“KUŞLAR HAYAL DEĞİLDİR”

“KUŞLAR HAYAL DEĞİLDİR”

Aşağıda okuyacaklarınızı sizlerle paylaşıp paylaşmamakta epeyce ikircimlendim. Bir annenin ellerinden kayıp giden oğulcuğunun ardından böyle durumları herkesle paylaşması ne denli doğruydu?

Yoğun  sevgi, derin acı yumağının arasından filizlenen gurur ve onur duygularına bir teslimiyet miydi? Onu yaşatmak mıydı? Bir doktor, daha da önemlisi insan mı insan bir doktor olarak onu topluma sunmanın yaratacağı örnekleme miydi paylaşmak? Yoksa unutmaktan korkmak mıydı? Bilemiyorum.

Bu duygu yoğunluğunu çözümleyemeden iç sesimi dinledim. O “Paylaş” diyordu. “Bu duyguları yaşayanların da sesi olmalısın” diyordu.

Oğulcuğumun gidişinden sonra Facebook’tan beni bulan analizan ya da görüşmecilerinin bir kaçı  ile  acılarımızı,  anılarımızı paylaştık. Beni bulanlarla hemen ilişki kurmak istiyordum. Onlarla oğlumu yeniden tanıyordum. Mesleki yaşamından hiç söz etmezdi ki…

Şimdi paylaşacaklarım ise bir analizan ve psikiyatrist- psikanalist ilişkisine bir nebze de olsa ışık tutacak nitelikte.

Her şey Anıl’dan gelen bir mesajla başladı:

“Merhaba Vildan Hanım, Ben oğlunuzun 11 yıldır analizanıydım.

Altı aydır içimde oluşan boşluğu, yani o gittiğinden beri  (Hastalık döneminde Saltuk Bey'e moral olması adına her gün mesaj ile bir şiir gönderiyordum. Ona sunduğum bu küçük antoloji için çok kez teşekkür de etmişti.)  yine şiirlerle, insanlarla, sevgiyle kısaca yaşam adına ne varsa onunla doldurmaya gayret ediyorum.

Çok zor olsa da onsuz bir yaşamın içinde dönüp duruyorum, çevremde bir yerdeymiş gibi içsel konuşmalar yapıp, yolculuklara çıkıyoruz.

Dün gece yazdığım bir şiir vardı Saltuk Bey için. Olsaydı bugün çoktan paylaşmış olurdum o da okumuş olurdu. Ama yok değil mi artık? İzninizi almadan bu şiiri şimdi sizinle paylaşacağım. Çok özlediğinizi biliyorum. Ben de çok özledim. Sanırım onu tanıyan herkes onu çok özlüyor. Öylesine iyi bir insandı ki o... Onsuz artık her şey olduğundan da zor.

 Hoşçakalın.

 

KUŞLAR HAYAL DEĞİLDİR

 Gümüş renginde iki kanat

Saltuk’a

düştü gözlerimden.

Avuçlarımdan süzüldü

Son gerçekte

. Bir kuş öldü

 Dün gece.

Rüya değil, hayal değil.

 Yokluğunun provasıydı,

Boğazıma dizilen dizeler

Bir şiire yol olmak istercesine.

 İhmal etmedi kuşlar beni

 dün gece de.

Sorguya çektiler var oluşumuzu

Ölüme gebe kalışlarımızdan

. Kuşlar… Ah Kuşlar!...

 Rüya değil,

hayal hiç değildiler.

Yokluğunun son provasını da

 dün gece bu şiirle yapıp

gittiler.

 Onlar da mı sana benzediler?

Giderek ve

 dönmeyerek...

Anıl Şahin”

 

Bu mesaj, arkadaş olmayanlardan gelen mesajların bulunduğu kutuya düşmüş. Oraya pek bakmam. Çok geç gördüm ve çok üzüldüm. Anıl’la  yazışmaların ardı geldi ve yayınlamak için iznini istedim. Sağ olsun izin verdi ve yazı doğdu.

“Merhaba. Mesajımın size ulaşmasına çok sevindim. Adımı da vererek şiirimi paylaşabilirsiniz. Ve inanın bu beni çok mutlu eder.

Saltuk Bey'le on bir yıl boyunca çok değerli bir yolculuğu paylaştık. Kızım Saltuk Bey için "Dükkanında yaşayan adam" derdi daha 3-4 yaşındayken. Duru'nun yani kızımın doğumundan sonra karşılaşmıştık. Şimdi 12 yaşında bir kız oldu.

Duru ile tutuyoruz yasımızı. Mezarlığa da gidiyoruz beraber. Çiçekler alıp dikiyoruz. Miyazaki’nin filmlerinden birinin adı ile de seslenirdi Duru Saltuk Bey'e. " Totoro" derdi. Sarılırlardı sonra gülümseyerek. Hep bundan bahseder Duru. “Sıcacıktı hep” der. Doğru her anlamda ve her zaman sıcacıktı.

Şimdi anlardan, anılardan bahsederek evimizde, her yerde bizimle olmaya devam ederek, bizi ısıtmaya ve aydınlatmaya devam ediyor.

Seansa ilk başladığım hafta 2. veya 3. görüşmemizde bir rüya görmüştüm. Seansta bundan bahsedebileceğimi söylemişti. Rüyamda 7-8 yaşlarında bir erkek çocuğunun yanında, askerlerin ve polislerin hapishane gibi bir yerde nöbet tuttuğu ve insanların sokağa çıkma yasağı olan bir dönemde annesini ve babasını aradığımızı gördüğümü anlattım. Onları oradan çıkarmasına yardım edeceğime söz verdiğimi söyledim. Rüyayı yorumlamamı istediğinde bir anlam çıkaramadığımı söyledim. Saltuk Bey'de sessiz kaldı. Yorum yapmadı.

Beş yıl sonra biz analizde yol aldığımız ve benim hazır olduğumu söylediği bir gün, bu rüya üzerine tekrar konuşurken buldum bizi. O güne kadar “Beni benden iyi tanıyorsun” derdi yüzündeki gülümseme ile. Anlam veremezdim.

Bir analisti bir  analizan  nasıl ondan iyi tanıyabilirdi ki?  Sonra rüyadaki çocuğun kendisi olduğunu anlattı bana. En büyük kırılma ve en büyük yolu aldığımı da anladım o gün. O yüzden terapi ilişkimize hep yolculuk diyorum.

Kusura bakmayın uzun uzun yazdım. Nedense bu rüyayı sizin de duymanızı istedim. Çünkü bu rüyanın bir parçası da sizsiniz.

İyi akşamlar. Sevgiler, selamlar…”

Sevgili Anıl Şahin’e, oğlumdan bir nefes gönderdiği, onu yaşattığı için yürek dolusu teşekkürlerimi iletmek, sevgilerimi yollamak isterim.

 

30.12.2018

Vildan Sevil

 

30.12.2018 (Vildan Sevil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR