Oralarda elim kalem tutacak mı, bilmiyorum. Bu yazı, nasıl bir şey oldu onu da kestiremiyorum.

Oralarda elim kalem tutacak mı, bilmiyorum. Bu yazı, nasıl bir şey oldu onu da kestiremiyorum.

Gazetemizin sevgili okurları merhaba!

İki yılı aşkın bir süredir gazetemizden uzak kalmanın huzursuzluğunu yaşadım. Sorumluluklarımın çok önemli bir bölümünü yerine getiremiyorum endişesini taşıdım.

Biricik oğlumun, canımın içinin, iki yıl süren ızdıraplı hastalık süreci ve onu toprak ananın bağrına teslim edişimiz aşamayacağım bir travmaydı. Gücüm tükendi. Aklımdan endişelendim, özgüvenimi yitirdim. Hâlâ da öyle.

Evlat acısının sürekli kol gezdiği bu ülkede, acımı sizlerle paylaşmak çok bencilce geldi bana ama başka bir şey  anlatacak durumda da değildim. Sonuçta bu acıyı tadan milyonlarız. Kör kurşunlarla, gören kurşunlarla. savaşlarla, hastalıklarla… Ateş o denli çok yere düşüyor ve o denli çok ana yüreği yanıyor ki… Ne ilk’im ne de sonuncusu. Gel gör ki bu yaklaşımı ne beden ne de beyin dinliyor. Onlar kendi sağaltım süreçlerini dayatıyorlar, telkinlerimi reddediyorlar. İstenç tamamen devre dışı.

                                            ***

Bir ay önce Kanada’ da yaşayan torunum, damat oğlum ve kızım, oraya gitmemim hepimiz için sağaltıcı olacağında ısrar ettiler, karar verdiler, bana da uymak düştü.

Gerçekten “Uzun ince bir yol”… Dünyanın bir ucu. On bir saat uçakla yolculuk… Benim gibi iflah olmaz tiryaki için sigarasız on bir saat… Uyku ilacı mı alsam diye düşünüyorum.

Çocuklarımla vuslatın sağaltıcı gücüne inanmak istiyorum. Soluklarıyla soluklanmak. Sorunlarıyla boğuşmalarında destek olmak suretiyle katkıda bulunmak…

Acıyla sevinci, mutluluğu yoğurmayı deneyimlemek...
Yeniden ve yeniden öğrenmeye, düşünmeye başlamak için çabalamak...

Oralarda elim kalem tutacak mı, bilmiyorum. Bu yazı, nasıl bir şey oldu onu da kestiremiyorum. Sizlere “Hoşçakalın, sağlıcakla kalın!” demek,  özür dilemek için ve Atilla Bey’in teşvikiyle.yazdım.

Bunca ayrılığa karşın, gazetedeki köşemi ısrarla boşaltmadığı ve en kötü günlerimde destek olduğu için yöneticimiz Atilla Karaduman Bey’e de teşekkürlerimi iletmek istedim.

Yurt içinde epeyce gezmeme karşın, yurt dışına çıkışımın sayısı bir elin parmağını bulmaz. Eğer  “Görmemişin oğlu olmuş……” demezseniz… Benim  gözüm, beynim oraları görüp de algılayacak dikkati toparlarsa ve aktaracak gücü bulursa, sizlerle izlenimlerimi paylaşmaya çalışacağım. Kim bilir, benim ilgimi çeken şeyler, belki sizinkini de çekebilir. Kendimi şimdiden koşullandırmaya, böylece yazıya dönmeye çabalayacağım.

Barış içinde, sağlıcakla sevgiyle kalınız sevgili okurlar!

24.09 2018-09-24

Vildan Sevil

25.09.2018 (Vildan Sevil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR