MÜLTECİ  Mİ ?  MİSAFİR Mİ ?

MÜLTECİ Mİ ? MİSAFİR Mİ ?

Mülteciler Haklar Merkezi hafta sonu ,Türkiye'deki mülteciler ve diğer adı ile misafirler sorunlarını masaya yatırarak,çeşitli bölgelerden gelen gazetecilerle bu sorunları tartıştılar.



Gaziantep'ten Devhaber ve Güncel gazetesinden Murat Güreş ile birlikte katıldık.



Mülteciler merkezi adına Oktay Durukan "Son beş yıla baktığımız zaman çok önemli adımlara atıldı hakkını teslim edelim. Bundan sonra artık Türkiye'ye sığınan bu insanların, uzunu vadeli olarak Türkiye'de kalabileceği tezinden hareketle daha da cesaretli daha da ileri adımlar atılması gerekiyor. O noktada işte kamuoyunun bu sığınma olgusunu, Türkiye'nin önündeki seçenekleri daha izlemesi lazım. O noktada kamuoyunun, toplum kesimlerinin, siyaset aktörlerinin nabzını en yakından tutan gazetecilerle, böyle bir toplantı yaptık. Bugün gelinen noktayı nasıl görüyoruz. Hem sığınma meselesinin zorluklarını ileriye yönelik durumlarda nasıl yaparız, hem de insanlara nasıl en etkili şekilde anlatırız ona yönelik çalışma yapıyoruz. Sığınma meselesini yönetmek için artık Türkiye'nin uzun vadeli politikalar oluşturmak zorundadır." Dedi. Genel hatları ile sorunları gazetecilerle paylaştı.



Murat Güreş " Suriye den çıkan iç savaştan sonra Halep'te muhaliflerin olduğu bölgede 4-5 gün kaldım. Savaşın gerçek yüzünü orda gördüm. Değişik bölük pörçük gruplar kendi bölgelerinde Suriye Devletine karşı savaş veriyorlardı. Öso içinde barınan değişik gruplar zaman uzadıkça bölünmelere başladılar. DAEŞ (ışid) çok küçük bir gruptu. ElNusra ve daha marjinal olan grupların içine girerek büyüdüler. Değişik arap ülkeleri ve Türkiye'den aldığı destekle durdurulamaz hale geldiler. Bir taraftan asker diğer taraftan Daeş baskıları Suriyeli insanları göçe zorladı. T.C Hükümeti de Suriye savaşına en direk şekilde karışarak, sınır kapılarını açarak Hatay,Gaziantep,Urfa bölgelerinde çadıkentler kurdu. Bu çadırkentlere misafir mülteci olarak kabul ettiler. Sayı günler geçtikçe çoğalınca çadırkentler yetmeyince Türk halkının içine aldılar. Entegre sorunu yaşanınca,Türk halkı ile Suriye halkı arasında husumetler yaşanmaya başladı.Bunun önüne geçmek isterken geçici kimlik vererek disiplin altına almak istediler. Bu kaos ortamında sınırda hala gerginlikler yaşanıyor. Son günlere kadar sınır kapıları açık, istedikleri gibi girip çıkıyorlardı.Işid den dolayı kapılar kapandı,sınırdan geçişler zorlaştırıldı. Afad ve Kızılay kişi başına 85.ooTl veriyor, her türlü masrafları devletimiz tarafından karşılanıyor.Bununla yetinmeyen Suriyeli'ler çadırkent baskısından kurtulmak içinde dışarıda ev tutup yaşamaya çalışıyorlar. Buda mülteci mi misafirler mi ? sorusunu gündeme taşıyor. 2,5 – 3 milyon Suriyeli'nin durumları ne olacak merakla bekliyoruz." Dedi.



Ali vefa YURDAL " meslektaşım M.Güreş'e katılıyorum. Çoğu zaman birlikte çıkıyor birlikte tespitler yapıyorduk. Sınırın her iki yakasını doğru özümlemeye çalıştık. Sınır koridorumuz yol geçen hanı gibi kullanılıyor. Gaziantep merkezinde Suriyeli üç ana grupta yaşıyorlar. Birincisi çadırkentler, ikinciler varoş (kenar ) semtlerde ve üçüncüler lüks tabir edilen semtlerde yaşıyorlar. Sanayi olarak özellikle ayakkabı ve hizmet sektöründe iş yapıyorlar. Maddi gücü olan işyeri açıyor, olmayanlar da hizmet sektöründe ucuz maliyetli işçi olarak kullanılıyorlar.



Bir de bunun siyasi boyutu var.Suriye içinde yer alan Kürtler,Ermeniler, Süryaniler Araplar ve Türkmenler yaşıyor. Suriyeli sunni olan mültecilere farklı yaklaşılırken, Kürt sığınmacılara daha farklı yaklaşım sergiledi Türk Hükümeti. Buda bölgede mülteci (sığınmacı ) lar arasında eşitsizliği getirdi. Irak'tan gelen sığınmacı Ezidi lere günlerce kapı açılmadı. Aynısı Kobani de yaşandı. Bu sığınmacılar sadece sınır bölgeleri değil Türkiye'nin her iline yayıldı. Düşünüyorum bu kadar eşitsizliği ve dağınık mülteci sorunu nasıl çözülecek ?



DHA İzmir bölgesinden gazeteci arkadaşım anlattı, Ege sınırında ölmemek için ölüme nasıl gittiklerini. Özellikle Bodrum ve Çeşme bölgelerinden Avrupa'ya kaçamaya çalışıyorlar. Bir takım mafya oluşturulmuş, bu oluşumun içinde hep Suriyeli insanlar var. Kendi vatandaşlarını para karşılığı ölüme yolluyorlar. Botlar çok zayıf, can yelekleri merdiven altı tabir edilen yerlerde Suriye uyruklu kişiler tarafından üretiliyor. Çok büyük rantların olduğu o bölgede, kaçma olaylarının % 80 ölümle sonuçlanıyor. Bu da gösteriyor ki savaşın rantları her alanda var.



Zaman Gazetesinden bir meslektaşımız Almanya da yaşana mülteci sorununu anlattı.sığınmacı kabul edildiğin de devlet öncelikle güvenli alan çadırkentlere yerleştiriyor. Her aileye 1,600 euro yardım parası veriyor. Çocuklarını en yakın okula yönlendiriyor, öncelikle Almanca'yı öğretiyor,okula adaptasyonu sağlanıyor. Özellikle ailelere maden işletmelerinin olduğu yerlede yerleştiriyor orda iş imkanını sağlıyor. Türkiye de sığınmacılara eşit bakılmadı,Devlet olması gerektiği yerde olmadı,olmaması gereken yerde oldu.



Urfa ipekyol gazete sahibi Mustafa Arısüt arkadaşımızda Urfa daki Suriyeli'lerin sorunlarını anlattı.Genelde benzer sorunlar. Suriyeli lerin genelde Almanya değil Hollanda' yı tercih ediyorlar. Almanya'da Türk varlığının baskısından Hollanda'yı tercih ettiklerini belirtti.



Ana hatları ile Türkiye'de ciddi anlamda Mülteci sorunları var. Bu sorunlar oldu bittiye getirip bir iki kanunla geçiştirilmemeli. Sivil toplum kuruluşları, sınırda olayları gözleyen gazeteciler ve siyasi kuruluşlardan fikir alınarak doğru çözüm yolu bulanabilir.



Burdan Mülteci Hakları Derneği değerli yöneticilerine ve çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Ülkemiz içindeki Mülteci sorunun kamu oyuna açtıkları için. Bu toplantıların sıkça ve sınır illerinde yapılmasını öneriyorum

20.01.2016 (Ali Vefa Yurdal)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR