Ne Sevinmek Ne de Yerinmek, Uyanık Olmak

Ne Sevinmek Ne de Yerinmek, Uyanık Olmak

Ne Sevinmek Ne de Yerinmek, Uyanık Olmak

15 Temmuz 2016 gecesi.

TV’de darbe gelişmeleri ile ilgili haberleri izliyoruz.

Gerçekleşirse benim yaşamımda, ordunun yönetime dördüncü kez el koyuşu olacak.

Bu darbe, Portekiz’deki Karanfil Devrimi gibi bir girişim olabilir mi?

“Vikipedi, özgür ansiklopedi'den:

Portekiz için önemli bir gün; 25 Nisan
Karanfil Devrimi, (Portekizce, Revolução dos Cravos) Portekiz'de 25 Nisan 1974 günü şiddet kullanılmadan gerçekleştirilen askerî darbedir. Portekiz'in otoriter bir diktatörlükten demokrasiye geçişini sağlayacak iki yıllık bir değişim döneminin başlangıcı olmuştur.”

Benim kuşağımın yaşadığı darbelerde demokrasiye yüzünü dönen tek darbe 27 Mayıs 1960 darbesidir, toplumun demokratik güçlerinin kısa bir süre soluklanmasını sağlamış, sonra ABD’nin dümen suyuna girilmiştir.

12 Mart 1971 darbesi kısa sürmüş, 1973’te görece demokratik bir düzene geçilmiştir. O da ABD’nin izin verdiği ölçüde.

12 Eylül 1980 ise tam bir faşist darbedir ki (Hani ABD’nin ‘Bizim çocuklar işi bitirdi’ dediği) cumhuriyet tarihinde hiç görülmemiş biçimde, en geri ideolojiyi, siyasal İslam’ı, şeriatçılığı bugün ulaştığı noktaya getiren yolu açmış, asvaltı döşemiştir.

Bu satırları yazarken 16 Temmuz 2016 saat 00:38.

Deneyimlerime dayanarak olasılıkları önceliklerine göre sıralamaya, demokrat, ilerici ve sol güçlerle görüşlerimi paylaşmaya çalışacağım.

1) Bu girişim, asla hiç kimsede Portekiz Devrimi beklentisi yaratmasın. Ordu anti-emperyalist, cumhuriyet bekçiliği (!) niteliğini kırıntılarına kadar çoktan yitirmiştir. Eğer bu nitelikte askerler kalmış da onlar bu kalkışmayı gerçekleştirmişlerse ne yazık ki sonları, Talat Aydemir’i hatırlamaya zorluyor.

2) Yolsuzluğun, hırsızlığın her türlü rengine boyananların, ülkeyi kan gölüne, viraneye çevirenlerin, halkı dilenci konuma getirenlerin, kadınların, çocukların en iğrenç biçimlerde istismarını teşvik edenlerin foyaları örtülemez hale gelmiştir. Dinsel, mezhepsel, etnik kışkırtmalar, çatıştırmalar bile erki korumaya yetmez olmuş, yandaşları bile ürkütür hale gelmiştir. Geriye iç savaş yaratmaktan başka umar kalmayınca böyle bir provokasyon akla hiç de uzak değildir. TV’lerin, başkan babanın ve yandaşlarının açıklamalarını canhıraş yayınlamaya başlamaları, muhalefetin hükümeti sahiplenmesi bu öngörüyü doğrular nitelikte diye düşünüyorum. Bu öngörü doğrulanırsa yine olan halka olacaktır.

3) Eğer cunta başarıya ulaşırsa mutlaka yine büyük patronların, onların dümen suyundan çıkanlara haddini bildirme, kendi fabrika ayarlarına döndürme operasyonu olabilir. Bu ayar sırasında başrol oyuncularının değişimi belki söz konusu olabilir.

Epeydir elim hiç kalem tutamazken bu deneyimleri aktarmayı görev bildim dostlar!

Evet biz pek sayın seyirciler!

Aşağı tükürsek sakal, yukarı tükürsek bıyık!

Madem ki bir türlü bir araya gelemedik, demokrasiye, laikliğe, cumhuriyetin kırıntısı kalmış diğer kazanımlarına bile sahip çıkmasını beceremedik, perde aralığından seyre devam.

Meydanları, hava alanlarını boş verelim gitsin.

Ne dersiniz?

16.07.2016 (Vildan Sevil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR