İLETİŞİM KAZALARI

İLETİŞİM KAZALARI

Merhaba, bunu okuyan sevgili dost; 

Bugün, az önce, eski bir arkadaşımla 1 saat 45 dakika süren bir telefon konuşması yaptım.Dile kolay, 1 s. 45 dk.!Sağ kulak pide gibi olunca sola alıyorsun telefonu, sol olunca sağa, yine de konuşulabiliyor o kadar. Dene bak, oluyor.:))


Yaklaşık 13 ay kadar sonra ilk kez aradı bu arkadaşım. 13-14 yıllık bir geçmişimiz olan; hani ‘ruh gibi’ denilemese de yakın sayılacak bir arkadaş.
Bazen Güzin Abla gibi hissettiğim oluyor kendimi. Onun kadar saçma sapan sorularla karşılaşmıyorum elbet ama nedense, derdini anlatmak için beni seçenler az değil. Hani, benim hayatım gül gibi olsa anlayacağım da… Neyse, o onların sorunu…:))))


Efendim, o son konuşmada, yani bir yıl kadar önce, kavga etmedik ama fena halde bozuştuk o arkadaşla.

Sevgilisiyle yaşadığı ağır bir durumu anlatmış, ne yapması gerektiğini sormuştu. Ben de “Ben olsam…” diye başlayan düşüncemi söylemiştim kendisine.Vay efendim, hiç öyle yapılır mıymış, nasıl önerirmişim böyle bir şeyi, vs.. vs…

Yahu sen sordun, ben de kendi fikrimi söyledim. Mecbur değilsin ya benim dediğimi yapmaya…Yok, anlatamadım çünkü dinlemeden bağırmaya başladı, ben de çaresiz, “Tamam, sonra konuşuruz,” deyip kapattım telefonu.

Çok kızmış olmakla birlikte aradan biraz zaman geçince yine arardım, merak da ediyordum gelişmeleri, ama yapamadım.Nedeni, yaptığı hatayı anlayıp onun beni aramasını beklemekti biraz.Belki de asıl neden, onun bir dahli olmasa da dolaylı olarak yol açtığı başka bir durumdu. İkisi birden ağır gelmişti galiba.

Bu tartışmadan sonra öyle canım sıkılmıştı ki o hızla oturup çok sevdiğim, değer verdiğim birine olan-biteni anlatmaya kalktım. Amacım hem boşalıp rahatlamak, hem de insan ilişkilerinin böyle eften-püften nedenlerle dağılıp gitmesinin saçmalığını, kimsenin ve elbette bizim de böylesi saçmalıklara hiçbir zaman ve koşulda düşmememizi dilediğimi anlatmaktı.

Gel gör ki aynı gün içinde ikinci darbe:Daha girizgâhtayken, bu sefer de bu dostum konuyu kendi üzerine alınıp bir hışım girişti bana.“Yahu, anlattığım/anlatmak üzere olduğumun seninle bir ilgisi yok,” dememe kalmadı.Bir günde iki kayıp.

İlki, yokluğu öyle fazlaca eksiklik yaratacak bir arkadaş değildi. Özünde iyi biri, iyi de bir arkadaş, severim kendisini, ama arkasından karalar bağlayacak kadar bağlı da değildim doğrusu ona. Hayatımda var olmasını elbette isterim, ama olmamayı yeğliyorsa da çok çabalamam.

Sonunda tekrar aramasına sevindim, kimseyi yok yere kaybetmemeli insan.Ama ikincisi…İşte o gerçekten çok üzdü beni.Belki de haklıydı o çıkışı yapmakta kendince, belki ben ilk cümleleri asıl maksadımı belirtecek biçimde kuramamıştım, bilemiyorum. Yani o durumun nedeni ben de olabilirdim, sonradan böyle düşündüğümü açıklamaya çok çalıştım, ama…Sonuçta ciddi bir iletişim kazasıydı işte. Hâlâ onarılamamış hasarları olan bir kaza. Ve bir gün onarabilmeyi hâlâ umduğum bir kaza.


İşte böyle, birini neredeyse unutmuş, diğeri içinse hâlâ, her gün içimin sızladığı bu iki kaybın üzerinden bunca zaman geçti ki “Zırrr!” bir telefon.Ve o 1 saat 45 dakikanın ardından sonuç:İki adet pide gibi kulak, üç kupa dolusu kahve, sayısı belirsiz sigara ve içtenlikle dilenen bir özür…Yaşadıklarına gelince, benim önerimle de harmanladığı bir tutum takınmış, şimdi mis gibi bir ilişkileri varmış sevgilisiyle… Buna da çok sevindim tabii.


Aman, bu, “Bak, ben ne akıllıyım,” falan demek değil. Sevgilisi olan adamı o kadar da tanımıyordum zaten, içgüdüm bana aynı durumda ne yaptırırsa onu önermiştim sadece.Bu gibi meselelerde aklın pek de kıymet-i harbiyesi olmadığını zaten biliyoruz.İçgüdüler her zaman işe yarıyor mu dersen… Ona da hayır da, ne bileyim işte…:)


Bunu hemen oturup yazma nedenimse, galiba bugün çalan o telefonun bende yarattığı sevinç ve umut tazelenmesi.Karşındakinin ne dediğini, onu neden söylediğini, bir tepki söz konusu ise onun hangi koşullar yüzünden öyle verildiğini anlamak, zamanı geldiğinde en ağır hasarları bile onarabiliyor.Araya zaman girince gözüne giderek daha zor geliyor insanın, bu doğru, ama niyet iyiyse er ya da geç gereken yapılabiliyor ve elbette iyi anlaşılıyor.


Bugün bunu bir kez daha gördüm, çok sevindim.


İşte böyle...


Sevgiler…

 

.

21.03.2015 (Lale Dilligil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR