Sen seni bil sen seni...

Fevzi Günenç

Sen seni bil sen seni...

İlk gençlik yıllarımda DP ile CHP arasında ateşli atışmalar oluyordu. Bu ateş alevlerini Gaziantep'te de göstermekteydi.

O zamanlar, toprağı bol olası babam CHP'nin önde gelenlerinden biriydi. Bu önde geliş ona ucuza mal olmadı. Ceremesini "idam istemiyle" 37 arkadaşıyla birlikte aylarca Yozgat zindanlarında yatarak ödedi.

Gaziantep'teki atışmalarda CHP kanadından babam önde gelenlerden biriydi.  Hemen hemen her gün DP'yi yerden yere vuran yazıları yayınlanıyordu yerel gazetelerde.

Nasılsa pek içlenmiş buna Gaziantep'in harami(*) milletvekillerinden Süleyman Kuranel. Babamın yazılarına karşılık olarak kendisi de biri makale döşenmişti. Makalesinin başlığı şöyleydi:

"Kimdir bu Necip Bahri?"

Babam bir harami milletvekilinin hakkını avucuna vermeyeceklerden değildi. Yanıtı şiddetli olmuştu.

"Kimdir diye sorduğun o Necip Bahri, Gaziantep savunmasının önde kelen kahramanlarından cephe komutanı Ökkeş Bahri'nin oğludur, bilmiyorsan öğren Süleyman Kuranel.

Ya sen kimsin?

Gerçi taşçıları küçümsemem ama sen de taşçı Ökkeş'in oğlu olarak, hasbelkader koltuk kapmış bir harami milletvekili, değil misin?

Dağdan indin şehire, şaşırdın mı birden bire? Bırak şu görmemişin oğlu olmuş, tutup çükünü kopartmış ayaklarını. Sus da seni bir şey biliyor sansınlar. Sus da seni adım sansınlar!"

Bunları niçin yazdım?

Eyeydir dikkatimi çeken, eski harami milletvekili Kuranel'e benzettiğim  bir Akepe Gaziantep milletvekili var. Zırt pırt ortaya çıkar, haddini aşan vaazlar verir. Sözüm ona CHP'yi ve CHP'lileri horlar, büyük Ata'mızın kurduğu partinin yöneticilerini suçlar.

Bunun adına günümüzde saray yalakalığı deniyor.

Bir yandan öfkelenirim, bir yandan da acırım bu adama. O kadar çok eğilip bükülür de bir türlü himmetine nail olamaz kaçak saray başkanının.

Yahu insanda biraz merhamet olur. "Bu adam bizim için bir günde 40 dombalak aşıyor. Şuna haydi bakanlık-makanlık vermedik, bari partinin kademelerinde bir makam verelim" denilmedi.

 Ama o ısrarla perende atmaya devam ediyor.

Bir yandan ben de şanssız bir insanım. Bu zat ile bir şölende yan yana bulunmak şanssızlığına eriştim. O zamanlar bu kadar hırslı değildi. Nereden bileyim, adam sandım. Tutup ona kitaplarımı imzaladım.

Ah, ellerim kırılaydı da imzalamaz olaydım. O kitaplarımı geri istemesem bile, hiç olmazsa ilk sayfaya Yazdığım sunum yazımdaki "Sayın" sanını geri istiyorum.

Naçizane bir önerim var bu zata. Olmuyor işte kardeşimi, olmuyor. Ne kadar eğilip bükülsen de verdiğin emek değerlendirilmiyor, sana yüz verilmiyor. O zaman haddini bil, kabuğuna çekil. Atalarımız boşuna söylememiş atalarımız:

"Sen seni bil sen seni..."

 

(*) harami milletvekilliği deyimi, 1957 yılındaki seçim hilesi yapılarak Gazantep'te CHP'nin kazandığı seçimi, DP kazanmış gibi gösterilmesi sonucu oluşmuştu. O zamanki iktidarın Gaziantep'teki uşakları, bu haramiliğin ortaya çıkmaması için, seçim mazbatalarının muhafaza edildiği adliyeyi yakmış, bir çok da canın telef edilmesinin müsebbibi olmuşlardı. Tanrı takrisatlarını bağışlamasın.

2.07.2016 (Fevzi Günenç)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR