, o kadar. Siz kahraman değilsiniz!

Mustafa Kemal, “geri dön” emrine uysaydı, kahraman olabilir miydi? Onu yaşatırlar mıydı? Kurtuluş savaşı verebilir miydi? 

Hani yapmadık diyorsunuz ya; işte yapacaktınız! Bizlere destek verecektiniz. AKP’yi ve dolayısıyla Amerika’yı bu topraklardan silmek için vatanseverlere destek verecektiniz.

1960’da bu ordu doğru olanı, gerekeni yaptı. Ondan sonraki süreçte hep halkın zararına çalıştı. Bu ülkenin bu hale gelmesinin sebebi TSK’dır. 70’de, 80’de, 90’da hep Amerikan çıkarlarına hizmet etti. 2002’den sonra da AKP’ye karşı gerekenleri yapmayarak ve vatanseverleri desteklemeyerek, yine Amerikan çıkarlarına hizmet etti.

Şimdi ise son noktada, Amerikan çıkarlarına hizmet için uygun olmayanlar, CİA tezgahıyla TSK’dan temizlendi.

Böyledir. Sen eğer gerekeni yapmaz, düşmanını tanımazsan, o sana gerekeni yapar.

Sen ülkeni korumak için gerekeni yapmazsan, düşman seni, kendi ülkene gömer. Hatta, isterse alır Guantanamo’ya gömer.

Evet doğru söylüyorsunuz; siz AKP’yi yıkmak için hiçbir şey yapmadınız.

Ama ne hikmetse bu millet, TSK’nın beynine, kozmik odasına düşmanı sokarak, bütün gizli belgelerinin düşmanın eline geçmesini sağlayan bir General’e, kendi subaylarını, garnizonlarını bastırarak tutuklatan bir General’e “kahraman” diyebiliyor.

Ben demiyorum. Ben kahraman görmüyorum. Gerçek kahraman 29 Ekim’de meydanları dolduracak olan halktır.

Sizler kahraman filan değilsiniz.

Herkesin kalbinde de bu iş böyle, ama söyleyemiyor. Ben söylüyorum. 

Emrah Akgün

 

27.10.2012 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR