REZALET GİDEREK ARTIYOR

REZALET GİDEREK ARTIYOR

Bu ne istismar ve hayasızlık?...

Ülke nasıl bu hale geldi?...

 

Böyle alçaklık, ahlaksızlık ve şerefsizlik olur mu?

 

Neredeyse on beş günde bir, ülkenin bir kentinde çocuklara cinsel istismar haberiyle sarsılıyoruz...

 

Sarsılıyoruz çünkü, böyle bir adiliğe şiddetle tepki göstermemek, yapanlara Allah bin kere belanızı versin diye isyan etmemek elde mi?..

 

Çocuklara istismar ve tecavüz haberlerinin yeri ve kaynağı; sözde din eğitimi veren nasıl kuruldukları ve arkalarında kimler olduğu belli olmayan din kursları oluyor...

 

Kimse şimdi cellallenmeye kalkmasın!

"Vay!.. "Bu adam dinimizi kötülüyor" şeklinde bir itiraz alçaklığına düşmesin!

 

Düşecek olanların, mutlaka bu çirkin olayların arkasında ya da din istismarcısı durumunda ki sözde siyasetçiler ve benzerleri olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz...

 

Ülke bugünkü kötü durumlara, Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk'ün savunduğu ve kitabına isim verdiği "ALLAH'LA ALDATMAK" fiil ve amelleri sonucu geldi...

 

Çocuk istismar ve tecavüzleri neden son 10-15 yıl içerisinde akıl almaz ölçüde arttı?

 

Buradan anlaşılıyor ki, din insanların ahlaksızlıklarını önleyemiyor...

 

Din çoğu zaman kötü niyetli kişilerin ve pek çok siyasetçinin başvurduğu büyük İSTİSMAR konusu olabiliyor...

 

Din hiçbir zaman ahlaksızlığı mutlaka önleyemez...

"ALLAH dine bakmaz., dürüstlüğe bakar." İlahiyatçı Prof. Dr. HÜSEYİN ATAY

 

Şehvetten gözü dönmüş, cinsel isteklerinin esiri olmuş kişiyi din yoluyla ahlaklı kişi durumuna sokamazsınız!..

 

Ahlaksızlık kişinin içselliğinin bir parçasıdır...

 

Ancak, kişinin iyi eğitim alması, bilgili kültürlü olmasıyla cinsel sapkınlıklara düşmemesi mümkün olabilir...

 

Diğer taraftan eğitimsiz, kültürsüz, insanca yaşayabilme olanaklarından uzak kalmış ve dinin kötüye kullanımıyla sapkınlaştırılmış bireyler, bu tür rezaletlere düşmede potansiyel risk gruplarıdır...

 

Ne yazık ki, "dindar ve kindar" nesil yetiştirme heveslisi ve icraatlısı iktidar, durumun vahametini idrak edeceği yerde; hatadan dönme faziletini gösterememekte...

 

Her türlü eğitim ve yaptırım, dayatarak, zorla ve korkutarak sağlanamaz...

Akılcı ve ahlaklı eğitimin yolu, çağdaş değerlere yönelerek sağlanabilir?

 

Çağdaş değerlerin önemini anlayabilmek; ancak çağdaş ve özgür eğitimlerle sağlanır...

 

Kur'an kurslarında, kutsal kitabımızı çocuklarımızın anlamadığı ve papağan gibi ne söylediklerini bilmeden tekrarladıkları metinleri ezberleterek, yücelmeleri ve yükselmeleri sağlanamaz...

 

"KURAN'IN BİR TEK AYETİNİN, TÜRKÇESİNİ OKUMAK, ARAPÇASININ TAMAMINI ANLAMADAN OKUMAKTAN DAHA İLERİDİR."

(Prof Dr. Hüseyin Atay – Kitap "Türk'ün inancı" N.Kemal Zeybek syf: 150)

 

Mesele bu denli açık ve ortada...

Kur'an'da esas olan;

 

"KALP İLE İMAN, DİL İLE İKRARDIR" Y.NURİ ÖZTÜRK

 

Önce kalben iman edeceksin, sonra da dil ile ikrar edeceksin yani ne söylediğini bilecek ve anlamış olacaksın...

 

Buradan şu notu eklemek kaçınılmaz oluyor:

 

KÜRTÇE KUR'AN oluyor da TÜRKÇE KUR'AN neden olmuyor?

 

İnsanlar Kur'an'ı Türkçe okuyarak ve anlayarak ibadetlerini yapsalar daha iyi ve gerçekçi olmaz mı?

 

Kur'an metinlerini anlamadan ve papağan gibi okuyup tekrarlasınlar ki, yönetenler, halkı daha iyi ve kolay, uhrevi hava yaratarak(!) istedikleri gibi yönetsinler...

 

Ne yazık ki, acı gerçek bu değil mi?

 

SONUÇ OLARAK:

 

İstatistiklere göre bugün itibarıyla ülkemizde 20 bin çocuğumuzun kayıp olduğunu anlıyoruz...

 

Neden din kurslarında ve eğitiminin yapıldığı okullarda çocuk istismarlarıyla karşılaşıyoruz...

 

Rezalet daha nereye kadar devam edecek?

 

Son yaşanan bir olayda rezaleti inceleyen, soruşturan Diyanet Müfettişlerinin failleri değil, çocukları kusurlu bulduklarına dair haberi basında üzüntüyle ve şaşkınlık içerisinde okuduk..

 

İddia ve haber doğruysa, durum gerçekten hazin!

 

Allah analarına babalarına sabırlar versin...

3.03.2017 (Burhan Özbey)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR