İKTİDAR VE DENETİMSİZLİK

İKTİDAR VE DENETİMSİZLİK

AKP iktidarı döneminde; hemen her konuda şüphe, yanıltma, denetimsizlik, hesap vermeme gibi olgulara dayalı iddialar, her daim gündemde oldu...

 

Denetimsizlik ve denetimden kaçmak; iktidarın adeta başta gelen özelliklerinden biri oldu...

 

İktidarın aldığı her kararın altında; "acaba bunun altında gerçekte ne yatıyor" kuşku ve düşüncesi; sürekli yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor...

 

İktidar, hiçbir zaman kamuoyuna açık ve şeffaf davranış ve uygulamalar içerisinde olmadı...

 

Varsa yoksa ilk hedefleri, Atatürk ilkelerini ve devrimlerini ortadan kaldırmak ve bir şekilde Ulu Önder Atatürk'ün kurmuş olduğu cumhuriyeti bitirmekti...

 

İktidar hiçbir zaman, yasal denetimlere açık olmamış ve sürekli ülkenin kamu denetim kuruluşlarından, (Örneğin Sayıştay'dan) ısrarla uzak kalmıştır...

 

Sayıştay'ın siyasi iktidarların gerekli ve etkin denetim kuruluşlarının başında gelmekte olduğu bir gerçek...

 

Ancak AKP iktidarının özellikle son yıllarda Sayıştay raporlarını Meclis denetimine tabi tutmadığı bilinmekte...

 

"Kontrolsüz güç, güç değildir" söylemi ve sloganı, hiç kuşkusuz anlamlı ve yadsınamaz bir gerçektir...

 

Denetimsiz iktidar gücü; her zaman mutlak felaket demektir...

 

Diktatörlüklerde, "tek adam" rejimlerinde; hiçbir zaman yapılan işlerin kamu eliyle denetimi söz konusu olamaz, olmaz!...

 

Meksika atasözünde denir ki:

 

"Denizde bulunan rüzgarın emrine tabidir."

 

Bir ülkede hangi tarz yönetim varsa; halk zorunlu olarak o yönetimin idaresine tabidir...

 

Şayet bir ülkeyi diktatör yönetiyorsa; hiç tartışmasız, diktatörün boyunduruğu altında yaşamak kaderdir, çiledir, mecburiyettir...

                                                                                                          

Hiçbir diktatör ve tek adam, ülkesine huzur, istikrar, barış kardeşlik ve zenginlik getirmemiştir!...

 

Her diktatörün ve "tek adam" ın ülkesinde, her daim; baskı, hukuksuzluk, kan ve gözyaşı olduğu gerçektir...

 

AKP iktidarı sanki 15 yıldır ülkeyi tek başlarına yönetmiyorlarmış gibi, ülkeye istikrar, huzur gelecek, işsizlik sona erecek, insanların yüzü gülecek vs. diye nutuklar atıyorlar...

 

Peki 15 yıl tek başına yönettiğiniz ülkede neden istikrar yok, niçin insanların yüzü gülmüyor da tam tersi hemen herkes asık surat geziyor ve yaşıyor?

 

Başkanlığa aday Sayın Cumhurbaşkanı'nın bugünkü icraatlarına baktığınızda, yarına ışık tutacak şu uygulamasına ne denir?

 

Yurt dışı gezilerinde uçağına aldığı gazetecilerin tamamı yandaş gazeteci diye nitelenen gazeteciler grubundan oluşmakta...

 

Neden böyle ayrımcılık yapılıyor?

 

Bugün böylesine bir ayrımcılık ve adaletsizlik yapan Cumhurbaşkanı, yarın tek adam olarak tüm yetkileri elinde toplayan başkan konumuyla, akıl almaz ölçüde ayrımcılık ve adaletsizlik yapmaz mı?

 

Öbür yandan...

Almanya'nın toplantı ve konuşma özgürlüğüne yaptığı darbe, hemen her gün tabi ki içinde bulunduğumuz Referandum sürecinde; iktidar tarafından "HAYIR" cılara açık açık ve her gün yaşatılırken...

 

Ülkenin yönetenleri, nasıl haktan, hukuktan ve düşünce özgürlüğünden şikayet edilebilir ki?

 

Hayırcılara yapılan engeller, baskılar hatta tehditler her gün aleni biçimde yaşanırken, evetçiler için ülke adeta güllük gülüstanlık kılınıyor...

 

Denetimsizliğin, yani denetimden kaçmanın açıkça yaşandığı bir ülkede hiç kimse çıkıp ortaya iktidar adına, hukuk ve fazilet dersleri vermeye kalkmasın. Gülünç olur. Oluyorlar da!...

 

9.03.2017 (Burhan Özbey)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR