MİNE KIRIKKANAT BU KADAR GERİCİ VE BU KADAR CAHİL MİYDİ?

MİNE KIRIKKANAT BU KADAR GERİCİ VE BU KADAR CAHİL MİYDİ?

Mine Kırıkkanat, bir yazısında "Kürtler, 1000 yılda 1000 kitap dahi yazmamışlar", "Kürd dilinin asla özgün bir alfabesi olmamıştır"...  diye yazmış. Türk kökenli bir yazar olarak Mine Kırıkkanat beni utandırdı. "Valla billa tüm Türkler bu kadar cahil değil, tüm Türk yazarlar bu kadar izansız değil" demek de benim gibilerine kaldı.

 

Öncelikle söyleyeyim, Mine hanım, "Fransızların asla bir alfabesi olmamış" dese de aynı tepkiyi verirdim. Zira kırılan pot eşdeğerdedir. Fransızca veya Türkçe nasıl özgün - ayrı bir dilse, grameri ve alfabesi varsa, Kürtçenin de var.  Yani Kırıkkanat'ın söyledikleri epistemolojik olarak da, etimolojik olarak da yanlış. Biraz tarih bilgisi olan, siyaset biliminden biraz anlayan bir yazar bunları söylemez, yazmaz. Söylerse de ona en hafifinden "cahil" sıfatını yakıştırma hakkımız doğar.

Tabi geçmişte de para ve/veya kariyer için resmi tarihe çanak tutan, adlarının başında prof, yazar gibi unvanlar olan yalakalar da bu ve benzeri tezler ileri sürmüşlerdi. Hatta kimileri daha da ileri gitmiş, Kürt yoktur... diyecek kadar pervazsızlaşmıştı.

 

Yıllar önce elime Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın gizli bir kitabı geçmişti. Muhtemelen Mine Kırıkkanat bu tür yayınlardan beslenmiştir diye düşünüyor ve kitaptan bir bölüm paylaşıyorum:

""Dağların yüksek kısımlarında, tepelerde yaz ve kış aylarında erimeyen karlar vardır. (...)Bu karın üzerinde yürüyünce, ayağını bastığın yer içeriye çöker ve "kırt-kürt" diye ses çıkarır. İşte bu sese izafeten sıkışmış kara – yatkın kara Kürt veya Kürtün denmektedir. (...) Kürtçe konuşma lisanı 7000-7500 kelime toplamından ibarettir. Bunun 4000 kelimesi Orta Asya'dan getirilen öz Türkçe kelimelerdir. 3000 kelimesi Arapça ve Farsça, 300 kelime İbranice, 100 kelimesi Ermenice ve diğer mahalli lehçelerdir. " (Türkiye'de Yıkıcı ve Bölücü Akımlar. Yayın 1. Hizmete Özel. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ankara Basımevi.1982.)

 

Yukarıda okuduğunuz satırlar bir şaka, geri zekâlı bir adamın uydurması değil, KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI'nın 1982 yılında yayınladığı, "Türkiye'de Yıkıcı ve Bölücü Akımlar" adlı kitabın 43. Sayfasından yaptığım bir alıntıdır. Kitabın girişinde "Hizmete özel -askeri personele aittir- ve aksi davranış gösterenler hakkında kanuni kovuşturma açılacaktır." yazmakta. Eh ben askeri personel olmadığım için bu ibretlik - tarihi belgeyi paylaşmayı görev bildim.

 

Bir süre önce Bülent Arınç da bu kitaptaki tezlere ve Mine hanıma paralel sözler etmişti. O dönem Erdoğan'ın sağ kolu olan Arınç'ın "Kürtçenin bir eğitim - bilim dili olmadığını, olamayacağını" buyurması üzerine, AKP kurmaylarının tek kaynağının bu kitap olduğuna hükmetmiştim. Dikkat ediniz bu gün, 1980'lerde olduğu gibi kimse Kürtçe diye bir dil yoktur diyemiyor, zira artık mızrak çuvala sığmıyor, Kürtler de susturulamıyor. Ne diyor Arınç, "Kürtçe, bir eğitim –bilim -ilim dili olamaz" diye buyuruyor. Ee Mine hanım da bunu daha kibarca yapıyor. Bunların alayı 12 Eylül faşist cuntasının 'kutsal kitabını', özellikle yazının başında alıntı yaptığım bölümü dolaylı olarak referans gösteriyor. Ama artık Mahmut Esad Bozkurt döneminde yaşamıyoruz. Dil bilimcileri gerçekleri yazıyor. Bu gerçekler de artık daha kolay olan iletişim sayesinde bize kadar ulaşıyor. Ve tabi Kürtler de yasaklardan dolayı geri bıraktırılan Kürtçenin geliştirilmesi için harıl harıl çalışıyorlar. Kürtçeyi gözümüze gözümüze sokuyorlar. İyi de yapıyorlar.

 

Söylemeden geçemeyeceğim, evrensel değerleri, laikliği, insan haklarını savunduğunu iddia eden Mine hanım neden W, Q, X harflerini kullandılar diye hapse atılan, yargılanan Kürt yazarlarını, aydınlarını savunmadı, neden Kürtçe konuştukları için linç edilen işçiler hakkında yazmadı – yazmıyor merak ediyorum. Tabi konuyu da dağıtmak istemiyorum.  Bu da ayrı bir yazı konusu olsun.

 

Buraya kadar yazdıklarımı Aso  Zagrosi'den bir alıntıyla besleyeyim sonra devam edeyim:

 

"25 mart günü Radikal gazetesinin yazarlarından Mine G. Kırıkkanat, "içte hain, dışta kahraman" adlı   bir makalenin ilk bölümünü yayınladı... Mine G. Kırıkkanat makalesinde (...) önce Kürdlerin X,Q,W harflerine ilişkin ısrarlarından hareketle Kürdlere, Kürd tarihine, Kürd kültürüne karşı tam bir cehalet örneğini ortaya seriyor...

 

Mine Kırıkkanat, söz konusu harflerle ilgili tartışmalar olduğu zaman diyor: "içimden acı acı gülerek sormak geldi kendilerine: 'Be kardeşim, senin alfaben mi vardı? Kürd dilinin özgün alfabesi vardı da, kullanman mı yasaklıydı? Be güzel kardeşim, senin soydaşlarının kaçta kaçı iks, ku ve dabıl yu okurda X,Q,W yazar?" Mine Xatun, yazısının devamında ise "Kürd dilinin asla özgün bir alfabesi olmamıştı" diyor.

 

Birincisi; "Kürdlerin asla özgün bir alfabesi olmadı" söylemi kuyruklu bir yalandır....

Kısmen Kürdlerle teması olan   her hangi biri, Kürdlerin eski dinleri olan Êzidîliğin kutsal kitapları "Mestefa Reş" ve "Cilwe"nin   Kürdçe ve özgül bir alfabe ile yazıldığını bilir... Bu eserlerin 11 ve 12 yüzyılda   Şêx Adî veya Şêx Hesen tarafından yazıldıkları bilinmektedir..   Siz, Paris'te kalıyorsunuz ve fransızca biliyorsunuz. Roger Lesco'nun"Enquête ser les Yezidis", Beyrout 1938, sayfa 32-44 bakınız.... (...) Kürd yazarlar, 16,17,18,19'uncu yüzyılda Mecnun ile Leyla'yi onlarca defa Kürdçe yazdılar...19. yüzılda   Kürdçe şiir ve tarih eserlerini veren Mesturexan   Ortadaoğuda kadın olarak bir ilki gerçekleştirmiştir...

 

Kürd tarihçi, etnolog   M.M. Beyazidi'yi onlarca Kürdçe eseri, 1860'da Türklerin hışmından kurtarmak için, Rusya'nın Erzurum Konsulosu Alexander Jaba'ya teslim ediyor...

Beyazidi, Şerefname'yi farsça'dan Kürdçeye aktarıyor ve Kürdçe haline Jaba'ya veriyor...

Mine Xatun 1600'lerde   Elî Termuxî "Kürdçe izahlı Arapça grameri" yazıyor.. Bu kıtabıda yine Beyazidi kurtarmıştı...

 

(...) Mine Xatun; Nazım'ın "ışıklar ve devrimler" şehri dediği,   24 saat   uykuya dalmayan   Paris'te   Çetin Altan abimle birlik olduğunuz dönem, her halde o sizi "İrani" ya da sofistlerin diyarına   götürmüştür.   Hafizî Şîrazî, Camî ve belki de biraz geç saatlerde ve biraz serxweş (pardan sarhoş) Omer Xeyam'dan (pardon, Heyam ) Mevlana'dan Yunus Emre'den dörtlükler okumuştur.

(...) Suriye Kürdleri, hiç bir zaman Arapça alfabeyi kullanmadılar.. 1930'lardan beri Suriye Kürdleri latin alfabesiyle yazıyorlar... Latin alfabesini ise o alanda yerleştirenler, geçen yüzyılın ilk yarısında Türklerin terörinden kaçıp, Suriye'ye yerleşen Kürdçe ve latince "Hawar" ve "Ronahî" dergilerini çıkaran Botan Kürd prensleri Mîr Celadet ve Mir Kamuran Bedirxan oldu...

 

Rusya Kürdleri, 1930'da latin harfleriyle haftalık "Reya Taze" gazetesini çıkardılar.."

( ASO ZAGROSİ, AX MİNE... MİNE XATUN TÜRK IRKÇILIĞI KANA(A)TINI KIRMIŞ!, http://zagrosname.com, 9 Mayıs 2016)

 

Alıntı uzun oldu. Ama gerekliydi. Doğruluğunu teyit edip paylaştığımı da söyleyebileceğim bu yazının bütününü okumanızı öneriyorum.

 

Sonsöz mü? Üzülüyorum tabi. Entelektüel olarak bilinen bir yazarın bu açmazına. Hiç mi diyorum bir dönem birlikte yaşadığını söylediği Çetin Altan'dan feyiz almamış. Dil bilimi okumamış. Bu kadar mı gerici ve cahil olunur. Nasıl olur da, -söz konusu Kürtler olunca- Bülent Arınç'la, MHP ile 12 Eylül'ün eli kanlı generalleriyle aynı safta buluşulur...

 

09.05.2016

okayadil@hotmail.com

10.05.2016 (Adil OKAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR