Hasta tutsak Zeliha Bulut'un yeni mektubu / Adil Okay

Hasta tutsak Zeliha Bulut'un yeni mektubu / Adil Okay

“son çıkan yasa kapsamında hasta tutsaklar listesinde olduğumdan numuneye sağlık raporu için birçok bölümün kuruluna çıkarılmak için gidişlerim oldu. Resmen burnumuzdan getirmek için her şeyi yaptılar. Sabah buradan çıktık. Evrim’le, evrim varis ameliyatı olmuş bir ay geçmişti. Evrim gitti. Giriş katında muayene yerinde asker çıkmadığı için dördüncü kattı sanırım oraya çıkarmışlar. Doktor oraya çıkmamış. Hemşire dikişlerini almış o kadar. Halbuki evrimin ağrıları-hissizlik sorunu vardı. Bense saat 9 da oradaydık 4 de kadar ringde bekletildim. Asker kelepçeyi açmadı.”



ZELİHA BULUT

KADIN KAPALI HAPİSHANESİ

SİNCAN- ANKARA



“Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere

Tatlı su göllerine akamıyorum

Yüzüm, yüreğim deprem dalgası

Bu gül kıyımlarına bakamıyorum

Her şeyi bir türküdür bağrımda

Her öfke bir ağıt

Ağıtlar kuşatmış dört yanımı

Kendi türkülerimi haykıramıyorum”





Adil Merhaba!

Ne kadar zaman geçmiş size yazmayalı! Yaz bitiyor…

Bazen zaman insanın içinden akıyor ve müdahalede bulunma durumu ne kadar az oluyor, olamıyor da.

Sınavlar bitti. 3. Sınıfa geçtim. Birinci dönemden istatistik zorladı. Hiçbir şey anlamadığım gibi zamanımı da bitirdi. İstatistik ve Antropoloji’den kaldım. 2. Dönem derslerinden 1. Sınıfın dersiyle toplam 11 dersten girdim sınava bir derse çalışacak zamanım kalmadı. ... Sosyoloji tarihinden kaldım. İstatistik hayatımın içinde bugüne kadar hiç görmediğim, bilmediğim bir ders. Yardımcı kitabım geç geldi. Bu dönem halederim. Yine Sembolik Mantık ve Bilim felsefesi çok zor! Ben düz lise mezunuyum. Mantık-felsefe derslerini görmüştüm. Ama sembolik mantık zor, soyut bir ders. Çok çalıştım. Resmen inat ettim. Şimdi zihnimi geliştirdiğini olaylara bakış açımın farklılaştığını hissediyorum.

Sonra sevk dilekçesi verdim. İlkin disiplin cezasını gerekçe gösterdiler ikincisinde ise (Bakırköy ve Gebze’ye yazmıştım) bu suç grubuna göre yer yoktur yanıtını verdiler. Oysa Gebze’de arkadaşlar kalıyor ve bana yer var dediler. O kadar heybetli de değilim ki J
Aile için maddi manevi külfet oluyor. Üzüldüler! Ailemde sevk dilekçesi vermişti. Babam artık yolculuk yapacak durumda değil. Annem ara ara gelebiliyor. Kardeşlerim evli ve görüş günüm Çarşamba izin alamıyorlar. Sizin anlayacağınız arada arkadaş görüşçüm Ruken gelirse şanslı sayıyorum kendimi. Şimdi Ruken, Resmiye’nin arkadaş görüşçüsü oldu. Vasisi de bakalım ikimize gelebilecek mi? Nasıl gelecek?

Onun dışında son çıkan yasa kapsamında hasta tutsaklar listesinde olduğumdan numuneye sağlık raporu için birçok bölümün kuruluna çıkarılmak için gidişlerim oldu. Resmen burnumuzdan getirmek için her şeyi yaptılar. Sabah buradan çıktık. Evrim’le, evrim varis ameliyatı olmuş bir ay geçmişti. ... alınacak kontrol olacaktı. Evrim gitti. Giriş katında muayene yerinde asker çıkmadığı için dördüncü kattı sanırım oraya çıkarmışlar. Doktor oraya çıkmamış. Hemşire dikişlerini almış o kadar. Halbuki evrimin ağrıları-hissizlik sorunu vardı.

Bense saat 9 da oradaydık 4 de kadar ringde bekletildim. 4 de ringden çıkarıldım Nörolojiye götürüldüm. Asker kelepçeyi açmadı. Zaten saatlerce ringde, o sıcakta havasızlıkta ter içinde kalmışım, dakikalarca askerle tartış. Sonunda doktora da söyledim. Lütfettiler! Doktor bana ülkenin başbakanı kim dedi. Bende 7-24 TV ekranında bağırıp çağıran bir adamı tanımayan var mı? Dedim J sonra o vakitte bölümler kapatıldığı için gerisin geri ringe!

Tam bir komedi! Sabah beni revire çağırdılar, şaşırdım. Salı günüydü bizim revir günümüz pazartesi acil bir şey olursa dilekçeye acil ibaresi düştüğümüzde çıkabiliyoruz. Gittim ve gardiyanın dün dahiliyede kan ünitesi kapanmıştı “Zeliha, tüpleri aldım kanını buradan alacağız, numuneye ben götüreceğim” dedi. Şok oldum! (14 Temmuz 2014 numuneye gitmiştim)

Bende, bu saatlerce neden bekletildiğimi neden böylesi bir inisiyatif kullandığını, bu sıcakta kanın nasıl inceleneceğini… Vs. tartıştım. Kabul etmedim. Numuneye gittiğimde vereceğimi belirttim.

Daha sonra gittiğim tüm bölümlerde aynı sorunu yaşadım. Asker kelepçeyi açmamak için diretti. Doktorlar pasifti tartışma sırasında bilinçli olarak bekleyip tavır koydu. Kadın Doğum bölümündeki kadın içler acısıydı. Özel bir muayene askerlerin arasında sorularına yanıt vermemi bekliyor. Anlattım mız mız, ne olacak ki, kadın hapishanesinden gelenler sorun çıkarıyor. Bende bir kadın olarak askerlerin arasında beni muayene etme girişimini gayri insani bulduğumu, etik olmadığını. Ayrıca muayene olma talebimi iletim. Zar-zor asker çıktı muayene oldum. Yani her adımı bıkkınlık yaratmak ve gelmeyelim diye hep özel uygulama!



Ben inadına gittim. Yaşadıklarımı İHD’ye, TTB, ceza tevkif evlerine yazdım. Hepsi zaman istiyor. Üstüne üstlük, sevk dilekçesi yazdım diye.



Onun dışında Soma’dan sonra Şengal katliamı yüreğimizi yaktı! Seyrederken zorlanıyoruz. Acıları seyretmek ayrıca insanı yıpratıyor. Yardım edebileceğimiz ne varsa yolladık. Yine de rahat değiliz. Düşünüyorum da halkların kardeşliğini nasıl kavrıyoruz? Rojava komutanı; “Makarna istemiyoruz” deyip ciddi eleştirilerde bulunmuştu.



Hasan Mantıcı’nın kitabını okuduktan sonra dönüp çağımızın devrimcilerine bakınca insan utanıyor! Arkadaşlar mahalleyi yasaklarken o dönem arkadaşlar savaşa katılıyor. Kitabı yeni bitirdim sayılır. Çok etkilendim. Şu eksik bu eksik demeye gerek yok. Adı üstünde günce. Ve ne iyi olmuşta kitaplaştırılmış. Ben duymuştum Filistin’e gidildiğini o kadar! Ayrıntısında bir şey bilmiyordum. Zeynep’in yazdıkları çok çekiciydi! Nasıl imrendim. Kadınlar daima daha militan ve direngen. Ve Hasan Mantıcı neler yaşamış. Ona rağmen yılmamış. Onur duyulacak bir yaşam. Gündem de ölüm haberini okuyunca duygulandım. “Neden?” dedim “Neden?” ben kitabı okuyup değerlendirmesini yapacaktım. Üzüldüm.

Sonra, kitabı alır almaz teşekkür kartı yazdığımı ihmal etmediğim için sevindim.



Kategorize etme kavramı tartışılmalı bence. O zaman Ortadoğu halkların yaşadığı ülkemize dolan İŞİD’lilere karşı birlikte omuz omuza olabilirdik. İŞİD orta doğuda ki önceki yıllarda yaşanılan halk ayaklanmaların potansiyelini kırıp geçirmek için barbarca geliştiren “modern” çağın taşeron gücü. Hedef halkların gelişen mücadelesi.



Şimdi Evrim ve Sevcan’la kalıyorum. Evrim, numuneye ameliyat sonrası gitti. Varis lazerle ameliyat edilirken sinirlerini kesmişler. Hissizlik hissetmesi ondanmış! İlaç verdiler. 1 ay sonra kontrole gidecek.

Resmiye ve Deniz’i teklilere aldılar. İdare onları iki ay 4 saat havalandırma “hakkı” verdi. Gözleyeceğiz öyle demişler. İki arkadaş da burada yıllardır yatıyor ( Yanımızda F1’de erkek arkadaşlar da tekliye alındı hemen dört saat havalandırma hakkı uygulamışlar) iki ay sonra şimdi Resmiye ve Deniz’i birlikte ve 2 saat sabah havalandırmaya çıkarıyorlar. Diğer teklide ki kadın arkadaşlar, Didem (cepheli), Muhabbet (ESP), Zeyno hewal dört saat birlikte çıkıyorlar öğle sonu. Yine Resmiye ve Deniz’i kütüphane ve spora ayrı-diğer arkadaşları ayrı çıkarıyorlar. Gözleyeceklermiş! Gerekçe bu! Sohbet hakkı da bu arkadaşlara uygulamıyorlar. Zeyno ve Muhabbet, Deniz iki gün 9-12 saatleri arası resim kursuna gidiyor. Burada Didem’in dışında Sevcan, Sevda, Gönül, Derya arkadaşlar var. Üyelikten hükümlüler, sadece sohbete çıkıyorlar. Ve diğer etkinliklere çıkmıyorlar. Ve bu arkadaşlar kendi aralarında sohbete yıllardır kendi arkadaşlarıyla çıkıyorlar. Didem ağırlaştırılmışların orda, üçü üst katımızda Sevcan da burada dört arkadaş birlikte sohbete çıkıyorlar. Ben ve Evrim hewallere yıllardır sohbete çıkıyoruz. (spora da)

Adil, senden bir ricam var. Eğer zamanın varsa tabii. Yoksa mühim değil. Kız kardeşim aradı bulamadı. Bitlisi Ermeni bir ailenin çocuğu olan Willam Soryan diye bir edebiyatçı var. Katliamdan ailesinden kurtulanlar ABD göçüyor. William ABD üniversite de hocalık yapıyor. Onun edebiyat tarzı kendi adıyla ders olarak işleniyor. Geçtiğimiz yıl Lusin Dink onunla ilgili belgesel çekti. Malatya film festivalinde ödül aldı. Bu yazarın kitapları nedeniyle yaşarken Pulitzer’e ve Nobel’e aday gösteriyor. William S. red ediyor!

Bu yazarın kitaplarını almak için para biriktirdim. Tek isteyim adres! Adresini bulamıyorum hemen satın almak istiyorum!

Kitapları : “ Yaşayanlar ve Ölüler”

“Cesur Delikanlı”

“ Nefes al Nefes ver”

“ Gönlüm Yaylalardadır”

“ Hayatımın Günü”

Bu yıl;”Hayatımın Komedisi” isimli romanı da yayınlandı.

Kitaplarını alabileceğim yayın evi /kurum adresi, hesap no'su olsun hemen yollayıp alacağım.

Harçlığımı biriktirdim, Agora-iletişim katalog adresi olsa kitap almayı planlıyorum ama maalesef bekliyorum. Ama William S. okumazsam sanki eksik kalacağım gibi hissediyorum. Siz yoğunsunuz olmazsa sorun değil. Ben hep aramaya devam edeceğim.

Şuan idarenin kütüphanesinden “Yaşamından şiir ve Hakikat” isimli Goethe’nin otobiyografisini okuyorum. Çok kalın 15 gün süre veriyor kendi kitapları için. Ben bitiremedim ek süre verdiler. Bitirip vereceğim. Bir arkadaşımın hediyesi olan Charlotte P. Gilman (otonom Y.) Kadınlar ülkesi kitabına bayıldım. Harika! Mutlaka okuyun derim.



Şimdilik bu kadar.

Sevgiyle

Zeliha

22.09.2014 (KONUK YAZAR)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR