SİZ BENİ ÖLDÜRMEK Mİ İSTİYORSUNUZ?

SİZ BENİ ÖLDÜRMEK Mİ İSTİYORSUNUZ?

Sığırcıklar nasıl ki Mart başında uzun göç yollarından gelip, o mest edici şarkıları ile baharın gelişini müjdeliyorsa...
Onlar da, rengarenk bir gülümseme ile baharı haber veren çiçekler gibi...
Karanlığa doğacak güneşi müjdelediler. 
İki kız kardeşten söz ediyorum. 
İkisi de hukuk fakültesinde okuyor; abla üçüncü sınıf, küçüğü ise birinci sınıf öğrencisi. 
Abla dün, "İyi günler," diyerek bana bir mesaj attı. 
Kalp çarpıntıları arasında okuduğum mesajında şöyle diyordu: 
"Kardeşimle birlikte bursumuzdan biriktirdiğimiz parayı yardıma ihtiyacı olan bir aileye göndermek istiyoruz. Çok fazla bir meblağ değil ama bu ilk adımımız olsun istedik. UMUT KÖPRÜSÜ aracılığıyla bunu gerçekleştirmek istiyoruz." 
İçimde kopan bir fırtınayla bilgisayarın başında öylece kalakaldım. 
Yanaklarımdan süzülen iki damla mutluluk göz yaşını sildikten sonra, içimde bir titremeyle, 
'Bu mutluluk fazla, siz beni öldürmek mi istiyorsunuz?' dedim. 'Şaşkınım! Sen ve kız kardeşin öğrencisiniz ve boğazınızdan keserek biriktirdiğiniz harçlığınızı yardıma ihtiyacı olan bir aileye göndermek istiyorsunuz! 
Ah, gel de ağlama; şimdi sokağa çıkıp, 'Ey İYİ insanlık, bak senin bağrından ne gençler çıkıyor; kendinle ve bu canım gençlerle gurur duy!' diye avaz avaz bağırmak istiyorum.'
Ve bir rica ile devam ettim: 
'Lütfen, bu parayı kendi ihtiyaçlarınız için harcayın, söz veriyorum, sizin adınıza ben bir aileye yardım edeceğim." F
Gel gelelim onlar bir kayanın granit çatlağını yarıp gün yüzüne çıkan gelincikler kadar inatçıydı. 
"Olmaz!" dediler. "Şu an elimizden fazla bir şey gelmiyor, yine de yardım etmek istiyoruz. İleride hukuk camiasına adım attığımızda çok daha iyi şeyler yapmak hayalimiz. Bu işe vesile olduğunuz için size minnettarız, teşekkür ediyoruz."
Bu candan ısrar karşısında içimde bir feryat yükseldi, şöyle haykırdım onlara: 
'Siz gençler ve ey İYİ insanlar! Sizler birer roman kahramanısınız. Kötülerin hükümdar oldukları bu dünyada insanlığın parlayan güneşisiniz. 
Beni ağlattınız. Ne mutlu anne ve babanıza ve ne mutlu bize ki, sizin gibi pırıl pırıl gençlerimiz var.'
Kalpleri, mağdur insanlık için atan bu iki öğrenci, harçlıklarını gönderecekleri ailenin banka hesap numarası için şimdi benden haber bekliyorlar.
Bu gençler bizim ümidimiz ve geleceğimizdir. Yarınlarımıza güvenle bakabiliriz. 
Benim yaşım altmış beş, ama hâlâ...
1973 senedinde, yirmi yaşındayken üniversiteli iki arkadaşı Süleyman Savaş ve Yusuf Vargün ile birlikte, Digor tarihinin ilk bildirilerini sokakta dağıtan o genç adamım. 
Bitmek bilmeyen bu enerjimi...
Tüm negatif şartlara rağmen kirlenmeyen iyi insanların varlığına ve insanlığın mutlu geleceğine olan özlemime borçluyum. 
Umarım...
Yoksul ve mağdur insanlarla dayanışma amacıyla kurulan UMUT KÖPRÜSÜ, iyi insanları buluşturan bir köprü olur. alinakavdo@gmail.com
 

14.03.2018 (Mahmut Alınak)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR