KÜRT BELEK' LER

KÜRT BELEK' LER

"Her halk gibi ne yazık ki Kürtlerin de, bizi sırtımızdan hançerleyen hainleri var," dedi, iç geçirerek.

            Beni Cizre'deki evinde sıcak bir konukseverlikle karşıladı.

            Devlet güçleri bir öğle vakti evini topa tutmuş, ailesinden beş kişi; oğlu, kızı, annesi, babası ve kardeşi parçalanarak can vermişler, kendisi de ağır yaralanmış.

            Kasvetli bakışlarını yerden kaldırmadan, duru bir Kürtçeyle tane tane konuşuyor.

            Erken bir ihtiyarlık çökmüş orta yaştaki bedenine. Kar beyazı saçlarında siyah tek bir tel yok, çatılmış kaşları ve bıyıkları da öyle, bembeyaz.

            Esmer yüzüne yaz güneşinde kavrulmuş bir kayanın sertliği oturmuş. Karnına çektiği dizlerinin üstünde sımsıkı birleştirdiği parmakları, yaralı bir kartalın demirden pençelerini andırıyor.

            Yüreğindeki kor ateşi soğutmak istercesine art arda iç geçirerek...

Sokağa çıkma yasağı sırasında Cizre' de yaşanan can pazarını anlatıyor uzun uzun.

            Sohbetimize geçmiş ve bugünkü işbirlikçi Kürtleri konuşarak devam ediyoruz.

            "Bunlar makam ve para için karılarını ve kızlarını bile satarlar," diyor.

Tayyip Erdoğan' ın bastığı yerleri öpecek kadar alçalan AKP tetikçisi bir Kürt milletvekilinden söz edince, karnına yumruk yemiş gibi kasılıyor.

Yüzünde bir iğrenme ifadesiyle, "Onu televizyonda her gördüğümde, gençliğimin Belek adındaki sokak köpeğini hatırlıyorum," diyor.

Gözleri çaprazındaki televizyona kayarken, "Belek, soyuna düşman bir köpekti," diye devam ediyor. "Annesi onu hangi köpekten peydahlamıştı, hangi kayada doğurmuştu, bilen yoktu!

Belek, köyün köpekleriyle sonu gelmez kavgalara tutuşurdu. Her boğuşmada kahverengi benekli beyaz tüyleri kanlar içinde kalır, ama yine de sataşkan huyunu terk etmezdi.  

Onu gören köpekler bir maraz çıkmasın diye yollarını değiştiriyorlardı.

Köpekler dünyasında vebalı muamelesi görüyor, arkadaşsız, yalnız ve mutsuz bir hayat geçiriyordu. Bu, kendi soyuna düşman oluşunun bir cezasıydı.

Köyün sokaklarında sünepe sünepe dolaşırken...

Kim ona bir parça ekmek verirse, onun kapısında havlıyordu."

Dert küpü Cizre' linin anlattığı bu Belek hikâyesi kulaklara küpe olacak türdendi, hainler ancak bu çarpıcılıkta anlatılabilirdi!

Sömürge ve ezilen halklar, ihaneti diğer keklikleri avcının tuzağına düşüren evcil keklikler üzerinden anlatırlar.

Bana kalırsa Belek adlı köpek, işbirlikçileri tanımlamada daha da etkili bir metafordur.

Kim bir parça ekmek verirse, onun kapısında havlayan köpekler...

Kürt BELEK' LER...

30.03.2018 (Mahmut Alınak)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR