Sevgili Ulusum!...

Sevgili Ulusum!...

Ben, Mustafa Kemal
Ali Rıza oğlu, Zübeyde’den olma…
Farklı yazsa da nüfus cüzdanım,
19 Mayıs 1919, Samsun doğumluyum
Böyle bilinir Dünya’da
Ve tüm Anadolu’da...
Bir defa gittim Havza’ya,
Amasya’da bir defa toplandık
Erzurum’da, Sivas’ta ve Ankara’da...
Ulusun iradesini öne çıkarmak,
Üstün kılmaktı amacımız
Böylece yendik, 
Kader diye önümüze getiren 
Tüm kötülükleri
Hıyanetle, açlıkla, sefaletle
Ve de düşmanlarla savaştık...


Vatan nedir bilmeyen Osmanlıya,
Vatanı öğretmek adına
Çanakkale’de öldük
Dirildik yeniden
Allahuekber’de buz kestik...
Çanakkale’de Anzavur ,
Konya’da Delibaş ,
İzmit’te, halife ordusu Osmanlı oldu,
Kudurdu ihanet, uşaklık, kölelik
Türk’ü yok etmek adına
Birleşti cephelerde hain düşmanlar...
Ve sizler, 
Ey Efendiler!
Karınları tok, sırtları pek olanlar!
Bizler İnönü’de, Sakarya’da
Çiğiltepe’de, Dumlupınar’da vurulduk
Kanla, ateşle, gözyaşıyla…
Ama tüm yokluğa rağmen vurduk da
Haksızlığa hükümlü Osmanlı,
Gördü o zaman
Hak nasıl alınırmış, 
Ulus ne demekmiş…
Ve kurduk 23 Nisan 1920’de
Türkiye Büyük Millet Meclisini
29 Ekim 1923’de 
Türkiye Cumhuriyeti’ni
Ben ve silah arkadaşlarım
Vatan dedik, canımızı koyduk ortaya
Ulus dedik, bayrak yaptık onurumuzu
Hiçbirimizde yoktu
Para, şöhret, şan tutkusu
Hakk! Dedik, Hakk’a taptık...
Özgür ve bağımsız bir ülke istedik
İdam hükümleriyle yargılandık!
Sonsuza dek yaşayamazdı kimse
Girerken kurban olduğumuz, 
Vatan toprağının bağrına
Emanet ettik gençlere, bu vatanı
Şimdi bakıyorum da
Sanki Osmanlı’ya dönmüş güzel vatanımız
Şalvar, camedan, kara çarşaf, peçe
Yeniden dolaşır olmuş sokaklarımızda
Ne canlar pahasına kurduğumuz mecliste oturanlar
Torpil, avanta, soygun ve talan derdinde
Yoksa suç olmaktan çıktı mı tüm bunlar?
Ne oluyor sizlere, 
Ne?
Bizlerin emperyalistlerle mücadelesi
Okul sıralarında, laboratuarlarda başlamıştı
Çok lüks sofralarımız yoktu
Bulgur pilavına soğanı katık yapardık biz
Tabii onu da bulabilirsek
Bedava tablet bilgisayarlarımız yoktu bizim,
İki kişi için bir palto düşer
Onunla geçirilirdi kara kışlar
Ama kimsenin de kucağına oturmadık
Aksine dünya geldi oturdu bizim kucağımıza
Bizler; Düyun-u Umumiye’yi kovmadık mı?
Ne!
Nedir peki şimdiki durum?
Nice vatan evladının canları pahasına
Kurduğu bu ülke artık bağımsız değil mi yoksa?
Limanlarımızda yabancı gemiler,
Hava alanlarında yabancı filolar.
Vatan hainlerine gösterilen
Bunca itibar neden?
Yoksa yargı da mı bağımsız değil artık?





















Uzun süre anma günleri düzenlediniz benim için
Heykellerimi diktiniz neredeyse her köye
Ama anlatamamışsınız beni
Anlayamamışsınız beni
Birer birer çökertiliyor devrimlerim
İçinizde saklı tutmanız gereken 
Dini açığa vurup kullanır olmuşlar
Askerlerimize dokunmayın demiştim size
İnanın şimdi utancımdan bakamıyorum 
Şehitlerimin yüzlerine
İlimden başka baş tacı olmasın
Gençlerimiz okusun diye
Okullar, üniversiteler açmıştık
Şimdi tüm bunları unutmuş

17.04.2017 (Arzu KÖK)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR