Kuran’a göre darbe suçluları idam edilmeli mi, yoksa edilmemeli mi?

Kuran’a göre darbe suçluları idam edilmeli mi, yoksa edilmemeli mi?

15 Temmuz’da tüm Türkiye olarak yaşadığımız alçakça darbe girişiminin ardından 240 vatandaşımız ülkemizi hainlerin eline teslim etmemek için kahramanca şehit düştü. Binlerce vatandaşımız da gazi oldu. Darbe şehitlerimizin ardından yine idam konusu gündeme geldi. Peki Kuran’a göre darbe suçluları idamla cezalandırılmalılar mı, yoksa müebbet hapis cezası mı almalılar?

Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği uyum süreci dolayısıyla idam cezası Türkiye’de de kaldırıldı. Fakat son yaşadığımız darbe kalkışmasının ardından şu anda Türkiye’de “idam istiyoruz” diyen sesler oldukça çoğaldı. Bu yüzden bu önemli konuyu Kuran’la açıklamakta fayda var. Kuran’da kısasa karşı kısas ile ilgili şu ayetler bildiriliyor:

Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım görmüştür. (İsra Suresi, 33)

Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı). Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azap vardır. (Bakara Suresi, 178)

Biz onda, onların üzerine yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır. (Maide Suresi, 45)

Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız. (Bakara Suresi, 179)

Kuran’a baktığımızda Rabbimizin hep affedici olduğunu, insanların da Rabbimizin affediciliğine sürekli sığındıklarını görüyoruz. Ayetlerde Allah “kısasta sizin için hayat vardır diyor ama bağışlamanız daha hayırlıdır” diyor. “Eğer suçlu olan kişiyi bağışlarsanız bu sizin günahlarınıza kefarettir” diyor. Başka bir ayette de bildiğiniz gibi “bir kişiyi öldüren bütün dünyayı öldürmüş hükmündedir” diyor Allah. Yani sonuç olarak o kişi ahirette mutlaka hakettiği cezayı alacak, Allah’ın adaleti ile buluşacaktır. Mümin ise burada hep “daha hayırlısını” seçmek durumundadır. Yani öldüren kişiyi öldürmeyi değil de daha hayırlı olan bağışlamayı seçmek durumundadır.

Sonuçta affetmek mü'minin şamndandır. Zira Cenâb-ı Hak affetmeyi, bağışlamayı çok sever. Hattâ Berat gecesinde Hz. Aişe "Ya  Resûlallah, bu gece nasıl bir dua edeyim ki Rabbim  beni bağışlasın?" diye sorduğunda, Resûlüllah ona: "De ki, Allah'ım sen çok affedicisin, affetmeyi çok seversin, beni de affet..." diye tavsiyede bulunmuştur. Kardeşlerinin Yusuf Peygamber'e yaptıkları bütün kötülüklere rağmen (kardeşleri de Hz. Yusuf’u öldürmeye kalktılar) durum açıklığa kavuşunca Yusuf Peygamber'in onlara af ölçüsünde söylediği şu söz elbetteki çok anlamlı ve mis­al teşkil edicidir: "Size karşı bugün azarlama ve başakakma yok­tur. Allah sizi bağışlasın, affetsin. O rahmet edenlerin en çok merhametlisîdir."

Biz Kuran’a göre bizim için Allah tarafından “daha hayırlı” olanı seçmek durumundayız. Bu yüzden darbe suçluları da idam edilmemeli, onlar Allah’ın adaletine teslim edilmelidir. Bir insan idam edildiğinde onun dünya hayatı tamamen bittiğinden tevbe etme ve kendisini düzeltme hakkı da elinden alınmış olur. Halbuki bu insanlar müebbet hapisle cezalandırılabilirler ve orada tevbe edip kendi durumlarını düzeltebilirler. Orada Kuran okuyup namazlarını kılarlar. Onları cahil halleriyle alel aceleye asmanın bir anlamı yok. Mümin daima Kuran’a göre af yolunu benimsemeli ve karşısındakini islah etmeye çaba göstermelidir. Bu yüzden devlet de burada da büyüklüğünü göstermeli. Tıpkı Hz. Yusuf’un kardeşlerine yaptığı gibi darbe suçluları da (durumlarını düzeltmeleri Allah’tan istenerek) müebbet hapisle cezalandırılmalıdır.

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez. (Şura Suresi, 40)

Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Araf Suresi, 199)

9.08.2016 (Erkan Arkut)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR