Bunun, düzenin süslü bir yalanı olduğunu ancak cezaevine düşünce anladık

Bunun, düzenin süslü bir yalanı olduğunu ancak cezaevine düşünce anladık

Bilindiği gibi dün HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken'e 16 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Böylece KANPARTİ AKP'nin şuursuz çılgınlığı bir defa daha sergilenmiş oldu.

Apaçık görülüyor ki Tayyip Erdoğan mahkemeleri, tarihteki İstiklal Mahkemeleri gibi çalışıyor. Görevleri elde kılıç ceza kesmektir.

Hak, hukuk ve adil yargılama hikâye...

Geçmişten biliyoruz, muhalefet partileri ne yazık ki bizi yine yanıltmayacak...

 Ve İdris Baluken şahsında ortaya çıkan bu zulmü hep yaptıkları gibi mağdur edebiyatıyla geçiştirecekler.

Ve böyle yapmakla baltayı göz göre göre kendi ayaklarına indirmiş olacaklar.

Hep söylüyorum...

KANPARTİ sadece muhalif Kürtlere değil, işbirlikçi olmayan her kesime amansızca saldırıyor; Kürt, Türk ayrımı yapmıyor.  

Adıyaman, Ankara, İstanbul ve İzmit'te haklarını arayan işçilere göz açtırmadı.

Kürtleri ve gençliği mengeneye almış, soluk aldırmıyor.

Sesini çıkaran herkesin başına devlet balyozuyla iniyor.  

Bunlar öyle bir korku içinde ki, her demokratik kıpırdamayı kendi varlıklarına yönelmiş ölümcül bir tehdit olarak algılıyorlar.

Benliklerini öyle zehirli bir korku sarmış ki...

Halk İran'daki gibi sokağa çıkıp demokratik haklarını kullanacak olsa, kitle katliamı yapmaktan çekinmeyecekler!

Açıktır ki, KANPARTİ' nin bu hukuk tanımaz cesareti, muhalefetin sinikliğinden ve yetersizliğinden besleniyor

Halk adına siyaset yaptıklarını söyleyen tüm parti ve oluşumlar için söylüyorum:

Siyaseti ve halkı sahipsiz bıraktılar.

Sadece halkı değil, kendilerini de sahipsiz kıldılar.

Böyle olduğu içindir ki...

Halkla birlikte kendileri de faşizmin azgın saldırılarına açık hale geldiler.

KANPARTİ bundan aldığı cesaretle...

Cizre, Şırnak, Nusaybin ve diğer Kürt kentlerini yakıp yıktı, kitlesel katliamlar yaptı.  

Milletvekilleri, belediye başkanları, gazeteciler ve binlerce siyasetçiyi bu kör cesaretle cezaevlerine kapattı.

Cezaevlerinde bu nedenle terör estiriliyor.

İşçilerin en basit hak talepleri bu nedenle polis şiddetiyle bastırılıyor.

Ve tarih ne yazık ki kendi kendini tekrar ediyor.

Şimdi HDP milletvekillerine yapılanlar, 1993'de bize de yapılmıştı. Bizi "tavuk hırsızları gibi" Meclis'ten alıp Ankara Ulucanlar Cezaevi'ne kapatmışlardı.

Güya milletvekiliydik ve halkın iradesini temsil ediyorduk! Bunun, düzenin süslü bir yalanı olduğunu ancak cezaevine düşünce anladık.  

Faşizm bugün bu zulmü yaparken nasıl hiç zorlanmıyorsa, o zaman da zorlanmamıştı.

Çünkü biz de günümüz siyasetçileri gibi...

Arkamızdaki halk desteğini dinamik bir güce dönüştürmemiş, halkı ve kendimizi korumaya almamıştık.

Meydan şimdi nasıl Tayyip Erdoğan'a bırakılmış ise, o zamanda Tansu Çiller'e kalmıştı.

Fazla söze gerek yok. Netice olarak...

Tarihten ders çıkarmıyoruz!

Devrimci projelerle düzenin nefes borularını tıkamıyor ve geçmiş hataları tekrar edip duruyoruz.

Ve öncüler... Kendimi de katarak söylüyorum...

Öne çıkıp faşizmle boğuşmayı göze alamıyoruz...

Korkuyoruz!

Tüm kalbimle şunu söyleyeyim:

Bu zulüm engellenemez değil, YAPILACAK ÇOK ŞEY VAR!

İlk yapılacak şey...

Devrimci siyasetin önünü kesen ve bir engele dönüşen yöneticilerin kenara çekilmeleridir.

Yoksa bu zulüm sürüp gidecek! alinakavdo@gmail.com                        

 

6.01.2018 (Mahmut Alınak)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR