John Berger'i uğurlarken

John Berger'i uğurlarken

John Berger'i kaybettik... Duydunuz mu?

 

Başta ressamların, fotoğrafçıların, şair ve yazarların başı sağolsun..


Berger'i okumadan sanatçıların bitmeyen eğitimi yarım kalır...
Onun Romanlarından başlayıp, "Görme biçimleri"yle devam etmeli...

 

O benim ve benim gibi yüzmilyonlarca insanın sanat eğitimine katkı sunmuştu. kılavuz olmuştu. Nasıl mı? kitaplarıyla... Gösterdiği yeni "görme biçimleriyle"

Yılbaşı katliamına, linç girişimlerine duyduğum üzüntü ve öfkeden onun anısına birşey yazmadığımı fark ettim.

 

"Berger’in ölümünü İngiliz Oyuncu ve Yazar Simon McBurney, şöyle duyurmuştu: “Dinleyici, şair, ressam. Rehberim. Filozof. Arkadaş. John Berger bu sabah bizi terk etti. Şimdi her yerdesin.”

 

Bianet'ten Ayşegül Sönmez'in ifadesiyle: "Berger hayata, sanatın her türlüsüne duyduğu iştahıyla çok özeldi. Statükocu değil, hep yapan’dan, insan’dan taraf oluşuyla da..."

 

Diyar Saraçoğlu da JohnBerger'i anarken, onun İsrail’e karşı boykot çağrısını desteklemek için 2006'da The Guardian'a yazdığı bir yazıyı çevirmiş:

Yüksek sesle konuşmalıyız – John Berger

"Önemli olan, seçtiğimiz protestoları birlikte gerçekleştirmemiz ve yüksek sesle konuşmamızdır, böylece bizi temsil ettiklerini iddia edenler tarafından sürdürülen suç ortaklığının sessizliğini kıracağız ve böylece sözün özü ortak eylemimizle, yakın tarihli olaylardan dolayı dehşete düşmüş ancak öfkeyi etkili bir biçimde anlamlandırma fırsatı olmayan çok sayıda insanı temsil edeceğiz."

 

Diyar'ın çevirdiği yazıdan yaptığım bu alıntıyı bizim ülkemize de uyarlayabiliriz diye düşünüyorum.

 

Ve nihayet onun "Neredeyiz" adlı makalesinden bir bölüm paylaşıyorum. Bu gün yaşadıklarımıza ışık tutacağını düşünerek:

"İnsanlar her yerde –çok farklı koşullarda– kendilerine "Neredeyiz?" sorusunu soruyor. Bu coğrafi değil, tarihi bir soru. Neler yaşıyoruz? Nereye sürükleniyoruz? Neler kaybettik? Güvenilir bir gelecek öngörüsü olmaksızın yaşamaya nasıl devam edeceğiz? İnsan ömrünün ötesine uzanan bir tahayyüle sahip olma kabiliyetimizi nasıl yitirdik?

 

Tuzu kuru uzmanlar yanıtlıyor: Küreselleşme. Postmodernizm. İletişim Devrimi. İktisadi Liberalizm. Tümü palavra, baştan savma terimler. Kaygıyla sorulan, "Neredeyiz?" sorusuna uzmanların ağızlarının içinde yuvarlayarak verdiği yanıt, "Hiçbir yerde!
(...) Bu despotluğa karşı muhalefetin her türü anlaşılabilir. Onunla diyalog kurmak imkânsız. Bizlerin insanca yaşaması ve ölmesi için şeylerin adının doğru konulması gerekli. Sözcüklerimizi yeniden sahiplenelim.

 

Bunlar karanlıkta yazıldı. Savaşırken kimsenin yanında değildir karanlık, oysa sevişirken birlikteliğimizi güçlendirir. "

 

Sonsöz olarak,

Evrensel Gazetesi'nde yayınlanan "John Berger: Evet, hâlâ Marksistim..." başlıklı makaleden bir alıntı yapayım: "Yazar ve Düşünür Berger, kendisine sorulan “Hâlâ Marksist misin?” sorusuna yanıt olarak “Evet ben, başka şeylerin yanı sıra, hâlâ Marksistim” diyor. Yanıtın yer aldığı metnin başlığı “Mekânla İlgili On Not.” Haziran 2005’te yazılmış. Bu yanıtı verdiğinde ise 79 yaşında. Sorunun yanıtını yazmadan önce, dünyanın “acılı” coğrafyasında bize hızlandırılmış bir gezi yaptırıyor. Bu coğrafyanın içinde Selimiye de var. Nâzım ve şiirleri de var. Hapisteki Nâzım’ı ve Nâzım’ın sevdasını anlatıyor. Başka sevdaların yanı sıra...."

 

John Berger'i saygıyla anıyorum.

05.01.2017 (Adil OKAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR