NE MİNARE GÖLGESİ NE POSTAL SESİ... AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE...

NE MİNARE GÖLGESİ NE POSTAL SESİ... AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE...

Darbe girişimi başarısız oldu. Tabi ki darbelere karşı çıktık çıkacağız. Haber alınca ilk cümlemiz "darbeye hayır" oldu. Gece saat 12.00 de sosyal medyada şu notu düştüm:

 

"Darbe girişimi var...
Olsa olsa egemenler - zalimler arasında bir çatışmadır.
Zaten ülkemizde rejim her gün ağır ağır faşizme doğru ilerliyordu. AKP devleti aldığı kötülük mührünü seleflerini aratacak denli hayâsıca mazlumun bağrına basıyordu. Ama şunu biliyoruz ki bu ülkede ordu darbe yapınca göstermelik olarak önce iktidara dokunur sonra solcuları, sosyalistleri, Kürt yurtseverleri katleder. 71 ve 80 darbelerinde ölen de bizdik, katledilen de, zindanlara tıkılan da, sürgünde yaşamak zorunda kalan da.
AKP mi darbeciler mi... AKP mi Fethullahçılar mı? AKP mi milliyetçiler mi... bunlar bizim ikilemimiz değildir.
Al birini vur ötekine..."

 

Saatlerce bilgi kirliliğini süzerek, satır aralarını okuyarak ve farklı kentlerde yaşayan eş dostla telefonlaşarak gerçeğe ulaşmaya çalıştım. Sonra uykuya teslim olup yattım. Sabah 08.00 de Darbe girişiminin başarısız olduğu haberinin kesinleştiğini öğrendim.

 

Sonuç ne oldu: AKP daha da güçlenmiş oldu. Darbeciler Erdoğan ve şürekâsının elini güçlendirdi. Üstüne üstlük bir de camilerden cihat çağrısı yapacak kadar fütursuzlaştılar... Dikkat ettiniz mi sloganları "demokrasi istiyoruz, darbeye hayır" falan değildi. Bir zamanlar eli kanlı faşistlerin solculara saldırırken attıkları sloganlardı.


Grupların bazıları da bildiğimiz linç sürüsüydü... Hatta sosyal paylaşım ağlarında bu tür linç haberleri dolaşmaya başladı.


"Tekbir" bu gün AKP'li faşistlerin - şeriatçıların temel sloganı. Demokrasi, barış, hürriyet v.d. değil. Neden hem faşist hem şeriatçı tanımını kullanıyorum. Zira AKP devleti neoliberalizmin hayâsız bir savunucusu, uygulayıcısı. Muhalefeti zor yoluyla sindirmeye çalışan bu günkü rejimin adı: Yeşil faşizm. ABD ve AB'nin AKP'ye desteğinin nedeni de öncelikle bu neoliberal, yani emek-emekçi düşmanı ekonomik politikayı uygulamasıdır. Kapitalist bloğun önemli bir aktörü olmasıdır.


Şimdi ne oluyor...  Ne olacak... Darbecilerin yenildiği kesinleşince "demokrasi kazandı, parlamenter sistem kazandı" demek yerine "Fetih tamamlandı" diye sloganlar atıldığı duyuluyor. Haklarını yemeyelim İmamlar AKP'ye karşı görevlerini layıkıyla yerine getirdiler. Minarelerden cihat çağrısı yaptılar. Bir zamanlar Diyanet İşleri Bakanlığı'nı kuran, imamlara halkın vergilerinden maaş ödeyen ve bunun değişmesini istemeyen "seküler faşistler" şimdi saçlarını başlarını yoluyor mu bilemiyorum. Biz ise onyıllardır "Diyanet işleri bakanlığı lağvedilsin", "Böyle laiklik olmaz" diye yazıp durduk.


İşimiz zor. filler tepinirken arada çimenler ezildi. Kentleri kasabaları bombaladığı için kahraman diye ödüllendirilen ordu mensupları bu kez meclisi bombaladı. Bomba bu kez adres değiştirince hemen dil değişti. Ordu içine sızan teröristlerden, darbeci paralel yapıdan söz edilmeye başlandı.


Şu ana kadar 1500 gözaltı var. Araya "bizden" de karıştırırlarsa şaşırmayız.
Sonuç itibariyle bir süre daha yakacak ülkeyi, bu yeşil siyasi klima... Bu iktidardan faşist ya da şeriatçı ordu - polis darbesi ile kurtulamayız. Ülkenin tüm ezilenleri, ötekiler, emekçiler, baldırı çıplaklar, "çapulcular" birleşik – örgütlü bir mücadele vermeden kurtulamayız.

 

AKP devleti tarafından yarı açık cezaevi haline gelen ülkemizde prangalar daha da çoğalacak. Biz de direnmeye, "özgürlük ve eşitlik" demeye devam edeceğiz. Başka çaremiz yok.

 

16.07.2016 saat: 08.30

Not: Acil olduğu için konuşur gibi doğaçlama yazdım. Olası tekrarlar için hoş görün.

 

16.07.2016 (Adil OKAY)

Yorumlar (2)

Yorum Yaz
sizi kim ne yapsın be siz gidin fetö yü savunmaya devam edin darbe gününe kadar yaptığınız gibi...
.16 Ağu 2016 09:57:12
biz sizden ne zaman kurtulacağız acaba
...19 Tem 2016 20:36:48

DİĞER YAZILAR