Hamdoş Dayı Mine Urgan’ın ayakkabısını nasıl giydi ! S.Süreyya Önder Ne Dedi.

Atilla Karaduman

Hamdoş Dayı Mine Urgan’ın ayakkabısını nasıl giydi ! S.Süreyya Önder Ne Dedi.

Hamdoş Dayı’yı ( Hamdi Doğan) ı bugün sonsuzluğa uğurluyoruz...

Hamdoş Dayı, bizim yani Karaduman Ailesi’nin çok yakınınydı.

Babamız merhum Halil Karaduman ( Erenler) çok severdi. İkisi de Türkiye İşçi Partisi’nin Gaziantep’teki etkin isimlerinden di.

Şöyle ki; Babamız Erenleri kaybettiğimizde taziye sırasında ilk o duruyordu.

Hamdi Doğan, yayınladığı kitabında Babamdan, kardeşlerim Ayhan ve Gürsel’den bahsetmişti.

TİP nedeniyle gözaltına alınan fırın işçilerinin serbest bırakılması için Babam Halil Karaduman’ın emniyet müdürüne, “ Eğer çalışan işçilerimizi serbest bırakmazsanız yarın Gaziantep’te hiçbir fırın çalışmayacak, yani Antep ekmeksiz kalacak” dediğini hararetle anlatır ve işçilerin serbest bırakıldığını söylerdi.

MİNA URGAN’IN AYAKKABILARINI GİYEREK KONUŞMA YAPTI

TİP adına yaptığı radyo konuşması kitleleri  hareketlendirmişti. Şöyle ki, Hamdoş, bir bakıyorsunuz trenle gittiği Trakya’da,bir bakıyorsunuz Karadeniz’de mitinglerde konuşuyor.

Herkes merak ediyor ‘ kimdir bu Hamdi Doğan ‘ diye..

Ve Ünlü Prof. Mina Urgan, entelektüel çevreye konuşma yapması için Hamdoş Dayı’yı Ankara’ya çağırıyor...

Hamdoş o kadar ünlenmişti ki Gazetelerin birinci sayfasında yer alıyor...

HAMDOŞ NEREYE BAKIYOR

Hamdoş,  gittiği Ankara’da Kızılay’da kendine göre bir ayakkabı ararken, kendisini tanıyan bir gazeteci vitrinde bakan hamdoş’un fotoğrafını çekiyor. Tabii vitrinde cansız mankenler de var. Gazeteci vitrinin arka tarafından Hamdoş’un fotoğrafını çekiyor. Ve bir gün sonra gazetede 1. Sayfada o fotoğraf şu başlıkla yayımlanıyor. HAMDOŞ NEREYE BAKIYOR !

Hamdi Doğan, mağazalarda bütçesine göre ayakkabı bulamayınca konuşma yapacağı salona gidip, konuşma yapmaktan vazgeçtiğini söylüyor. Gerekçe ise ayağında ayakkabısının olmaması.

Bunun üzerine ne oluyor biliyor musunuz?

Prof.Dr. ( Dinozor  Mina Urgan kendi ayakkabısını çıkartıp Hamdoş’a veriyor. Ve Hamdoş, giydiği kadın ayakkabısı ile sahneye çıkıp öyle bir konuşuyor ki, anlı-şanlı akademisyenler ve siyasiler konuşması bittiğinde Hamdoş’u ayakta alkışlıyor.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER HAMDOŞ’U SORDU

Ankara’ya gidiyoruz. Gazeteci Murat Güreş’te var yanımda. Bir dinlenme tesisinde kahvemi içerken Sırrı Süreyya Önder, bana “ Bir çay ikram edecek misin” diyor.

Kahve ve çaylarımızı içerken Sırrı Süreyya Önder “ Hamdoş Dayı ne yapıyor” diye soruyor bana. Uzun süredir görüşemiyorlarmış. Hemen telefonla Hamdoş Dayı’ya ulaşıp görüştürüyorum onları. Telefon görüşmesi bittiğin de Sırrı Süreyya’nın gözlerine bakıyorum. Sevinçli bir gülümseme ve son sözü: Yiğit adamlar bunlar. Eğer halen varsak bu adamlar sayesindedir” diyor.

HAMDOŞ’TAN YEDİĞİM FIRÇA

Beni tanıyanlar bilirler ( !) köylülerle aram pek yoktur. Hamdoş’u görünce ona  Şükrü Erbaş’ın “ Köylüleri niçin öldürmeliyiz” şiirini okurdum. Bir gün bizim evdeyiz. Ağaç fidanları alınmış. Toprağa dikilecek fidanlar. Ama ben ne anlarım ağaç dikiminden. Hemen aşağıya indik. Eline toprağı alarak ufaladı.Sonra, “ Bu fidan bu toprakta olmaz. Bana şurdaki topraktan getir” dedi. Sonra de fidanı toprakla buluşturdu. Bana dönerek, “ Haydi öldür bakalım şu köylüleri” dedi. Fırçayı yemiştim. Hamdoş’un diktiği o ağacın gölgesinde şimdi torunlarım oturuyor.

GÜLE GÜLE GÜZEL ADAM...SENİ UNUTMAYACAĞIZ

15.07.2018 (Atilla Karaduman)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR