Hammurabi kanunları bile daha insaflı

A. Mümtaz İdil

Hammurabi kanunları bile daha insaflı

Paris’te, Louvre Müzesi’nde siyah bir dikilitaş üzerinde tarihin ilk kanunları yazılıdır. Babil kralı Hammurabi’ye ait bu kanunlar, bundan yaklaşık 3 bin 800 yıl önce yazılmıştır.

Babilon topraklarının yani günümüz Mezopotamya bölgesinin tarihin o döneminde dünyanın merkezi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira bu tüm peygamberler bu topraklardan çıkmıştır, cennetin Dicle Fırat ırmakları arasındaki bu verimli topraklarda olduğuna inanılır ve çok daha önemlisi tarihin devletler arası ilk ittifakları, ilk anlaşmazlıkları ve ilk kurnazlıkları bu döneme rastlar.

Hammurabi henüz başa geçmeden, Mezopotamya topraklarının en büyük krallığı Mari devletidir. Mari Krallığı Fırat’ın ortalarından şimdiki Habur’a kadar uzanan geniş bir toprak kümesine sahipti. Savaşçı bir ırktı ve Yahdun-Lim liderliğinde bir çok savaş kazanmıştı. Ancak oğlu Sumu-Yaman babasını öldürüp de Mari Krallığı’nın başına geçince işler değişti. Sumu-Yaman yönetimde başarılı olamayınca, Şamşi-Adad MÖ 1796’da Mari’yi ele geçirip Yukarı Mezopotamya Krallığı’na kattı. O dönemden günümüze kalan belgeler içinde en önemlisi de Hammurabi’nin “kanunları”ydı.

Bu neden şimdi önemli ve neden gündeme getirdim?

Orta Doğu ülkelerinin biraz da kaderinden veya bulunduğu coğrafyanın getirdiği “heyecanlı iklimden” kaynaklanan bir hareketlilik söz konusu olsa gerek, dünyanın o dönemdeki en büyük uygarlıkları bu topraklarda konuşlanmış (bilindiği kadarıyla elbette).

NE DENLİ ADİL VE KOLLAYICI OLDUĞUNU BELİRTMEK İÇİN ÖVGÜLÜ ÖNSÖZ

Mezopotamya Krallığı, bölgenin süper gücü durumundaydı. Yukarı Mezopotamya Krallığı’nı Şamşi-Adad adında biri kurmuştu ve kendi varlığıyla krallığı içi içe geçmiş durumdaydı. Yani hemen herşeye hakim olan Şamşi-Adad’ın ömrü kadar sürecek bir krallıktı Yukarı Mezopotamya Krallığı. Bu da şunu göstermiştir tarihçilere: Tek adam rejimlerinde devletlerin refahı, güçlü kralların yaşamlarıyla sınırlı kalmakta, “tek adam” öldüğünde, devlet tamamen savunmasız biçimde başka devletlerin istilasına hazır hale gelmekteydi.

Nitekim krallığın tek hakimi Şamşi-Adad, sık sık oğullarıyla dalaşıyor, tahtın varisi olarak gördüğü oğlu Yasmah-Addu’ya sık sık “azarlayıcı, aşağılayıcı” mektuplar yazıyordu (bu mektuplar, Mari bölgesindeki kazılarda bulunmuştur).

Şunu yazıyordu Şamşi-Addad oğlu Yasmah-Addu’ya:

“Ne diye tek tel sakal yok yüzünde? Ne zaman evinin idaresini ele alacaksın? Ağabeyinin koca koca orduların başına geçtiğini görmüyor musun? Artık sen de kendi evinin, kendi sarayının idaresini ele al!” (Hammurabi, Marc Van De Mierrop, Çev: Bülent O.Doğan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. Basım, s. 5)

Hammurabi kanunlarında bilindiği kadarıyla Hammurabi’nin kendini övdüğü uzun bir önsöz bulunmakta. Bu övgünün gerekçesi ise, kendi koyduğu kanunların ne denli adil ve kollayıcı olduğunu belirtmek için olduğu sanılıyor.

ERDOĞAN VE AKP HÜKÜMETİNİN KOYMAYA ÇALIŞTIĞI KANUNLARLA AYNI!

Yapısal olarak Hammurabi’nin koyduğu kanunlar ile, bugün Erdoğan ve AKP hükümetinin koymaya çalıştığı kanunlar (ya da Anayasa), aynı içerikte görülebilir. Örneğin, Hammurabi Kanunları’nda “kısasa kısas” cezası uygulanıyor. Bu daha sonra önce Tevrat’ta, daha sonra da yazılı olarak veya değil Müslümanlık’ta geçerli bir uygulamadır. Şöyle yazıyor kanunda: “Eğer bir adam, bir adamın oğlunun gözünü kör ederse, onun gözünü de kör edeceklerdir. Eğer bir adımın kemiği kırılırsa, kemiğini kıracaklardır.” (age., s.100)

Kırbaç cezası da o dönemden Müslümanlığa geçmiş gibi görünüyor: “Eğer bir adam, rkendinden daha büyük (üstün) olan kimsenin yanağına vurursa, sığır kuyruğundan bir kamçı ile kalabalığın önünde 60 defa kırbaçlanacaktır.” (age., s.101)

Hammurabi Kanunları’nda ceza çok büyük önem arz ediyor ve kanunların ilk maddelerini bunlar oluşturuyor: Mal, hayvan ve insan hırsızlığı, köle ticareti, haneye tecavüz ve soygun gibi suçlar özel maddeler halinde yer alıyor ve hemen kanunların ilk başında yer alıyor. Daha sonra halkın “mülkü”nü koruma altına almayı hedefleyen kanunlar var. Toprak kiralama, meskenle ilgili düzenlemeler vb., ardından da mali düzenlemeler geliyor: Borçlar, faiz oranları, malların korumaya alınması veya emanete alınması.

Daha sonra ise sosyal yaşamla ilgili kanunlar geliyor: Evlilik, miras, aile mülkiyeti, boşanma, hizmetçilik, kocanın öldürülmesi, ensest ilişkiler, evlat edinme ve çocuklarla ilgili haklar vb...

Kanunlar köle ticareti, öksüzlerle ilgili maddeler, hayvan, araba, gemi kiralama işlemleri, görevi suistimal, son olarak da köle sahipliği yer alıyor.

Aslında tarihin ilk yazılı kanunları olarak bilinen Hammurabi Kanunları’nın tarihin ilk kanunları olmadığı da söylenir. Daha önce de bazı krallıklarda benzer listeler (kanun hükmünde kararname benzeri) çıkarılmış ve uygulamaya konulmuştur.

HAMMURABİ KANUNLARI’NIN BİLE ÇOK GERİSİNDE

Hammurabi’nin ele geçen kil tabletlere bakıldığında üç oğlunun ismi geçiyor. Daha fazla çocuğu var mıydı, bilinmiyor. Muhtemelen vardı. En büyük oğlunun tahtın varisi olduğu yazıtlarda ortaya çıkıyor, ama büyük olasılıkla tahta geçemeden (zira Hammurabi 43 yıl tahtta kaldı ve bu süre içinde oğlu büyük olasılıkla öldü) ortalıktan kayboluyor ve Hammurabi ikinci oğlunu varis olarak görüyor. Ancak en küçük oğlunu da tahta hazırlamak için işgal ettiği Mari topraklarına gönderiyor.

Hammurabi Kanunları, dönemine göre ilerici ve kollayıcı kanunlar olmakla birlikte, daha çok da Hammurabi’yi ve ailesini gözeten maddeler de içeriyordu. Tahtı asla bırakmayacağını düşünen Hammurabi soyu, kendini bu kanunlarla güvenceye almış ve devleti bu kanunlarda yaptığı “kendine yakın” değişikliklerle yönetmiştir. Hammurabi Babil krallığının tek hakimidir ve tek otoritedir. Sözleri de kanun yerine geçmektedir. Etrafındaki Yukarı Mezopotamya Krallığı, Mari Krallığı ve Elam Krallığı ile kurnazca ilişkiler kurup, biri ile (örneğin Elam için Mari Krallığı ile) ittifak yapıp, daha sonra da Mari Krallığı için Yukarı Mezopotamya Krallığı ile ittifak kurarak birbirlerine kırdırmayı başarmıştır.

Şu kadarını söylemekle yetineyim: 16 Nisan’da referanduma sunulacak olan yeni anayasadaki çoğu madde, Hammurabi Kanunları’nın bile çok gerisinde kalmakta ve tek adam rejimini Hammurabi yetkilerinin de dışına çıkarmaktadır.

19.02.2017 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR