Hala çözülemeyen cinayet

A. Mümtaz İdil

Hala çözülemeyen cinayet

Rusya’da yayınlanan Razvedçik dergisinde, 3 Eylül 2012 tarihinde Şilili devrimci ozan-şarkıcı Victor Jara ile ilgili Olga Egorova imzalı bir yazı yayımlanır.

Yazı, bugüne kadar Victor Jara’nın ölümüne bir tanığın gözüyle anlatan bir yazıdır ve yenilikler de içermektedir.

Daha önce bilinen şuydu: Şili faşist darbesi sırasında 11 Eylül 1973 tarihinde Şili’de Pinochet’nin gerçekleştirdiği darbe sonucunda aralarında Şili’li sanatçı Vickon Jara’nın da bulunduğu binlerce vatansever, başkent Santiago’da “Estadio de Chile’ye tıkılır (şimdi Estadio Victor Jara).

İLK KATİL ORTAYA ÇIKIYOR: MANRİQUEZ BRAVO

Stadyuma gelen Pinochet’nin adamlarından Yarbay Mario Manriquez Bravo, gitarıyla “Venseremos” şarkısını söyleyen ve tüm tutsakların da katılımıyla stadyumu bir tören alanına dönüştüren Victor Jara’yı susturmak için önce gitarını parçalar, daha sonra ellerini tüfek dipçiğiyle ezer, sonra dipçiği Jara’nın suratına indirir ve yanındaki sekiz askerle birlikte döverek ünlü şarkıcıyı öldürür. Daha sonra da ellerini bileklerinden keserek stadyumu çeviren tel örgülere asar.

Olga Egorova, Victor Jara’nın stadyuma getirilişiyle birlikte dört gün elektrik verildiğini, işkence gördüğünü, sürekli dayak yediğini anlatır. Bu darbeler sonucu Jara’nın kaburgaları kırılır, ardından da başından tek kurşunla vurularak öldürülür.

Ama Egorova yazısında olayın perde arkasını aydınlatmaya çalışır ve Victor Jara’nın ölümünden asıl sorumlu olan subayların ve kişilerin kimler olduğunu araştırır. Olaydan neredeyse kırk yıl sonra cinayetin arkasında olduğu kanıtlanan ve ABD’ye kaçan eski asker “Prens” lakaplı Edwin Dimter Bianchi’nin CIA’nın Panama kampında eğitim gördüğü ve yakınları tarafından renkli gözleri, uzun boyu ve sarışınlığı nedeniyle “Prens” diye çağrılan Bianchi’nin aynı zamanda son derece sadist ve insanlara acı çektirmekten haz alan bir kişi olduğunu belirtir.

İKİNCİ KATİL: YÜZBAŞI BARRİENTOS NUNEZ

Victor Jara’yı öldüren son darbeyi Bravo’nun değil, emekli Yüzbaşı Pedro Barrientos Nunez olduğu ortaya atılır. Bir yandan da öldürme emrini “Prens” Bianchi’nin verdiği öne sürülmektedir. Bu iddiaları ortaya atan Yargıç Miguel Vasquez olmuştur ve Victor Jara’ya yapılan otopsi raporları sonucunda bu karara varmıştır.

Pinochet’nin devrilmesinden sonra ABD’ye kaçan Nunez’i bu olay nedeniyle FBI sorguladığında, Nunez Estadio Chile’de hiç bulunmadığını söyledi. Florida’nın Deltona kentinde araba alım satım işleriyle uğraşan Nunez, bir televizyon programında kendisine yöneltilen suçlamalar için, “Bu doğru değil, ben Estadio Chile’ye hiç gitmedim. Estadio Chile’yi hiç bilmiyorum. O sıalarda Başkanlık Sarayı’nda görev yapıyordum, yani stadyumun tam tersi istikamette, doğu kesiminde. Victor Jara’nın bile kim olduğunu bilmiyordum,” diye yanıt vermişti.

Ancak Şilili Yargıç Miguel Vasquez’in Victor Jara’nın öldürülüşüyle ilgili kuşkuları var. Ona göre Victor Jara’yı öldüren kurşunu atan Nunez’di. Yargıç Vasquez’in girişimiyle Nunez hakkında uluslararası tutuklama emrini içeren interpol bülteni çıkarıldı. Bu arada ABD’den Nunez’in iadesi için belgeler hazırlandı.

Victor Jara’nın karısı şarkıcı ve söz yazarı Joan Turner Jara kırk yıldır gerçeği bulmak için durup dinlenmeden çalışıyor. Şöyle diyordu bir keresinde: “Ben anlayamıyorum. Gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Bu kadar zor olmamalı kocamın katilini bulmak. Eskiden Şili yargı sistemine bir güven vardı.”

ÜÇÜNCÜ KATİL: “PRENS” DİMTER BİANCHİ

Bir çok tanık, Victor Jara’nın katilinin gerçekte Dimter Bianchi olduğunu söylüyor. Tanıkların anlatımı Bianchi’yi gösteriyor, zira tanımlaması kolay bir tip: Uzun boylu, sarışın, renkli gözlü ve gür sesli. Tanıkların bir kısmı Jara’yı öldüren askeri timin asıl kaptanının Bianchi olduğunu iddia ettiler. Ama Bianchi bütün bu suçlamaları reddetti.

Sosyalist kanat senatörlerinden, Salvador Allande’nin kızı İsabel Allande, “Darbeden yana neredeyse kırk yıldan fazla zaman oldu ve şimdi biz bu iğrenç suçu işleyen ordu subayların isimlerini ancak saptayabildik. Adalet ağır işliyor, ama işliyor,” diye konuşmuştu.

Sonunda, 9 Aralık 2004’te, yani tam 31 yıl sonra Juan Carlos Urrutia adında bir sorgu yargıcı, artık emekli olmuş Manriquez Bravo hakkında dava açar, çünkü Victor Jara öldürüldüğünde, Estadio de Chile stadyumundan sorumlu en yüksek rütbeli subay Bravo’dur. Darbeden birkaç gün sonra Yarbay Bravo, yanında sekiz askerle birlikte stadyuma girdiği ve neredeyse bir katliam şeklinde Jara’yı öldürdüğü iddianamede yer alır. 2014 yılında Yarbay Bravo ve olaya karışan sekiz asker hapse mahkum olur.

Daha sonra savcılık, aralarında Deniz Kuvvetleri eski komutanı olan ve 2006 yılında Şili senatosunda görev yapan Senatör Jorge Aransibia’nın da bulunduğu bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunur. Ancak Edwin Dimter hakkında soruşturma açılamaz, zira Şili’de değildir.

YAYGIN OLAN CİNAYET ÖYKÜSÜ...

Victor Jara’nın yüzlerce kez anlatılan “katledilme” öyküsü bir başka açıdan şöyleydi. “Askerler Victor Jara’nın bulunduğu yere geldiler. Başlarında Yarbay Mario Manriquez Bravo vardı. Bravo, “Kahrolası! Seni tanıyorum. Sen Victor Jara’sın! Şu Marksist, kendini farklı göstermeye çalışan şarkıcı!..”

Bravo, tüfeğinin dipçiğiyle Victor Jara’nın kafasına vurur, Jara yüzün koyu yere kapaklanır. Ardından ayağındaki asker postallarıyla tekmelemeye başlar. Tanıklar onlarca kez tekme attığını söylerler. Bu arada Victor Jara ellerini vücudunun altına sokar, saklamaya çalışır. Muhtemelen Yarbay Bravo, “Senin ellerini...” diyerek tehdit ve küfürler savurmaktadır. Bir ara Victor Jara yüzünü kaldırıp Bravo’ya bakar. Tuhaf bir gülümseme vardır yüzünde. Bu gülümseme Yarbay’ı çileden çıkarmaya yeter.

Yarbay Bravo, “Biz Şilili vatanseverleri zehirleyen şarkılar besteliyorsun o... çocuğu! Çocuklarımıza komünist şarkılar ezberletiyorsun!” diye bağırmaktadır.

BİR TANIĞIN ANLATTIKLARI

Tanıklardan biri o anı şöyle anlatır: “Jara’nın savunmasız vücuduna sayısız tekmeler savurdular. Öylesine bir öfkeyle yapıyorlardı ki tekme atma işini, yüzlerindeki ifadeleri asla unutmayacağım. Bizi silah zoruyla uzakta tutuyorlardı, sevgili Jara’yı kurtarma girişimimizden korkuyorlardı belli ki...”

“Sonunda Victor Jara iniltiler içinde yerde uzanıyordu, ama bu iniltiler merhamet için değil, acı nedeniyle çıkan iniltilerdi. Tek yaptığı şey, işkencecilerinin suratlarına bakmaktı, o kadar. İşte bu sırada Yarbay Bravo tabancasını çekti. Biz o anda Victor’un vurulduğunu sanmıştık. Ama ateş etmedi, sadece bağırıyor ve küfür ediyordu. Victor’un o sırada kanlı yüzüne bakmıştım. Hayatım boyunca o yüzü, gözleri ve alnına dökülen saçları unutamadım...”

Yarbay Bravo çıldırmış gibidir, katliamı izleyen diğer tutuklulara döner ve “Sorun ne piçler!” diye bağırır. “Bu yerde yatan pisliği daha fazla ayakta tutmak mı istiyorsunuz?” Askerlere döner, “Vurun!” diye bağırır yeniden. “Vurun, gebertin şunu!”

JARA’NIN ARKADAŞI VE ÖZEL DOKTORU BARTULİNA’NIN ANLATTIKLARI

Rus gazeteci Leonard Kosiçev, Allande’nin Meksika’da Victor Jara’nın özel doktoru eski Yugoslavya göçmeni Danilo Bartulina ile bir araya gelir. Danilo Bartulina, o karışıklık sırasında mucizevi bir şekilde Şili’den kaçmayı başarmış bir avuç insandan biridir.

Kosiçev, “Victor’u Chile stadyumuna getirilmeden önce görmüştüm. Hapishanede soğuk koridorda taşın üzerine yatırmışlardı. Yüzü gözü morluklar içindeydi. Hatta bir gözü şişten kapanmıştı. Ardından stadyuma götürdüler ve üç gün işkence yaptılar. Daha önce birkaç kez görüşmüştüm Victor ile, kızlarına ve karısına çok düşkündü. Onlar için yeni şarkılar bestelemek istiyordu. Tüm işkencelerde çok cesur davrandı ve asla ‘aman’ dilemedi. İlkelerine hep sadık kaldı.”

“Stadyuma götürdüklerinde tutuklulardan oluşan müthiş bir kalabalık vardı. Beni de götürmüşlerdi. Askerler herhangi bir taşkınlığı önlemek için çok kuvvetli ‘searchlights’ ışıkları kullandılar. Makineli tüfeklerini kalabalığa çevirdiler ve taşkınlığa izin vermediler.”

Kalabalığın arasında Şili komünist hareketinin liderlerinden ve ünlü avukat Litera Quiroga da vardı. Geri çekilmemizi önerdi, çekildik.”

“Yarbay Manriquez ortaya çıktı ve öne çıkan elli kişilik grup için, ‘onları aşağı alın’ talimatı verdi. Bu ‘aşağı alın’ talimatı ölüm anlamına geliyordu, biliyordum. Aşağı dediği yer birer işkence odası haline getirilmiş soyunma odaları ve tuvaletler demekti. Çoğu arkadaşımız ‘aşağı’ alınmıştı daha önceleri ve aralarında geri dönen olmamıştı. Sonradan, ‘aşağıdan’ çıkmış onlarca parçalanmış cesetler gördüm. Kamyonlarla taşınıp sokaklara atılıyorlardı.”

VİCTOR JARA’NIN CESEDİ BULUNUYOR

Eylül ayının sonlarına doğru Victor Jara’nın cesedi “Metropolitano” mezarlığının yakınlarında bulundu. Vücudu kurşun yaralarıyla delik deşik olmuştu. Victor’un eşi Joe Turner Jara ve daha birkaç kişi Jara’nın cesedini gizlice gömdüler. Victor’un cesedi tanınmayacak haldeydi. Boynundaki künyeden cesedin Victor’a ait olduğunu anladılar. Defin işleminden sonra Joe Turner Jara çocuklarıyla birlikte Şili’den kaçmayı başardı. Yanında da bir çok döküman ve belgeyi de Şili dışına çıkarabilmişti. Ceset bulununca Şili resmi açıklama yapmak zorunda kaldı: ‘Halk tarafından çok iyi bilinen, halk bilimci, besteci Victor Jara askeri devriyelerle girdiği çatışma sırasında öldürülmüştür.’”

2009 yılında Victor Jara’nın cesedi karısının gömdüğü yerden çıkarıldı. O sırada yapılan otopsi sonucu Jara’nın birkaç tanesi başında olmak üzere otuzdan fazla kurşun yarası sonucu öldüğü saptandı.

Edwin Dimter’e gelince... Victor Jara’yı katleden sorumluların içinde bulunmasına kanıtlanmasına rağmen Şili’de, Pinochet hükümetinin ardından da ABD’ye kaçıncaya dek adalet bakanlığı ve askerler tarafından korundu. Çalışma Bakanlığı binasında kendisine bir oda verildi. Ancak Dimter buraya hemen hiç uğramadı. Bakanlığın hiçbir işine karışmadı, arkadaşa toplantılarına katılmadı. Aile resimleri ve bazı ucuz kitaplardan başka hiçbir şey olmayan masasına da hiç oturmadı, çünkü Şili’de değildi. Ama itibarından bir şey kaybetmemişti. Bir katil olarak aranmaya başlanması darbeden ancak kırk yıl sonra gerçekleşebildi.

VİCTOR JARA’NIN ÖNEMİ

Şarkıcı, söz yazarı Victor Jara - Latin Amerika'da özgürlük mücadelesinin bir sembolü olarak büyük şair Pablo Neruda ile birlikte anılıyor. Jara’nın acıklı ve insanlık dışı katledilmesi hala belleklerden silinmiş değil. Şili halkı da bu cinayetin sonuçlarını görmek istiyor. Elbette, Pinochet’nin iktidardan uzaklaşması sonucu Şili’de geçmişe dönük bir çok soruşturma ve kovuşturma yapıldı, ama bütün darbe dönemi süresince faili meçhul cinayet o kadar fazlaydı ki, henüz daha mezarı bilinmeyen, cinayete kurban gittiği sanılan ve bulunamayan binlerce insan bulunuyor.

Victor Jara’nın simgesel önemi elbette hem Şili halkı hem de dünya kültür tarihi açısından büyük önem taşıyor. Eline silah almamış, yalnızca şarkıları ve besteleriyle devrimci kimliğini sürdüren Jara’nın öldürülmesi dünyada da büyük etki yaratmıştı. 

2009 yılının Aralık ayında ise Victor Jara’nın otopsi işlemleri tamamlandıktan sora Santiago’da yüz binlerce kişinin katıldığı bir törenle Santiago’nun ana mezarlığına gömüldü.

23.03.2017 (A. Mümtaz İdil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR