ÖZGÜR BİR TOPLUM VE UYGAR OLMAK...

Prof.Dr. Levent Seçer

ÖZGÜR BİR TOPLUM VE UYGAR OLMAK...

Okumayan, körleşmiş ve duyarsız toplumlar korkaktır!...Bir kısır döngüdür bu. Okumayan, araştırmayan,hakkını aramayan, daha doğrusu arayamayan toplumlar körleşir. Körleşen toplumlar duyarsızdır. Duyarsız toplumlar ise korkaklığı ve unutkanlığı bir yaşam biçimi olarak benimser hayatlarından memnundur, ve Özgür olmanın anlamını kavrayamazlar bilemezler. Özgür olmayan bir toplum modern hayatın getirdiği adına aydınlık dediğimiz değişimin içinde olamaz !...
 
İspanya da kurşuna dizilen  ünlü şair ( GARCİA LANCA )1936, kurşuna dizilmeden önce son isteğinin ne olduğu sorulduğunda '' Özgürlük yine de özgürlük daima özgürlük'' diye haykırmıştı. Peki Türk toplumu özgür mü? Konuşamayan kendisini yöneteni sorgulayamayan ve korkan bir toplum özgür olabilir mi? Kitap gazete okumanın yüzde 2, olduğu ülkede, kırsal kültürün ortasında bırakılmış bir toplum özgür olmaktan söz edebilir mi? Akıl değerlerinden uzakta kalmış cahil cuhela  eğitimsiz bir toplumun. Akşama kadar uydurma içi boş mistik Tv dizileri seyrederek televizyon başından ayrılmayanların yüzde 80 olduğu bir ülke de  kimin umurunda özgürlük.  Sosyal yaşamdan uzak, ülke ve dünya gündemini yansıtan haber ve gelişmelerden haberdar olmayan bir toplum aydınlığı ve özgürlüğü sorgulayabilir mi?  Tv lerde tek bir kültürel yayına raslamak mümkün değil, sabah akşam  bütün yandaş kanalların toplumu uyutma noktasında sözleşmişcesine yaptıkları programlar ortada, evlendirme, yemek, gelin kızım, güldür güldür, survıvor, mistik masal dizileri, zengin kadın fakir oğlan senaryoları, vurdulu kırdılı korku salan diziler, bütün bu çalışmalar adeta uyuyan bir toplumun cansız heykelini yapmak değil mi? Türk toplumu dünyadaki değişimlerden haberdar değil, kendi geleceğini bile nasıl kuracağını bilemeyen bir toplum, nereye sürüklersen oraya sessizce giden bir toplum. Şimdi böyle bir toplumun özgürlükler nesine. ( ALBERT EİNSTEİN ) '' Evrende iki şey sozsuzdur biri atmosfer diğeri aptallık''  Bugün aptallığı ve uyuşuk bir toplum yaratmayı becerenler sorgulanabiliyormu? 
 
AKLIN YENİLMESİ...
 
Aklın  SOKRATES 'ten sonra kendini yobazlıktan, cehaletten ve hurafeden kurtaramadığını görüyoruz, işte burada asıl gerçek, aklın yok edilmesi özgür kalamaması karanlıkların gök yüzünü tamamıyla kaplaması demek. Özgür olmak özgürlük Atatürk devrimlerine olan inancın içinde yer alan değişimle yaşar. Laik olmanın anlamını bir toplum
ne zaman anlarsa, işte özgür çağdaş bir toplum olmanın anlamını o zaman görmemiz mümkündür. 1996 yılında İstanbula gelen FİDEL CASTRO Habitat zirvesinde  yaptığı konuşmada '' Ben de devrim yaptım ülkemin özgürlüğü adına, ama ben onun gibisini yapamazdım Atatürk'ten başka bir lider aramayın kendinize, kimse kendisini onun yerine koyamaz buna gücü, aklı zekası yetmez ancak kurnazlığı ortaya çıkar oda tükenir'' demişti. Zülfü Livanelli'nin bestelediği PAUL ELVARD'ın sözlerinde yansıyan şiiri EY ÖZGÜRLÜK her şeyi nasılda anlatıyor. Kısacası özgür olmayan bir toplum çağdaş medeniyeti nasıl tanıyabilir yaşayabilir ki? Biz siyaset yapmanın şark kurnazlığını biliyoruz, bunun adına kurnaz siyaset anlayışı demek daha doğru olacak. Parlamento çatısı altında bulunmanın kişisel bir güç gösterisinden başka bir anlamı var mı? bizi yönetenlere sorsanız neden siyaset yapıyorsunuz diye, bunun adını koyacak bir cevapları olamaz, daha doğrusu sadece kürsü de edilen yeminle kalıyor vekillik. Türkiye'de şu anda siyseti sadece tek bir anlayış belirliyor her şeyin adını koyuyor. Bunu felaketleri yaşayan Fransa da kanun benim diyen 14 Lu'i yapıyordu, şimdi  o Fransa tüm dünyaya sekülerizm hediye ederken  tarihi yanlışların acısını yaşıyor. Fransız halkı demokrasi ve reform istiyor. Peki bizim Fransa dan bir farkımız var mı? Konuşamayan, yazamayan, korkan, tüm çağdaş değerlerin paylaşımında yalnız kalan bir sanat adamı bilim adamı özgür mü?  Atatürk Türkiye sine yakışıyor mu gazetecinin yazarın düşünce adamının aylarca yıllarca hapiste tutulması?  Şimdi biz burada özgür olmanın adını nasıl koyacağız acaba? İnsan hak ve özgürlüklerden söz edenler geriye baktıklarında bunun sadece sözde kaldığını görmeliler, İnsanların inancını  sorgulamanın yanında asıl önemlsi eğitimli çağdaş özgür bir toplum yaratabilmek, o zaman Batı'nin demokratik değerleriyle bir arada olabiliriz. Din duyarlılığı konusunda kimseye baskı yapılamayacağı gibi, kimseyi de bu konuda etki altında tutmanın inancın içinde yeri olmadığını bilmeliyiz. Dinsel bir toplum yaratabilmenin çabası içinde olanaların, tanrıya inanmanın yanında Allah'ın inandığı biri olabilmek olduğunu öğrenmeliler. Laikliği yıllarca din düşmanı gibi göstermeye çalıştık, ama cahil bir toplum yaratarak bunu çok iyi işledik. Cumhuriyetin demokrasinin anlamını yok etmeye çalıştık, Atatürk'ü hala yaralamaya devam ediyoruz kirletiyoruz ona küfrediyoruz resimlerini tozlu mahsenlere atıyoruz, ama Türkiye  Cumhuriyeti Devletinin kurucusu olduğunu, çağdaşlığı, aydınlığı, özgür bir toplum olabilmeyı, bize hediyesi olan akıl ve bilimi yok ediyor tüketiyor tarihi unutuyoruz. Ama bunu yapanlar bize tüm bu değerleri unutturanların bilmedikleri bir gerçek var. Atatürk ve devrimleri çağdaşlığın aydınlığın  özgür olabilmenin laik cumhuriyetin asla silinemeyecek adıdır.
 
TÜKENEN ÖZGÜRLÜK...
 
FREEDOM HOUSE raporuna göre Türkiye 2018 yılında özgürlükler noktasında 6 puan geriledi, yani özgür olmayan ülkeler kategorisine düşürüldü. Afrika Cumhuriyeti, Mali, Brundi, Bahreyn, Moritanya, Etiyopya, Venezuela, Yemen, Macaristan gibi ülkelerle birlikte özgürlüklerin azaldığı ülkeler arasında Türkiye. Demokrasinin son yaşanan seçimlerde  görülmediği ve tüketildiğini vurgulayan  Dünya Özgürlük evi raporunda, ''Türkiye her geçen zaman  özgürlüklerden uzak, tüm çağdaş değerlerin yasaklanacağı bir İslam  devleti olmaya  gidiyor'' denildi. İslam devleti vurgulamasında Eğemenliğin kayıtsız şartsız milletindir  ifadesinin değil, eğemenlik kayıtsız şartsız Allah'ındır anlayışının hakim olacağı gerçeğini unutmamak gerek. Böyle bir yapılanmanın içinde Özgürlük değerlerinin yer almayacağı unutulmamalı. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk, ''akıl ve bilim değerlerinin hakim olduğu bir yaşam biçimi içinde, Özgürlük daima adıyla özdeşleşmiş bir halde özgür kalacaktır. Ama ne yazık ki bugün gelinen noktada ''okumuş insan'' oranının ilkokul mezuniyetiyle eşdeğer tutuluyorsa o toplum tükenir ve adeta duyarsız bakar kördür. En acısıda demokrasinin Atatürk'ün laik çağdaş değerlerin cumhuriyetin saldırı altında olduğu bir dönemde, küresel ve bireysel özgürlüğün kendini savunma şansının kalmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bundan sonrasında Türkiye, dünyanın hızla içine sürüklendiği siyasi depremin neresinde kalacağıdır. Biz her şeye rağmen kendi içimizde Özgür bir toplum yaratabilirsek, işte o zaman Batı'nın demokrasi anlayışını değiştiremesek bile ÖZGÜR  ÇAĞDAŞ  UYGAR bir toplum olmanın saygınlığını paylaşabiliriz. Bunun tek yoluda, yobazlığın, bağnazlığın, cehaletin, hürafenin, yanında Aklın Özgür biçimde galip gelmesidir.  Türkiye her şeye rağmen layık olduğu biçimde Atatürk devrimlerinin özünde Çağdaş özgür bir toplum olmaya mecburdur. 
 
Prof. Dr. Levent Seçer
9.12.2018 (Prof.Dr. Levent Seçer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR